Trump’ın 'yöneteceğiz' dediği Venezuela’da Çin düğümü: 67 milyar dolarlık petrol ipoteği
3 Ocak 2026 gecesi Karakas’ta gerçekleştirilen baskınla Nicolas Maduro’nun ABD güçlerince kaçırılması, küresel enerji ve finans piyasalarında taşları yerinden oynattı. ABD Başkanı Donald Trump’ın, "Güvenli bir geçiş süreci tamamlanana kadar ülkeyi bir grup Amerikan şirketiyle yöneteceğiz" çıkışı, Washington’un ülkedeki petrol ve maden kaynakları üzerinde tam kontrol sağlama niyetini teyit etti.
67 MİLYAR DOLARLIK "PETROL KARŞILIĞI KREDİ" SİSTEMİ
Çin, Venezuela’nın Batı finans sisteminden dışlandığı son 20 yılda ülkeye toplamda 67 milyar ABD Doları tutarında finansman sağladı. Bu kredi hacmi, Latin Amerika’ya verilen toplam Çin kredilerinin yaklaşık %40’ını oluşturuyor. Çin, kredileri nakit olarak değil, petrol sevkiyatı karşılığında verdi. PDVSA’nın gönderdiği petrolün bedeli Venezuela’ya hiç ulaşmadan, Pekin kontrolündeki offshore hesaplarda anapara ve faiz ödemesi olarak kesiliyor.
Esir alınan Maduro'nun ifadesi ortaya çıktı
Paranın kontrolü Çin Kalkınma Bankası (CDB) tarafından yönetilen, Çin anakarasındaki hesaplarda tutuluyor. Bu durum, Venezuela’daki herhangi bir siyasi otoritenin nakit akışına müdahale etmesini teknik olarak imkansız kılıyor.
HUKUKİ ZIRH: EGEMENLİK BAĞIŞIKLIĞINDAN FERAGAT
Venezuela devletinin kredi sözleşmelerinde attığı "Gayri Kabili Rücu" (geri dönülemez) imzalar, bu sürecin temelini oluşturuyor. Venezuela, Çin ile yaptığı kredi anlaşmalarında "Egemenlik Bağışıklığı"ndan feragat etmiş olduğundan ülkenin tankerleri, rafinerileri ve yurtdışı banka hesapları Çin’in olası bir temerrüt durumunda doğrudan haciz koyabileceği ticari varlıklar halinde.
2025 başında yürürlüğe giren yeni anlaşma ile Çin, kamu borcu krizlerini uluslararası tahkim sahasından çıkarıp doğrudan "devletler arası pazarlık" zeminine çekti. Bu, uyuşmazlığın çözümü için Washington'ın doğrudan Pekin ile masaya oturmak zorunda kalabileceği anlamına geliyor.
Kolombiya lideri Petro'dan Trump'a 'işgal' resti! "Silahları yeniden elime alırım"
MEVCUT BORÇ BİLANÇOSU (2026 OCAK)
Resmi ve bağımsız raporlara göre, Venezuela’nın Çin’e olan borç stokunun mevcut dökümü şu şekilde:

TEDARİK ZİNCİRİ VE TEKNOLOJİ FAKTÖRÜ
Çin’in elindeki en büyük koz sadece hukuk değil, aynı zamanda Venezuela’nın petrol üretimi için muhtaç olduğu teknoloji ve yedek parça tekeli. Pekin’in bölgedeki varlığı, petrol üretimini doğrudan etkileyen bir kapasiteye sahip.
Karakas ile Pekin arasındaki bu devasa mali ortaklık, 1999 yılında Hugo Chávez'in iktidara gelmesiyle başlayan "Batı ekseninden kopuş" stratejisinin bir ürünü olarak tarihe geçti. 2001 yılında kurulan "Stratejik Ortaklık", 2007 yılında Çin-Venezuela Ortak Fonu’nun (Fondo Conjunto) hayata geçirilmesiyle dünyada eşi benzeri görülmemiş bir "petrol karşılığı kredi" modeline dönüştü.
Özellikle 2010 yılında imzalanan 20 milyar dolarlık "Büyük Hacimli Kredi" anlaşması, Venezuela'nın altyapı ve kalkınma projelerini Washington merkezli IMF ve Dünya Bankası yerine, Pekin'in politika bankalarına endekslediği kritik kırılma noktası oldu. Yirmi yılı aşkın sürede imzalanan 500'e yakın protokol, Venezuela'yı Çin'in dünyadaki en büyük borçlusu haline getirdi.
Venezuela’nın Çin’e olan mali bağımlılığı, 2007 yılında atılan ilk imzayla başladı. O dönemde kurulan Çin-Venezuela Ortak Fonu için Pekin yönetimi başlangıçta 4 milyar dolarlık bir kredi dilimi açmış, bu tutar ilk aşamada altyapı projeleri için kullanılmıştı. Ancak 2010 yılına gelindiğinde, iki ülke arasındaki mali ilişki boyut değiştirerek tarihin en büyük kredi operasyonlarından birine dönüştü. "Gran Volumen" (Büyük Hacimli Kredi) adı verilen bu hamleyle Çin, Venezuela’ya tek seferde 20,3 milyar dolarlık devasa bir likidite sağladı. Bu tutarın 10 milyar doları nakit, kalanı ise Çin mallarının ithalatı için kullanılmak üzere Çin para birimi Yuan (RMB) cinsinden kurgulanmıştı.
2011 ve 2012 yıllarında tarım ve petrol üretimini artırma vaadiyle sisteme yaklaşık 11 milyar dolar daha enjekte edildi. Maduro’nun göreve başladığı ilk yıllarda da borçlanma hızı kesilmedi; 2013 ile 2015 yılları arasında sanayi ve madencilik odaklı projeler için toplamda 10,7 milyar dolarlık yeni paketler imzalandı.
Ancak 2016 yılında petrol fiyatlarının küresel ölçekte çökmesiyle Karakas yönetimi borçlarını ödeyemez hale geldi. Bu kriz döneminde Çin, 2,2 milyar dolarlık son bir acil tedarik kredisi sağlarken aynı zamanda iki yıllık bir "ödemesiz dönem" (grace period) tanıdı.
2024 ve 2025 yıllarına gelindiğinde ise nakit kredi akışı dursa da, biriken ana para ve faiz yükü ülkenin üzerine kabus gibi çöktü. Bugün Ocak 2026 itibarıyla Venezuela’nın Çin’e olan ödenmemiş borç bakiyesinin, birikmiş faizler ve ticari alacaklarla birlikte 12 ile 19 milyar dolar arasında olduğu tahmin ediliyor.