İktidardan 'örtülü özelleştirme' planı mı? Köprü ve otoyollardan sonra şimdi de madenler

İktidardan 'örtülü özelleştirme' planı mı? Köprü ve otoyollardan sonra şimdi de madenler
İktidarın, köprü ve otoyolların ardından kamuya ait madenleri de özelleştireceği iddia edildi. İktisatçı Prof. Konukman, örtülü özelleştirmeye dikkati çekti. Zonguldak’ta ocakların durması ise TTK ile Çalışma Bakanlığı'nı davalık hale getirdi.

CHP Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz'ın gündeme getirdiği, "2 boğaz köprüsü ve kimi otoyolların satışa çıkarılacağı ve özelleştirileceği" iddiası, kamuoyunda bomba etkisi yaratmıştı.

Köprü ve otoyollar üzerindeki tartışmalar devam ederken, yeni bir iddia ortaya atıldı. Buna göre iktidar, 'reform' adı altında madenleri de özelleştirecek.

Birgün'den Melisa Ay'ın haberine göre, iktidarın özelleştirmeye kamu madenini de dahil ettiği öne sürüldü. 2026 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı'nın "Kamu İşletmeciliği ve Özelleştirme" başlığı altında yer alan politika tedbirlerinde örtülü özelleştirme yer alıyor.

Program açıklandığında, "Kamuda dev reform" ve "Kamu şirketleri kâra geçecek" diyerek duyurulan planlar 19 kamu iktisadi teşebbüsünün (KİT) geleceği için belirsizliğe neden oluyor.

Kamu varlıkları için; TEKEL, Türkiye Süt Endüstrisi Kurumu, Şeker fabrikaları, limanlar, SEKA, Sümer Holding gibi kurumlarla aynı sonun planlandığı kaydedildi.

KİT'İN "ÖRTÜLÜ DEVRİ" HEDEFLENİYOR

"KİT’lerin kârlılık esasına dayalı ve profesyonel olarak yönetimi hedeflendi" denilen reformlarda, başta Türkiye Taşkömürü Kurumu'na (TTK) ait maden işletmeleri ile Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) gibi stratejik öneme sahip KİT'lerin "örtülü devri" hedefleniyor.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, daha önce planlarını "Performansa dayalı ölçüm yöntemleri kullanılarak kamu işletmelerinin ve yönetim kurullarının hesap verebilirliği artırılması, kamu işletmeciliğinde hesap verebilirliğinin güçlendirilmesi, şeffaflığının artırılması, ticari hayatın gerektirdiği şekilde faaliyetlerinin sürdürülmesi ile etkinlik ve verimliliğinin daha yüksek düzeylere çıkarılması amaçlanıyor" ifadeleriyle açıklamıştı.

Ancak "performansa dayalı" planlama, özelleştirmelere zemin hazırlayacak gerekçeleri yaratmak için kullanılıyor.

İKTİSATÇI PROFESÖR "GİZLİ ÖZELLEŞTİRME"YE DİKKAT ÇEKTİ

"İyi yönetim iklimi" olarak açıklanan yönetişim kavramı, kamuya ait 19 KİT'in idaresinin piyasaya bırakılabileceği anlamına geliyor.

Kamunun şirket idareleri için ödeme yapmak zorunda kalması da bu "reform"un doğuracağı olasılıklar arasında. "Köklü değişiklik" denilen reformları değerlendiren İktisatçı Prof. Dr. Aziz Konukman, özellikle madenlere gömülü riski "Resmi belgeler gizlenen özelleştirmeyi gösteriyor" diyerek anlattı.

Konukman, reformun yaratacağı risklere dikkati çekerek "Elimizde ekonomi yönetiminin planlarını takip edebileceğimiz iki resmi belge var: OVP ve Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı. Her ikisine bakınca da 'KİT Yönetişim Reformu' öne çıkıyor. Bahsedilen bu reform özellikle de madenleri kapsıyor. Gizli bir programla kamunun madenleri hedefe konuyor. İsmi reform, kendisi özelleştirme olan bu durumu bugün Zonguldak'ta yaşananlardan bağımsız düşünemeyiz" diye konuştu.

BAKANLIK DAVALIK OLDU

Prof. Dr. Konukman'ın dikkat çektiği gibi, son haftalarda Kozlu, Karadon ve Üzülmez müesseselerine bağlı 4 ocakta üretim faaliyetleri durduruldu.

Duruş gerekçesi Çalışma Bakanlığı müfettişlerinin havalandırma, su tahliyesi ve insan nakli için kullanılan sistemlerin otomatik devreye gireceği ikinci enerji kaynağının olmadığı tespitiyle 'İş durdurma' yönünde rapor hazırlaması olarak duyuruldu.

Kamu işçisi maden emekçiler, farklı noktalarda görevlendirilirken işçiler, "Özelleştirmeye zemin hazırlayacak duruş istemiyoruz" diyerek duruma tepki gösterdi. 13 Ocak'tan bu yana çalışmayan maden ocakları için TTK duruş kararının iptali davası açtı.

Devam eden dava kapsamında Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi’nden bilirkişiler dosyaya atanıp rapor hazırladı. Ancak Çalışma Bakanlığı, bilirkişilerin Zonguldaklı olması nedeniyle rapora itiraz etti. Önceki gün süren duruşmada mahkeme heyeti, itirazı kabul ederek bilirkişi heyetinin değişmesine hükmetti. Bakanlık ile TTK arasındaki davayı Genel Maden İşçileri Sendikası da izliyor.

Çalışma Bakanlığı ile TTK konuya ilişkin birbirleri ile davalık duruma geldi. Dün gece yayımlanan Resmi Gazete'de, TTK'de üst düzey yöneticilerin görevden alınması da gözleri tekrar kuruma çevirdi. Dört müessesede üretimin durdurulmasıyla sonuçlanan denetim sürecini yöneten Rehberlik ve Teftiş Başkanı Bekir Aktürk ile İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürü İbrahim Esenkar, AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın imzasıyla görevlerinden alındı.

KÖPRÜ VE OTOYOL İDDİASI

Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet köprülerinin satılacağı iddialarına yönelik tepkiler ise devam ediyor. Bloomberg'in iktidar kaynaklarına dayandırdığı ve henüz yalanlanmayan haberine göre, 2 köprü ve 9 otoyol için özelleştirme çalışmalarına başlanması için Ernest&Young danışman olarak yetkilendirildi.

Kanada merkezli BYT Group da sürece teknik danışmanlık verecek. Habere göre Karayolları Genel Müdürlüğü'nün elinde bulunan kamuya ait bu varlıkların nasıl bir modelle kamu elinden alınacağı ise belirsiz. Masada satış ve kamu-özel ortaklığı modelleri bulunuyor.

"YANGINDAN MAL KAÇIRIR GİBİ"

Bloomberg'in haberini de değerlendiren Prof. Dr. Konukman, "Köprüler ve otoyolların özelleştirilmesi resmi programlarda yer almazken bilgilendirme yapılmayan bu gibi iddialar ortaya atılıyor. Yangından mal kaçırır gibi, kamuyu bilgilendirmeden böyle bir şeyi hayata geçiremezsiniz. Kamuya ait varlıklarla ilgili her adımda kamunun bilgilendirilmesi gerekir. Arka kapı diplomasisi ile, çalışmaları resmi programlarda yer almayan bu gibi özelleştirmelere girişilmesi kesinlikle kabul edilemez. Bu özelleştirme çabalarına kamunun ve meslek örgütlerinin de şiddetle karşı durması gerekir" ifadelerini kullandı.

2012 yılında da köprülerin 2 bin kilometre otoyol ile birlikte özelleştirilmesi için yapılan girişimde 5,7 milyar dolarlık bir teklif kabul edilmiş, süreç, AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 7 milyar doların altındaki bir satışın “vatana ihanet” olacağını söylemesi üzerine durmuştu.

Köprüler için yapılan planlamaya ilişkin iddialar reddedilmezken, AKP tepkilere rağmen konuya ilişkin açıklama yapmadı. AKP'nin 2026'da 185 milyar lira olan özelleştirme geliri hedefi için, kamu arazilerinin ardından şimdi de kıymetli varlıklar için pazarlıklar başladı. Bir önceki OVP'de hedef, 30 milyar lira düzeyindeydi.

GEÇMİŞTEN BU GÜNE ÖZELLEŞTİRME SÜREÇERİ

Özelleştirme gelirleri, varlık satışlarının başladığı 1986'dan 2003 yılına gelene kadar 7 milyar 812 milyon dolar tutarındaydı.

Bu özelleştirmeden 2003'ün başından 2024'ün sonuna kadar 63 milyar 381 milyon dolar gelir elde edildi. 1'inci Özal hükümetiyle başlayan ve AKP'nin Kasım 2002'de iktidara gelişine kadar devam eden 17 yılda 8 milyar doları görmeyen özelleştirmeler, AKP döneminde 63 milyarı aştı.

ANAP ve koalisyon hükümetlerinin elde ettiği özelleştirme gelirlerinin 8 katından daha fazlası bu dönemdeki satışlardan geldi. Altın çağını yaşayan özelleştirmelerin yüzde 89'u aşkın kısmı bu yıllarda gerçekleşti.

Kaynak:Halk TV Haber Merkezi