Bir aşk hikayesinden doğdu yüzyıllardır sürüyor
Denizli'de hüzünlü bir Yörük aşkından doğan 853 yıllık "Sudan Koyun Geçirme" geleneği için çobanlar son hazırlıklarını tamamladı. UNESCO listesindeki yarışmaya bu yıl 47 çoban ve 63 sürü katılacak.
Denizli'nin Çal ilçesinde asırlardır büyük bir coşkuyla yaşatılan ve UNESCO'nun Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi'nde de yer alan "Sudan Koyun Geçirme" geleneği için heyecan dorukta. Aşağıseyit Mahallesi'ndeki Büyük Menderes Nehri Köprübaşı mevkisinde düzenlenecek olan etkinliğe bu yıl 47 çoban, 63 sürüsüyle birlikte katılacak. Geçtiğimiz yıl bölgedeki kuraklığa dikkat çekmek amacıyla tamamen kuruyan nehir yatağında sembolik olarak yapılan asırlık yarışma, bu yıl artan yağışların nehirdeki su seviyesini yükseltmesiyle çobanlara çifte bayram yaşatıyor.

ÜNİVERSİTELİ ÇOBAN ATA MESLEĞİNİ YAŞATIYOR
Yarışmada sürülere öncülük eden ve "elci" olarak bilinen sürü lideri koyunlarını eğiten çobanlar, zorlu geçiş öncesi antrenmanlarını sıklaştırdı. Pamukkale Üniversitesi mezunu olmasına rağmen ata mesleği çobanlığı seçen 28 yaşındaki Musa Kayış da geleneği yaşatmaya çalışan isimlerden. Dağlarda çoban sayısının giderek azaldığını belirten Kayış, aylar süren hazırlık sürecini ve elci koyunlarla kurulan özel bağı belirterek dedesi, babası ve amcalarının ardından geleneği sürdürme sırasının kendisine geldiğini dile getirdi. Kayış, "Bizden sonra yapan olur mu, zor. Elimizden geldiğince bu ata mirasını, örf ve adetlerimizi devam ettirmeye çalışıyoruz." dedi.
"KOYUNLARIMIZI TIPKI GELİN GİBİ SÜSLÜYORUZ"
Elci koyunların çobanla özel bir bağ kurduğunu, bu hayvanların yarışma dışında da sürünün yönetilmesinde önemli görev üstlendiğini aktaran Kayış, "Koyunun hazırlanması normalde bir yılımı alıyor, her gün bakman lazım. Sen onu seversen, ilgi gösterirsen onlar da sana ilgi gösterecek. Son günlerde antrenmanlar başlıyor. Hayvanı biraz koşturuyoruz, daha fazla ilgi göstermeye çalışıyoruz. Yeri geliyor eve, çocuğumuzun yanına gitmiyoruz. Bizi unutmasın, orada insan içinde mahcup etmesin diye. Yarış olmasa bile çobanın bir numaralı dostu, arkadaşıdır, sürüye gittiği zaman seslendiğimizde elci koyun koşarak, meleyerek gelir. Bütün sürüyü toplayarak çobanın yanına getirir." ifadelerini kullandı.
"BU DA BİZİM DÜĞÜNÜMÜZ"
Yarışma öncesinde koyunların hazırlanmasının da geleneğin önemli bir parçası olduğunu dile getiren Kayış, koyunları önceden boyadıklarını, yarışmadan bir gün önce ise son süslemelerini yaptıklarını anlattı.
Kayış, "Nasıl düğünlerde damat, gelin süsleniyorsa bu da bizim bir düğünümüz gibi. Son gün koyunlarımızı süsleriz, boyalarımızı yaparız, süslerimizi takarız ve hazır vaziyette yarışa gideriz." diye konuştu.

EFSANEVİ AŞKTAN DOĞAN 853 YILLIK MİRAS
Yarışmaya esin verdiğine inanılan Yörük efsanesine göre, Karakoyunlu aşiretinden bir çoban, Çal yöresine yerleşerek Oğuz beylerinden biri için çalışmaya başlar. Çoban ile beyin kızı birbirlerine aşık olur. Yörede çok sevilen çoban, beyden kızını ister. Ancak kızını vermek istemeyen bey, çobana gerçekleştirilmesinin imkansız olduğunu düşündüğü bir görev verir. Bey, çobana kızıyla evlenebilmesi için 'Koyunlara 3 gün boyunca tuz yedireceksin ve Büyük Menderes Nehri'nden su içirmeden karşıya geçireceksin' der. Bu şartı kabul eden çoban, denildiği gibi koyunları su içirmeden karşıya geçirir.
Çobanın istenileni başarmasına karşın bey, yine de kızını kendisine vermez. Kızının aşkından hastalanıp ölmesi üzerine bey tarafından kovulan çoban, ömrünü kaval çalarak dağlarda geçirir.
Yöre halkı, bu aşktan etkilenerek her yıl sudan koyun geçirme yarışması düzenliyor. Hayvan sevgisini ortaya koyan yarışma, çobanlık konusunda dünyadaki ender organizasyonlar arasında gösteriliyor. (AA)
1000 rakımda denediler ilk sonuçlar şaşırttı: Yeni gelir kapısı oldu
Tarlalar sarıya boyandı görenler hayran kaldı! Fotoğrafçıların yeni gözdesi