17 fay enerji yüklüyor! "İzmir büyük deprem sınavını vermedi"

17 fay enerji yüklüyor! "İzmir büyük deprem sınavını vermedi"
Şubat’ın 3. yılında Prof. Dr. Sözbilir "Asıl sınav kapıda" diyerek İzmir'i uyardı. 17 fayın enerji biriktirdiğini belirten Sözbilir, mevcut dönüşümü 'çürük zemine yeni bina yapmak' olarak eleştirdi. Risk azaltmada yavaş kalındığını vurgulayan uzman isim, gerçek kurtuluş için Fay Yasası’nın acilen çıkarılması gerektiğini söyledi

Türkiye’nin 11 ilini etkileyen 6 Şubat depremlerinin 3. yıldönümünde, gözler diri fay hatları üzerindeki yapılaşmanın sürdüğü Ege Bölgesi’ne çevrildi. Dokuz Eylül Üniversitesi Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi (DAUM) Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir, yerbilimcilerin yıllardır diri fayların imar planlarına işlenmesi ve fay hatları üzerine bina yapılmaması gerektiğini defalarca dile getirmesine rağmen, tablonun ciddiyetini koruduğunu vurguladı.

"İZMİR KOMŞUNUN DEPREMİYLE YIKILDI, KENDİ FAYLARI HENÜZ KIRILMADI"

Kahramanmaraş depremlerinde ortaya çıkan tablonun acı gerçeği yüzlere çarptığını ifade eden Sözbilir, sahadaki tespitlerini; "Faya ne kadar yakınsanız yıkımın ve can kaybının o kadar arttığını gördük" sözleriyle aktardı.

Cumhuriyet'ten Ece İçmez'e konuşan Sözbilir, 30 Ekim 2020 İzmir depreminin kamuoyunda sıkça yanlış yorumlandığına dikkat çekerken, o depremin İzmir’in kendi fayları üzerinde değil Sisam Adası açıklarında meydana geldiğini hatırlattı. Bayraklı ve Bornova Havzası’ndaki kötü zemin koşullarının, uzak bir depremin etkisini büyüttüğünü söyleyen Sözbilir, şu kritik uyarıda bulundu:

"Bu bize şunu gösteriyor: İzmir, henüz kendi altından geçen diri fayların üreteceği depremi yaşamadı. Asıl sınavımız o zaman olacak."

"RİSK AZALTMADA YETERİNCE HIZLI DEĞİLİZ"

Prof. Dr. Sözbilir, "Ege depreme hazır mı?" sorusuna verilecek yanıtın net olduğunu belirtti: "Bu soruya gönül rahatlığıyla ‘Evet’ demek mümkün değil."

İzmir’de 17, bölge genelinde ise çok sayıda aktif fay bulunduğunu belirten Sözbilir; özellikle İzmir, Tuzla, Gülbahçe ve Seferihisar faylarının uzun süredir sessiz olduğunu ve enerji biriktirdiğini ifade etti. DAUM olarak arazide hendek çalışmaları yürüttüklerini anlatan Sözbilir, tehlikenin boyutunu şu sözlerle özetledi:

"Birçok fayın kırılma tekrarlama periyodu yaklaşıyor. Bölgenin sismik döngüsü işliyor. Tehlikenin boyutu belli ama biz risk azaltma konusunda yeterince hızlı değiliz."

Sözbilir ayrıca Gediz Grabeni’nin Türkiye’nin en hareketli tektonik bölgelerinden biri olduğuna dikkat çekti. Manisa merkezden geçen faylar ile Spil Dağı’nı sınırlayan fayların "sismik boşluk" olarak değerlendirilebileceğini söyledi. Manisa’nın da alüvyon zemin üzerine kurulu olduğunu vurgulayan Sözbilir, sıvılaşma riski taşıyan tarım arazilerinin zemin iyileştirilmesi yapılmadan imara açılmasının en büyük tehdit olduğunu ifade etti.

MEVCUT SİSTEME ELEŞTİRİ: AYNI ZEMİNE YENİ BİNA YAPMAK ÇÖZÜM DEĞİL

Ege’de yürütülen çalışmaların niteliğine dair de çarpıcı tespitlerde bulunan Sözbilir, mevcut uygulamaların "gerçek anlamda kentsel dönüşüm olmadığını" savundu. Sözbilir, sistemi şu sözlerle eleştirdi:

"Eski binayı yıkıp aynı kötü zemin üzerine yenisini yapmak riski ortadan kaldırmaz."

Gerçek kentsel dönüşümün, fay sakınım bantları ve sıvılaşma riski yüksek alanlardan yapı stokunun daha sağlam zeminlere taşınmasıyla mümkün olacağını belirten Sözbilir, Ege Bölgesi için bilimsel yol haritasını çizdi.

BİLİMİN İŞARET ETTİĞİ 3 ACİL ADIM

Prof. Dr. Sözbilir, olası bir felaketin önüne geçilmesi için atılması gereken üç somut adımı şöyle sıraladı:

  • Planlar güncellenmeli: İl deprem master planlarının güncellenmesi ve uygulanması.
  • Fay yasası çıkarılmalı: Mikrobölgeleme çalışmalarının bütüncül yapılması ve "Fay Yasası"nın bir an önce çıkarılması.
  • Eğitim şart: Toplumsal bilinç ve afet eğitiminin küçük yaşlardan itibaren yaygınlaştırılması.

Kaynak:Halk TV Haber Merkezi