Şam yönetimi ve SDG arasında diyalog için yoğun çaba sarf edildi
Suriye geçici hükûmeti, Halep’in Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde bulunan SDG'nin 10 Mart Mutabakatı doğrultusunda bölgeyi ayrılması için yaklaşık 10 aydır çeşitli düzeylerde siyasi temaslarda bulundu.
6 Ocak'ta başlayan Şam yönetiminin operasyonun ardından SDG mahalleleri terk etti. Bölgede siviller de tahliye edildi. SDG'nin çoğunlukla tek ettiği söylense de yer yer bazı sokaklar da çatışma olduğu kamuoyuna yansıdı. Şam yönetiminin bugün geri çekilme kararının gelmesinin ardından yaptığı ateşkesin üzerine de kamikaze drone saldırısı da tansiyonu yükseltti.
Şam yönetiminin süreçte SDG ile doğrudan temas kurduğu öğrenildi. Mazlum Abdi ve İlham Ahmed ile beraber bazı aktörlerin uzlaşıya açık tutum sergilediği aktarıldı.
Şam Yönetimi Şeyh Maksud'da SDG'den açıklama geldi
Şeyh Maksud’a yönelik operasyon hazırlığı sonrası Kandil yönetimi, bölgede kalan SDG unsurlarına “kalın ve savaşın” talimatı verdi. Bu talimata rağmen Şam yönetimi, sivil kayıpları önlemeye yönelik tutumunu sürdürdü.
Güvenlik kaynakları, çatışmaların sorumluluğunun, uzlaşıyı reddederek çatışmayı terör örgütü PKK'nın körüklediğini belirterek şu açıklamda bulundu:
"Harekâtın ilk aşamalarında Şeyh Maksud'un dış mahalleleri ciddi bir çatışma olmadan YPG unsurlarından temizlenmiştir. Ancak Eşrefiye mahallesi boşaltıldıktan, Şeyh Maksud mahallesi ise kuşatıldıktan sonra Kandil yönetiminden bölgede sıkışan unsurlarına "kalın ve savaşın" talimatı geldiği görülmüştür.
Suriye ordusu, Kandil'in “çatışın” talimatına rağmen sivil hassasiyetini sürdürmüştür. PKK'nın uzlaşı yerine çatışmayı önceleyen tavrı neticesinde, tüm kayıpların sorumluluğu Kandil'indir.
PKK, Kürt mahallelerinde yaşayan insanları canlı kalkan ve atış mevzisi olarak kullanarak, sivil halkın can ve mal güvenliğini tehlikeye atmayı sürdürmektedir. Suriye ordusunun Şeyh Maksud’un tümünde kontrolü sağlamış olmasına rağmen hastane ve çevresindeki bazı binalara yerleşen PKK kadroları, hasta ve yaralıların da hayatını hiçe saymaktadır
Suriye ordusunun sivil hassasiyeti gözetmesi, sivil kaybına izin vermeme çabaları PKK’nın hastaneye yerleşmesindeki esas nedendir.
PKK'nın bölgedeki tüneller aracılığıyla saklandıkları noktalardan yapmış oldukları keskin nişancı atışlarıyla pek çok Suriye güvenlik görevlisi de şehit olmuştur."
DİYALOG İÇİN İLK GÜNDEN BU YANA YOĞUN ÇABA
Kürtlerin Suriye'nin asli unsurlarından biri olduğunu vurgulayan güvenlik kaynakları, Türk güvenlik güçlerinin diyalog için çaba sarf ettiğini belirtti. Bu diyalog zemini için de ilk günden beri girişimde bulunulduğu öğrenildi.
İmralı Süreci'nde dikkat çeken güvenlik kaynakları şunları aktardı:
"Sivillerin zarar görmeden bölgeden ayrılması için oluşturulmaya çalışılan uzlaşı ise PKK tarafından engellenmeye çalışılmıştır.
PKK, bölgede yaşananları Kürt halkına yönelik etnik bir saldırı olarak nitelemeye çalışmaktadır. Tüm bu yaşananlar, eli silahlı bir terör örgütünün kendi çıkarları için temsilcisi olduğunu iddia ettiği Kürt halkının güvenliğini hiçe saymaktan başka bir şey değildir.
Bölgede yaşananlar PKK'nın lanse ettiği üzere bir Arap - Kürt çatışması değildir. Çatışmaların esas sebebi PKK'nın Suriye'nin geleceğini ve kaynaklarını sömürme kaygısıdır.
PKK'nın SDG üzerindeki baskısı da Suriye'de siyasi bir uzlaşı zeminine zarar vermektedir.
Kürt halkı Suriye'nin bir parçası ve asli unsurudur. Rejimin yıkılmasından sonra Suriye'de etnik ve dini temelli ayrıştırıcı politikalar terk edilmiştir. Buradaki temel amaç ve gösterilen çaba; Suriye’deki tüm unsurların katılacağı uzlaşı ve mutabakat ile oluşturulacak bir zemin doğrultusunda ortak bir gelecek kurmalarının sağlanmasıdır.
Yaşanan tüm bu olaylara rağmen, Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde başlayan Terörsüz Türkiye süreci devam etmekte olup, söz konusu bu olaylar süreci akamete uğratamayacaktır."