Mesela AB Financial Times’a ilan verse

Türk iş dünyası, Avrupa Birliği’nin (AB) Türkiye’yi resmen aday ülke kabul etmesinden bu yana geçen 26 yılı aşkın süre içinde, kimi zaman gazete ilanları, kimi zaman bildiriler, kimi zaman da Brüksel’de düzenlenen sempozyumlarla AB yöneticilerine çağrılar yapıp duruyor.

DEİK Türkiye-Avrupa İş Konseyleri tarafından hazırlanan ve geçen hafta dünyanın önemli finans gazetelerinden Financial Times’ta yayımlanan ilanla, özetle bir kez daha AB ve Türkiye’nin birbirlerine ihtiyaç duyduğunun ve Gümrük Birliği’nin (GB) güncellenmesi gerektiğinin altı çiziliyordu.

İlanın, AB’nin Güney (Latin Amerika) Ortak Pazarı (Mercosur) ve Hindistan’la serbest ticaret anlaşmaları (STA) yapması ile Türkiye’yi dışarıda tutan "Made in Europe" stratejisinin ardından yayımlanması önemli bulunabilir.

Ama bana göre daha önce yapılan çağrılardan çok farklı bir şey değil. AB çevrelerinde de çok büyük bir etki yarattığını duymadım, olacağını da sanmıyorum.

Türkiye’nin AB üyeliği için yoğun çaba göstermiş, Brüksel’de daimi temsilcilik de yapmış emekli büyükelçi Selim Kuneralp’ın dikkat çektiği gibi, Türk iş dünyası, özellikle GB’nin güncellenmemesinin perde arkasında Avrupa Parlamentosu, Komisyon ve Konsey’in Kıbrıs, Türkiye’de insan hakları, demokrasi ve adalet konularında ciddi sıkıntılar olduğunu içeren raporlarını ve bunlardan dolayı kabul edilen kararlarını, bilmiyor olamaz.

Hindistan ve Latin Amerika ile STA yapan, Vietnam’ı, Endonezya’yı, Filipinler’i, Tayland’ı daha sıkı kucaklamaya hazırlanan, Çin ile kısmi yumuşama ve yeni angajman kurallarını devreye sokup daha pragmatik bir anlayışla hareket eden AB, “Küresel tek güç benim” demek isteyen Trump’ın ABD’sine karşı, kendisinin de küresel güç olduğunu ortaya koydu.

Bu nedenle ilandaki gibi “Türkiye’siz AB’nin küresel güç olamayacağını” sürekli dile getirmek, belki hala Türkiye kamuoyunda iş yapabilir ama AB’nin en hassas olduğu insan hakları, özgürlük ve adalet konularını görmezden gelen AKP iktidarda olduğu sürece, Brüksel çevrelerinde çok geçerli bir argüman olmaz.

İşin bir diğer yanı da, iktidarın kendi geleceğini düşündüğü için her zamanki gibi dış politikada denge politikasını unutup, bu kez AB’ye karşı Trump’a sarılması.

Diplomasiden uzak dili ve Grönland tutumu nedeniyle AB içinde Trump yönetimine güvenin ortadan kalktığı çok aşikar. AB’nin lokomotif güçleri bu güvensizliği, Davos’ta ne olduğu belirsiz, Gazze Barış Gücü oluşumuna katılmayarak gösterdi.

Türkiye ise Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın attığı imzayla bu oluşuma katıldı. Kamuoyu önünde kimse açık şekilde ifade etmez ama bu imzanın AB’de nasıl algılandığını, Brüksel’e çağrı yapan Türk iş dünyası da çok iyi biliyordur diye düşünüyorum.

Türkiye’nin AB yolunun sadece Brüksel’den örülen duvarlarla engellendiğini savunmak, yukarıda belirttiğim gibi bu tür ilanların inandırıcılığını ve samimiyetini ortadan kaldırıyor.

Olmaz, yapmazlar da zaten, ama hadi diyelim ki yaptılar…

Mesela AB de Financial Times’a bir ilan verip, Türk iş dünyasına yönelik “Şu sorulara yanıtınız var mı?” içerikli bir ilan verse:

* Halkın oylarıyla seçilmiş başta İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu olmak üzere CHP’li belediye başkanları neden tutuklu?

* Neden yargılamalar tutuksuz yapılmıyor?

* İmamoğlu’nun diplomasının haksız gerekçelerle iptal edildiğini düşünüyor musunuz?

* Seçilmiş belediye başkanları yerine kayyum atamayı demokrasiyle nasıl ilişkilendiriyorsunuz?

* Beraat etmiş belediye başkanları niye görevlerine iade edilmiyor?

* Türkiye’de yargının bağımsız olduğuna inanıyor musunuz?

* Düşünce ve ifade özgürlüğünde, ülkeniz neden yerlerde sürünüyor?

* AİHM kararlarına rağmen Osman Kavala, Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve daha onlarca kişi neden hala cezaevindeler?

* Acaba ülkenizdeki mevcut iktidara yukarıda dile getirdiğimiz soruları da kapsayacak şekilde açık çağrı yapabilir misiniz?

* Ülkenizin merkez medya olduğunu savunan gazetelerine bu çağrınızı yayımlayacak bir ilan verme şansınız var mı?

* Kendi seyahat özgürlüğünüz için yeşil pasaport talep ediyorsunuz. Oysa iktidarınız AB için gerekenleri yapsa, tüm Türk vatandaşlarının vize sorunu ortadan kalkabilir. Pasaport bir ülkenin itibarıdır. O itibarı yükseltmede sizin payınıza önemli görevler düştüğünü düşünüyor musunuz?

Sorular çok ama bu kadarı da yeterli. Yanıtları bana da gönderebilirsiniz, endişeniz olmasın bu köşede aynen yayınlarım.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Uğur Ergan Arşivi

Grönland’a ne olur?

16 Ocak 2026 Cuma 05:10

İran ve ABD arasında Türkiye arabulucu

14 Ocak 2026 Çarşamba 14:21

Ankara’nın İran hazırlıkları

13 Ocak 2026 Salı 05:10

Maduro bahane asıl neden Çin

06 Ocak 2026 Salı 05:10