Süreçte provokasyon yeni değil! 12 sene önce de yaşanmıştı
Mardin’in Nusaybin ilçesinde Türk bayrağına yönelik yapılan saldırı, 2014'teki Çözüm Süreci'nde Diyarbakır’ın Lice ilçesinde yaşanan benzer bir olayı hatırlattı.
8 Haziran 2014’te, Diyarbakır 2. Hava Kuvvet Komutanlığı önünde toplanan bir grup gösterici, gönderdeki Türk bayrağını indirerek provokasyon yapmıştı. Olaydan bir gün önce, 7 Haziran'da Diyarbakır-Bingöl karayolunu kapatan gruba müdahale sırasında Ramazan Baran adlı genç yaralanmış ve hastanede hayatını kaybetmişti.
Baran’ın cenazesinden sonra düzenlenen protestolarda Ömer Mutlu isimli bir gösterici, askeri birlikteki bayrağı indirmişti. Mutlu, 13 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırılmış, olay ülke genelinde düzenlenen mitinglerle protesto edilmişti.
Şivan Perver gözyaşları içinde ABD'ye seslendi: Bizi kullanıp attınız
SÜRECİN KRİTİK AŞAMASINDA PROVOKASYON
Ekim 2024’te MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin çağrısıyla başlayan terör örgütü PKK'nın feshini başlatan İmralı Süreci'nde Meclis’te kurulan komisyon da rapor yazım aşamasına geldi. Yasal düzenlemeler de konuşulmaya başlandı.
Düzenlemeler konuşulurken ve Suriye'de Şam yönetiminin de SDG/YPG'ye operasyonlarının ardından Mardin Nusaybin'de Türk bayrağına provokasyon düzenlendi. Kamışlı sınırındaki Türk bayrağı bir grup tarafından indirildi.
Türk bayrağına karşı hadsizliğe karşı herkes sert tepki verdi. DEM Parti de bu durumu kınadığını belirterek kabul edilemez olduğunu ifade etti:
"Nusaybin-Qamışlo sınırında meydana gelen bayrak indirme olayını kesinlikle kabul etmediğimizi ifade etmek isteriz. Türkiye toplumunun ortak değeri ve ülkenin sembolü olan bayrağa saygısızlık yapılması asla kabul edilemez. "
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de provokasyonun ardından sert bir açıklama yaptı. Bahçeli, DEM Parti'ye seslendi. Bahçeli, şunları ifade etti:
"DEM Parti’nin ve bu kapsamda konuşma yapan eş başkanların Türk bayrağının indirilmesinden birinci derecede sorumlu oldukları açıktır .Özellikle DEM Eşbaşkanı Tuncer Bakırhan’ın; dikkat, ciddiyet, fehamet, nezaket, mehabet, mensubiyet, mesuliyet, kemaliyet, akli ve vicdani duyarlılık taşımayan gafil konuşmasının mahut tahrik ortamının tansiyonunu iyice arttığı bir gerçektir.
Terörsüz Türkiye’nin aşama aşama gerçekleştiği şu günlerde dil, üslup ve zihniyet sorununun yoğunlaşması maalesef gerilimi canlı tutmakta, ümitleri sekteye uğratmaktadır
DEM Parti bir karar vermek durumundadır: PKK’nın kurucu önderinin yanında mı yoksa karşısında mıdır?
Sabır ve sinirleri tahrip etmenin sonu hiç kimseye bir şey kazandırmayacak, bilakis ve bilahare uzatılan el kalkan yumrukla yer değiştirebilecektir.
Son tahlilde Fırat’ın doğusu, tıpkı batısı gibi terörden ve kanlı hesaplardan tamamıyla arındırılmalıdır. O gün işte bugündür. Terörsüz Türkiye’den taviz vermeden, provokasyonlara son derece dikkat ve uyanıklık göstererek barış ve huzur yolculuğu devam etmelidir"