Atilla Köprülüoğlu

Atilla Köprülüoğlu

Karanlığı aydınlatan ozan: Aşık Veysel

Türk Halk Şiiri’nin ‘’Şiir Gibi’’ ozanıdır.Halkını anlatan halkın içinden gelen bir halk şairidir.

Anadolu bilgesidir.

Karanlık dünyasını şiirleriyle, türküleriyle aydınlatmıştır.

Sözlerini, sazıyla bütüne tamamlamıştır.

Yaşamı; yoksulluk ve darbelerle geçmiştir..Bir tür

ızdırap çemberidir !

Bağlama öğrenmiş, Köy Enstitülerinde saz

öğretmenliği yapmıştır yıllarca..

Hoşgörü, birlik temalıdır yapıtları..

Türkçe ile çok çok iyi dosttur..

‘’Benim sadık yarim kara topraktır’’ yazarak

"Tabiat Ana’'ya bağlılığını bildirmiştir her dem !

İflah olmaz bir Mustafa Kemâl Atatürk hayranıdır..

O’nun için türküler, ağıtlar yakmıştır;

‘’Atatürk’ün eserleri/Söylenecek bundan geri

Bütün dünyanın her yeri/Ah çekti vatan ağladı’’

‘’Atatürk’e Ağıt’’tandır bu dizeleri..

Yıl 1933. Yani; Cumhuriyetin 10.Yılı..

“Türkiye’nin ihyası Hazreti Gazi,/ Kurtardı

vatanı düşmanımızdan,/ Canını bu yolda eyledi feda,

/ Biz dahi geçelim öz canımızdan”ı

Yazar, çalar ve söyler..Sonra türküsünü Gazi’ye

söylemek için ‘’Angara’’ yolları’na düşer..

Kıyafetinden ötürü yaklaştırmazlar Atatürk’e..

(O günden sonra sürekli ceketli ve fötr şapkalıdır! )

Günlerce kıvranır çok sevdiği ‘’En Büyük Değer’’

ile tanışmak için..

Olmaz, olamaz!

Tesadüf ya radyoda sesini duyar bir gün Gazi Paşa.

Yıllarca Cumhuriyet’te de yazmış Mustafa Ekmekçi,

1 Ocak 1973’te Yeni Ortam’da şöyle anlatır hadiseyi:

‘’ Gazi; radyoya telefon etmiş, saz çalıp türkü

söyleyenin bulunmasını istemiştir.

Bütün gece İstanbul’da Veysel aranır.

Ne yazık ki, Kuledibi’nde Mehmet Efendi’nin

kapıcı dairesinde gecelediklerini bilemezler.

Mustafa Kemâl’i görme fırsatı kaçmıştır. Radyo Müdürü

Mesud Cemil, bir mektup yazar onunla

Dolmabahçe Sarayı’na gitmelerini ister.

“Ne çıkar ikbale bakalım” derler. Sarayı’na varırlar,

“Akşam Atatürk bizi aratmış, şimdi duyduk, geldik” derler.

Gerisi Âşık Veysel’den:

“ Alt kata vardık, tabii orada oturanlar, paşalar,

şunlar, bunlar…

Yaver Şükrü Bey geldi. Mektubu verdik, açtı, okudu:

“O bir zevk zamanı idi malum ya, şimdi çalışma zamanı.

Haber veremem dedi, adresimizi aldı. Öyle kaldı görüşemedik

(...)

Ben Atatürk’ü çok seviyorum. Ama, herkes gerek şahsen,

gerekse fotoğrafından görüyorlar, istifade ediyorlar.

Ben ise bunların hepsinden mahrumum. Kulaklarımın

sesini işitmeyi candan arzu ediyorum, dedimse de kısmet olmadı!"

Uzun İnce Bir Yolda;

"Bulmuş

doğruyu dost dost diye/Varmış yarine toprak ile/

Sadık olan dostun yüzü ile’’

Ruhi Su, Neşet Baba, Aşık Mahsuni gibi

iyi ki bu topraklardan geçtin.

Her sözün yüreklerde.

Dostların seni hatırlasın Aşık Veysel!..

Önceki ve Sonraki Yazılar
Atilla Köprülüoğlu Arşivi