Tuncer Bakırhan süreçteki en tartışmalı soruları yanıtladı! Bahçeli'yi de övdü

Tuncer Bakırhan süreçteki en tartışmalı soruları yanıtladı! Bahçeli'yi de övdü
Tuncer Bakırhan, özerklik, vatandaşlık tanımı ve ana dil tartışmaları konusunda çok net konuştu. Türkçe'nin resmi dil olduğunu vurgulayan Bakırhan, Kürtçe için eğitim hakkı talep etti. Bakırhan, “Türkçe resmi dildir, Türkçeyi kendi dilimiz olarak görüyoruz. Bu asla bir tartışma konusu değildir” dedi. Bakırhan, Bahçeli’yi son çıkışı sonrasında da övdü.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin son grup konuşmasındaki sözlerini değerlendirdi. Bakırhan, İmralı Süreci'nde DEM Parti'ye yöneltilen iddialara ilişkin de çarpıcı açıklamalar yaptı.

Tuncer Bakırhan, Devlet Bahçeli’nin Öcalan, Demirtaş ve Ahmet Türk’e gönderme yaptığı konuşması için şu değerlendirmeyi yaptı:

"Ekim 2024’ten beri MHP’nin çıkışları oldukça cesur. Yedi kilitli kafesin içinde hapsolmuş hukuka, özgürlük ve demokrasiye hasret bu toplumun her bir ferdi artık huzura kavuşmak istiyor. Anadolu ve Mezopotamya huzura kavuşmak istiyor. Devlet bey haklı; biz onları anlamakta bazen zorluk çekebiliriz. Onlar da bizi anlamakta zorluk çekiyor. Birbirimizi anlayarak inşallah bu işi çözeceğiz.

Elbette düşüp kalkacağız, elbette bazı yol kazaları yaşanabilir. Sonuçta yüz yıllık virajları keskin olan bir yolculuktan bahsediyoruz. İçinde inkar ve şiddetin olduğu bir asırdan bahsediyoruz. Son yıllarda giderek artan bir ayrışma ve çatışma halinden söz ediyoruz."

Bakırhan, “Sonuçta yüz yıllık virajları keskin olan bir yolculuktan bahsediyoruz” diyerek, Bahçeli’nin açıklamasını şöyle yorumladı:

"Türk milliyetçiliğinin kurucu partisinin lideri ilk defa ezber bozan bir yaklaşımla bakıyor. Bunun kıymeti ve önemi kelimelerle tarif edilemez. Öcalan’ın 40 yıldır arayıp bulamadığı bir muhatap var karşısında. Bu muhataplık Sayın Erdoğan’ın iradesi ve Sayın Bahçeli’nin ezber bozan yaklaşımlarıyla kuruluyor. Sayın Bahçeli buzları, duvarları kırdı. O badireli yolun önünü açtı. Şimdi bu yolu tüm Türkiye için gerekli olan hukuk, adalet ve demokrasiyle döşeme zamanı.

Biz de diyoruz ki ‘coğrafyamız barışa, hukuk rayına, sandık iradesine, siyasi tutuklular özgürlüğe ve bu halk hak ettiği bahara kavuşuncaya kadar bizim de sözümüz nettir ve arkasındayız.’ Sayın Bahçeli’nin ‘dediğimizin arkasındayız’ cümlesini önemsiyoruz. Bu perspektifi artık hayata geçirmek iktidarın sorumluluğundadır"

Öcalan’a af talebi konusunda DEM Parti’nin yaklaşımını da açıklayan Bakırhan, şunları söyledi:

"Bizim dediğimiz şuydu: Sayın Öcalan bu süreci yürütecek en yetkili kişidir ama orada tutulduğu sürece bu müzakereleri sağlıklı yürütebilmesi mümkün değildir o nedenle kendisine müzakereleri bizzat yönetebileceği özgür yaşam ve özgür çalışma koşulları/imkanları verilmelidir"

ÖZERKLİK İDDİALARINA YANIT

Özerklik iddialarına yanıt veren Bakırhan, güçlü yerel demokrasi talebini şöyle anlattı:

"21. Yüzyıldaki küresel ve ulusal düzenin aksine dünyada ve Türkiye’de yeni bir merkez-yerel ilişkisine ihtiyaç var. Bu ihtiyaç sadece Kürtlerin yaşadığı kentler için değil tüm Türkiye için ve belki de en çok İstanbul gibi metropoller için gereklidir. Merkez ile yerel arasında yeni bir formülasyon hem merkezin yıpranmışlığına çözüm bulur hem de yerelin nefes almasını sağlar. Türkiye’yi bölmek değil demokrasiyi büyütmek istiyoruz. “Özerk bölge” tartışması da yok. Talebimiz güçlü yerel demokrasi, eşit yurttaşlık ve ortak vatan içinde hukukun güvencesiyle birlikte yaşamdır.

Cumhuriyet’in 102. yılını geride bırakırken, kendimize şunu sormalıyız: “Bu cumhuriyet gerçekten hepimizin cumhuriyetine nasıl dönüştürebiliriz?” İşte bugün tam da bunu yapma fırsatımız var. Cumhuriyeti tekrar kurmak zorunda değiliz ama onu demokratikleştirmek, herkesi kucaklayan bir yaşam biçimine dönüştürmek zorundayız"

"TÜRKİYE'Yİ BÖLME GİBİ BİR HEDEFİMİZ YOK"

"Bölünme iddialarına" da sert çıkan Bakırhan, şunları vurguladı:

"Belki biz de yeteri kadar kendimizi anlatamadık. Bir de yıllarca bize dair yanlış algılar oluşturuldu. Bahsettiğiniz çevrelerin öyle düşünüyor olmaları bizim asıl hedefimizin az önce söylediklerim gibi olduğu gerçeğini değiştirmez. Biz bu toprakların evladıyız, misafiri değil. Kürtler binlerce yıldır bu topraklarda yaşıyor, burada doğuyor, burada ölüyor. Bizim Türkiye’yi bölme gibi bir hedefimiz yok. Bu ülkede onurlu, eşit ve özgür yaşamak istiyoruz. Türkiye bizim de ülkemiz, bunu kimse bizden alamaz, biz de kimseye vermeyiz. Hukuk dışına itilen Kürtlerin hakkının ve hukukunun korunması gerektiğine inanıyoruz. Sadece Kürtlere de değil hepimiz hukuk ve demokrasi lazım"

ANAYASA'DA MİLLET TANIMI TARTIŞMASI

Tuncer Bakırhan, Anayasa'da vatandaşlık tanımıyla ilgili önerilerini şöyle özetledi:

" Yüz yıl önce ulus-devlet inşa edilirken, imparatorluk bakiyesinden devlet hakim bir ulus inşası gerçekleştirmek istedi. O günden bu yana Türkiye’de Türklük, bir kesim dışında hep etnik bir kavram olarak kabul edildi. Bugün de böyle. Türklük kavramının etnik değil, Kürtleri ve diğer halkları kapsayan kültürel-tarihsel bir içerikte olduğu iddiası sosyo-psikolojiye ve bilimsel ölçütlere aykırıdır. Bu konuda yanlış anlaşılıyoruz. Biz vatandaşlık tanımında ‘Türk’ün yanına Kürt’ü koyalım ve devam edelim’ demiyoruz. Bakın Memduh Bey, TBMM Komisyon Raporumuzda da bu konu var. Oradaki önerimiz de “Anayasal vatandaşlık tanımının etnik vurguya girmeden kapsayıcı bir şekilde gözden geçirilmesi ve barış odaklı düzenlemelerin yapılabileceği” üzerinedir. Biz ‘herhangi bir etnik kimlik vurgusu olmasın, herkesi kapsayan Türkiye yurttaşlığı vurgusu olsun’ diyoruz. Etnik anlamda nötr bir vatandaşlık tanımıyla herkes kendisini bu ülkenin anayasasına, birlikte yaşamına, ortak değerlerine daha fazla ait hisseder.

Türkiye’de arttığını öne sürdüğü ırkçılığa ilişkin de Bakırhan şunları ifade etti:

“Türkiye’de son dönemde hem siyasi hem iktisadi nedenlerle ciddi bir ırkçılığın geliştiğine ve Kürtlerin bundan çok rahatsız olduklarına dikkatinizi çekmek isterim. Bu ırkçılığın Türkiye toplumunun tümünde olmadığının farkındayız ama biliyorsunuz, ırkçı söylem kışkırtıcıdır. Aslında ırkçılığı büyüten şey, ırkçı söyleme karşı iktidar başta olmak üzere siyaset kurumunun yeterli tepkiyi göstermemesi ve çoğunluk nüfusun sessiz kalmasıdır. Bu sebeple, ırkçılığa karşı duralım.”

ANA DİL VE RESMİ DİL TARTIŞMALARI! "TÜRKÇE RESMİ DİLDİR"

Ana dil tartışmasına ilişkin de net konuşan Bakırhan, şunları söyledi:

"Kürt halkının haklarını savunmak ‘ırkçılık’ değil eşit yurttaşlık mücadelesidir. Irkçılık, hakları gasp edip kimliği inkâr etmektir. Kürtçe anadil eğitim hakkı kimseye üstünlük değil ayrımcılığın bitmesi, devletin tüm dillerine eşit mesafede durmasıdır. Öncelikle aracılığınızla bir şeyi net ifade edeyim. Türkçe resmi dildir, Türkçeyi kendi dilimiz olarak görüyoruz, bu asla bir tartışma konusu değil. Türkiye’nin resmi ve ortak dilinin Türkçe olmasıyla ilgili hiçbir sorunumuz yok. Elbette iletişimi standardize ederken ortak bir dil gerekiyor. Bu da Türkiye için Türkçedir. Ama bu ülkenin vatandaşı olan Kürtlerin de ana dilinde eğitim hakkı analarının ak sütü gibi helaldir. Biz buna saygı duyarak herkesin kendi anadilini öğrenmesinin sağlanması ve desteklenmesini öneriyoruz. Kürtçe, Lazca, Çerkesce ve diğer dillerin öğrenilmesi kimse için tehdit değildir ve ana dilde eğitim istemek de ırkçılık değildir."

Suriye’de Şam yönetimi ve SDG arasındaki anlaşmayı değerlendiren Bakırhan, şu mesajı verdi:

"Suriye’de Kürtler ‘çözümü Şam’da görüyoruz’ diyorlar. Üniter yapıdan yanalar. Suriye’nin birliğinin demokratik olmasını arzuluyorlar. Suriye meselesi Türkiye’yi sadece güvenlik açısından değil, kendi iç barışı, demokratik tutumu ve bölge dinamikleri açısından da ilgilendiriyor. Suriye’nin demokratik karaktere ve istikrara kavuşması Türkiye’yi siyasi olduğu kadar coğrafi ve iktisadi olarak da güçlendirir. Bu sebeple Türkiye, Suriye iç barışına yatırım yapmalı halkların haklarının yanında yer almalıdır. Bu ülkede yaşayan milyonlarca Kürt’ün, Çerkez’in, Türkmen’in, Alevi’nin kardeşi Suriye’de. Onların da hakkı korunsun."

Nefes'ten Memduh Bayraktaroğlu'na konuşan Bakırhan, Orta Doğu’daki dönüşüme dair görüşlerini şöyle açıkladı:

"Orta Doğu’daki gelişmeler çoğunlukla devletlerin pozisyonları ve etnik kimlikler üzerinden konuşuluyor ama önemli bir eksen de yaşam biçimleriyle ilgilidir. Yeni Orta Doğu’ya dair temel kaygılardan biri seküler yaşamın korunması ve yaşam biçimlerine müdahale edilmemesi üzerinden kurulmalı diye düşünüyoruz."

İSRAİL SORUSUNA TEK CÜMLE İLE YANIT

Bakırhan, son olarak İsrail’le ilişkilere dair soruya da kısa bir yanıt verdi:

“Bizim DEM Parti olarak İsrail ile herhangi bir ilişkimiz yok.”

Kaynak:Halk TV Haber Merkezi