Süreç çatırdadı! DEM Parti'den hem Erdoğan hem Bahçeli'ye çok sert sözler
DEM Parti'nin haftalık TBMM grup toplantısı Suriye’de devam eden çatışmalara dikkat çekmek için son dakika değişikliğiyle Suriye sınırındaki Nusaybin’e alındı. Grup toplantısı, sınır hattına çok yakın mesafedeki Sınır Parkı’nda yapıldı.

ÖNCE GRUP TOPLANTISI SONRA YÜRÜYÜŞ
DEM Parti Eş Genel Başkanlarının da katılımı ile grup toplantısının yapılacağı alana yürüyüş yapıldı.

YÜRÜŞÜN ARDINDAN GRUP TOPLANTISI
Yürüyüşün sona ermesinin ardından grup toplantısının yapılacağı alana gelindi. Grup konuşmasını ilk olarak Tülay Hatimoğulları yaptı.
ERDOĞAN VE BAHÇELİ'YE ÇOK SERT SÖZLER!
Yürüyüşün ardından yapılan konuşmalarda ilk konuşmayı Tülay Hatimoğulları yaptı. Hatimoğulları yaptığı konuşmada Erdoğan'ın Suriye'deki operasyonların ardından Şara'ya yaptığı tebrik nedeni ile sert tepki gösterdi.
ÖNCE ERDOĞAN'A: NE TEBRİĞİ BU?
Hatimoğulları Erdoğan'a tepkisinde, "Bakın Cumhurbaşkanı Erdoğan diyor ki haklıyken haksız yere düşmeyecek şekilde bir coğrafi hassasiyetle Suriye hükümeti operasyonlarını yürütüyor. Buradan da HTŞ'yi tebrik ediyor. Biz buradan Cumhurbaşkanı'na soruyoruz. Kürt kardeşlerimiz katlediliyor diye mi HTŞ'yi tebrik ediyorsunuz? Ortada bir savaş var. Neyin tebriği bu? Ne tebriği bu?" ifadelerini kullandı.
SONRA BAHÇELİ'YE: SANA MI SORACAĞIZ KİMİN KİMİ TEMSİL ETTİĞİNİ
Hatimoğulları'nın ardından söz alan Bakırhan da konuşmasında AKP'li isimler ve Bahçeli'yi çok sert sözler ile hedef aldı. Bahçeli SDG'nin Kürtleri temsil etmediğini söylemiş ve o SDG'nin o topraklardan temizlenmesi gerektiğini söylemişti.
Bakırhan Bahçeli'yi bu açıklamaları nedeniyle, "Bahçeli Devlet Devlet Bahçeli PKK'nın kurucu önderi diyor ama onun dediğini yapmıyor, onun dediğini söylemiyor. Temizlenmeli kurutulmalı diyor. Sen kuru temizleyici misin? O toprakların kadim halklarını hiç kimse ama hiç kimse ne kurutabilir ne temizleyebilir!" sözleri ve "Şu şunu temsil etmez, bu bunu temsil etmez diyor. Sana mı soracağız kimin kimi temsil ettiğini? SDG bal gibi Kürtleri temsil ediyor." sözleri ile hedef aldı.
Hatimoğulları'nın grup konuşması şu şekilde:
Değerli basın emekçileri, değerli milletvekili arkadaşlarım, belediye eş başkanları, değerli Nusaybin halkı, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyoruz.
Bugün salı günü ve siyasi partilerin birçoğunun grup yaptığı gün. Bizler DEM Parti olarak normal şartlarda bugün grubumuzu Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde yapmalıydık. Ancak şu anda olağanüstü koşullardan geçiyoruz. Şu an Nusaybin'de sınırın sıfır noktasındayız. Birkaç adım ötesinde Kamışlı'da Kürt kardeşlerimiz şiddetli bir savaş tehlikesi altındalar.**
"KATLİAMI BAŞLATAN HTŞ GÜÇLERİNİ KINIYORUZ"
Şiddetli bir savaş ve çatışma devam ediyor. 10 mart mutabakatıyla ilgili hala görüşmeler devam ederken, Suriye'de geçici Şam yönetimi ve SDG arasında, öz yönetim arasında görüşmeler devam ederken bir de masayı devirip savaş ve çatışmanın önü açıldı. Halep'te öncelikle Şeyh Maksut ve Eşrefiye mahallelerinde Kürt halkına yönelik amansız bir katliam başlatıldı. Bu katliamı başlatan HTŞ güçlerini kınıyoruz, savaşa hayır, barış hemen şimdi diyoruz.
**
"10 MART MUTABAKATINA UYMAYAN HTŞ'NİN KENDİSİDİR"
Onunla da yetinmediler. Önce Fırat'ın batısı şimdi de Fırat'ın doğusuna yani Rojava topraklarına bir işgal hareketi başlatılmış durumda. Bunu kabul etmek mümkün değil. Yalan yanlış bilgileri başta Türkiye'de yandaş medya, havuz medya, AKP-MHP iktidarının sözcüleri Suriye'deki gelişmeler hakkında Türkiye ve dünya kamuoyunu yalan yanlış bilgilerle doldurmaya çalışıyorlar ve diyorlar ki Rojava'daki yönetim 10 Mart mutabakatına uymadı. Külliyen yalan. 10 Mart mutabakatına uymayan HTŞ'nin kendisidir, Şam rejimidir ve bugün orada sivil halkımız başta olmak üzere katliama maruz kalan herkesin sorumluluğu Şam yönetimindedir, HTŞ'dedir, IŞİD'dedir ve onları destekleyen uluslararası güçlerdedir.
**
"ROJAVA TOPRAĞINI KİMDEN TEMİZLEMEYE ÇALIŞIYORSUNUZ?"
Bugün Türkiye'de Suriye'de işbirliği devam ederken Cumhur İttifakı sözcülerinin yaptığı açıklamaya bakılacak olursa sanki savaşı ve çatışmayı Türkiye yönetiyormuş gibi açıklama yapıyorlar. Bir yandan Türkiye'de Kürt de kardeşim diyecek, iç barışı tesis edeceğiz diyecek öte yandan onların kendi operasyonları yürütecekler.
Bakın sadece bu değil onların ideolojik olarak burada akrabaları olan Furkan günleri düzenleyenler ve bunların sözcüsü basın yayın organları neyi öne çıkardılar biliyor musunuz? Temizlik hareketi başlamalı diyorlar. Rojava'da temizlik. Siz neyini neyden temizliyorsunuz? Rojava toprağını kimden temizlemeye çalışıyorsunuz? Ve bunu Furkan günlerinde verilen fetvalar olarak ortaya koyuyorsunuz. Hak ve batıl diyorsunuz. Ey batılı kıblesi olarak gören iktidar yandaşları, ey batılı ilkesi olarak görenler, ey iktidardan güç zehirlenmesi yaşayanlar! Demokrasiyi istemek, savaş karşıtı olmak, kadın özgürlüğünü istemek, anadiliyle eğitim hakkı istemek batıl mıdır törenlerin?
"BATIL OLAN SİZSİNİZ"
Batıl olan nedir biliyor musunuz? Batıl olan Türkiye'de Kürt de kardeşim deyip gerçek kardeş ol görmemektir. Batıl olan HTŞ ile el tutuşmaktır. Batıl olan paramiliter güçleri ve çeteleri örgütleyip eğitip donatıp onları Suriye topraklarında Alevi canlarımızı, Dürzi kardeşlerimizi, Kürt kardeşlerimizi katlettirmektir. Onun önünü açmaktır ve batıl olan batıl olan sizsiniz, sizsiniz, sizsiniz.
ÖMER ÇELİK'E TEPKİ
Ve buradan hükümetin sözcüsü Ömer Çelik konuşma yapıyor ve diyor ki SDG sürece darbe yapmak istiyor. Burada asıl darbeyi bu sürece kim yapıyor biliyor musunuz? HTŞ ile el tutuşanlar, oradaki güçleri destekleyenler ve bu savaşa onay verenler, göz yumanlar, destekleyenler, sınırını ardına kadar bu çete güçlerini açanlar bu süreci esas olarak sabote eden bunlardır.
**
ERDOĞAN'IN ŞARA'YA TEBRİĞİNE TEPKİ
Bakın Cumhurbaşkanı Erdoğan diyor ki haklıyken haksız yere düşmeyecek şekilde bir coğrafi hassasiyetle Suriye hükümeti operasyonlarını yürütüyor. Buradan da HTŞ'yi tebrik ediyor. Biz buradan Cumhurbaşkanı'na soruyoruz. Kürt kardeşlerimiz katlediliyor diye mi HTŞ'yi tebrik ediyorsunuz? Ortada bir savaş var. Neyin tebriği bu? Ne tebriği bu?
Barış'ın, istikrarın egemen olduğu bölge huzur içinde yaşar diyoruz. Bizler yıllar yılıdır den parti olarak dedik ki Türkiye'de iç barışımızı tahkim edelim. Uluslararası güçlerin bölgede kurmaya çalıştığı komploya karşı hep beraber yaşayalım dedik. Bunun için iç barışımızı tahkim edelim dedik ama iç barışı konuştuğumuz bu günlerde, huzurdan bahsettikleri bu günlerde Suriye'de Kürtler katledilirken Türkiye'deki Türklerin duygusunu görmeyen bir huzur olabilir mi?
"BARIŞ SÜRECİNE İNANCI ZAYIFLATAN SİZLERSİNİZ"
Düşüncesini görmeyen bir huzur olabilir mi? İnsanlar gece gündüz uyumuyor. Herkes ayakta. Bugün Nusaybin'de sıfır noktasındayız ve inanın 7'den 90'ına kadar herkes bugün bu yürüyüşte ve sınırın ötesinde katledilen kardeşleri için gözyaşı döküyor. İşte süreci bozan sizsiniz. Türkiye'de barış sürecine inancı zayıflatan sizlersiniz. Vazgeçin bundan, vazgeçin bundan. Artık yeter. Edi bese!
**
ABDULKADİR SELVİ'YE SERT TEPKİ
Değerli halklarımız, bakın adeta bir düğmeye basılmışçasına, adeta bir düğmeye basılmışçasına kalem oynatanlar var. Saray medyasının kalemşörü, bizim eş başkanımız Sayın Tuncer Bakırhan ve Grup Başkan vekilimiz Gülistan Kılıç Koç Yiğit'i hedef haline getirmek istiyor.
Biz buradan o yazara diyoruz ki sen kandan besleniyorsun, savaştan besleniyorsun, çatışmadan besleniyorsun ve sana buradan soruyoruz. Daha kaç Kürt katledilirse senin kalemin yazı yazabilir, vicdanın hatırlar, vicdanın rahatlar. Buradan sizleri, yöneticilerimiz, eş başkanlarımız, Grup Başkan vekillerimizi hedef haline getirmenize asla müsaade etmeyiz, etmeyeceğiz. Partimiz demokrasi için, barış için sonuna kadar çalışmaya devam edecek.
Bakın değerli halklarımız. Bugün Suriye'de Şam yönetimi başa geldiği günden beri Alevi canlarımız Lazkiye'de, Hama'da, Humus'ta, Şam merkezlerinde katledildiler. Ardından Dürzi kardeşlerimiz katledildi. On binlerce katliama sebep oldular bunlar. On binlerce insanı katlettiler. Ve oradan şimdi bu katliamı ve soykırımı Rojava topraklarına kaydırdılar. Buradan hep beraber alkış ve zılgıtlarımızla "Rojava'da soykırıma hayır!" diyelim!
***
Ve değerli halklarımız. Ortada çok büyük bir uluslararası komple olduğunun bizler farkındayız. Paris Antlaşması'ndan sonra Rojava yani Kürtlere dönük bir soykırım kararının verildiğinin hepimiz farkındayız. Türkiye'de hükümet adamına konuşan bakanlar sözcüler her fırsatta diyorlar ki SDG ya da Suriye'nin öz yönetimi başka devletlerle iş tutuyor. Biz başından beri ısrarla şunu söyledik. Suriye'deki Kürt halkıyla, onların siyasi iradesiyle Türkiye görüşmeler gerçekleştirsin dedik. Türkiye'deki iç barışı konuşurken Suriye'nin iç barışını da konuşalım destekleyelim dedik ama bundan siz imtina ettiniz ve şimdi bahsettiğiniz devletler komplo geliştirenlerle beraber aynı yerde saf tuttu sözüm ona İslam kardeşim dediğin Kürdü katlediyorsun. Buna asla izin vermeyeceğiz. Rojava halkları yalnız değildir. Bunu herkes kaydedilmeli ve kaydedilecek.
Ve buradan bütün dünyaya çağrımızı yinelemek istiyoruz. Bütün uluslararası demokrasi güçleri, insan hakları savunucuları, soykırım karşıtları, göç dayanışmacıları, göçmenlerle dayanışanlar herkesin ama herkesin Şam Suriye'deki Kürt soykırımını durdurmaya davet ediyorum. Türkiye'deki bütün muhalif kesimleri, demokratları, devrimcileri, aydınları, yazarları, gazetecileri ez cümle herkesi ve başta siz değerli halklarımızı bütün demokratik haklarımızı kullanarak bu savaşa hep beraber dur diyelim, dur diyelim. Ve bizim için Rojava demek kadın özgürlüğü demektir. Rojava demek IŞİD karşıtlığı demektir. Rojava demek farklı halkların ve inançların demokratik bir zeminde mücadele yürütmesi demektir. Selam olsun Rojava'ya, selam olsun Rojava'da direnen kadınlara! Selam olsun oradaki bütün kadınlara. Yüzlerce kez selam olsun!
TUNCER BAKIRHAN'IN KONUŞMASI:
Bu günlerde bu günleri yaratanları kınıyoruz. Kuzeydoğu Suriye'de bir katliam var. Kuzeydoğu Suriye'de bir soykırım var. Onlarca selefi örgüt onlarca baş kesen çocukları gençleri kadınları katleden bir örgüt, onun uzantıları, onu destekleyen ulusal, bölgesel ve uluslararası güçler var.
***
"ROJAVA'DA KÜRTLER TEK DÜNYA BİR OLMUŞ KÜRTLERE DÜŞMANLIK YAPIYOR"
Yani Rojava'da Kürtler tek dünya bir olmuş Kürtlere düşmanlık yapıyor, soykırım yapıyor. Kürtlerin kimliksiz bir şekilde, dilsiz bir şekilde, statüsüz bir şekilde yaşaması için düşmanlık yapıyorlar. Bizler dün olduğu gibi bugün de Rojava'da onuru için, kimliği için, dili için mücadele eden Rojava halkıyla birlikteyiz. Oradaki Kürt kardeşlerimizle birlikteyiz.
"NUSAYBİN'DEN, SINIRDAN HAYKIRIYORUZ: ROJAVA DİRENİŞTİR"
Orada her gün Kürtler gibi katledilen Alevi kardeşlerimiz, Dürzi halkıyla beraber olduğumuzu bir kez daha buradan, Nusaybin'den, sınırdan haykırıyoruz. Rojava sadece bir toprak parçası değil. Bunu en başta bu ülkeyi yöneten iktidar, oradaki uluslararası güçler, emperyalist güçler çok iyi bilmelidir. Rojava umuttur, Rojava direniştir, Rojava o çölde halkların kardeşçe eşitçe bir arada yaşadığı bir umuttur. O umudu öldürtmeyiz, o umudu yok ettirmeyiz.
***
"KÜRT GENÇLERİ KOBANİ'DE, ÜNİVERSİTEDE KENDİ ANA DİLİYLE EĞİTİM GÖRMESİN İSTİYORLAR."
Oradaki yaşam umuduyla bugün burada olduğu gibi her daim Türkiye'nin Türk illerinin her yerinde dayanışma içerisinde olacağımızı bir kez daha haykırmak istiyoruz. Kimliğimizden kazanımlarımızdan vazgeçin diyorlar. Kürt dilini konuşmasın diyorlar. Kürt gençleri Kobani'de, üniversitede kendi ana diliyle eğitim görmesin istiyorlar. Kürtler teslim olsun istiyorlar. Peki biz oradaki soydaşlarımızın onursuz bir yaşamı seçmelerini istiyor muyuz?
Kürtleri yalnızlaştırmak isteyen, yok etmek isteyen, kimliksiz bırakanlara diyoruz ki bu akıl dışı yaklaşımlarınızdan vazgeçin. Kürtler o toprakların asli unsurlarından birisidir. Yüzyıllardır oradadır ve olmaya devam edecektir. Rejim rejim Halep'te bir pusu kurdu. Alçakça Kürtler anlaşmaya uyarak geri çekildiklerini belirtmesine rağmen rejim ve destekçileri orada Kürt kadınlarını, Kürt gençlerini katletmiştir. Mahallelerini bombalamıştır.
***
"10 MART MUTABAKATINA UYMAYAN EL ŞARA'DIR"
Toplarla, tüfeklerle birlikte Kürtleri sürmeye çalışmıştır. 10 Mart mutabakatına uymayan El Şara'dır. Suriye rejimidir, onun arkasındaki o sahtekar, o iki yüzlü güçlerdir. Emin olun tek bir Kürt yaşayıncaya kadar ne bu saldırıları ne o saldırıların arkasındaki güçleri unutmayacaktır.
"BU KÜRT DÜŞMANLARINI UNUTURSAK KALBİMİZ KURUSUN"
Bu Kürt karşıtlarını bu Kürt düşmanlarını unutursak kalbimiz kurusun. Unutacak mıyız? İktidar medyası algı oluşturuyor. İktidar medyası orada Kürtleri dilini kimliğini tehdit olarak göstermek istiyor. Asıl asıl tehdit olan Şam iktidarıdır. Bunu Türkiye kamuoyu çok iyi bilmelidir. Bir de utanmadan sabah akşam çıkıp kürsülerde Türk Kürt kader birliği yaptı diyorlar. Sınırın ötesinde düşmanlık yaptığın Kürt'le nasıl bir kader birliği yapmışsın? Bunu söyler misin?
***
Bir taraftan buradan barış elini uzatacaksın. Diğer tarafta Rojava'da yaşayan halkımızın katledilmesine çanak tutacaksın. Ve Kürt Kürt kader ortaklığı yaptı diyeceksin. Bu riyakarlıktır, bu sahtekarlıktır. Bu riyakarlıktan bir an önce herkes vazgeçmelidir.
***
"KÜRDÜN KADERİ NEDEN KİMLİKSİZ OLSUN SAYIN BAHÇELİ?"
Bakın Devlet Bahçeli diyor ki böyle kader birliği mi olur? Kader birliği diyor Devlet Bahçeli biz de kendisine diyoruz ki böyle kader birliği mi olur? Kürdü düşman gören, Kürdü toprağından sökmeye çalışan, Kürdü katletmeye çalışanlara çanak tutan bir yaklaşım mı kader birliğidir? Kürdün kaderi neden kimliksiz olsun Sayın Bahçeli?
Kürdün kaderine niye statüsüzlük, kimliksizlik, dilsizlik düşsün? Recep Tayyip Erdoğan da kavmiyetçilik bizim kadim kültürümüzün reddettiği bir hastalıktır diyor. Soruyorum Erdoğan'a. Kavmiyetçilik bir hastalıksa niye senin bakanın çıkıp Suriye Arap Cumhuriyeti diyor. Bundan iyi kavmiyetçilik olur mu?
***
"100 YILDIR KÜRTLER TESLİM OLMADI. ŞİMDİ ASLA OLMAZ!"
Numan Kurtulmuş Kürtlerin onura, Türklerin gururu diyordu hadi oradan hadi. Kürt'ün onurunu Rojavadaki insanları katliamla karşı karşıya getirerek mi sağlayacaksın? Madem Kürt'ün onuru diyorsun 10 gündür Rojava'da insanlar katlediliyor. O selefiler o cihatçılar Kürt kadınlarının başlarını kesiyor. Niye sesini çıkarmıyorsun? Niye itiraz etmiyorsun? Niye bir şey demiyorsun Sayın Kurtulmuş? Ancak Kürtlere teslimiyet dayatıyorlar. Kusura bakmayın. Ve 100 yıldır Kürtler teslim olmadı. Şimdi asla olmaz!
"KUZEY KIBRIS'TAKİ TÜRKLERE DEVLET KÜRTLERE STATÜSÜZLÜK KİMLİKSİZ DİYEN HERKES RİYAKARDIR"
Nahçıvan'daki Azerilere özerklik, Kuzey Kıbrıs'taki Türklere devlet Kürtlere statüsüzlük kimliksiz diyen herkes riyakardır, Kürt düşmanıdır! Bu tarihe böyle geçecektir. Kürtler kimliksiz statüsüz yaşasın diyeceksiniz bir de kardeşiz diyeceksiniz. Hamasette değil! Yeter Kürde karşı yaptığınız hamaset yeter!
Ferasetle akılla başta Rojava olmak üzere Türkiye başta olmak üzere barışçı demokrasiye insanların eşit yurttaş olduğu bir zemin için çalışın çabalayın. Değerli halkımız barış herkese kazandırır. Şu anda Rojava'daki düşmanlık kimseye kazandırmaz. Türkiye'de 25 milyon Kürt var. Bu düşmanlığı kabul etmiyor. Bunu unutmayacak. Grup toplantımızı yaptığımız bu saatlerde gençlere saldırıyorlar. Böyle bir şey olabilir mi?
***
Demokratik hakkımızı kullanıyoruz. Yetkilileri dikkatli davranmaya çağırıyorum. Saygılı olun biraz! Türkiye'nin 3. büyük partisi grup toplantısı yapıyor. Siz gençleri dövüyorsunuz, yerde sürüklüyorsunuz.
**
BAHÇELİ'YE: SEN KURU TEMİZLEYİCİ MİSİN?
Bunu kabul etmiyoruz. Sayın Öcalan en son dedi ki Rojava'da Kürt kıyımından vazgeçin! Diyalogla müzakere ile çözün. Ama onlar tam tersini yapıyorlar. Sayın Bahçeli Devlet Devlet Bahçeli PKK'nın kurucu önderi diyor ama onun dediğini yapmıyor, onun dediğini söylemiyor. Temizlenmeli kurutulmalı diyor. Sen kuru temizleyici misin? O toprakların kadim halklarını hiç kimse ama hiç kimse ne kurutabilir ne temizleyebilir!
***
"GÜN ROJAVA'DAKİ KÜRTLERLE DAYANIŞMA GÜNÜDÜR"
Dünyada yaşayan 50 milyon Kürt'e sesleniyorum. Gün birbiriyle kavga etme günü değil. Gün bu Kürt karşıtlığı karşısında bir olma, birlik olma, omuz omuza mücadele etme günüdür. Eksiklerimizi yetmezliklerimizi konuşabiliriz ama gün katliamla karşı karşıya kalan Rojava'daki Kürtlerle dayanışma günüdür. Dayanışmayla bu katliamı önleyebiliriz, dayanışmayla bu selefileri durdurabiliriz.
Kan döken barış karşıtı olan bu güçleri dayanışmayla mücadeleyle ancak yola getirebiliriz. Öfkenizi kendi içinize değil Kürtlere düşmanlık yapanlara karşı kusun! Öfkenizi kendinize değil Kürtleri statüsüz kimliksiz bırakanlara karşı harekete geçirin. Bakın bugün Bahçeli diyor ki SDG Kürtleri temsil etmiyor. Ya beyefendiler kimin kimi temsil ettiğine de karar veriyorlar.
***
BAHÇELİ'YE: SANA MI SORACAĞIZ KİMİN KİMİ TEMSİL ETTİĞİNİ! SDG BAL GİBİ KÜRTLERİ TEMSİL EDİYOR
Dilinizi konuşmayın statüsünüz olmasın diyorlar. Şu şunu temsil etmez, bu bunu temsil etmez diyor. Sana mı soracağız kimin kimi temsil ettiğini? SDG bal gibi Kürtleri temsil ediyor. Alevileri, Türkmenleri, Ezidileri seküler yaşamdan yana olan Arap halkını temsil ediyor. Özel üretim oradaki bütün hakları temsil ediyor. Kim kimi temsil ediyor hükümlerine kimse size izin vermez, bu hükmü siz veremezsiniz. Biz diyor muyuz siz kimi temsil ediyorsunuz? Sandığı koysanız bu toplumdan rıza alabilir misiniz? Alamazsınız. Asıl siz temsil etmiyorsunuz!
***
"SİZE TEHDİT OLAN KÜRTLER DEĞİL BU SELEFİ GÜÇLERDİR"
Rojava'da bir katliam var, bir kıyım var. Onu önlemektir bizim sorunumuz. Gelin birlikte Kürt katliamı karşısında duralım. 25 milyon Kürdün soydaşlarıyla dayanalım. Kürtler insanca yaşamak istiyorlar. Katledilmeden güvenlik içerisinde yaşamak istiyorlar. Size tehdit olan Kürtler değil bu selefi güçlerdir. Şu anda yönetimdir. Sizi ne zaman satacakları belli olmayan bu güçlerdir. Kürtler satmaz, ihanet etmez, çelme takmaz!
"KÜRTLER SİZE MUHATAP BEĞENDİRMEK ZORUNDA DEĞİL"
Değerli halkımız Bir kez daha Nusaybin'den sesleniyoruz. Kürtler size muhatap beğendirmek zorunda değil. Her yerin bir muhatabı var, açıktır ortadadır. O muhatapları dikkate alın. Temizleme kurutma işlerinden vazgeçin. Bu dil tehlikeli bir dildir. Kobani, Kamışlo Kürt kentidir. Kürt kentleri olarak kalmaya devam edecektir!
Bir çağrım da gerçek anlamda ümmet kardeşliğini savunan Müslüman kardeşlerimedir. Onları tenzih ediyorum bu konuşmaların yani onları bu konuşmanın dışında bırakıyorum. Ya Kürt ümmet değil mi? Kürtler Kabe'de yan yana omuz omuza değil misiniz? Selahaddin Eyyubi Kürtlerin atası değil mi? Bu dini korumak için kurtarmak için kahramanca fedakarca savaşan Selahaddin Eyyubi'yi unuttunuz mu?
Bugün onun İslamiyeti savunduğu topraklarda onun torunları katlediliyor. Kimliksizliğe statüsüzlüğü terkediliyor ve siz susuyorsunuz! Evet gerçek Müslüman kardeşlerim bu katliama bu kırıma sizlerin de ses çıkarmanızı istiyoruz.
Kürdü katledenlerin partisinde gazetesinde iş yerinde televizyonunda çalışmayın! Bu yaşananlar bir güven testidir. Ümmet kardeşliği zulme karşı durmaktır. Kürt katledilirken susmak değil!
Kürdün dili haramdır diyenlerin yanında durmak değil. Dolayısıyla bir bütünen bu onursuzluğa kimliksizliğe karşı gerçek Müslüman kardeşlerimizle Türkiye'nin devrimci demokratik kesimleriyle Kürtler emekçilerle ezilenlerle birlikte duracağımızın sözünü bir kez daha buradan Nusaybin sınırından veriyoruz. Kamış'lıya sesleniyoruz. Biriz birlikteyiz.