Son Dakika | Meclis'te taciz davasında tutuklu sanık kalmadı

Son Dakika | Meclis'te taciz davasında tutuklu sanık kalmadı
Son dakika haberi... Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) lokantasında staj yapan lise öğrencisi kız çocuklarına yönelik cinsel taciz ve istismar iddialarıyla açılan davada önemli bir gelişme yaşandı. Davanın görülen son duruşmasında, mahkeme heyeti tutuklu bulunan tüm sanıkların tahliyesine hükmetti.

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) lokantasında staj yapan lise öğrencisi kız çocuklarına yönelik cinsel taciz ve istismar iddialarıyla ilgili davanın ikinci duruşması Ankara 57. Asliye Ceza Mahkemesi'nde tamamlandı. Kamuoyunda geniş yankı uyandıran davada, mahkeme heyeti tutuklu sanıkların tamamının tahliyesine karar verdi.

SANIKLAR ADLİ KONTROL ŞARTIYLA SERBEST

Dava kapsamında yargılanan Halil İlker Güner, Durmuş Uğurlu, İbrahim Beşlioğlu ve Recep Seven isimli tutuklu sanıklar, mahkemenin verdiği kararla adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Davanın diğer sanığı Ramazan Çetin’in ise tutuksuz yargılanmasına devam ediliyor. Sanıklar hakkında "çocuğa karşı cinsel taciz" ve "sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı" suçlarından toplam 16 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep ediliyor.

DAVA SÜRECİNDEKİ ÖNEMLİ DETAYLAR

Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) kapsamında Meclis lokantasında görev yapan öğrencilere yönelik gerçekleştirildiği iddia edilen eylemlere dair dosyada dikkat çeken unsurlar bulunuyor. İlk duruşmada bazı sanıkların kendi aralarındaki mesajlaşmaları kısmen kabul ettikleri ve pişmanlık beyanında bulundukları kayıtlara geçmişti. Mağdur öğrencilerin ifadeleri ise psikolog eşliğinde SEGBİS sistemi üzerinden alınarak dosyaya eklenmişti.

BİR SONRAKİ DURUŞMA 15 MAYIS'TA

Mahkeme heyeti, tutuklu sanıkların tahliyesine karar vermesinin ardından davayı 15 Mayıs tarihine erteledi.

"ÇOCUĞUN RIZASI SORGULANDI"

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen dava sonrasında konuştu.

Gökçen bu ifadeleri kullandı:

"Yine bütün bu davalarda gördüğümüz sistematik bir savunma, hatta bir saldırı yöntemiyle karşı karşıya kaldık tekrar. Ne oldu bugün? Yine çocuğun rızası sorgulandı. 18 yaşın altındaki çocukların rızası olmaz, bunu her seferinde söylüyoruz, söylemeye devam edeceğiz. Çocuğun rızası diye bir şey söz konusu değildir. Çocukların, kız çocuklarının taciz dolu mesajlar alan, dokunularak fiziksel temasla taciz edilen kız çocuklarının herhangi bir rızası söz konusu olamaz.

Ve ikincisi, yine bütün davalarda sanki sözleşmiş gibi, sanki anlaşmış gibi sistematik bir şekilde neden ilk anda şikayet etmedi diye sorgulayan, çocuğun ifadesinde açık aramaya çalışan, tekrar tekrar ifadeyi aldırmaya çalışan bir karanlıkla karşı karşıya kaldık maalesef. Ve bugün dördü tutuklu yargılanan beş sanığın tamamı artık serbest. Dört tutuklu sanık da bugün serbest bırakıldı.

Hakim ne söyledi kararını açıklarken? 'Dosyada deliller toplandı, başka toplanacak delil yok ve kaçma şüphesine dair de herhangi bir bilgi yok' dedi. Peki, madem Türkiye'de tutukluluk ve tahliyeler bu koşulların oluşup oluşmamasına göre işliyor; o zaman biz ne yaşıyoruz Allah aşkına? Diğer mahkemelerde biz, siyasi davalarda, bugün Silivri'de görülen davalarda ne yaşıyoruz acaba? Her nasılsa, nasıl bir siyasi tercih, nasıl bir yargısal sözde yargısal tercih yapılıyor da nasıl oluyorsa siyasetçiler, nerede olduğu belli olan, iftiraya uğrayan siyasetçiler cezaevinde; istismarcılar bugün deliller toplandı diye serbest.

Bu karanlığı sorgulamak zorundayız. Bu bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında hatta idari bir şekilde araştırmalar yeterince de yapılmamışken, faillere cesaret verecek bir şekilde gerçekleşebiliyorsa, faillere cesaret verecek bir şekilde yeterli tedbirler alınmıyorsa, hatta sanıklar artık tutuksuz yargılanıp serbestçe gezeceklerse o zaman bu karanlığı hep birlikte sorgulamak zorundayız arkadaşlar.

Ve bir sonraki duruşma 15 Mayıs'a ertelendi, mahkeme bunu açıkladı. Bundan sonraki duruşmada da burada olmaya devam edeceğiz. Ancak sadece yargı önünde değil ama Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında da çocuk haklarıyla ilgili çalışan İnsan Hakları Komisyonu üyelerimiz Sibel Suiçmez ve Mahmut Tanal'ın da özel bir çabası ve ilgisiyle, takibiyle bu dosyaları takip etmeye devam edeceğiz.

Ve aynı zamanda mahkeme şu konuda da bir karar açıkladı, bunu da paylaşmak istiyorum: Sibel Suiçmez ve Mahmut Tanal'ın da katılma talepleri vardı. Ancak Meclis adına milletvekilleri bu suçu, bu suçun etkilerini, bu suçun sonuçlarını ve çocuklara verilen zararı incelemek, takip etmek üzere orada bulunmak ve davaya katılmak istediler. Ancak vekillerimizin katılma talepleri de reddedilmiş oldu. Bir sonraki duruşmada hep beraber davayı takip etmeye devam edeceğiz."

chp-1.jpg

CHP'Lİ KAYA'DAN NUMAN KURTULMUŞ'A: KAMERA KAYITLARINI NEDEN EKSİK GÖNDERDİNİZ?

CHP Kadın Kolları Başkanı Asu Kaya yaptığı konuşmada TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'a seslendi. Kaya, "Buradan Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı'na Sayın Numan Kurtulmuş'a soruyorum: Kamera kayıtlarını neden eksik gönderdiniz? Neden olay yerlerine ait görüntüler gecikmeli olarak geliyor? Neden çocukların adaletini karanlıkta bırakıyorsunuz?" sorularını iletti.

Kaya konuşmasında bu ifadeleri kullandı:

"Tacizciler, failler yine aklandılar, yine korundular. Maalesef bu ülkenin adalet sistemi sadece erkeklere işliyor. Bu ülkede çocuklar artık yalnızca sokakta değil, devletin en yüksek makamlarının bulunduğu binalarda da güvende değil. Milletin çocukları milletin meclisinde tacize uğradı.

Duruşmanın başından sonuna kadar sanıklar adeta sadece ve sadece dedikodu nedeniyle tutuklandıklarını, suçlandıklarını iddia ettiler. Ve başından sonuna kadar mağduriyetlerinden bahsettiler. Ve ilginçtir ki yine küçüğün rızasından bahsettiler. Rızadan bahsetme cüretinde bulundular. Elbette ki biz bu küçüğün rızası tanımına çok da yabancı değiliz. Yıllar öncesini anımsayalım, Meclis'te yine aynı alışkanlık maalesef günümüzde de sirayet etmekte.

Bu duruşmada neyi öğrendik biz? Asansörlerde kamera yok, çocuklar asansörlerde sıkıştırılıyor. Ne oluyor? Kasap reyonlarında çocukların adeta tekraren taciz edildiğini, arkadan koşarak gelinerek sarılındığını duyduk; tüylerimiz ürperdi. Ve daha anlatılmamış çok şeylerin olduğunu biz işittik bu duruşmada.

Aslında burada mesele sadece birkaç fail değil. Asıl mesele bu suçu gören ama görmezden gelen iktidarın aklıdır. Bir çocuk 'Rahatsız ediliyorum' dediğinde karşısına sadece ve sadece adalet çıkmalıdır. Ama çocukların karşısına sadece korkutma, baskı ve sessizlik çıktı maalesef. 'Şikayet edersen sen de yanarsın' denilen bir ülkede nasıl bir adalet tecelli edecek?

Buradan Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı'na Sayın Numan Kurtulmuş'a soruyorum: Kamera kayıtlarını neden eksik gönderdiniz? Neden olay yerlerine ait görüntüler gecikmeli olarak geliyor? Neden çocukların adaletini karanlıkta bırakıyorsunuz? Numan Bey, maalesef Türkiye Büyük Millet Meclisi sizin döneminizde kadınlar ve çocuklar için artık güvenli bir yer olmaktan çıkmıştır. Bu inkâr edilemez bir gerçektir artık. Ve bu gerçeklik sizin sorumluluğunuzdadır. Tüm çocuklar adına bu sorumluluğunuzun gereğini yerine getirmenizi bekliyoruz sizden."

"ÇOCUĞUNU KORUYAMAYAN BİR BAKANDAN DA EĞİTİM BAKANI OLMAZ"

"Bir çağrımız da Milli Eğitim Bakanı'na; stajyer diye gönderdiğiniz çocukları kimlere, nerelere emanet ettiğinizi denetliyor musunuz? Farkında mısınız? Biliyor musunuz? Bu çocukların güvenliği için hangi denetimleri yapıyorsunuz? Ve bu sorulara kamuoyu önünde cevap vermek zorundasınız Sayın Milli Eğitim Bakanı. Eğitim sadece lafla olmaz. Çocuğunu koruyamayan bir bakandan da Eğitim Bakanı olmaz, söz etmeye de hakkı yoktur.

Buradan bir seslenişim de Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı'na olacak. Bakanlığın adında aile var ama çocuklar söz konusuyken maalesef Aile Bakanı ortalarda görünmüyor. Çocuklar istismara uğruyor susuyor, kurumlar susuyor, Bakan susuyor. Bu çocuklar Aile Bakanlığı'nın sorumluluğunda değil midir?

Mahinur Hanım, çocuklar yalnız bırakılacaksa sizin de o koltukta oturmanızın artık bir anlamı yok. Bu dava bize şunu gösteriyor; aslında esas sorun cezasızlık kültüründedir."

Kaynak:Halk TV Haber Merkezi