30 bıçak darbesiyle işlenen cinayet 'tasarlama' sayılmadı: Gülden Coni davasında karar bozuldu

30 bıçak darbesiyle işlenen cinayet 'tasarlama' sayılmadı: Gülden Coni davasında karar bozuldu
Edirne'de 16 yaşındaki Gülden'i okul bahçesinde öldüren sanığa verilen 20 yıl hapis istinafta bozuldu. Mahkeme, cinayet kararının verilmesiyle eylem arasındaki sürenin "tasarlama" için yeterli olmadığına hükmetti. İnfaz yasasıyla cezanın 12 yıla düşmesinden korkan aile ise sanığın kemik yaşının ölçülmesini istiyor.

Nurhan Alüzrek için 20 yıl, zamanın ötesinde bir anlama sahip. Bu süre, 16 yaşındaki kız kardeşi Gülden Coni'nin, bir okul bahçesinde 30 bıçak darbesiyle hayatının sonlandırılmasının hukuki karşılığıydı. Ancak Türk yargı sisteminde yaş, suçun niteliği ve infaz yasaları arasındaki karmaşık denklem, bu süreyi dahi tartışmalı hale getirdi.

Edirne'de lise öğrencisi E.A.'nın (15), akranı Gülden Coni'yi öldürmesiyle ilgili davada yerel mahkemenin verdiği 20 yıllık hapis cezası, Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi'nin kararıyla bozuldu. İstinaf mahkemesi, cinayetin "tasarlanarak" işlendiğine dair hukuki kriterlerin oluşmadığına hükmederken, dosya yeniden yerel mahkemenin masasına döndü.

guldeni-30-bicak-darbesiyle-olduren-15-1113737-330636.jpg

'TASARLAMA' TARTIŞMASI VE 'MAKUL SÜRE'

5 Nisan 2025'te Edirne Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi bahçesinde işlenen cinayet, soğukkanlılığı ve şiddetin dozuyla kentin hafızasına kazındı. Edirne 3. Ağır Ceza Mahkemesi, sanık E.A. hakkında "Çocuğa ve kadına karşı tasarlayarak kasten öldürme" suçundan önce ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. Sanığın yaşının 15 olması nedeniyle Türk Ceza Kanunu'nun ilgili maddeleri gereği ceza 20 yıla indirildi. Mahkeme, "haksız tahrik" ve "iyi hal" indirimlerini uygulamayarak cezanın üst sınıra yakın kalmasını sağladı.

guldeni-30-bicak-darbesiyle-olduren-15-1113735-330636.jpg

Ancak Tekirdağ 1. Ceza Dairesi'nde görülen istinaf sürecinde, hukuk tekniği açısından kritik bir değerlendirme yapıldı. İstinaf kararında, sanığın öldürme kararını verdiği an ile eylemi gerçekleştirdiği an arasında geçen sürenin "bir tam günden az" olduğu vurgulandı. Yargıtay içtihatlarına atıfta bulunulan kararda, bu sürenin cinayetin "tasarlanarak" işlendiğini kanıtlamak için gereken "makul ve uygun süre" kriterini karşılamadığı belirtildi. Ayrıca sanığın olaydan sonra rutin hayatına devam etmesinin ve cinayeti ıssız bir yerde işlemesinin tek başına tasarlamaya delil olamayacağı ifade edildi.

SOSYAL İNCELEME RAPORU EKSİKLİĞİ

Bozma kararının bir diğer gerekçesi ise usul eksikliği oldu. İstinaf mahkemesi, suça sürüklenen çocuk statüsündeki E.A. hakkında yerel mahkemenin sosyal inceleme raporu aldırmadığını ve bu eksikliğin gerekçelendirilmediğini kaydetti.

guldeni-30-bicak-darbesiyle-olduren-15-1113730-330636.jpg

Bu hukuki tespitler, sanık E.A.'nın cezasının yeniden hesaplanmasına yol açacak. Sanık avukatları, tasarlama unsurunun bulunmadığını savunarak haksız tahrik ve takdir indirimi talep ederken; Gülden Coni'nin ailesi ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ise sanığın "canavarca hisle öldürme" suçundan en üst sınırdan cezalandırılmasını istiyor.

AİLENİN 'YAŞ' ŞÜPHESİ VE İNFAZ YASASI

Kararı değerlendiren abla Nurhan Alüzrek, 20 yıllık cezanın dahi infaz yasasıyla fiilen 12 yıla düştüğünü belirterek, bu durumun aileyi tatmin etmediğini söyledi. Alüzrek'in asıl itirazı ise sanığın yaşına yönelik.

Kardeşinin 30 saniye içinde 30 bıçak darbesiyle öldürüldüğünü hatırlatan Alüzrek, "Bunu 15 yaşında bir çocuk yapamaz bizim gözümüzde. Katilin gerçek yaşının tespit edilmesini istiyoruz, kemik yaşı ölçümü talep edeceğiz" dedi. Sanığın olay öncesinde arkadaşlarına "Ben Gülden'i öldüreceğim" dediğini ve silah temin etmeye çalıştığını öne süren aile, cinayetin planlı olduğunu savunuyor.

Yargı süreci yeniden başlarken, bir okul bahçesinde son bulan genç bir hayatın bedeli, hukuki tanımlar ve infaz hesapları arasında belirlenmeye çalışılıyor.

Kaynak:Demirören Haber Ajansı (DHA)