Sezgin Tanrıkulu Silivri'den seslendi: Unutmayacağız!

Silivri'de İBB Başkanı ve Cumhurbaşkanı Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere tutuklu siyasetçi ve belediye başkanlarını ziyaret eden CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, çıkışta açıklamalarda bulundu.

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Silivri'deki Marmara Cezaevi'nde İBB Başkanı ve Cumhurbaşkanı Ekrem İmamoğlu, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, eski Van Büyükşehir Eş Belediye Başkanı Bekir Kaya, Osman Kavala, Can Atalay, siyasetçi, belediye başkanlarını ziyaret etti.

Çıkışta açıklamalarda bulunan Tanrıkulu, "Türkiye’deki otokratik rejim varlığını sürdürebilmek için düşmanlaştırmaya ihtiyaç duymaktadır. Bu nedenle Ekrem İmamoğlu da, siyasetçiler de, aktivistler de, avukatlar da bugün cezaevindedir" dedi.

chp-sezgin-tanrikulu.png

"GÖZALTINA ALINMAK BİR KAMU HİZMETİNE DÖNÜŞTÜRÜLMÜŞ"

Tanrıkulu, açıklamasında şunları söyledi:

"Ancak ortada çok açık bir gerçek var: Türkiye’deki rejim bir demokrasi değil. Bu rejim bir otokrasidir ve varlığını sürdürebilmek için kutuplaşmaya, düşmanlaştırmaya ihtiyaç duymaktadır. Kendini sürekli yeniden üretmenin yolu olarak bunu seçmiştir. Bu nedenle Ekrem İmamoğlu da, siyasetçiler de, aktivistler de, avukatlar da bugün cezaevindedir.

Türkiye’de demokrasinin bedeli ödeniyor. Uzun yıllardır ödeniyor. Cezaevinde olanlar, gözaltına alınanlar; demokrasi, adalet ve özgürlük için bu bedeli ödüyorlar. Türkiye’de cezaevine girmek, gözaltına alınmak neredeyse yerine getirilmesi gereken bir kamu hizmetine dönüştürülmüş durumda.

Ama şunu herkes bilsin: Yapılan bu zulümleri, bu zalimlikleri asla unutmayacağız.
Özellikle yargı eliyle yürütülen bu zalimlikleri hiç unutmayacağız. Bu yaşananlar yalnızca Adalet ve Kalkınma Partisinin siyasi projesinin bir parçası değildir; aynı zamanda yargının araçsallaştırılmasıdır. Sadece Savcılar değil, bu kararları veren Hakimler de bu sürecin içindedir. Tutuklama kararları veriliyor, tahliye kararları verilmiyor; tutukluluğun devamına hükmediliyor. Üstelik bunların neredeyse tamamı hukuka aykırı delillerle yapılmaya çalışılıyor.

Bunun farkındayız. Yazılan iddianameleri, ekleriyle birlikte satır satır okuyoruz. Her şeyin farkındayız. Bir yandan da övünerek Avrupa’nın, hatta dünyanın en büyük duruşma salonlarını yapıyorlar. Peki bu büyük duruşma salonları hangi dönemlerde yapılırdı? Darbe dönemlerinde.

İşte bu yüzden 19 Mart için 'darbe' diyoruz; sivil darbe diyoruz. Ama bilinmelidir ki bu darbelerin de, bu rejimin de bir sonu var. Mücadele ediyoruz. Cesaretimizden hiçbir şey eksilmedi. Mutlaka bu rejimi değiştireceğiz. Türkiye’yi demokrasiyle, adaletle ve barışla buluşturacağız."

Kaynak:Halk TV Haber Merkezi