Büyük İskender'in mağarasında tekno parti verdiler! Özel mülk deyip savundu

Antalya’nın Aksu ilçesindeki, Büyük İskender ve Aziz Paulos efsaneleriyle bilinen Karataş Mağarası’nda yapılması planlanan tekno parti tepki çekti. Uzmanlar geri dönüşü olmayan zararlar uyarısı yaparken, mülk sahibi mağaranın “D grubu” olduğunu savundu.

Aksu ilçesi Yeşil Karaman Mahallesi'nde M.S. 930 yılına kadar Aziz Paulos Mağarası olarak bilinen, 1081 yıl kapalı tutulduktan sonra 2011 yılında yeniden ziyarete açılan Karataş Mağarası'nda 10 Ocak Cumartesi günü düzenlenecek 'tekno parti' organizasyonu, tartışmalara yol açtı.

Karataş ailesinin 1998 yılında ihale ile satın aldığı 30 dönümlük arazi içerisinde bulunan mağara, restorasyonu sonrasında işletme amaçlı bir firmaya kiraya verildi. İçerisi ışıklandırılan, 213 metrelik kısmı ziyarete açılan 500 metre uzunluğundaki mağarada, göl ve küçük bir şelale de bulunuyor.

antalya-aksu-magara.jpg

BÜYÜK İSKENDER VE AZİZ PAULOS’UN İZLERİ

Mağaranın, Büyük İskender’in savaş sırasında silahlarını sakladığı ve askerlerini çamuruyla tedavi ettiği, ayrıca Aziz Paulos’un M.S. 46 ve 47 yıllarında Hristiyanlığı yaymak amacıyla burada iki kez toplantı yaptığı belirtiliyor. Bu özellikleriyle tarihi ve kültürel önemi bulunan mağarada, ilk kez bir tekno parti düzenlenecek olması tepkilerin odağı oldu.

Organizasyon için sanal medyada yapılan bilet satış duyurularında, “Antalya’da ilk, mağara içinde tekno parti” ifadeleri kullanıldı. “Cave Techno Experience, 10 Ocak’ta Mağara’da!” başlığıyla yapılan tanıtımlarda etkinliğin saat 22.00–04.00 arasında gerçekleşeceği ve konseptiyle Türkiye’de bir ilk olduğu vurgulandı.

antalya-aksu-magara-2.jpg

‘BİNLERCE YILDIR SESSİZ KALAN MAĞARA UYANIYOR’

Reklam metinlerinde, “Binlerce yıldır sessiz kalan bir mağara uyanıyor”, “7 DJ sahne alacak”, “Antalya’daki tek tekno mağara partisi” gibi ifadeler yer alırken, bu duyurular bazı kişiler tarafından kamu kurumlarına şikâyet edildi.

BİLİM İNSANLARINDAN SERT UYARILAR

Tekno partiye karşı çıkan speleolog Deniz Özgür, mağaraların turizme açılmasına karşı olmadığını ancak doğal yapılarının bozulmasına itiraz ettiğini belirterek, “Mağara dediğimiz yer karanlıktır, canlılarla doludur. Eğer böyle bir etkinlik yapmak istiyorsanız bina ya da tünel yapın, mağaraları neden rahatsız ediyorsunuz?” ifadelerini kullandı.

Türkiye Mağaracılık Federasyonu Bilim Kurulu Üyesi ve Pamukkale Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Oruç Baykara ise mağaraların milyonlarca yılda oluşmuş, son derece hassas ekosistemler olduğuna dikkat çekti. Karataş Mağarası’nın özellikle yarasa popülasyonu için kritik bir yaşam alanı olduğunu vurgulayan Baykara, yüksek ses, titreşim ve ışığın kış uykusundaki yarasalar için ölümcül sonuçlar doğurabileceğini söyledi.

Baykara ayrıca mağaranın aktif bir su kaynağı olduğunu belirterek, “Bu su yer altı sularını besliyor. Etkinlik sırasında oluşabilecek atıklar, bölge halkını ve tarım alanlarını da tehdit eder. Ayrıca bas titreşimleri tavan çökmelerine yol açabilir. Bu, katılımcıların can güvenliği açısından da ciddi bir risk” dedi.

‘MAĞARALAR KONSER ALANI DEĞİLDİR’

Dünyada örnekleri bulunan konser mağaralarının özel altyapılarla hazırlandığını ifade eden Baykara, Karataş Mağarası’nın doğal yapısını koruduğunu ve ticari etkinlik alanı olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı.

MÜLK SAHİBİNDEN SAVUNMA

Arazi sahibi Çağlar Karataş, mağaranın özel mülkiyet olduğunu ve ÇED raporu dahil 13 kurumdan izin alındığını belirterek, mağaranın D grubu koruma statüsünde yer aldığını, sit alanı olmadığını söyledi. Karataş, 15 yıldır turizm işletmesi olarak hizmet verdiklerini, tüm ruhsatların ve izinlerin mevcut olduğunu dile getirdi.

antalyadaki-karatas-magarasi.jpg

DJ’DEN ‘YÜKSEK SES OLMAYACAK’ AÇIKLAMASI

Organizasyonu düzenleyen DJ’lerden İlker Büyükarslan ise ses seviyesinin abartılmayacağını savunarak, “İnsanların eğlenebileceği ama doğaya zarar vermeyecek bir ses olacak. Çok yüksek olmayacak. Gerekli izinlerimiz var” dedi.

MAĞARANIN AŞK EFSANESİ

Karataş Mağarası, yalnızca tarihi değil, Elif ile Kerim’in aşk efsanesiyle de biliniyor. M.S. 1400’lü yıllarda aileleri tarafından ayrılan iki gencin mağarada saklanarak hayatta kaldığına inanılan bu hikâye, mağaranın kültürel değerini daha da artırıyor.

Kaynak:Demirören Haber Ajansı (DHA)