Sürece Halep'te sabotaj iddiası! AKP kulislerinden DEM Parti için de ezber bozan açıklamalar

Sürece Halep'te sabotaj iddiası! AKP kulislerinden DEM Parti için de ezber bozan açıklamalar
AKP kulislerinde Halep’teki son olaylar, sürece yönelik bir sabotaj olarak nitelendiriliyor. AKP’lilere göre SDG lideri Abdi bu sürece dâhil değil; Kandil içinden bir grubun provokasyon yaptığı belirtiliyor. DEM Parti’nin 'bölünmemesi' gerektiğine dair dikkat çeken sosyolojik analizler yapılırken, 'müzakerelerin' artık Ankara’da yürütülmesi yönünde bir baskı oluştuğu anlaşıldı.

AKP kulislerinde, Halep’te yaşanan son gelişmelerin hem Suriye’deki hem de Türkiye’deki sürece zarar vermek amacıyla planlandığı konuşuluyor.

Nefes'ten Nuray Babacan’ın aktardığına göre, bu olay AKP kulislerinde, “Halep kalkışması” olarak nitelendiriliyor. İktidar partisinden bir kaynak, durumu şu ifadelerle özetliyor:

ABDİ'NİN HABERİ YOKMUŞ

“Halep’teki olay, bir deneme. Hem Suriye’de hem Türkiye’deki uzlaşmayı kesintiye uğratmak için planlanmış bir kalkışma. ‘Halep kalkışması’ olarak anılacaktır bundan sonra. Çünkü, Kandil’den bölgeye bir sızıntı olduğu belirtiliyor. Verilen bilgilere göre Mazlum Abdi’nin bundan haberi yok. SDG yönetiminden bağımsız gerçekleşen bir hareket olarak değerlendiriliyor…”

"MÜZAKERELER ARTIK ANKARA YÜRÜTÜLMELİ"

İktidar cephesinden bir başka isim ise olayların arka planında geçmişte yaşanan hendek olaylarına benzer bir sabotaj girişimi olduğunu savundu:

“Aynı Cizre ve Sur’daki hendek olayları gibi. O gün süreci sabote etmek için yaratılan bir kalkışmaydı. O dönemin yönetimine, ‘güçlü olduğumuz bir noktadayız, buraları alabiliriz’ mesajı iletilmişti, sonucunu gördüler. Benzer bir oyun planlandığını ve Kandil’in içinden bir grubun harekete geçtiği anlatılıyor. Bu nedenle Abdullah Öcalan’ın daha aktif devreye sokulması, akla karanın ortaya çıkarılması gerekir.

Müzakerelerin artık Ankara’da yürütülmesi gerekir’ diyenlere kulak asmak gerekir. Artık başkalarının çatısı altında değil, bizim ev sahipliğimizde yürütülmelidir. Kendileri açısından büyük bir hataydı Halep olayı. Türkiye dahil, karşı tarafın güven duygusunu zedelediler. Tam da bunun için planlanmış olma olasılığı var. Kandil’in bir kanadının açılım dahil her türlü uzlaşıyı sabote etme girişimi olduğu biliniyor…”

MHP'NİN SÖYLEMLERİ MÜZAKERENİN PARÇASI MI?

AKP içerisinde, MHP’nin açılım sürecine dair son dönemde kullandığı daha sert söylemlerin, bir tutum değişikliği değil, müzakere sürecinde karşı tarafa sınır gösterme stratejisi olarak değerlendirildiği belirtiliyor. Parti içi yorumlar da şöyle:

"Karşı tarafa kendi açısından kırmızı çizgilerini gösteriyor. Bu süreçle ilgili olumsuz bir anlam taşımaz ama sınırları göstermesi açısından anlamlıdır”

Süreçte karşılaşılan zorluklara dikkat çeken iktidar kaynakları, hem siyasi aktörlerin hem de toplumsal yapıların dönüşüm içinde olduğunu belirtiyor. Süreçte yaşanan gerilim sosyolojik bir analiz ile şu sözlerle tarif ediliyor:

“Süreç kolay değil. Herkes esvap değiştiriyor. Son 20 yıldan beri üzerinde olan elbiselerini değiştiriyorlar, o kadar kolay değil. Şara’ya bile kravat taktırdılar. Böylesine radikal değişimler kolay değildir. Dolayısıyla sancılı olması normal.

Her değişimde, arkanızdaki kitleye hesap vermek zorundasınız. Bu partiler için de örgütler için de geçerli. Kapalı kapılar ardında ABD’nin de içinde olduğu müzakereler var. Bir yandan müzakere, bir yandan mücadele devam ediyor diyebiliriz. Yani yumurtaları kırmadan üzerinde yürümeye çalışıyorlar."

DEM PARTİ İÇİN BÖLÜNMEMELİ ÇIKIŞI

DEM Parti’nin zaman zaman taleplerindeki yüksek tonda söylemlerle karşı tarafı zorladığı değerlendirilse de, devletin bu partiyi ayakta tutmaya yönelik stratejik yaklaşımı da dikkat çekiyor. AKP, kulislerinde şu analiz yapılıyor:

"DEM yönetimi, zaman zaman zora düşüyor. Talepleri çok maksimalist. Elini bu kadar yukardan açınca karşı tarafa da antipatik geliyor. Onların söylemlerini dengelemeleri gerekiyor. Zorlukları olduğu biliniyor. Çünkü taban baskısı en yüksek olan parti onlar. Ayrıca farklı gruplar ve taleplerle baş etme zorluğu içindeler.

Eğer DEM zor durumda bırakılırsa, bu kez taban bölünür ve bu boşluğu dolduracak başka yapılar devreye girer. Kandil ve PKK’nın tek parça olmadığını herkes biliyor. KCK’nın son açıklamaları da bunu gösteriyor. O yüzden DEM’in bir bütün olarak kalması devletin yararınadır. DEM’lilere destek vermek gerekir. Bazen devlet içindeki fazla güvenlikli bakış açısı, liderlerin de kafasını karıştırıyor olabilir…”

Kaynak:Halk TV Haber Merkezi