Ne şeker ne tuz! Afiyetle zehirlenmenin en lezzetli yolu
Tahmin ettiniz mi sofralarımızın bu gizli eşlikçisini ?
Her gün fark etmeden tükettiğimiz, işlenmiş gıdaların gizli kahramanı: Monosodyum Glutamat (MSG). 1908’de Japon bilim insanı Dr. Kikunae Ikeda tarafından deniz yosunundan izole edilen bu katkı maddesi, kısa sürede “lezzet artırıcı” olarak tüm dünyaya yayıldı. Çorba tozlarından fast food zincirlerine, soslardan atıştırmalıklara kadar sayısız üründe karşımıza çıkan MSG, gıda endüstrisi için maliyetleri düşüren mucizevi bir bileşen gibi görünse de, sağlık üzerindeki etkileri uzun yıllardır tartışma konusu.
Bir yanda “zararsız” diyen resmi kurumlar, diğer yanda nörotoksik etkiler, bağımlılık riski ve çocuklarda doğal tat algısının bozulduğu yönündeki iddialar var… Peki gerçekten MSG, soframızdaki görünmez tehlike mi, yoksa abartılmış bir korku mu?

Monosodyum glutamatın kökeni Japonya'ya dayanmaktadır. Japonlar, binlerce yıldır besin açısından zengin deniz yosununu lezzet artırıcı olarak kullanmışlardır; ta ki Dr. Kikunae Ikeda 1908'de bu lezzet artırıcıyı deniz yosunundan başarıyla izole edene kadar.
Monosodyum glutamat, maliyet etkinliği nedeniyle gıda endüstrisinde yaygın olarak kullanılmaya başlandı ve şu anda neredeyse tüm işlenmiş gıdalarda bulunuyor.
Bu bileşiğin sık kullanımı nedeniyle, doğal aromalı yiyecekler, özellikle çocuklar olmak üzere, bu tür aroma artırıcılara alışkın kişiler için daha az lezzetli hale gelebilir.
Bilimsel araştırmalar, monosodyum glutamatın nörotoksik etkilere, alerjilere ve diğer sağlık sorunlarına neden olabileceğini öne sürüyor.
Glutamat reseptörlerinin hücrelerde bulunduğu durumlarda bazı kanser türlerinin daha hızlı gelişeceğini öngörüyorlar.
Bu, glutamattı. Dr. Ikeda daha sonra bu maddeyi Na-glutamat olarak pazarlamak üzere bir şirket kurdu. Zamanla, tatsız yiyecekleri "iyileştirmek" amacıyla kullanılan bu renksiz, kokusuz, hızla çözünen kristal toz, Batı dünyasına da ulaştı. Gıda endüstrisi bu büyük fırsattan yararlandı ve önemli maliyet düşüşleri umuduyla, ciddi bir test yapmadan kullanmaya başladı.
![]()
1970'lerde, fast food pazarında büyümeye başladığında, gıdalarda sodyum glutamat kullanımı da muazzam derecede arttı. Bugün neredeyse her şeyde bulunuyor. İşlenmiş gıdaların çoğunda ve fast food yemeklerinin %90'ından fazlasında yüksek miktarlarda bulunan bir maddedir.
Birçok çocuğun doğal aromalı sebze ve meyveleri sevmemesinin tesadüf olmadığını, yiyeceklerinde bu aroma artırıcıların varlığına çok alışmış durumda olduğunu iddia ediyor araştırmalar. Medya reklamlarında yer alan, "özenle seçilmiş malzemeler, lezzetin büyüsü ve lezzetin inceliği" ile iştah açıcı olarak tanıtılan yiyecekler de elbette bu bağımlılığı pekiştiriyor.
Çorba tozları, çorba küpleri, soslar, konserve ürünler, baharat karışımları, baharat tuzları, dondurulmuş hazır yemekler, sosisler, şarküteri ürünleri, soya ürünleri, alkolsüz içecekler, patates gevreği, atıştırmalıklar vb. birçok üründe temel bir bileşendir. Ayrıca, bu yiyecekleri tüketmek de bağımlılık yapar, diyor araştırmanın uzmanları.
DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER:
• Etiketlerde “MSG”, “E621” veya “monosodyum glutamat” olarak geçer.
• Fast food zincirlerinde kullanılan ürünlerin %90’ından fazlasında MSG bulunabilir.
• Doğal gıdalarda bulunan glutamat ile endüstriyel MSG farklıdır; doğal glutamat genellikle daha düşük yoğunluktadır.
MSG’NİN EN YAYGIN GÖRÜLDÜĞÜ YERLER

• Hazır çorbalar ve çorba tozları
• Cipsler ve atıştırmalıklar
• Soslar, ketçap, mayonez, baharat karışımları
• Konserve ürünler ve dondurulmuş hazır yemekler
• Sosis, salam, sucuk gibi şarküteri ürünleri
• Fast food yemekleri (hamburger, pizza, tavuk ürünleri)
• Soya sosu ve bazı soya ürünleri
• Gazlı içecekler ve aromalı içecekler
• Patates gevreği ve hazır noodle ürünleri
• Doğal olarak: domates, parmesan gibi bazı peynirler
Bazı araştırmacılar sodyum glutamatın bir nörotoksin veya sinir zehir olduğu konusunda taviz vermiyor ve beyin hücrelerinin yanı sıra hipofiz bezinin kontrol ettiği işlevleri tahrip ederek şu belirtilere neden olabileceğini: migren baş ağrıları, mide bulantısı, kusma, ishal, astım atakları, denge bozuklukları, göğüs ağrısı, hızlı kalp atışı ve çocuklarda davranış bozuklukları ve alerjik belirtilerin de görülebileceğini söylüyor.
Sofrada küçük bir devrim: Lezzetten ödün vermeden 6 adımda tuzu azaltın
Uzmanlar ayrıca kişiden kişiye değişen bir hassasiyet olduğu üzerinde yoğunlaşmakta. Bazı kişilerde en küçük miktar bile anında reaksiyona neden olurken bazılarında ise sessizce yüzeyin altında etki gösterdiği, o yüzden çocukların en büyük risk altında olduğu çünkü onlarda kan-beyin bariyeri daha az geliştiğinden ve toksik maddeler beyne daha kolay ulaştığı ifade edilmekte. Son araştırmalara göre, Na-glutamat sadece alerjilere değil, Parkinson veya Alzheimer hastalığı gibi nörolojik değişikliklere de neden olmaktadır, açıklaması bulunmakta.. Zararlı etkileri hakkında bir makale 1968 yılında ünlü bir Amerikan tıp dergisinde yayınlanmış ve o zamandan beri sayısız deney sitotoksik etkisini kanıtlandığı iddia edilmektedir.
Bir bardak limonlu su ile hayatınız değişir mi?
Şişelenmiş su sandığınız kadar masum değil!
Glutamat, bir nörotransmitter olan ve beyindeki nöronlar arasında bilgi iletiminde rol oynayan bir amino asittir. En yaygın kanser türlerinin ( meme, prostat, cilt, kolon, akciğer, yumurtalık ve baş-boyun tümörleri) glutamat reseptörlerine sahip olduğu iddia edilmektedir. Bu tümörler çok fazla glutamat salgıladığında, çok daha hızlı büyür ve yayılırlar ve ayrıca standart tedavi yöntemlerini de engellediği de iddialar arasında.
Anda kal çünkü hayatın tekrarı yok!
Şekeri unutun! Bir sonraki kahvenize zeytinyağı eklemeye hazır mısınız?
MSG’SİZ ÜRÜNLERİ AYIRT ETME REHBERİ
1. ETİKET KONTROLÜ
• “Monosodyum Glutamat”, “MSG” veya E621 yazıyorsa içinde var.
• “Lezzet artırıcı” veya “aroma verici” ifadeleri de genellikle MSG içerir.
• “Doğal aromalar” ifadesi MSG yerine kullanılabilir, dikkat et.
2. RİSKLİ KATEGORİLER

• Hazır çorbalar, noodle ürünleri
• Cipsler, krakerler, baharatlı atıştırmalıklar
• Sosis, salam, sucuk gibi işlenmiş et ürünleri
• Hazır soslar (ketçap, mayonez, soya sosu)
• Dondurulmuş pizza ve hazır yemekler
MSG’SİZ ALTERNATİFLER
• Ev yapımı soslar (domates, yoğurt bazlı)
• Doğal baharatlar (kimyon, kekik, zerdeçal)
• Taze sebze ve meyveler
• Ev yapımı çorba ve yemekler
• “MSG-free” veya “E621 içermez” ibaresi olan ürünler
Monosodyum glutamat (MSG),
Gerçek şu ki, MSG ne tamamen “masum bir lezzet artırıcı” ne de “dünyanın en zehirli maddesi” olarak tek boyutlu bir etiketle açıklanabilir. Önemli olan, tüketici olarak bilinçli seçimler yapmak: Etiketleri okumak, doğal gıdalara yönelmek ve işlenmiş ürünleri sınırlamak. Böylece hem lezzetten vazgeçmeden hem de sağlığımızı koruyarak dengeli bir yol izlemek mümkün.