Fatih Altaylı arka hücresindeki hükümlüye Voldemort dedi: Yanınızdan geçerken soğuk rüzgar eser
Youtube kanalındaki bir programda sarf ettiği sözler gerekçe gösterilerek 22 Haziran’da tutuklanan ve tutukluluğunun 190’ıncı gününde 29 Aralık’ta tahliye edilen gazeteci Fatih Altaylı, cezaevinden çıktıktan yaklaşık bir ay sonra ilk kez izleyicilerinin karşısına çıktı. Altaylı, yüksek güvenlikli cezaevinde geçirdiği süreci ve yaşadıklarını detaylarıyla anlattı.
Tek kişilik hücrede kaldığını belirten Altaylı, bulunduğu koridorda yan hücrelerin uzun süre boş olduğunu, bazı hücrelerde ise belediyelere yönelik operasyonlar kapsamında tutuklanan kişilerin kaldığını ifade etti. Cezaevi ortamına ilişkin dikkat çeken bilgiler paylaşan Altaylı, terör örgütleri ve organize suç yapılanmalarından tutuklu bulunan isimlerin de aynı cezaevinde zaman zaman yer aldığını söyledi.
"VOLDEMORT YANINIZDAN GEÇER GİBİ"
2017 yılbaşı gecesi Reina gece kulübüne düzenlenen ve 39 kişinin hayatını kaybettiği saldırının faili olan IŞİD’li teröristin de kendisinin kaldığı koridorun arkasında bulunduğunu belirten Altaylı, o anlara ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Ufacık boyu var. Sıfır pişmanlık. Onu bir iki kere gördüm. Yanınızdan geçerken soğuk bir rüzgâr eser ya, Voldemort yanınızdan geçer gibi. Ürkütücü biriydi.”
Son dakika | Tahliye olduktan sonra Fatih Altaylı’dan ilk mesaj
Tahliye sonrası yayınladığı videoda gözaltına alındığı günü de anlatan Altaylı, o anları şu sözlerle aktardı:
"YAPRAK SARMASI YAPIYORDUM"
"Tam Haziran başıydı. Haziran sonuydu pardon. Evde Zeynep'e yaprak sarması yapıyordum. Çok sevdiği için. Ne yemek yapayım demiştim. Yaprak sarması istemişti. Evde yaprak sarması yaptım. Onu tencereye dizdim. Ocağa koydum. O sırada bizde bir yabancı öğrenci kalıyordu. İşte zaman zaman yurt dışından bize öğrenciler gelip kalırlar. Burada bir düzen kuruncaya kadar işte onlara ev ayarlayacak, okul yurdu ayarlayacak falan böyle. Yurt dışından kimi doktora öğrencisi kimi başka bir şey yapan öğrenciler gelip böyle bazen bir hafta bazen 15 gün bizim evde kalırlar.
Çünkü ben seviyorum öğrencileri esnek olmayı. Özellikle bu işte doktora doktora düzeyde öğrenciler gelince iyi de oluyor. Evde de bir Güney Afrikalı öğrenci vardı. İki gün önce gelmişti. Onunla da işte akşam yemeği hazırlığı yapıyorduk. Kapı çaldı. Kapıyı açtım. Karşımda 5-6 tane polis merdivende duran birkaç polis. Tam sayılarını hatırlamıyorum. 8 kadardı galiba. Ondan sonra Fatih Bey İyi akşamlar dediler. Görünce hemen Hazır mıyım? dedim.
Evet lütfen dediler. Dedim ki gidip giyineyim dedim. Çünkü üstümde beyaz bir pantolon lacivert bir gömlek vardı. Dedi ki içeri giremezsiniz. Niye giremiyorum dedim. Dediler ki hayır. Peki dediğim ya pijamayla olsaydım ne olacaktı. Ona bir cevap alamadım açıkçası. Neyse telefonunuzu getirin dediler. İçerden telefonumu eşiniz getirdiler."
Altaylı, gözaltı sürecinde ailesiyle vedalaşmasına dahi izin verilmediğini belirterek şunları söyledi:
"VEDALAŞMA FIRSATIM BİLE OLMADI"
"Hande evde yoktu o sırada. O da ablasıyla beraber Bodrum'a gitmişti. Telefonumu getirdiler evde çalışan yardımcımız. Telefonu getirdi. Dedim yanıma eşya falan bir şey pasayım. Yok dedi Fatih Bey böyle geliyorsunuz. İyi. Evdekiler vedalaşma fırsatım bile olmadı. Hatta telefonumla da eşime arama fırsatım da olmadı ona da izin verilmedi.
Aşağı indik. Kapının önüne indik. 3 tane ekip arabası vardı. Bir önünde bir arkada bir de ortada. Ortadaki araca beni aldılar. Son derece kibar. Son derece terbiyeli en ufak bir ne diyeyim böyle kötü tavır falan yok. Bindik oraya bir kelepçe falan da takmadılar."
Cezaevindeki koşullara da değinen Altaylı, özel güvenlikli cezaevinde tek kişilik hücrede kaldığını, kaldığı hücrenin yan tarafında kimsenin bulunmadığını söyledi. Bazı hücrelerde ise belediye operasyonları kapsamında tutuklanan isimlerin olduğunu aktardı.
Altaylı ayrıca DHKP-C davasından tutukluların bulunduğu koğuşlarda sık sık eylemler yapıldığını, FETÖ davasından tutuklu generallerin ve Daltonlar ile Boyun Çetesi gibi yeni nesil suç örgütlerinin liderlerinin de zaman zaman aynı yüksek güvenlikli cezaevinde kaldığını ifade etti.
EL SIKMA POLEMİĞİ YANITI
Cezaevinde yaşandığı iddia edilen “el sıkma polemiği”ne de değinen Altaylı, Ekrem İmamoğlu ile el sıkışmadığı yönündeki iddialara şu sözlerle yanıt verdi:
"Bir el sıkma polemiği var. Şunu söyleyeyim, ben orada 6,5 ay kaldım hemen hemen. Kimsenin elini sıkmadım çünkü kimseyle elini sıkacak bir ortam oluşmuyor. Yani en fazla koridorda karşılaşıyorsunuz geçerken yan yana..."
"EN ÜZÜLDÜĞÜM MAHKUM SEÇİL ERZAN"
Altaylı, cezaevinde en çok üzüldüğü mahkumun Seçil Erzan olduğunu belirterek, aldığı cezayı “orantısız” bulduğunu söyledi:
"Mesela orada bir şeye çok üzüldüm ben. En üzüldüğüm mahkumlardan biri Seçil Erzan oldu... Bir kadının mali bir suçtan 102 sene yatacak olması gerçekten çok ağrıma gitti."
Altaylı, cezaevinde empati duygusunun insanı yıprattığını belirterek, bazı mahkûmların hak ettiklerinden çok daha ağır cezalar aldığını düşündüğünü dile getirdi.