ABD SDG'ye desteğini çekti mi? Trump ve Barrack'tan arka arkaya açıklamalar

ABD SDG'ye desteğini çekti mi? Trump ve Barrack'tan arka arkaya açıklamalar
Suriye'de hemen her gün sıcak gelişmeler yaşanırken SDG ve ABD arasındaki ilişkilerin son durumu dikkat çekti. Tom Barrack, SDG’nin IŞİD’le mücadele rolünün bittiğini söyledi. Trump da Kürtlere destek verdiklerini ama çıkarların da etkili olduğunu dile getirdi. SDG yetkilileri ise ABD’nin mesafesinden dolayı 'hayal kırıklığı' içerisinde olduklarını aktardı.

Suriye’nin kuzeydoğusunda çatışmalar sürerken, Şam yönetimi ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında 4 günlük ateşkes ilan edildi. Haseke çevresinde çatışmalar aralıklarla devam ederken, Kabur Barajı Şam yönetiminin kontrolüne geçti. Kobani ve Abdülaziz Dağı çevresinde de silah sesleri yükseldi.

Tüm bu tablo, Washington’un SDG’ye desteğinin sürüp sürmediği sorusunu yeniden gündeme getirdi.

BARRACK: SDG'NİN GÖREVİ BİTTİ

ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, 20 Ocak’ta yaptığı açıklamalarla tartışmaları alevlendirdi. Barrack, Kürtler için en büyük fırsatın Ahmed Şara yönetimiyle işbirliği olduğunu söyledi.

Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:

“Bugün durum kökten değişti. Suriye'nin merkezi hükümeti IŞİD'e karşı uluslararası koalisyona üye oldu.

Bu durum da ABD-SDG ortaklığının varlık nedenini değiştirdi. SDG'nin sahadaki ana IŞİD karşıtı güç olma amacı miadını doldurdu. Artık Şam bu görevi yerine getirmekte istekli.”

Barrack ayrıca ABD’nin bölgede uzun vadeli askerî varlık istemediğini, önceliğin ayrılıkçılık veya federalizm olmadan ulusal birliğin güçlendirilmesi olduğunu vurguladı.

Barrack bir başka açıklamasında ise şu ifadeleri kullandı:

“SDG'nin sahadaki birincil IŞİD karşıtı güç olarak asıl amacı büyük ölçüde sona ermiştir. Şam artık IŞİD gözaltı tesisleri ve kamplarının kontrolü de dahil olmak üzere güvenlik sorumluluklarını devralmaya istekli konumdadır. Son gelişmeler, ABD'nin ayrı bir SDG rolünü uzatmak yerine bu geçişi aktif olarak kolaylaştırdığını göstermektedir.”

TRUMP'A AÇIK AÇIK SDG'YE DESTEK SORUSU YÖNELTİLDİ

ABD Başkanı Donald Trump, görevinin birinci yılı dolayısıyla düzenlenen basın toplantısında SDG/YPG ile ilişkilere dair soruyu yanıtladı.

“Suriye’de, ABD’nin en sadık ortakları olan Kürtler, Suriye hükümeti içindeki bazı unsurların saldırılarıyla karşı karşıya. Kürtlerin Rojava, Suriye’de terörle mücadelede etkin güçlerinin haklarının korunmasını sağlamak için ne yapacaksınız? Çünkü bir Başkan, müttefikini asla terk etmez.” sorusuna Trump, şu ifadeleri kullandı:

“Ben Kürtleri severim, ama sadece anlaman için söyleyeyim, Kürtlere inanılmaz miktarda para ödendi, onlara petrol ve diğer şeyler verildi. Yani bunu daha çok kendileri için yapıyorlardı, bizim için yaptıklarından daha fazla. Ama biz Kürtlerle iyi geçindik ve Kürtleri korumaya çalışıyoruz.”

SDG'DEN İSRAİL AÇIKLAMASI: TEMAS KURULDU

SDG yetkilileri, ABD'nin yardım etmemesinden duydukları hayal kırıklığını da dile getirdi.

SDG’ye yakın yetkililer, ABD’nin yardım etmemesinden duydukları hayal kırıklığını dile getirdi. SDG yöneticilerinden İlham Ahmed, önceki ateşkesin bozulmasının nedeninin, SDG lideri Mazlum Abdi’ye istenen sürenin verilmemesi olduğunu söyledi.

Euronews Türkçe'nin haberine göre; Ahmed, İsrail’den “bazı figürlerin” SDG ile temas kurduğunu, SDG’nin her kaynaktan destek almaya hazır olduğunu da açıkladı.

Aynı dönemde, Trump yönetiminin Şara hükûmetiyle daha yakın ilişkiler kurması, Washington’un SDG’ye mesafesini artırdığı yorumlarına yol açtı.

HASEKE'DE ATEŞKES

Şam yönetimi, 20 Ocak’ta SDG ile çatışmalara dört gün ara verilmesini öngören ateşkesi ilan etti. SDG de ateşkese uyacağını açıkladı. Şam, ateşkesin Haseke’nin merkezi yönetime entegrasyonu için görüşmelere alan açmak amacıyla yapıldığını duyurdu.

Plan gerçekleşirse, Şam güçleri Haseke ve Kamışlı’nın merkezine girmeyecek, yalnızca banliyölerde kalacak. Entegrasyonun ayrıntıları daha sonra belirlenecek. Ayrıca Mazlum Abdi’ye, Suriye Savunma Bakan Yardımcılığı ve Haseke Valisi olarak görev yapacak isimleri belirleme alanı tanınacağı bildirildi.

SAHADAKİ SON DURUM NE?

18 Ocak’ta Şam ile SDG arasında mutabakat sağlandı. Amaç, iki haftadır süren çatışmaları bitirmekti. Mazlum Abdi, çatışmaların kendilerine “dayatıldığını” ve anlaşmayı “akan kanı durdurmak için” kabul ettiklerini söyledi.

Ancak 19 Ocak’ta Ahmed Şara ile Abdi arasında yapılan görüşme olumsuz sonuçlandı. Ardından çatışmalar yeniden başladı. SDG, direniş çağrısı yaptı. Bunun üzerine 20 Ocak’ta yeni bir 4 günlük ateşkes ilan edildi.

Anadolu Ajansı’na göre, Haseke’nin güneyindeki Kabur Barajı Suriye ordusunun kontrolüne geçti. Çatışmalar, kentin güneydoğusundaki Abdülaziz Dağı çevresinde yoğunlaştı. Kobani’de de sabah saatlerinde Şam’a bağlı güçlerle çatışmalar yaşandı.

Bu ayın başında Halep’te çatışmalar çıkmış, ardından hükûmet güçleri SDG’nin elindeki Deyrizor ve Rakka’yı ele geçirmişti. Bu bölgeler petrol, gaz sahaları, barajlar ve sınır kapılarını içeriyor.

Öte yandan Barrack'ın X hesabından paylaştığı açıklamaların tamamı da şöyle:

"Suriye'deki Kürtler için şu anki en büyük fırsat, Devlet Başkanı Ahmed el-Şara liderliğindeki yeni hükümet dönemindeki Esed sonrası geçiş sürecinde yatmaktadır

Bu an; Beşşar Esed rejimi altında uzun süre reddedilen, birçok Kürt’ün vatansızlıkla, dil kısıtlamalarıyla ve sistematik ayrımcılıkla karşı karşıya kaldığı dönemlerin aksine; vatandaşlık hakları, kültürel korumalar ve siyasi katılım ile birleşik bir Suriye devletine tam entegrasyon için bir yol sunmaktadır." "Tarihsel olarak, ABD'nin Suriye'nin kuzeydoğusundaki askeri varlığı öncelikle IŞİD ile mücadele ortaklığına dayandırılıyordu. Kürtlerin liderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG), 2019 yılına kadar IŞİD’in bölgesel halifeliğini mağlup etmede, binlerce IŞİD savaşçısını ve aile üyesini El-Hol ve El-Şeddadi gibi kamp ve hapishanelerde tutuklamada en etkili saha ortağı olduğunu kanıtladı" değerlendirmesini yapan Tom Barrack, "O dönemde ortaklık kurulabilecek işleyen bir merkezi Suriye devleti yoktu; Esed rejimi zayıflamıştı, tartışmalı bir konumdaydı ve İran ile Rusya ile olan ittifakları nedeniyle IŞİD’e karşı elverişli bir ortak değildi

Bugün ise durum temelden değişmiştir. Suriye artık, IŞİD'i Yenmek İçin Küresel Koalisyon'a (2025 sonlarında 90. üye olarak) katılan, Batı'ya yöneldiğinin ve terörle mücadelede ABD ile iş birliği yapacağının sinyalini veren, tanınmış bir merkezi hükümete sahiptir. Bu durum, ABD-SDG ortaklığının gerekçesini değiştirmektedir: SDG'nin sahadaki birincil anti-IŞİD gücü olma amacı büyük ölçüde geçerliliğini yitirmiştir; zira Şam yönetimi artık IŞİD gözaltı merkezlerinin ve kamplarının kontrolü de dahil olmak üzere güvenlik sorumluluklarını devralmaya hem istekli hem de hazırdır Son gelişmeler, ABD'nin ayrı bir SDG rolünü uzatmak yerine bu geçişi aktif olarak kolaylaştırdığını göstermektedir 18 Ocak'ta imzalanan entegrasyon anlaşmasını güvence altına almak ve zamanında, barışçıl bir uygulama için net bir yol haritası belirlemek amacıyla Suriye Hükümeti ve SDG liderliği ile kapsamlı görüşmeler gerçekleştirdik.

Anlaşma; SDG savaşçılarının ulusal orduya entegre edilmesini (en tartışmalı konulardan biri olmaya devam eden bireysel katılım şeklinde), temel altyapının (petrol sahaları, barajlar, sınır kapıları) devredilmesini ve IŞİD hapishaneleri ile kamplarının kontrolünün Şam'a bırakılmasını kapsamaktadır.

ABD'nin uzun süreli bir askeri varlıkta çıkarı yoktur; önceliği IŞİD kalıntılarını yenmek, uzlaşmayı desteklemek ve ayrılıkçılığı veya federalizmi onaylamadan ulusal birliği ilerletmektir. "Bu durum Kürtler için eşsiz bir pencere açmaktadır: Yeni Suriye devletine entegrasyon; tam vatandaşlık hakları (daha önce vatansız olanlar dahil), Suriye'nin ayrılmaz bir parçası olarak tanınma, Kürt dili ve kültürü için anayasal korumalar (örneğin Kürtçe eğitim, Nevruz'un ulusal bayram olarak kutlanması) ve yönetime katılım sunmaktadır. Bu, SDG'nin iç savaş kaosu içinde sahip olduğu yarı özerkliğin çok ötesindedir Riskler (kırılgan ateşkesler, ara sıra çıkan çatışmalar, sertlik yanlılarına dair endişeler veya bazı aktörlerin geçmişteki mağduriyetleri yeniden gündeme getirme arzusu gibi) devam etse de, Amerika Birleşik Devletleri Kürt hakları ve IŞİD ile mücadele iş birliği konusunda güvenceler için baskı yapmaktadır. Alternatif olan uzun süreli ayrışma, istikrarsızlığa veya IŞİD'in yeniden canlanmasına davetiye çıkarabilir. ABD diplomasisi tarafından desteklenen bu entegrasyon, Kürtlerin tanınmış bir ulus-devlet içinde kalıcı haklar ve güvenlik elde etmeleri için şimdiye kadarki en güçlü şansı temsil etmektedir.
Suriye'de Amerika Birleşik Devletleri şunlara odaklanmıştır: 1) Şu anda SDG tarafından korunan ve IŞİD tutuklularının bulunduğu hapishanelerin güvenliğini sağlamak; 2) SDG'nin barışçıl bir şekilde entegrasyonuna ve Suriye'nin Kürt nüfusunun tarihi ve tam bir Suriye vatandaşlığına siyasi katılımına izin vermek için SDG ile Suriye Hükümeti arasındaki görüşmeleri kolaylaştırmak."