Sermaye kontrolleri yokmuş, bunlar ne peki?

Sermaye kontrollerinden söz açınca ekonomi yönetiminin sayın büyükleri çok kızıyor, bunu dile getirenleri kabus senaryosu peşinde olmakla suçluyorlar. Ama bu esnada bir yandan da uygulamada olan sermaye kontrollerine yeni sermaye kontrolleri ekliyorlar.

Alın dün açıklanan, ihracatçıların döviz gelirlerinin yüzde 70’inin bloke edilmesi kararını… İhracatçılar düne kadar döviz gelirlerinin yüzde 40’ını Merkez Bankası’na satmak zorundaydı. Bu oran şimdi yüzde 70’e çıkarılıyor. Merkez Bankası’nın düşük faizli reeskont kredilerini kullanmak isteyen şirketler (Kim istemez), kazandıkları dövizin yüzde 70’ini TL’ye çevirmek zorunda. Bitmedi, ellerine geçen lirayla bir ay boyunca döviz de alamayacaklar.

Bu normal bir karar mı? İhracatçıları döviz gelirlerinin yüzde 40’ını Merkez Bankası’na satma zorunda bırakın karar normal miydi ki, bu karar normal olsun?

İhracatçıları kazandıkları dövizi Merkez Bankası’na satmaya zorlayan uygulama bu yıl başında devreye girdi. Daha önce böyle bir uygulama var mıydı? Yoktu. Neden yoktu? Normal bir ekonomide böyle kararlara yer olmadığı için. Bunu nereden biliyoruz? Dünyanın diğer normal ekonomilerinde böyle bir uygulamanın var olmamasından. Bu uygulama nerede var? Rusya’da. Savaştan sonra Rusya’da ihracatçılara döviz gelirlerinin yüzde 80’ini Merkez Bankası’na satma zorunluluğu getirildi. Ve orada bile geçen ay bu oran yüzde 50’ye indirildi. Yani Türkiye’deki oranın da altına.

Türkiye çoktan sermaye kontrollerine geçmiş durumda. Investopedia sermaye kontrolünü şöyle tanımlıyor: “Sermaye kontrolü, bir Hükümet, merkez bankası veya düzenleyici otorite tarafından alınan sermaye hareketlerini sınırlandırıcı kararlardır.”

Bankaların Londra’daki Swap piyasasına (Uluslararası yatırım kuruluşlarının Türkiye’ye yatırım yapmak için kullandıkları ana kanal) Türk Lirası vermesinin engellenmesi neydi mesela? Türkiye’deki şirketlerin bankaların foreks platformları üzerinden döviz alım satımı yapmalarının engellenmesi ne? (Bu da yeni bir uygulama.) Döviz almak isteyenlerin banka genel müdürlüklerini arayıp izahatta bulunmak ve saatlerce onay beklemek zorunda kalmaları ne? (İhracatçı bir arkadaşım, “Geçmişte şehirler arası telefon görüşmesi için saatlerce beklenmesi gibi” dedi.) Kredi kullanan firmalara, ellerine geçen parayla döviz almayacakları yönünde taahhütname imzalatılması ne? İhracatçıları döviz gelirlerinin yüzde 70’ini satmak zorunda bırakan dünkü karar ne? Bunların hiçbiri normal dönem uygulamaları değil. Olsaydı başka normal ülkelerde de olurdu.

Daha yeni başlıyoruz. Ekonomi yönetiminin gündeminde normal bir ülkede sermaye kontrolü olarak tanımlanacak başka önlemlerin olduğu da konuşuluyor.

Merkez Bankası 2017’den beri döviz borçlusunu firmaların detaylı bilgilerini topluyor. Bu veriler üzerinden bir çalışma yapıldığını ve özellikle büyük ölçekli kurumsal firmalardan maliyetine bakmaksızın döviz kredilerini yeniden yapılandırmalarının talep edilmesinin gündemde olduğunu duydum. Yani bu firmalara “Bir yolunu bul, borcunu ötele” denecek. Amaç? Gelecek yıl, yani seçim öncesinde şirketlerin döviz ödemelerini, yani döviz taleplerini azaltmak.

2023 seçimlerine giderken dövize tam saha baskı uygulanacağı belli. Daha sert kararlara hazır olun.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Barış Soydan Arşivi