Bahçeli'den ortağına üç başlıkta üç mesaj

MHP Lideri Bahçeli, Cumhurbaşkanı ve AKP Lideri Erdoğan’a üç başlıkta mesaj verdi. Trump’ın politikalarına karşı çok sert sözler kullandı. Halep ve SDG/YPG konusunda hükümetten daha katı bir çizgi çizdi. Emekli maaşlarını “sefalet ücreti” olarak niteleyip acil düzenleme istedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Grup Toplantısı'nda ittifak ortağı Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı'na dikkat çeken mesajlar verdi.

TRUMP MESAJI

Cumhurbaşkanı ve AKP Lideri Erdoğan, Trump’ın Venezuela politikası karşısında “itidalli” bir dil kullanırken, Bahçeli çok sert ifadeler kullandı. Trump’ı küresel bir çeteleşme ve terörle suçlarken, Erdoğan Trump’a yönelik herhangi bir sert ifade kullanmadı.

Bahçeli, ABD'nin 'vazo' gibi parçalanacağını belirtip şunları ifade etti:

"ABD Başkanı’nın savunduğu küresel çeteleşmedir, vandallığın taltifidir, şiddete ve silaha dayanan siyasetin kıtaları, coğrafyaları gayri ahlaki, gayri hukuki ve zorbaca abluka altına almasıdır.

Dizginlenmeyen hırslar, fren tutmayan ihtiraslar insan aklının önüne geçmiştir.

Akıl ve vicdan köprüsü yıkılan Trump’ın zincirleme çılgınlıkları, günbegün yayılan fütursuzluk ve pervasızlıkları dünyayı karanlık bir uçurumun kenarına kadar sürüklemiş durumdadır.

Trump’ın, “bu sorunu ister nazikçe, ister sertçe çözeceğiz”, açıklaması yangına körükle giden bir sorumsuz ve şuursuzun dayatmasından başka bir şey değildir.,

Türkiye olarak her ihtimali sıfır hatayla ele almak, yüksek bir öngörüyle değerlendirmek, nitekim buna muvafık siyasi, askeri ve ekonomik tahkimatı sabır ve sebat içinde yapmak artık vatan, millet ve bekanın şerefidir.

19’uncu yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’na hasta adam yaftası vurmuşlardı.

Bugünün dünyasında gerçek hasta adam Amerika Birleşik Devletleri’dir.

İçeriden çürümüş, büyük oranda insan kalitesini yitirmiş, anlam ve varlık nedenini kaybetmiş toplum yapısına sahip olan ABD’nin kristal vazo gibi 50 parçaya ayrılacağı günler emin olunuz uzak değildir."

HALEP ÇATLAĞI

Bahçeli, Halep’teki SDG ve Suriye geçici yönetimi ile ilgili de görüşlerini beyan etti. Bahçeli, konuşmasında DEM Parti ve SDG’ye yüksek tonda sert eleştirilerde bulundu. Erdoğan’ın da MYK toplantısında Halep’teki olayları 10 Mart mutabakatı için bir “tarihi fırsat” olarak nitelediği öğrenildi.

Bahçeli, SDG'nin muhatap olamayacağını şu sözlerle belirtti:

"SDG/YPG’nin Ankara’ya davet edilip müzakere edilmesini istemek ya aceleye getirilmiş bir açıklama veya meseleyi kavrayamayan ve gerçekleri göz ardı eden bir akıl tutulmasıdır. İsrail’in güdümündeki terör örgütüyle pazarlık nasıl olacaktır?

Türkiye Cumhuriyeti böylesi bir zillete nasıl onay verecektir? Muhatap bellidir, PKK’nın kurucu önderinden başkası asla değildir."

Bahçeli şunları ifade etti:

"Halep’in Eşrefiye ile Şeyh Maksut mahallerini içine alan çatışmalar her açıdan düşündürücüdür. SDG/YPG yanlış üstüne yanlış yapmıştır.

Halep oradaysa arşının Şam’da olduğu netleşmiştir. Trump ise ayaküstü bunları satmıştır. Şu gerçeği tekrar vurgulamakta yarar olacaktır: PKK’nın örgütsel varlığı feshedilmiş, silahlar bırakılmıştır.

Bu terör örgütünün uzantısı olan SDG/YPG’nin de akıbeti aynı olmalıdır.Bizim için yegane geçerli olan İmralı’nın 27 Şubat çağrısı barışa ve kucaklaşmaya davettir, üstelik bölücü terör örgütünün bütün yapılarını bağlamaktadır.

SDG/YPG bundan bağımsız değildir, olması da mümkün değildir. Görünen gerçek aynısıyla şöyledir: Özellikle Mazlum Abdi isimli terörist Siyonizm’in yandaşıdır, İsrail’in kuklasıdır, PKK’nın kurucu önderliğine saygısız ve sadakatsizdir.

Hiç kimse, bilhassa DEM Parti Halep’te Kürt kardeşlerimize saldırıldığını, kanlarının döküldüğünü söyleyemez, söylese bile bunun inandırıcılığından bahsedilemez. Kürt kardeşlerimizin kanı bizim kanımızdır, acısı bizim acımızdır.

Halep’te sivilleri canlı kalkan yapan, masumların arkasına saklanan, onları ölüme sürükleyen SDG/YPG’dir. Çok şükür Suriye ordusu sivilleri sabırla ve tam tekmil halinde tahliye etmeyi başarmış, onların kılına bile dokunmamıştır.

DEM Parti yetkililerinin “Türkiye’yi uyarıyoruz” diyerek başlayan söz ve açıklamaları, SDG/YPG’yi aklama ve arkalama niyetleri hakikaten çok üzücü ve sorunlu bir dildir.

Terörsüz Türkiye’nin adım adım gerçekleştidiği bir süreçte her türlü fedakarlık yapılıyorken birden bire Halep gerekçesiyle sokaklara dökülmek, sivri dile saplanıp kalmak, Diyarbakır’dan İstanbul’a kadar meseleyi bağlamından koparıp istismar etmek hiç kimseye bir şey kazandırmayacaktır.

Bilinmelidir ki, Türk’ün kanı Kürt’e, Kürt’ün kanı da Türk’e haramdır. Çünkü biz kardeşiz, biz kader ve keder ortağıyız.

SDG/YPG’nin Ankara’ya davet edilip müzakere edilmesini istemek ya aceleye getirilmiş bir açıklama veya meseleyi kavrayamayan ve gerçekleri göz ardı eden bir akıl tutulmasıdır. İsrail’in güdümündeki terör örgütüyle pazarlık nasıl olacaktır?

Türkiye Cumhuriyeti böylesi bir zillete nasıl onay verecektir? Muhatap bellidir, PKK’nın kurucu önderinden başkası asla değildir.

DEM Parti’nin Türkiye partisi olma yönündeki demokratik ve dengeli mücadelesini görmekle beraber, eski hastalıkların tekrar ve zaman zaman bir kez daha nüksetmesinin sorumluluk ahlakıyla çatışacağını düşünüyorum. Hatırlatmam maruz görülsün, fakat bu parti Türkiye’nin partisidir ve bu haliyle Türkiye’ye parmak sallaması asla ve kata meşru, masum ve makul görülemeyecektir.

Halep’te sükûnetin tesisi sevindirici bir gelişmedir. Suriye’nin siyasi ve toprak bütünlüğü muhakkak korunmalıdır. SDG/YPG’nin muhatabı Suriye Cumhuriyeti devletidir, nihayet 10 Mart Mutabakatının zamanı dolsa da karşılıklı uzlaşma, yapıcı görüşme ve müzakerelerle İmralı’nın da çağrısı olan entegrasyon süreci tamamlanmalıdır.

Tarih ve coğrafyayı birbirine bağlayarak barış kuşağının sıcaklığı milletimizin ve bölge halklarının bahtını ve yolunu açacaktır. İnancımız, irademiz, ümidimiz ve hedefimiz de bu şekildedir.

Uyuyan vicdanları deyim yerindeyse çekiç darbeleriyle uyandıracağız. Çoğulcu cehaletin tutsağı olanları mutlaka aydınlatıp ikna edeceğiz. Türk’ün kaderi Kürt, Kürt’ün kaderi Türk’tür diyeceğiz. Eli silahlı, eli kanlı, vicdanı lekeli, kalbi nasırlı teröristleri aramızdan çekip çıkaracağız. Türkiye’mizin ve bölgemizin telafisi mümkün olmayan bir yıkıma sürüklenmesini önlemek hepimiz için milli bir görevdir.

Herkes üstüne düşen sorumluluğu, siyasi hesapları bir kenara bırakarak yerine getirmelidir. Biz herkesi Türk milletinin vazgeçilmez bir evladı olarak görüyoruz. Milliyetçi Hareket Partisi milletimizin her evladına kapısını açıyor. Bu topraklara vatanım diyen herkese ocağını açıyor. Bu insanlara milletim diyen herkese kucağını açıyor. Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı, bu bayrak benim, bu ülke benim diyen herkese gönlünü açıyor.

İçinden geçtiğimiz hassas ortam tahrik ve kışkırtmalara açıktır ve müsaittir. Bu nedenle önümüzdeki süreç dikkat, sağduyu ve akıl gerektirmektedir. Türk milleti müsterih olsun. Gönlünü geniş tutsun. Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı çatışma için değil, kardeşlik için vardır.

Ancak, milli varlık tehlikeye düşerse gereğini yapmaya da hazır olduğumuz kesinlikle unutulmamalıdır. Bayrağın gönderden indiği yerde, Bin yıllık kardeşliğin katledilmek istendiği anda; Maldan, mülkten ve candan vazgeçmeyen bin kere namerttir. Bu bizim Türk tarihine olan şeref borcumuzdur. Türk milletine olan namus borcumuzdur. Bu vatan sahipsiz değildir."

SEFALET ÜCRETİ İTİRAFI

Bahçeli, son olarak da iktidarın emekliye verdiği ücreti “sefalet” olarak tanımladı.

Bahçeli, iktidarın reva gördüğü 20 bin lira ücrete karşın emekli için düzenleme istedi. Bahçeli şunları ifade etti:

"Diğer altını kalın bir şekilde çizerek ifade etmeliyim ki emeklilerimizin derdi

En düşük emekli maaşı alan ve sayıları yaklaşık 5 milyona yaklaşan kardeşlerimizin sosyal ve ekonomik durumlarını iyileştirmek için gerekirse elimizi değil gövdemizi taşın altına koymalıyız. Onlar üzülürken bizler rahat olamayız. Onlar sefalet ücretine değil en azından insanca yaşayabilecekleri bir seviyeye taşımalıyız. Emeklilerimizin sonuna kadar yanındayız."