Aynı gol 2 defa nasıl yenir?

21 Şubat 2021. Fenerbahçe, sahasında Göztepe ile karşılaşıyor. Korneri kısa kullanmayı tercih eden Fenerbahçe’nin atağında top, ceza yayının 5 metre kadar önüne düşüyor. Topa kimse hareketlenmiyor. Kaptırılan top sonrası Fenerbahçe savunma ve orta sahası, geriye dönemiyor ve golü kalesinde görüyor. Ozan Tufan, 5 metre daha önde dursa o topu kaptırmayacak ve Fenerbahçe atak tazeleyecek. 8 Nisan 2021. Yeni Malatyaspor – Fenerbahçe maçı. Fenerbahçe korner kullanıyor. Malatya savunmasının karşıladığı top ceza yayının 5 metre kadar önüne düşüyor. Fofana, topla 80 metre kadar kat etip, Mustafa’ya asist yapıyor. Fenerbahçe, şampiyonluk yolunda çok önemli 2 puan bırakıyor... 

Aralarında 3 ay olan bu 2 maçta Fenerbahçe neredeyse birbirinin kopyası 2 gol yiyor. Dizilim hatası, alan paylaşma hatası, bireysel hata... Göztepe maçında yenilen gol sonrası fatura Ozan Tufan’a kesilmiş olmali ki 4-5 maç kadar kesik yiyip, kulübede bekliyor. Bugün de seken topa yetişemeyen yine Ozan Tufan... Bir takım aynı golün kopyasını 3 ay içinde ikinci defa yiyorsa, bu kime yazar? Hocaya yazsak ilk golü yiyen Erol Bulut, ikinciyi yiyen Emre Belözoğlu... İki golde de Ozan Tufan’ın hatasını görüyoruz. Koca takımda dönen topları karşılamak tek başına Ozan’a mı ihale ediliyor?.. Bunun üzerine ciddi şekilde düşünmek gerek. Erol Hoca’nın göremediği Emre Belözoğlu da görmemiş olacak ki Fenerbahçe, kullandığı kornerler sonrası kalesinde tehlike yaşıyor. Sorun, Ozan Tufan’ın sezgileri ya da geç tepkileriyle alakalı olabilir mi? Fiziksel olarak geç hareketlenmesinden kaynaklı olabilir mi? Takımın arasındaki iletişim eksikliğinden olabilir mi? Her biri ya da hepsi olabilir. 

Maça Gustavo  Ozan – İrfan Can orta sahası ile başlayan sarı lacivertliler, Mert Hakan – Pelkas – Ferdi üçlüsüyle bitirdi. Bu iki ayrı orta saha kurgusu ve 90 dakika arasında bence ikinci 45 dakika daha tatminkardı. Çünkü ilk yarıda topla daha fazla oynayan taraf olmasına rağmen Fenerbahçe tempo yapamadı, baskı kuramadı, organize atak geliştiremedi ve topu nitelikli kullanamadı. Yüzde 70’e yakın topla oynama üstünlüğü varken, aynı üstünlüğü pas sayılarında kuramadı. Bu da Fenerbahçeli oyuncuların paslaşmak yerine bireysel becerileri ile kilidi açma gayretinden kaynaklıydı. Belki ikinci yarıya Osayi Samuel’siz başlamak Emre Belözoğlu’nun daha olgun bir oyun isteğinden kaynaklıydı. 

Ancak Emre Belözoğlu’nun bu talebi, skor olarak geri dönmedi. İkinci yarı daha pas oyunu oynayan Fenerbahçe, son dakikalarda net fırsatlar yakalamış olsa da bunların tamamı, gereğinden fazla yarı sahasına gömülen Yeni Malatyaspor’un  çekingen oyunundan kaynaklıydı. 

Emre Belözoğlu, bir şeyleri kökünden değiştirmek, yapı inşa etmek için değil, elden kayıp gitmekte olan bir sezonu kurtarmak amacıyla geldi. Kimse ondan büyük revizyonlar beklemiyor. Zaten bunu yapması için zamanı da yok. Ama Erol Bulut zamanındaki edilgen oyundan da farklı bir tablo ortaya koyması gerekiyor. Zira bu sene elden kayıp gitse bile seneye ne olacağını Emre Belözoğlu’nun takıma oynattığı futbol belirleyecek. Ancak Emre Belözoğlu, henüz Erol Bulut’un teknik direktörlük koltuğundan kalktığına dahi kimseyi ikna edebilmiş değil. Erol Hoca varken ne oluyorsa Emre Hoca varken de o oluyor. Takım yine temposuz, yine aynı golleri yiyor ve duran top harici gol bulamıyor... Futbol direktörü olarak başladığı sezonu mecburen teknik direktör olarak devam ettiren Emre Belözoğlu, hangi koltukta daha iddialı şimdilik bilmiyorum ama yönetimin takım üzerinden yaratmasını umdukları o şok etkisinden zerre eser yok. Kulübede hala Erol Hoca’nın ruhu dolaşıyor...
 

Önceki ve Sonraki Yazılar