CHP'li Durmaz'dan yoksulluk araştırması önergesi
Tokat, coğrafi olarak Anadolu’nun en şanslı köşelerinden biridir. Üç büyük ırmak tarafından beslenen, irili ufaklı sekiz ovaya sahip bu topraklar, yüzyıllardır tarımsal ve hayvansal üretimin merkezi oldu. Ancak bugün, bir zamanlar tütün ve pancar kokan bu bereketli arazilerde, üretimden kopuşun yarattığı derin bir ekonomik sessizlik hakim. Şehrin sembolü olan TEKEL Sigara Fabrikası’nın kapılarına kilit vurulması ve Şeker Fabrikası’nın özelleştirilmesiyle başlayan süreç, sadece sanayi çarklarını durdurmakla kalmadı; bölge halkının gelir kapılarını da kapattı.
Şimdi bu yerel çöküş, CHP Tokat Milletvekili Kadim Durmaz’ın Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) sunduğu araştırma önergesiyle, ulusal bir krizin mikrokozmosu olarak Ankara’nın gündemine taşınıyor. Durmaz’ın masaya koyduğu veriler, iktidarın "yoksulluk azalıyor" söylemi ile vatandaşın mutfağındaki gerçeklik arasındaki uçurumu istatistiksel bir kesinlikle ortaya koyuyor.
TÜİK VERİLERİNDE "AVRUPA MAKASI"
Durmaz’ın önergesinin temelini, bizzat devletin resmi kurumu TÜİK’in 2025 Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatistikleri oluşturuyor. Veriler, Türkiye’nin uluslararası ligdeki yerini sarsıcı bir netlikle gösteriyor: Türkiye’de göreli yoksulluk oranı yüzde 13 seviyesinde seyrederken, bu oran OECD ortalamasında yüzde 11, birçok Avrupa ülkesinde ise yüzde 5 ila 7 bandında.
GSS primine yüzde 100 zam çileden çıkardı: "İşsizlere bir tekme de devletten"
Daha çarpıcı olan ise "sosyal dışlanma riski" altındaki nüfusun oranı. Avrupa Birliği ülkelerinde bu oran ortalama yüzde 16 iken, Türkiye’de yüzde 27,9’a fırlamış durumda. Bu veri, Türkiye’de neredeyse her dört vatandaştan birinin, toplumun genel yaşam standartlarının kıyısında veya tamamen dışında hayat mücadelesi verdiğini belgeliyor.
MUTFAKTAKİ ENFLASYON VE ISINAMAYAN EVLER
Ekonomik göstergeler, kağıt üzerindeki yüzdelerden çıkıp hanelerin içine girdiğinde tablo daha da somutlaşıyor. Durmaz’ın aktardığı verilere göre, yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı, "gelir" kavramını "alım gücü"nden tamamen koparmış durumda.
İstatistikler, nüfusun yüzde 35,1’inin iki günde bir et, tavuk ya da balık içeren bir öğüne erişemediğini; yüzde 19,6’sının ise evini yeterince ısıtamadığını gösteriyor. Beklenmedik bir harcama ile karşılaşmak, vatandaşların yüzde 25,1’i için yönetilemez bir kriz anlamına geliyor. Bir haftalık tatil ise nüfusun yarısı (yüzde 50,5) için artık hayal dahi edilemeyen bir lüks statüsünde.
GELECEĞE VURULAN DARBE: ÇOCUK YOKSULLUĞU
Raporun en alarm verici bölümü ise demografik geleceği tehdit eden çocuk yoksulluğu verileri. 0–17 yaş grubundaki çocukların yüzde 36,8’i yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında büyüyor. Durmaz, bu durumu "bir ülkenin geleceğine vurulan en ağır darbe" olarak nitelendirirken, yoksulluğun nesilden nesile aktarılan bir mirasa dönüşme riskine dikkat çekiyor.
Eğitim verileri de bu döngüyü doğruluyor: Bir okul bitirmeyenlerde yoksulluk oranı yüzde 23,8 iken, yükseköğretim mezunlarında bu oran yüzde 2,5’e düşüyor. Ancak eğitime erişimdeki eşitsizlikler, bu çıkış kapısını da daraltıyor.
Memleketin toprağı sahipsiz kaldı! Tarımda en büyük risk ortaya çıktı
POLİTİKA TERCİHİ VE KADER ALGISI
Dört yıllık veriler, yoksulluğun geçici bir dalgalanma olmadığını, yapısal bir soruna dönüştüğünü kanıtlıyor. Nüfusun yüzde 13,6’sı "sürekli yoksul" kategorisinde yer alırken, yüzde 3,9’luk bir kesim son dört yıldır yoksulluk sınırının üzerine hiç çıkamadı.
Kadim Durmaz, Tokat örneğinden yola çıkarak, çiftçinin borç batağında olduğu, esnafın kepenk indirdiği bir ortamda, emekliye verilen 20 bin liralık maaşın ve asgari ücrete yapılan artışların "göstermelik" kaldığını savunuyor. Durmaz’a göre, bereketli ovalardan yoksul hanelere uzanan bu süreç, kaçınılmaz bir son değil, bilinçli bir yönetim anlayışının sonucu:
"Yoksulluk kader değildir. Bu bir politika tercihidir. Doğru politikalarla Tokat yeniden üreten, kazanan ve refahı paylaşan bir kent olabilir."
Kaynak:ANKA Haber Ajansı