Google İstanbul depremini önceden haber verebilir mi? Profesör yanıt verdi
Birçok deprem bilimci, İstanbul’da meydana gelmesi beklenen büyük deprem için yıllardır önemli uyarılarda bulunuyor. Yaşanabilecek can kaybına dikkat çeken uzman isimler, konuya ilişkin iktidara ve yerel yönetimlere harekete geçme çağrısında bulunuyor.
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte, erken uyarı sistemiyle Büyük İstanbul Depremi’nin Google tarafından önceden bilebileceği öne sürülürken Deprem Bilimci Prof. Dr, Haluk Eyidoğan, konuya ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.
Eyidoğan'ın emsal.com’da kaleme aldığı yazısında geçen haftalarda “İstanbul’da deprem” konusunun yeniden gündeme geldiğine dikkat çekerek “Almanya’daki Helmholtz Yerbilimleri Merkezi’ndeki (GFZ) jeofizikçiler tarafından 2025 yılında yayınlanan makale (Geophysical Research Letters / Chen vd, 2025), New York Times (NYT) gazetesinde bir yazarın dikkatini çekmiş ve bir yazı kaleme almış. Bu yazı Türkiye’de haber olunca, “İstanbul’da deprem olacak mı olmayacak mı?” tartışmaları medyada yeniden gündem oldu.” ifadelerini kullandı.

“BİR GÜN OLUR AMA O GÜNÜ BİLMİYORUZ”
Makaleleri haber olan araştırmacıların Marmara Denizi’ndeki Ana Marmara Fayı üzerinde beklenen büyük deprem yaşandığında fayın hareketinin doğuya doğru hızla ilerlemesi sebebiyle İstanbul’da beklenen yer hareketinin daha fazla olabileceğini öngördüğü belirtilen yazıda, “İzmit Fayı üzerinde 17 Ağustos 1999 tarihinde olan 7.4 büyüklüğündeki depremden sonra jeoloji ve jeofizik uzmanlarına “İstanbul’da büyük deprem olacak mı hocam?” sorusu en çok sorulanlardan biri olmuştur. Yanıtım şudur: “Bir gün olur ama o günü bilmiyoruz.” denildi.
İstanbul için 7'den büyük deprem açıklaması! Uzman isim modeller 'evrildi' deyip konuştu
Yazıda, son yıllarda uzakta olmuş kuvvetli ve hatta orta büyüklükteki depremlerden sonra “bu deprem, İstanbul depremini tetikler mi” sorusunun klişeleştiği ifade edilirken “Aynı ve komşu deprem kuşakları üzerinde bir deprem, komşu fayı tetikleyebiliyor. Sismoloji literatürde bu tür olaylar ikiz deprem (multiple, doublet, twin) olarak tanımlanmaktadır. 17 Ağustos 1999 depreminden 105 gün sonra İzmit Fayı’nın doğuya doğru devamında olan Düzce Fayı 12 Kasım 1999 tarihinde tetiklenmiş ve 7.2 büyüklüğünde Düzce depremi olmuştur. Ama, bunu hiçbir yerbilimci önceden bilememiştir.” ifadelerine yer verildi.

GOOGLE DEPREMİ ÖNCEDEN BİLEBİLİR Mİ?
Prof. Dr. Haluk Eyidoğan, Google’ın İstanbul’da olası büyük depremi önceden bilip bilemeyeceğine ilişkin ise, “Google’a “depremi bildi” sözcüklerini aratırsanız 55.700 haber bulunuyor. Ancak bunların bilimsel bir kanıtı ve dayanağı yok. Depremi nasıl bilmişler, nesini bilmişler? Depremi önceden saptayacak bir yöntem bulan kişi, bilimsel etik gereği o depremin yerini, tarihini ve büyüklüğünü kesin olarak belirtmeli ve bu bulguyu hangi bilimsel yöntemle elde ettiğini ilgili resmi kurumlara açıklamalıdır. Öyle bir şey yoksa, önceden bilmek de yoktur.” açıklamasını yaptı.
Erken uyarı ile depremi önceden bilmenin farklı tanımlar olduğuna dikkat çeken Eyidoğan, “Deprem tehlikesi değeri, depremlerle ilgili birçok yerbilimsel bilginin bir araya getirilip, olasılık hesap yöntemleriyle belirlenmesi sonucu olasılık terimleriyle açıklanır. Örneğin, Türkiye Deprem Tehlike Haritası’ndaki değerler, olasılıksal tehlike değerleridir. Depremi önceden bilme amacıyla derin öğrenme ve yapay zekâ tekniklerinin uygulandığı yayınlar vardır, ancak daha alınacak çok yol olduğunu görmekteyiz.” dedi.
6 Şubat 2023 tarihinde gerçekleşen 7.8 büyüklüğündeki Kahramanmaraş depreminden 9 saat sonra, hemen kuzeyinde bulunan bir başka fay kuşağının tetiklenerek 7.6 büyüklüğünde ikiz bir deprem oluşturduğunu belirten Eyidoğan, “Bunu daha önceden bilerek ilgili mercilere açıklayan olmamıştır. 10 Ağustos 2025 tarihinde Balıkesir Sındırgı’daki 6.1 büyüklüğündeki depremden 78 gün sonra 27 Ekim 2025 tarihinde ilk depremin 13 km doğusunda aynı büyüklükte bir deprem tetiklenmiştir (Eyidoğan, 2025). Ama hiç kimse bunun zamanını, yerini ve büyüklüğünü önceden bilememiştir.” sözlerini sarf etti.

“İSTANBUL DEPREMDEN ETKİLENDİĞİNDE BU YALNIZ İSTANBUL’LA SINIRLI KALMAYACAK”
Yazısının devamında, “Türkiye’nin herhangi bir yerinde orta kuvvette bile bir deprem olunca, neden öncelikle İstanbul soruluyor? Endişe neden fazla? Çünkü İstanbul’da 16 milyona dayanmış ve daha da artacak gibi görünen bir nüfus var. Binaların sayısı, yüksekliği ve yoğunluğu hızla artıyor. Beton artıyor, yeşil alanlar azalıyor ve hava ve su kirleniyor.” ifadelerini kullanan Eyidoğan, “İstanbul, sanayi ve ticari potansiyeli ile Türkiye’nin GSYİH’nin en büyük payına ve Marmara bölgesinin en büyük nüfusuna sahip. İstanbul olası bir büyük depremden etkilendiğinde bu yalnız İstanbul ile sınırlı kalmayacak.” dedi.

OLASI BİR DEPREMDE KAYIPLARIN BOYUTUNU GÖZLER ÖNÜNE SERDİ!
Eyüdoğan, sözlerinin devamında Marmara’da olası bir deprem durumunda yaşanabilecek kayıpları anlatarak “Büyüklüğü 7.0 ve daha büyük depremler bölge depremleridir. Marmara’da hangi fay kolu üzerinde olursa olsun büyük deprem il sınırı ve ilçe sınırı tanımaz. Dolayısıyla büyük depremi merkez alıp 100 km yarıçaplı bir daire alanı içerisinde kalan dayanıksız yapılarda çeşitli derecelerde hasar ve can kayıpları olması beklenir.” ifadelerine yer verdi.
17 Ağustos 1999 Gölcük (Kocaeli) depreminden yaklaşık 16 milyon kişinin çeşitli oranlarda etkilendiğini belirten Eyidoğan, “Bu sayı o zamanki Türkiye nüfusunun dörtte birine eşittir. Gölcük depreminin merkezi İstanbul Pendik’e 45 km ve Avcılar’a 100 km uzaktadır. O depremde, İstanbul’da toplam 3.585 konut ve işyeri ağır, 15.340 konut ve işyeri orta hasar almıştır. 17 Ağustos 1988 depremi için verdiğim örnek, Marmara Denizi içerisinde veya diğer büyük fay kolları üzerinde olabilecek bir depremin “Marmara Depremi” olacağı bir durum yaratabileceğini göstermektedir.” dedi.
Marmara bölgesindeki 11 ilin toplam nüfusunun TÜİK (2025) verilerine göre 26 milyon 900 civarında olduğuna dikkat çekilen yazıda, "Türkiye nüfusunun yüzde 31’i Marmara bölgesinde yaşamaktadır. 2030 yılında 11 ilin nüfusu 28 milyona ulaşacağı tahmin edilmektedir İstanbul 16 milyon, Bursa 3.3 milyon ve Kocaeli 2.2 milyon nüfusları ile ilk üç sırayı paylaşmaktadır. İstanbul, bölge nüfusunun yarısından çoğunu barındırır.” ifadelerine yer verildi.
Erdoğan gitti Hatay karanlığa gömüldü! 5 gündür hem karanlık hem soğukla mücadele
" MİLLİ GELİRİN YAKLAŞIK 5’TE BİRİ BU BÖLGENİN PAYINA DÜŞER"
Marmara bölge ekonomisinin temelini sanayi ve ticaretin oluşturduğuna ve Türkiye’dekisanayi sektöründe çalışan işçilerin yarısının bu bölgede olduğuna işaret edilen yazıda, “Türkiye sanayi üretiminin yarısından çoğunu Marmara bölgesindeki iller gerçekleştirir. Bölgede elde edilen gelirin yaklaşık yarısını sanayi kesimi sağlar. Ticaret ve ulaştırmanın bölge gelirindeki payı %25’in üzerindedir. Türkiye milli gelirinin yaklaşık 5’te biri bu bölgenin payına düşer.” denildi.
“Marmara Bölgesi’ndeki illerin ihracat gelirlerindeki payları incelendiğinde büyüklük sırasıyla İstanbul, Bursa, Kocaeli, Sakarya, Tekirdağ ve Balıkesir’in yıllık bazda en fazla ihracat payına sahip olduğu görülür. Bazı illerde son yıllarda ihracat artışı hızlanmıştır.” ifadelerinin kullanıldığı yazıda, “TÜİK (2025) verilerine göre Marmara bölgesindeki yedi ilin toplam ihracat geliri 141 milyar dolar olmuştur. 2025 yılı ocak – ekim döneminde Türkiye’nin ihracat geliri toplam 224 milyar 469 milyon dolar olduğuna göre, Marmara’nın bundaki payı yüzde 63 gibi çok büyük bir oran olmaktadır.” denildi.

“BU DERSLERİN EV ÖDEVLERİNİ BAŞARMAK GEREKİYOR”
“Ülkemizde afetlere dönüşen doğa ve insan kaynaklı tehlikelere hazır değilsek ve olası kayıpları (riskleri) azaltma konusunda önemli eksikliklerimiz varsa, Marmara bölgesi gibi giderek yoğunlaşan nüfusa ve yüksek ekonomik değere sahip alanlar deprem gibi tehlikelere maruz kaldığında afet büyük olur.” sözlerini sarf eden Eyidoğan, “17 Ağustos 1999 ve 6 Şubat 2023 büyük depremleri sonrası ortaya çıkan can kayıpları ve ekonomik tahribat olası afetin boyutları hakkında çok acı ve ağır sonuçlar ortaya koymuştur. Her büyük depremden sonra çıkarılacak dersler vardır. Bu derslerin ev ödevlerini başarmak gerekiyor.” dedi.
Eyidoğan, yazısında Marmara bölgesinin ve kapsadığı illerin önemli derecede bir deprem tehdidi altında olduğuna dikkat çekerek “Bu illerden İstanbul için yıllardır yapılan deprem tehlikesi ve risklerinin tahmini ile ilgili çalışmalarda, olası can kayıpları ve ekonomik kayıplar ile ilgili sonuçlar ortaya konulmuş ve risk azaltma çalışmaları için çok yönlü önerilerde bulunulmuştur. AFAD tarafından tüm iller için risk azaltma planı raporları yazılmış ve risk azaltmaya yönelik eylemler belirlenmiştir.” ifadelerini kullandı.
Hataylılar şimdi de soğuğa mahkûm edildi: Elektrik kesintileri 72 saati buluyor!
Eyidoğan, “Arşivlere göre 1900 yılından bugüne kadar geçen 126 yılda Marmara bölgesinde 11 ili etkileyen ve büyüklüğü 6.0 ve daha fazla olan 35 deprem sayıyoruz. Bunlarda 5 tanesinin büyüklüğü 7.0 ve daha fazla. Marmara bölgesi içerisinde 7.0 ve daha büyük bir deprem yalnızca bir ilin depremi olmaz, yereli aşan bölge depremine dönüşür. O “Marmara Depremi” olur” ifadelerine yer verdi.