Son dakika | DEM Parti: Sürecin en önemli aktörü Öcalan'dır! Buna göre hareket edilmeli

Son dakika haberi... DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Türkiye'deki sürecin en önemli aktörünün terör örgütü lideri Öcalan olduğunu ve buna göre hareket edilmesi gerektiğini söyledi. Grup toplantısı sonrasında soruları yanıtlayan Hatimoğulları, Hakan Fidan'ın 'Suriye ayağı bittikten sonra Irak ayağı da var' sözlerine tepki gösterdi.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin TBMM grup toplantısında açıklamalarda bulundu. Hatimoğulları, sürecin en önemli aktörünün Öcalan olduğunu ifade edip buna göre hareket edilmesi gerektiğini söyledi:

  • "Umut hakkı Sayın Abdullah Öcalan dahil ağırlaştırılmış müebbet rejimindeki siyasi tutsaklar için tanınmada hukuki bir zemin tanınmazsa hukuki zemin eksik kalır. Ayrıca şu bilinmeli ki bu sürecin en önemli aktörü Sayın Abdullah Öcalan'dır ve buna göre hareket edilmelidir."

HAKAN FİDAN'IN SÖZLERİNE TEPKİ

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan dün katıldığı TV yayınında Irak'taki PKK varlığına dikkat çekerek şu sözleri kullanmıştı:

"PKK, Türkiye’de işgal edebildiği hiçbir alana sahip değil. Ama Irak’ta çok geniş toprak parçalarını işgal ediyor. Sorun benim sorunum olmaktan ziyade artık senin (Irak) sorunun olmuş durumda. Sen nasıl bir egemen devletsin ki bunun varlığına bu şekilde izin veriyorsun? İnşallah Irak, Suriye’deki gelişmelerden ders çıkarır ve oradaki geçiş daha akıllıca, daha kolay olur"

Tülay Hatimoğulları, Fidan'ın bu sözlerine tepki göstererek şu ifadeleri kullandı:

"Suriye'de 30 Mart mutabakatının hayata geçmesiyle beraber süreç çok ciddi bir biçimde hafifledi. Biz hafiflemiş olan bu süreçte yol alınması gerektiğini düşünüyoruz. Bu haftadan itibaren Türkiye'nin temel gündemi ve temel konusunun komisyonun çalışmaları ve yeni atılacak somut adımların olmasını beklerken Sayın Hakan Fidan'ın yapmış olduğu bu açıklamayı son derece talihsiz buluyoruz."

ekran-goruntusu-2026-02-10-133808.png

Adeta haritadan bakarcasına yeni arızalar nasıl yaratılabilir, yeni yokuşlar nasıl üretile bilir diye bakılıyor. Yaptığı bu açıklamayı bu sürecin ruhuna uygun olarak görmüyoruz. Biz bölgesel düzeyde barışın ilerlemesi için daha yapıcı adımların atılmasını beklemekteyiz.

Hatimoğulları'nın haftalık grup toplantısındaki konuşmasından bir kısım şu şekilde:

"SOMUT ADIMLAR ATILMADI"

Değerli yurttaşlarımız, Türkiye'deki barış ihtiyacı uzunca bir süredir Suriye, Rojava'ya ve sınır ötesindeki gelişmelere bağlandı. Her defasında önce orası, önce orası denildi. Barış sürecinde somut adımlar atılmadı. Biz DEM Parti olarak defalarca söyledik, Türkiye'de barışı başka dosyaların rehinesi haline getirmeyin dedik.

"TÜRKİYE'YE BÜYÜK SORUMLULUKLAR DÜŞÜYOR"

Bugün gelinen noktada SDG ve Şam yönetimi arasında 30 Ocak mutabakatı imzalandı. Pratikte bu mutabakatın gereklilikleri üzerinde pratik çalışmalar yürütülüyor. Uluslararası topluma düşen görev, bu mutabakatın sağlıklı bir şekilde hayata geçmesi için destek ve katkı sunmaktır.

**

Türkiye'ye bu konuda çok daha büyük görev ve sorumluluklar düşüyor. 30 Ocak mutabakatı sabote edilmemeli, komşu ülke Suriye'de bu mutabakatın hayata geçmesi için azami düzeyde bir katkı sağlanmalı. Bu hem Suriye'nin hem Türkiye'nin geleceği için hayati önemdedir. Gelelim Türkiye'deki sürece. Bakın, 30 Ocak mutabakatıyla şimdilik bir yol alınıyor.

"İKTİDARIN ELİNDE MAZERET KALMAMIŞ OLMALI"

Artık Türkiye'deki iktidarın ve devlet aklının elinde mazeret kalmamış olmalı. Şimdi süreci hızlandırmanın tam da zamanı. Milli dayanışma, kardeşlik ve demokrasi Komisyonu ortak rapor yazım sürecinde sona gelmiş bulunuyor. Bizce bu rapor temennilerin ötesine geçmelidir. Barışı gerçekten mümkün kılacak siyasal ve hukuki bir çerçeve ortaya koyulmalıdır.

**

Sürecin gereklilikleri yerine getirilmelidir. Biz DEM Parti olarak bu barış sürecini üç temel perspektiften ele alıyoruz. Birincisi demokratikleşmedir. Barış demokrasiden sonra hatırlanacak bir hedef değildir. Demokrasiyle eş zamanlı yürütülmek zorundadır. Bu yüzden demokratikleşmenin vazgeçilmez koşulu kayyım uygulamaları kaldırılmalıdır. Seçilmişler makamlarına, kayyumlar kendi görevlerine dönmelidir. Komisyon raporu barış sürecini güvenceye alacak özgürlük yasalarını ve demokratik entegrasyon düzenlemelerini açıkça önermelidir.

"SİYASETÇİLERİN ÖZGÜRLÜĞÜNE KAVUŞMASI SÜRECİN ÖNEMLİ PARÇALARINDAN"

Barış dağda olanların, sürgünde olanların, ülkesinden koparılanların demokratik yaşama onurlu bir biçimde katılımı sağlayacak bir süreçtir. Siyasal faaliyetleri nedeniyle cezaevinde tutulan siyasetçilerin özgürlüğüne kavuşması bu sürecin önemli parçalarından birisidir.

**

Anadilde eğitim bir lütuf değildir. Bir haktır. Kültürel inkar sürdükçe barış kök salaması. Kalıcı güvence ise Anayasal vatandaşlık ve tekçiliği reddeden eşit yurttaşlıktır. İkincisi hukuktur. Hukukun askıya alındığı yerde barış kalıcı olamaz. AYM, AİHM kararlarının uygulanmadığı bir ülkede barış söylemi inandırıcılığını yitiriyor.

DEMİRTAŞ, YÜKSEKDAĞ VE KAVALA MESAJI

Bakın sevgili Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, tüm Kobani Davası tutsakları, Osman Kavala, Can Atalay, Taysun Kahraman, Çiğdem Mater ve bütün siyasi mahbuslar içerideyken barış sağlam bir zemine oturamaz. Kent uzlaşısı nedeniyle tutuklu bulunanlar, bütün seçilmiş belediye başkanları derhal serbest bırakılmalıdır. Komisyon raporu TCK, TMK ve infaz kanununda kapsamlı değişiklikleri önermelidir. TMK Demokratik siyaseti kriminalize eden bir araç olmaktan çıkarılmalı. İnfaz rejimi toplumsal barışı güçlendirmeli.

"SÜRECİN EN ÖNEMLİ AKTÖRÜ ÖCALAN'DIR! BUNA GÖRE HAREKET EDİLMELİ"

Umut hakkı Sayın Abdullah Öcalan dahil ağırlaştırılmış müebbet rejimindeki siyasi tutsaklar için tanınmada hukuki bir zemin tanınmazsa hukuki zemin eksik kalır. Ayrıca şu bilinmeli ki bu sürecin en önemli aktörü Sayın Abdullah Öcalan'dır ve buna göre hareket edilmelidir.

**

Üçüncüsü ise özgürlükler. Barış toplumun nefes alması demektir. Düşünce ve ifade özgürlüğü, örgütlenme ve basın özgürlüğü olmadan barış olamaz. İnanç ve ibadet özgürlüğü sağlanmalıdır. Aleviler başta olmak üzere bu ülkede yaşayan farklı halklardan ve inançlardan yurttaşlarımızın özgürce ibadetlerini yerine getirebilecekleri, kendini bu toprakların üvey evladı değil, öz evladı olarak hissedebilecekleri bir uygulama hayata geçmelidir.

**

Eğitim, sağlık, sosyal güvenlik gibi temel sosyal haklar üzerinde mutlaka çalışılmalıdır. Kadınların ve çocukların yaşam hakkı korunmalıdır. Şiddet ve istismara karşın etkin bir mücadele yürütülmelidir. Zira kadın cinayetlerini durduracağız platformunun yeni yaptığı açıklamada sadece Ocak ayında 22 kadın cinayeti, 14 şüpheli kadın ölümü gerçekleşmiş.

"DEM PARTİ OLARAK ÇOK NETİZ"

Bugün yol alınacaksa demokrasi, hukuk ve özgürlükler ertelenmemelidir. Biz DEM Parti olarak çok netiz. Barış iktidarın ya da bir başkasının kullanacağı bir aparat olamaz. Barış demokrasi ile birlikte yürüyen, hukukla birlikte güvence altına alınan, özgürlüklerle güçlenen bir halk iradesidir.

**

Gerçek ve onurlu bir barış, hakiki bir güvenliğin ta kendisidir. Eğer gerçekten bu sürece bir dinamizm kazandırılmak isteniyorsa aynı tas, aynı hamamla devam edilemez. Gözle görünür bir değişimin başlaması şarttır. Adres bellidir: Demokrasi, hukuk ve özgürlüklerdir.

**

Bunun dışındaki her söz, ertelemenin bir başka adıdır. Biz bu ülkenin haklarına, halklarına karşı sorumluluğumuzun gereği bütün görev ve sorumluluklarımızı harfiyen yerine getirmeye devam edeceğiz. Barış için artık söz değil, adım atma zamanıdır. Biz DEM Parti olarak duruşumuzda gayet netiz.

**

Neyin arkasında, neyin karşısında olduğumuzu hep açıkça ifade ettik. Biz barışın, demokrasinin, hukukun üstünlüğünün ve özgürlüğün arkasındayız. Neyin karşısındayız? Tahakkümün, inkarın karşısındayız. Baskının, yargı operasyonlarının karşısındayız. Korkutmanın, susturmanın, manipülasyonla siyasi mühendislik yapılmasının karşısındayız.

**

Çünkü biz biliyoruz ki barış geldiğinde, demokrasi güçlendiğinde bu ülkede hukuk işleyecek, özgürlükler olacak. Türkiye kazanacak, hepimiz hep beraber kazanacağız. Bunun için büyük bir inançla, bilinçle, eylemle mücadele etmeye devam edeceğiz.

ERDOĞAN İLE GÖRÜŞME TARİHİ NETLEŞTİ Mİ?

"Heyetimizin programında Sayın Cumhurbaşkanıyla görüşme var. Fakat bunun ne zaman gerçekleşeceğine dair henüz bir bilgimiz yok. Bununla ilgili bir gelişme oldukça heyetimiz ve parti sözcülerimiz bunları sizlerle paylaşacaklar.

(Resmi talepte bulunuldu mu sorusu?

"Resmi talepte henüz bulunulmadı ama bir görüşme talebinin olduğu zaten herkesçe biliniyor. Basın da bunu defalarca yazdı. Bu gerçekleştiği zaman sizlerle tarihini paylaşacağız."

Kaynak:Halk TV Haber Merkezi