Eski AİHM Yargıcı Öcalan ve umut hakkı sorusuna yanıt verdi: Samimiyse Demirtaş ve Kavala'ya da uygulanır
Devlet Bahçeli’nin açıklamalarıyla Öcalan için “umut hakkı” tartışması yeniden gündeme geldi. MHP’li Feti Yıldız’ın sosyal medyasından "Umut hakkı nedir?" sorusuna yanıt vermesi, Erdoğan’ın Başdanışmanı Mehmet Uçum'un da o paylaşımını alıntılayarak "Kapsamına Öcalan da girmektedir" demesi soru işaretlerini artırdı.
Umut hakkına ilişkin olası bir yasal düzenlemenin yapılması durumunda kimlerin nasıl etkileneceğini ve umut hakkının terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan için nasıl uygulanacağı merak konusu olurken eski AİHM Yargıcı Rıza Türmen o sorulara açıklık getirdi.
ESKİ AİHM YARGICI ÖCALAN VE UMUT HAKKI SORUSUNA YANIT VERDİ
AİHM, 2017 yılında Litvanya’da müebbet hapis cezası alan iki mahkûma ilişkin kararında “umut hakkı”na dair kararında en ağır ve sarsıcı suçları işlemiş kişilerin dahi temel insanlık özelliklerini koruduğunu ve değişme potansiyeline sahip olduğunu vurguladı. Hapis cezaları uzun ve hak edilmiş olsa bile, mahkûmların bir gün işledikleri fiillerin bedelini ödemiş olabileceklerine dair bir umudu taşıma hakkının tamamen ortadan kaldırılamayacağı belirtildi.
Saygı Öztürk'e konuşan Türmen, 26 yıldır cezaevinde bulunan PKK lideri Abdullah Öcalan’ın, cezaevinde olduğu dönemde örgütü İmralı’dan yönettiğine dair devletin elinde bilgiler bulunduğu, bu konuda Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılmış suç duyurularının olduğu belirtilirken, AİHM’nin “umut hakkı” kararından yararlanıp yararlanamayacağı sorusuna yanıt verdi.
Son Dakika | Saray'dan 'Umut hakkı' açıklaması: Kapsama Öcalan da giriyor
Türkiye’de AİHM kararlarının her zaman eksiksiz uygulanmadığına dikkat çekilirken, konuya ilişkin görüşü alınan eski AİHM Yargıcı Rıza Türmen, hiçbir şekilde gözden geçirme imkânı tanımayan yaşam boyu hapis cezasını hak ihlali olarak değerlendirdi. Türmen, umut hakkının raporlara yansıtılmamasının da AİHM kararının uygulanmaması anlamına geldiğini ifade etti.

Türmen, AİHM kararlarının Öcalan’ın serbest bırakılmasını zorunlu kılmadığını, ancak diğer hapis cezalarında olduğu gibi belirli bir sürenin ardından durumun gözden geçirilmesine imkân tanınması gerektiğini vurguladı. Gözden geçirme sonucunda şartlı tahliye ihtimalinin değerlendirilebileceğini belirten Türmen, gözden geçirme olmaksızın yaşam boyu hapis cezasının çok az ülkede bulunduğunu ve bunun fiilen “sivil ölüm” anlamına geldiğini söyledi. Yeniden suç işleme ihtimalinin de bu değerlendirmede dikkate alınması gerektiğini dile getirdi.
SADECE UMUT HAKKI DEĞİL KAVALA VE DEMİRTAŞ KARARLARI DA UYGULANMALI
AİHM kararlarının seçici biçimde uygulanmasının çelişkili bir tutum olduğunu savunan Türmen, umut hakkı uygulanacaksa Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş kararları gibi diğer AİHM kararlarının da hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti. Aksi halde hukuk devleti ilkesinin zedeleneceğini belirtti.
Umut hakkı düzenlemesinin uygulanabilmesi için Ceza ve İnfaz Kanunları’nda değişiklik yapılması gerektiğine işaret edilirken, AİHM kararlarının uygulanmasından siyasi bir organ olan Bakanlar Komitesi’nin sorumlu olduğu hatırlatılıyor. Türmen, Osman Kavala davasında ihlal prosedürü başlatılmasına rağmen kararın hâlâ uygulanmadığını, bunun AİHM’deki tek örnek olduğunu kaydetti.

Rıza Türmen şunları söyledi:
“Abdullah Öcalan cezaevinden çıkarılsın denilmiyor. Diğer hapis cezalarında olduğu gibi belirli bir süre sonra bunun da durumunun gözden geçirme imkânı tanınması gerektiği belirtiliyor. Gözden geçirme sonucunda şartlı tahliyeye imkanı tanınabilir. Ülkemizde, yaşam boyu hapis, idam cezası yerine kondu. Bu da bir şekliyle aslında sivil ölüm. Yeniden suç işleme ihtimali var mı, yok mu dikkate alınır. Ona göre bir karar verilir.
Bir taraftan ‘AHİM kararları uygulansın’ demek, öbür taraftan da ‘umut hakkı olmasın’ demek çelişki tabii. AİHM’nin umut hakkı uygulanacaksa, başka kararlarının da uygulanması doğru olur. Örneğin Osman Kavala, Selahattin Demirtaş kararları da uygulanmalı. Bunlarda çok büyük vahim ihlaller var.
Ya AHİM kararlarını uygulayacaksınız ya da hukuk devleti olmaktan çıkıp AHİM kararlarını uygulamayacaksınız. Ya da bir kısmı uygulansın, bir kısım uygulanmasın demek çok çelişkili bir tutum.”