'Eşitiz' yazılır peki öyle mi okunur?

Tam 12 yıldır adalet konulu filmlerle seyirciyle buluşuyor Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali. Gençler, film severler ve adalet konusuyla ilgili olanların büyük ilgi gösterdiği festivalin bu yılki teması ‘eşitiz’. İran’da kadınların özgürlük mücadeleleri, LGBTİ+ bireylerin siyasetin diline alet edilmesi… Her gün bir kadının cinayete kurban gitmesi… Sahiden ‘eşit miyiz’? Festival Başkanı Prof. Dr. Adem Sözüer ile konuştuk.

12 yıldır Festival ‘Herkes İçin Adalet’ mottosuyla yapılıyor. Bu vurguyu neden yapma ihtiyacı hissettiniz... Zaten adalet herkes için değil midir?

Herkes için adalet, tüm dünya ve her varlık için olması gerekeni ifade eden evrensel ilke. Ama biliyoruz ki ülkemiz dahil dünyanın her ülkesinde adaletsizler var. Kimi rengi, kimi inancı, kimi ırkı, kimi cinsiyeti nedeniyle adaletsizliklere maruz kalıyor.. Dünyada herkese yetecek kadar yiyecek var. Eğer adil dağıtılsa, açlıktan halâ milyonlarca insan ölür müydü? Küresel milyarder sayısı artarken, dünya servetlerinin çoğu bir avuç insana ait olur, en büyük çoğunluğu oluşturan en alttakilere ise yüzde 2-3 oranında servet kalır mıydı? Günümüzde hâlâ kadınlar müzik dinledi diye kırbaçlanır, insanlar inançları nedeniyle toplama kamplarına gönderilir, savaşlar ve yoksulluk nedeniyle milyonlarca insan yerinden yurdundan edilip mülteci olur muydu? Böyle pek çok örnek verilebilir… İşte bu nedenle 12 yıl önce herkes için adalet diye yola çıktık ve hep hatırlatıyoruz; adalet bir kutup yıldızı gibidir, ulaşamazsınız ama o yol gösterici bir idealdir, hep onun ışığında gitmeliyiz…

whatsapp-image-2022-11-22-at-18-02-58.jpeg

Festivalde her yıl adalet konulu filmler gösterilirken ayrıca akademik program için bir tema oluyor. Bu yıl konu ‘EŞİTİZ’ başlığı altında kadın-erkek eşitliği. Eşitiz ama eşit hissetmiyoruz. Nasıl eşit hissedebiliriz?

Eşitiz diyemiyoruz. Çünkü her yere eşitiz diye yazıyoruz, ama onlar kâğıt üstünde kaldığı için diyemiyoruz. Anayasalarda kadınlarla ilgili pozitif ayrımcılık yazıyoruz, ama siyaset, bürokrasi, ekonominin kadrolarına baktığımızda sadece erkekleri gördüğümüz için eşitiz diyemiyoruz. İstanbul Sözleşmesi gibi bir insan hakları sözleşmesinin yapılmasına katılıp, sözleşmeye hak ve yükümlülükler yazıyoruz, ama bir gece ansızın anayasaya aykırı bir yürütme işlemiyle sözleşmeden çıkınca eşitiz diyemiyoruz… Kadın cinayetleri ve kadına yönelik diğer şiddet suçları için kanunlara ağır cezalar yazıyoruz ama her gün işlenmesine rağmen kadın cinayetleri ve şiddet suçlarını işleyenleri sürekli aflarla serbest bıraktığımız için eşitiz diyemiyoruz.

Etkinliğinizin kadın mücadelesine nasıl bir katkı vermesini umuyorsunuz?

Kadın haklarındaki geri adımların aslında insan haklarının tümünde geri adım olduğunun bilincinde olan kadın hareketleri dünyanın dört bir yanında canları pahasına hak mücadelesi vermektedir. Festivalimizde bu evrensel hak, adalet ve eşitlik mücadelesine sinema ve akademi dünyasından sanat ve bilimle ‘Eşitiz!’ diyerek destek olmak istiyoruz. Umudumuz eşitliğin somut adımlarla yaşamın her alanında ve herkes için uygulanıyor olması.

İran’da Mahsa Amini’nin ölümüyle başlayan protestolar bize kadının insan hakları mücadelesi adına ne söylüyor?

Özellikle otokratik rejimlerde ilk hedefin eşitlik ve kadın hakları olduğunu söylüyor. Konu sadece kadınlara kılık kıyafet dayatmalarına karşı bir başkaldırış değil; sadece hemen her tür hak kullanımının kocanın iznine tabi kılınması, kadınların hakimlik gibi meslekleri yapamaması da değil..

Ne peki?

Kadınların da kendi benimsediği değerlere göre kendini geliştirme hakkı olan bir birey değil, sahip olunan bir obje konumuna indirgenmesine karşı bir özgürlük itirazı söylenmektedir. Böyle bir özgürlük talebi ise elbette sadece kadınlar değil tüm toplum için bir hak ve özgürlük mücadelesidir.

Türkiye'de bir süredir İstanbul Sözleşmesi'yle şiddetlenen LGBTİ+'lar tartışması var. Bu konunun siyasetin propaganda malzemesi haline getirilmesi nasıl riskler taşıyor?
Anayasa, kanunlarımız ve etik değerler, insanları inancı, etnik kökeni, cinsiyeti veya cinsel yönelimi nedeniyle aşağılamayı, ayrımcılık yapmayı, kınamayı yasaklamaktadır. Özellikle, yetkili makamların cinsel tercihlerinden dolayı insanlara nefret söyleminde bulunmaları veya bu söylemleri desteklemeleri kamusal görevin gerekleriyle bağdaşmaz. Devletin yükümlülüğü bu söylemleri önlemek, hukuken gerekli yaptırımları uygulamaktır. Bu düşmanlaştırıcı, damgalayıcı söz ve davranışlarla, insan onuru değeri zedelenmektedir. Bu söylemleri desteklemek, göz yummak, sadece farklı cinsel yönelimde olanların değil toplumdaki her bireyin varoluş haklarını tehlikeye koymaktadır.

Size 'sadece 3 film izlemeye vaktim var' desem; hangilerini önerirsiniz?

Filmler arasında ayrım yapmak zor. Ama Sessiz Kız, Sürü ve 1976 derim. Dördüncüyü Ekleme şansım varsa Tori ve Lokita.

Önceki ve Sonraki Yazılar
İpek Özbey Arşivi