Halk TV Canlı Yayın
CHP'li Akatlı:‘Biz Bunun İçin Oy Vermedik!’ Diyen Seçmen Var
Zeynep Akatlı: ‘Biz bunun için oy vermedik’ diyen seçmen var.Ankara’da büyümüş bir çocuk olarak, şimdi CHP’nin İzmir milletvekili sıfatıyla gideceği Meclis’i hiçbir zaman ürkütücü bir yer gibi hissetmemiş. Ama Zeynep...

Zeynep Akatlı: ‘Biz bunun için oy vermedik’ diyen seçmen var.

Ankara’da büyümüş bir çocuk olarak, şimdi CHP’nin İzmir milletvekili sıfatıyla gideceği Meclis’i hiçbir zaman ürkütücü bir yer gibi hissetmemiş. Ama Zeynep Altıok (Akatlı) Meclis kapısından girdiği ilk günü de iyi hatırlamıyor. Terörden Kaynaklanan Yaşam Hakkı İhlallerini Araştırma Komisyonu’ndan, Sivas katliamında öldürülenlerden şair Metin Altıok’un kızı olarak dinlenmek üzere davet alıyor. Oysa komisyondaki AKP’li milletvekillerinin sorularıyla bir tür sorguya dönüyor yaşadığı. AKP milletvekili Oya Eronat “Keşke Aziz Nesin konuşmasaydı da babam ölmeseydi dediniz mi?” diyor mesela. “Niye bu kadar önyargılısınız?” diye soruyor Mehmet Metiner. Meclis’e diğer iki gidişi de parçası olduğu Toplumsal Bellek Platformu’nun taleplerini iletmek için zaten.

Yemin etmeden vekilliğe başladı sayılır. Seçim sonuçlarının “yeni Türkiye”yi işaret etmesinin ardından Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan “HDP bundan sonra çözüm sürecinin ancak filmini yapar” demişti.

Altıok, Twitter’dan hızla, konuşulan bir cevap verdi: “Akdoğan, HDP’yi süreçle tehdit ediyor. Hiç merak etmeyin yeni mecliste barışı sağlayacak yüzü sola dönük yani barışı ilke edinmiş çoğunluk var. Barışın filmini birlikte yapacağız. Barbarlar ve barışı cümle içinde kullanarak kirletenler öğrenebilsinler diye. Anlaşıldı mı Sayın Akdoğan”

‘Barış koz değil’

İzmir-Ankara-İstanbul üçgeninde kendisine ve kedilerine yeni düzen kurmaya uğraşırken buluştuğumuzda, ilk sorum buydu. Üç-beş ay sonra biraz daha pişmiş bir vekil olarak bu cevabı verir miydi? Ayınısı düşünmüş. “Verirdim” diyor, “kaza tweet’i” olmadığını söylüyor. Gönlündeki vekillik tarzını tarif ediyor: Hislere ve vicdana yakın; kürsü değil, sokak siyaseti.

“Barış koz değil, çözüm de Kürtlere hediye ettikleri bir şey olmamalı” diyor. Tahmin ettiğinin ötesinde takdirle karşılanmış yazdıkları. Hayır, parti içinden “biraz sakin” gibi bir uyarı almadığını söylüyor, “Benim bu partide olmamı isteyen CHP’nin, bana ‘böyle bir şey yazma diyen CHP olması mümkün değil” diyor.

Tam da burada “evrilen CHP” sohbeti başlıyor. Tüketildiği için “yeni” demekten kaçınıyor Altıok. CHP nereye evriliyor? Gezi’yi yaşamış Türkiye’nin ve de çağın gereği olarak öncelikle değişen siyaset dilinden bahsediyor. “Kendini anlatabilmesi önemli. Türkiye’nin en eski partisi olması nedeniyle, geçmişte farklı siyasi dönemlerin tortularından kalanlar bugünkü CHP’ye atfediliyor” diyor.

Elde taze bir seçim var, değişim niyetine ve iyi bulunan kampanyasına rağmen CHP’nin son tabloda başarısız olduğu tespitlerine katılmıyor. Böyle zorlu bir dönemde oy kaybetmemenin kıymetinden ve inkâr edilemeyecek emanet oylardan söz ediyor: “Bir kısmı HDP’ye baraj atlatmak için verilmiş oylar olabilir, bir kısmı HDP’nin hakkettiği düşüncesiyle olabilir. Sonuçlara sadece matematik olarak bakmamak, dönemleri, koşulları yorumlayarak değerlendirmek lazım.”

Umutlu

Hem AKP koalisyonu, hem Baykal’ın sahneye çıkışı hakkında Altıok gibi düşünen CHP’li oranı nedir? Gülüyor, pazartesi günkü parti meclisinin eğilimleri netleştireceğini ve ortak aklın bir yaklaşım belirleyeceğini söylüyor.

CHP’nin hep bir “anaakımı” olur, içinden “ayrıksı” vekiller belirir. Altıok da, insan hakları mücadelesinin içinden gelerek onlardan mı olacak? Bir kitle partisinin vekil çeşitliliği barındırması gerektiğinden, hatta bunun fikir özgürlüğünün göstergesi sayıldığından lafa giriyor. Ama CHP’de temel prensiplerde öyle çatışan vekiller biliyoruz ki, ayrı partide olsalar koalisyon zor. Umutlu olduğunu söylüyor, hem genel manada, hem CHP için.

Aktif siyaset içinde yer almasına babası Metin Altıok, annesi yazar Füsun Akatlı şaşırır mıydı? Erken kaybettiği babasını kestirmek zor ama annesi için “Hiçbir şey elde edemeyerek dikenli uzun bir yolda o kadar koştuk ki bunun mümkün olmasına, takdir görmesine şaşırırdı galiba” diyor.

Baykal’la ne konuştular?

Peki CHP’nin anladığı “barış filmiyle”, HDP’ninki aynı mı? “Barışı içselleştirenlerin barıştan anladığı birbirine benzer. Barışı siyaseten sağlayabilmek siyasete malzeme etmemekle olur. Biçimlendirme, öncelikler anlamında ayrılıklar çıkabilir ama çözümsüzlüğe sebep olacak ayrılığı yok iki partinin” diyor Altıok.

Koalisyon kombinasyonlarının ortalığa saçıldığı günlerde çözüm süreci kilit noktada. AKP, Türkiye’yi çatışma ve kaosla tehdit ederken, MHP içinden çözüm süreci ve HDP geçen koalisyon ihtimallerine neredeyse “Rüyanızda görürsünüz” diyor. Altıok, o kadar umutsuz değil. MHP’nin içinde bulunmayacağı ama dışarıdan destekleyeceği formüllerin zorlanabileceği kanısında.

Çok tartışılan AKP-CHP koalisyon ihtimali var bir de. Hükümete yakın medyanın, sermayenin de selamını söyleyerek işaret ettiği “büyük koalisyon” “Güçlü bir seçenek olarak sunuluyor ama öyle mi, değil. ‘Biz bunun için oy vermedik’ diyen seçmen var, CHP’nin tercihinin bu olmadığını ifade eden bir genel başkanımız var. Bazı odakların ve iş dünyasının güçlü olarak önerdiği çözümse de, bizlerin AKP’ye karşı çıkmamızın tek sebebi ekonomi değildi. O kadar her alanda baskıcı bir rejim ve tarûmar eden bir akıl ki, olası koalisyon o koalisyonu yapacak partiye zarar verir” diyor. Siyaset bu, olur olur. O zaman ne hisseder? Biraz duruyor, “AKP koalisyonun ortağı bir vekil olarak, çok mutlu olmam, evet” diyor. Başka bir önceliği var: “Önceliğim Türkiye’yi bir kez daha seçimle yormamak. Bu saikle yola çıktığımda en istediğim çözüm olmasa da her şeye açığım. Yeter ki AKP’yle olmasın. Yoksa diğer seçenekler bu zorlu aşamada değerlendirilebilir.”

Deniz Baykal ve Cumhurbaşkanı Erdoğan iki saatten fazla ne konuştular? Ne düşünüyor? “Hiçbir fikrim yok. Ama daha önce de görüştüklerini biliyoruz. Niye büyütülüyor diye yadırgamıyorum ama gayrıresmi olduğu unutulmamalı” diye uyarıyor. “Biri tarafsızlığını seçim süresince bozmuş, şimdi de kimin kimle hükümet kuracağına karar veremeyeceği aşikâr bir kişi. Diğeri bir partinin genel başkanı, parti sözcüsü, grup başkan vekili olmayan, uzun yıllardır siyasette olması nedeniyle, bu partinin eski genel başkanı sıfatıyla yapılan bir görüşme”