İsmail Saymaz
‘Bir şeyiniz yok’ dediler, bizi gönderdiler
Umut Baran Dündar, 13 Kasım 2025’te saat 02.15’te Fatih’teki restoranına doğru yürürken, ‘Harbour Suites Old City Otel’in önünde ambulansın beklediğini gördü.
Yardım için durdu.
Sağlık görevlileri, içeride bulunan kişilerin ambulans istediğini ancak cam kapıyı açıp otele giremediklerini söyledi.
Dündar, etrafta bulduğu sert cisimlerle 10 dakika boyunca cama vurduysa da kırmayı başaramadı.
Mahalleden Murat Ayın’ı görüp “Yardıma gel. Halim kalmadı” dedi.
Ayın, cam kapının ardında 37 yaşındaki baba Servet Böcek’in iki yaşındaki kızı Masal’ı kucağında halsiz bir şekilde tuttuğunu, yerde oturur vaziyette olduğunu gördü.
Nihayet, otel çalışanı Muhammad Moeen Ud Din Chıshtı, yemek için gittiği kebapçıdan dönüp kapıyı açtı.
Servet ve Masal Böcek’e ambulansta müdahale ettiler.
Dündar, babaya “Odanızda başka biri var mı?” diye sordu.
“Eşim ve oğlum var “ dedi baba.
Dündar ve Ayın, 202 numaralı odaya çıktılar.
Anne Çiğdem, bazanın üzerinde yarı baygın uzanmış haldeydi.
Dündar’a “Beni boşver, oğlumla ilgilen” diye seslendi.
Dündar, beş yaşındaki Kadir Muhammet’in nabzına baktı.
Nabzı alamadı.
Çocuğu kucağına alarak, alt kata indirip ambulansa teslim etti.
Tekrar odaya çıkıp 36 yaşındaki anne Böcek’i aşağıya taşıyarak, lobide koltuğa yatırdılar.
Bir ambulans daha istediler.
Dündar, Böcek’e “Ne oldu?” diye sordu.
Böcek, şöyle karşılık verdi:
“Zehirlendik. Dün Çapa Hastanesi’ne gittik. Oradan da aşağıda bulunan hastaneye gittik. Serum takıp ‘Bişeyiniz yok’ dediler, bizi gönderdiler. Midye yedik, midyeden zehirlendik.”
Anne ve babanın son sözleri
Dakikalar sonra ambulans geldi.
Baba Okmeydanı Prof. Dr. Cemil Taşçıoğlu Şehir Hastanesi’ne getirildi.
Polisler baba Böcek’le görüştüler.
Böcek, 9 Kasım 2025 günü gezmek için Türkiye’ye geldiklerini, 11 Kasım’da Ortaköy’e gittiklerini, tezgahtan midye yediklerini anlattı. Kumpircilerin karşısındaki restoranda oturduklarını, kendisinin kokoreç yediğini, eşi ve çocuklarının çorba içtiğini, lokumcudan lokum aldıklarını, otele geldiklerini, kısa süre sonra mide bulantısı hissettiklerini söyledi.
12 Kasım sabahı rahatsızlıkları sürünce Bezmialem Hastanesi’ne gittiklerini, kendisi ve eşine serum verildiğini anlattı. Çocuklarının Çapa Tıp Fakültesi’nde tedavi edildiğini, taburcu olduktan sonra gece fenalaşarak hastaneye geldiklerini kaydetti.
Baba Böcek, polislerle görüşürken, kendisini iyi hissetmemeye başladı ve entübe edildi. İfade işlemi kesildi.
Anne Böcek de Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde polislerle konuşurken fenalaştı.
Art arda öldüler
Masal ve Muhammet Kadir, 13 Kasım’da can verdi.
Anneleri ertesi gün…
Babaları 15 Kasım’da hayatını kaybetti.
Adli Tıp raporunda “Kişilerim ölümünün otelde böcekleri öldürmek amacıyla uygulanan ilaca bağlı zehirlenme sonucu meydana gelmiş olduğu” saptandı.
Üç İtalyan
Baba Böcek’in son nefesini verdiği gün otelde kalan üç İtalyan uykularından kusarak uyandı.
Mustafa Taamart ve Ayaoub Hamraous 11 Kasım’da, yakın arkadaşları Fakhri Reda ise bir gün sonra gezmek için İstanbul’a gelip aynı otele yerleşmişti.
15 Kasım’da ambulansla hastaneye gittiler.
Dönerden zehirlendilerini düşündüler.
İfadelerinde şöyle dediler:
“Bir an önce memleketime gitmek istiyorum.”
Üç İtalyan hayatta kaldı.
Kokudan rahatsız olunca oteli kilitleyip kebapçıya gitmiş
Otelin Pakistanlı çalışanı Muhammad Moeen Din Chıshtı, 11 Kasım’da Servet Böcek’le karşılaşmış. Böcek, “Galata’ya, Sultanahmet’e, sahile gideceğiz. Hangi yolları kullanabiliriz?” diye sormuş.
Chıshtı, yolu tarif etmiş.
Ertesi gün gördüğü Böcek’e “Dün nasıldı?” diye sormuş.
Böcek, şöyle karşılık vermiş:
“Sahilde midye yedik, midemiz çok kötü, gece biz de çocuklar da çok kötüydü. Hiç uyuyamadık. Çocuklar sürekli kustu, odayı temizleyebilir misiniz? Ayrıca hangi hastaneye gidebiliriz?”
O da en yakın sağlık ocağını tarif etmiş.
Chıshtı, aynı gün saat 22.30’da tekrar mesaiye gelmiş.
Resepsiyonun yanındaki 101 numaralı oda ilaçlandığı için kokudan rahatsız olmuş. Otelde kalanları uyaracağına resepsiyona telefon numarasını ve dış kapının anahtarını bırakıp çıkmış. Dış kapıyı kilitleyip yandaki kebapçıya gitmiş. Yemeği yedikten sonra otelden “Açın kapıyı” diye sesler duyunca iş yerine geçmiş.
Chıshtı, şöyle dyor:
“Kapıda ambulans gördüm. Hemen kapıyı açtım. Ağzında kan bulunan Servet Böcek'in kolundan tutarak dışarı çıkmasına yardımcı oldum. Servet, ‘Odada eşim ve oğlum hasta şekilde bekliyor’ dedi. Anne Çiğdem de lobiye geldi fakat hali çok kötüydü, ayakta duramıyordu, sürekli karnını tutuyordu.”
Aile üç ambulansla hastaneye götürüldü.
Ne şirketin ne ilaçlama yapan işçinin sertifikası var
DSS’nin sahibi Zeki Kışı, şirketi yedi yıl önce kurduğunu ifade ediyor.
Şirketin adresi yok.
Home-ofis olarak hizmet veriyor.
İnternette yayınladığı bir ilanla müşteri buluyor.
Genellikle evlerde ve iş yerinde ilaçlama yapıyorlar.
Kışı, sertifasının olmadığını kabul ediyor.
İlaçlama işini sigortasız ve yevmiyeli olarak çalıştırdığı Doğan Cağferoğlu ile 'adını hatırlamadığı bir şahıs’ ile yapıyor.
Kışı, “Cağferoğlu’nun da sertifikası yoktur” diyor.
‘Alfasc’ ve ‘Cypermetrin’ adlı ilaçları suyla karıştırıp böcekleri ilaçladığını belirterek, “Bunlardan başka ilaç kullanmayız. Alfasc ve Cypermetrin’i nereden aldığımızı hatırlamıyorum” diye konuşuyor.
11 Kasım’da gelen telefon üzerine oteli ilaçlaması için Cağferoğlu’nu gönderdiğini anlatan Kışı şöyle diyor:
“Cağferoğlu, tek başına giderek ilaçlama yaptı. Hangi otele dahi gittiğini bilmiyorum.”
Oğlu Serkan Kışı ise şirkette sigortalı olmak dışında ilaçlama işiyle ilgisinin olmadığını iddia ediyor.
‘Sertifikaya gerek yok’ demişler
Cağferoğlu ise şirkette iki üç aydır çalışıyor.
Sertifikası yok.
Kendisine işi öğreten ‘Serhat’ isimli çalışan, “Sertifikaya gerek yok” demiş. Serhat’a bu bilgiyi patron Zeki Kışı söylemiş!
Cağferoğlu, yaptığı işlemi şu şekilde anlatıyor:
“Görevli ilaçlama yapılacak odayı gösterdi. Alfasc ve Cypermetrin isimli ilaçlarıı suyla karıştırarak, püskürttüm. Oda içerisinde 16-17 bölgeye filit jel isimli böcek ilacı kullandım. Bu ilaç jel kıvamındadır ve böceklerin yemesi için belirli aralıklarla odaya konur. İlaçlamadan önce tuvalet kapısını ve havalandırmayı kağıt bantla kapattım. İlaçlamadan sonra odanın kapısını bantlayarak, ayrıldım.”
Cağferoğlu, oteli ağustosta da ilaçladığını söylüyor.
Kuran kursunu ilaçlarken bir çocuğu zehirlemişler
İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü’nün 15 Kasım 2025’teki raporuna göre DSS, 2022’de Fatih’teki Kumrulu Kuran Kursu’nda meydana gelen ve A.U. adlı çocuğun zehirlenmesine yol açan ilaçlamayı yapan şirket…
DSS hakkında 1 Aralık 2022’de suç duyurusunda bulunuldu.
Fakat dava açılmadı.
Biyosidal ürün (ilaçlama) şirketleri ile bu şirketlerde çalışanların kayıtlarının tutulduğu ‘Cevsis’ adlı sistemde DSS’ye ait kayıt bulunmuyor. Cağferoğlu’na ilişkin sertikaya rastlanmadığı ve bu kişinin izinsiz ilaçlama yaptığı belirtiliyor.
İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü’nden izin belgesi olmadan yapılan ilaçlamanın 'Biyosidal Ürünlerin Kullanım Usul Ve Esasları Hakkında Yönetmelik’ hükümlerini ihlal ettiği kaydediliyor.
DSS’nin hangi ürünleri kullanıp kullanmadığı, Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsat verilen ürünlerden olup olmadığı, kullanım şekilleri ve kimyasal içerikleri ile toksikolojilerine ait herhangi bir kanaat oluşmuyor.
Yanlış kimyasal kullandılar
Bilirkişilerin hazırladığı 21 Ocak 2026 tarihli rapora göre:
Otel, yetkili firmalarla çalışmalı, ilaçlama planını, kimyasalın ruhsat ve MSDS (Malzeme Güvenlik Bilgi Formu) belgelerini istemeli ve risk değerlendirmesi yapmalıydı. Otel, bu yükümlülüklerini yerine getirmedi.
DSS ve Cağferoğlu, sertifika olmaksızım bilinçsiz ve usulsüz işlem yaptı.
Böcek Ailesi’nin kusuru bulunmuyor.
Yanlış kimyasal (alüminyum fostif) kullanan, yetkisiz personel çalıştıran, güvenlik önlemlerini almayan, ilaçlama yetkisi sertifikası bulunmayan ve izinsiz faaliyet gösteren DSS firmasının yetkilileri Zeki ve Serkan Kışı asli kusurlu bulundu. Cağferoğlu, ilaçlama sertifikası, bilgisi ve deneyimi olmamasına rağmen bu işi yaparak, ölümlere yol açtığı için asli kusurlu görüldü.
Otel sahibi Hakan Oğlak, yetkisiz ve ehliyetsiz kişilerle çalışıp iş sağlığı ve güvenliği önlemleri alınmaksızın ilaçlama yapılmasına onay verdiği için asli kusurlu sayıldı.
Chıshtı, tali kusurlu sayıldı.
Doktorlar hakkındaki soruşturma da Memur Suçları Bürosunda devam ediyor.
İlaçlama yapılan odadan Böcek’lerin odasına hava geçiyor
İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün olay yeri inceleme raporunda, ilaçlanan 101 numaralı oda ile Böcek Ailesi’nin kaldığı 202 numaralı oda altlı üstlü.
Isınma sistemine ait tesisat boruları ahşap dolap kapakları içerisinde 101 numaradan 202’ye, 202’den üst kata geçiyor.
Boruların çevresinde boşlukların bulunduğu, alt kattan üst kata hava geçişi olduğu kanaatine varıldı. 101 numaralı odadaki ilaçlama neticesinde ortaya çıkan zararlı gazların Böcek Ailesi’nin bulunduğu üst kata çıktığı değerlendiriliyor.
İddianamede, teknik ve tıbbi önlem alınmadan ilaçlama yapılmasını, acil durumda müdahale edecek bir personel bulundurulmaması, aöilenin yardım almasının geciktirilmesi olayın ölümle sonuçlanmasında başlıca etkenler.
Normalde, ilaçlama yapacak şirket ve personelin Sağlık Bakanlığı’ndan izin alması, ekipte en az bir tıbbi teknolog, sağlık memuru, hemşire, kimya teknisyeni veya ziraat teknisyeninin bulunması gerektiği belirtiliyor.
DSS’nin İl Sağlık Müdürlüğünce yetkilendirilmiş bir biyosidal ürün iş yeri olmadığı, ilacın izinsiz kullanıldığı ifade ediliyor. Cağferoğlu’nın ‘alüminyum fosfit’ aktif maddeli ‘fumigas %57 TB’ adlı ürünü kullanarak, bilinçsiz, usulsüz ve sertifikasız şekilde ilaçlama yaptığı iddia ediliyor.
İddianamede şöyle deniyor:
“İnsanların bulunmadığı, hava hacminin fazla olduğu meyve depolama alanlarında meyve güvesi ve bunun gibi zararlılar ile mücadele amacıyla kullanılan alüminyum fosfit fumigasyon kimyasalın insanların yoğun olarak bulunduğu alanda DSS adlı firma tarafından uygulanmasının olayın gerçekleşmesine sebep olduğu anlaşılmıştır.”
DSS yetkilileri Zeki Kışı, Serkan Kışı ve Doğan Cağferoğlu ile otel sahibi Hakan Oğlak ve çalışanı Muhammad Moeen Ud Dın Chıshtı’ya bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olmaktan iki yıldan 15 yıla kadar hapis cezası isteniyor. Bu suç bilinçli işlendiği için ceza üçte birden yarısına kadar arttırılabiliyor.