CHP'li Karabat 'göstermelik refah' dedi umutsuz tabloyu açıkladı! '18 ayda bir ikiye katlanıyor'
CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, merkezi yönetim borç stokundaki hızlı artışa dikkat çekerek, mevcut ekonomik tablonun “sahte bir refah” yarattığını savundu. Borcun büyük ölçüde döviz ve altın cinsinden yapılmasının Türkiye ekonomisini kırılgan hale getirdiğini belirten Karabat, bugünkü tüketim uğruna gelecek nesiller döviz borcuyla ipotek altına alındığını öne sürdü.
Başkanlık sistemi sonrası borçlanma hızının sürdürülemez boyutlara ulaştığını vurgulayan Karabat, bütçe disiplininden uzaklaşıldığını ve kur ile faiz yükünün kamu maliyesini ağır bir fatura ile karşı karşıya bıraktığını öne sürdü.
"BORÇ HER 18 AYDA BİR İKİYE KATLANIYOR"
Karabat'ın konuya ilişkin yaptığı açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
"SAHTE REFAH DÖVİZ BORCUYLA SAĞLANIYOR, GELECEK NESİLLER İPOTEK ALTINA ALINIYOR!Merkezi yönetim borç stoku 2025 sonunda faiz hariç 13,7 trilyon TL oldu.
Sadece bir yıllık artış 4,4 trilyon TL.
Bu, bütçe disiplini değil, borç patlamasıdır.Başkanlık sisteminin devreye girdiği 2018’de; 1 trilyon TL olan borç stoku, 7 yılda 14 katına çıktı.
Hız o kadar yüksek ki borç her 18 ayda bir ikiye katlanıyor.
Bu sürdürülebilirlik değil, alışkanlık.AKP ise borçlanmayı ekonominin doğası gereği gibi gösterip, borcun milli gelire oranını öne sürüyor.
Sorun borcun oranı değil, borcun yapısı.
Devlet kendi parasıyla değil, döviz ve altınla borçlanıyor.Döviz ve altınla borçlanmak; bugün TL harca, yarın kur farkı ve faiz öde demek.
İç borç stoku bile dolarizasyon sarmalında. Dövizli borç toplamının Hazinenin toplam borcuna oranı, 2010’lu yıllarda %25’ler seviyesindeydi. 2021’de %65’i geçen bu oran şimdi %55 seviyesinde.Oranlar düşüyor gibi görünüyor; ama miktar düşmüyor. 2025’te içeriden döviz ve altınla borçlanma 44 milyar doları aştı.
Yani risk azalmak bir yana daha da derinleşiyor.Borçlanmada daha vahim tablo ise şu: 2025’te Hazine kasasına giren net nakit 2,5 trilyon TL, ama borç stoku 4,4 trilyon TL arttı. Kur ve faizin faturası işte budur!
Yurt içinde ve dışında yaşanan krizlerde borçlanma kısa süreli yapılabilir. Ama bu durum sürekli hale gelirse, borç ulusal para yerine dolarla ve altınla yapılırsa borç stoku dolarize olur.
Aldığımızdan fazlasını geri ödeyeceğimizi baştan kabul ederek borçlanıyoruz. Bu borçlanma yatırıma, istihdama, fabrikalara dönüşmüyor. Tüketimin körüklendiği borçlanma sisteminde sahte refah yaratılıyor; ancak bunun yol açtığı kırılganlık ve kriz ihtimali düşünülmüyor.
Ekonomi tasarrufla, verimlilikle, üretimle ve gelir adaletiyle değil, borçla canlı tutulmaya çalışılıyor. Bu canlılık gerçek değil, suni solunumdur.
AKP’nin yaptığı, gelecek nesilleri döviz borcuna ipotek etmektir."
