Dünya dışı bir yaşamın işareti mi bulundu?

Dünya dışı bir yaşamın işareti mi bulundu?
Hewish ve Burnell, sürdürdükleri kuasar* avı sırasında, gökbilim tarihindeki en dikkat çekici ve benzersiz şeyi keşfettiler: Gökyüzünde kısa parlamalar yaratan bir kaynak buldular.

Paul M. Sutter

20’nci yüzyılın ortalarında, ilk radyo teleskoplarının icat edilmesinin ardından, her türlü sürprizle karşılaştık. Evrenin çok gürültülü ve her türden ilgi çekici radyo dalgası kaynaklarıyla dolu olduğu ortaya çıktı.

Bunlardan bazıları bizim için tanıdıktı ve diğer bazılarıysa oldukça tuhaftı. Tahmin edebileceğiniz üzere, o zamanlarda bir radyo astronomu olmak oldukça heyecan vericiydi.

KUASAR ARAŞTIRMASINDA TESADÜFEN BULUNDULAR

Bunların arasında en heyecanlı olanlar, İngiliz kırsalının ortasında çalışmalarını yürüten Antony Hewish ve yüksek lisans öğrencisi Jocelyn Bell Burnell’dı.
O günlerde henüz tam olarak ne olduğu anlaşılamayan ve astronomik alanda görece yeni karakterler olan kuasarları bulmak için çalışıyorlardı. Haklarında bildiğimiz yegâne şey, çok uzakta bulunan aşırı gürültülü radyo kaynakları olduklarıydı.

Hewish ve Burnell, sürdürdükleri kuasar arayışı sırasında, gökbilimi tarihindeki en dikkat çekici ve benzersiz şeyi keşfettiler ve uzayda kısa parlamalar gerçekleştiren bir kaynak buldular.

Cisim, her 1.33 saniyede bir kusursuz biçimde parlıyordu. Ne olduğu bilinmeyen bu kaynak, bir radyo enerjisi patlamasına neden oluyor ve ardından duruyordu. Tam olarak 1.33 saniye geçtikten sonra aynı şeyi tekrar yapıyordu.

Bu çok hayret vericiydi. Evrende var olan bir şey nasıl olup da böylesine düzenli ve periyodik bir şey üretebilirdi?

DÜNYA DIŞI BİR YAŞAM İŞARETİ Mİ?

Hewish ve Burnell, dünya dışı uzaylı bir uygarlığa ait kanıt bulduklarına gerçekten inanmadılar ama bunu asla bilemezsiniz, değil mi? Bilimsel topluluk içinde, bilim insanları arasındaki bir şaka olarak bu kaynağa LGM-1 adını verdiler. Bu kısaltma, “küçük yeşil insanlar” (ve karşılaşılan ilk Dünya dışı varlık) anlamına geliyordu.

Bu şey her ne ise, çevresinde aşırı bir heyecan halesi yarattı. Ama bir kez daha gökyüzünün karşı tarafında buna benzer bir kaynak keşfedildi ve sonra bir diğeri, sonra bir diğeri ve sonra bir diğeri; ne yazık ki gökbilimcilerin taktığı LGM adı boşa çıkmıştı.

Sonrasında bu şeye yeni bir isim verdiler: ‘Pulsarlar’, kısa aralıklarla titreşimler yayan kuasarlardı. Daha sonraları pulsarların kuasarlarla hiçbir ilgisinin olmadığı ortaya çıktı; fakat 1960’larda yaşayan gökbilimcileri, bunların gerçekte neler olduğunu bilmemeleri nedeniyle suçlayamayız. Özellikle de potansiyel açıdan Dünya dışı yaşamı bulma zirvesine erdikten sonra…

Gökbilim topluluğunda teorik bağlamda kafa yoran insanlar, bu cisimlerin davranışlarını açıklamak amacıyla hızlı bir çözüm ortaya koydular.

AŞIRI KOŞULLARDA OLUŞUYORLAR

Bir süreden beri, ‘nötron yıldızı’ adı verilen ve büyük bir yıldız ölürken çekirdeğini aşırı koşullar altında ezerek sıkıştırdığında ortaya çıkan varsayımsal bir gök cisminden haberdardılar. O dönem için bunlar yalnızca varsayımsal cisimlerdi; fakat pulsar, bunların gerçek olup olmadıklarını anlayabilmek için bilim insanlarına bir olanak sağladı.

Bu nötron yıldızları, aşırı elektriksel ve manyetik alanlarla birleştiğinde oluşan aşırı kütle çekimi sebebiyle inanılmaz hızlarda dönebilir ve kutuplarından radyasyon jetleri fırlatabilir. Bu jet akımları, bir deniz feneri gibi uzayı tarar; kimi zaman Dünya da bu patlamalara yakalanır.

Bizim görüş açımızdan, ışın patlamalarını her zaman göremeyiz, yalnızca üzerimizden geçerken kısa bir şimşek çakması benzeri görüntüyü yakalayabiliriz.

Bir pulsar, bilinen evrendeki en muazzam ve benzersiz cisimlerden biridir. İkincisiyse, yalnızca -ve belki de daha benzersiz biçimde- kara deliklerin kendi gariplikleri olabilir. Burnell ve Hewish’in 1960’lı yıllarda keşfettikleri tuhaf ve yinelenen sinyal bir uzaylı değildi ama netice itibariyle bundan daha etkileyici olabilirdi.

*Kuasar, evrenin en uzak köşelerinde yüksek bir enerjiyle parlayan yıldız benzeri cisimlere verilen addır. Evrenin genç ve çalkantılı döneminde oluştukları bilinmektedir.

** Yazının aslı Forbes sitesinden alınmıştır. (Çeviren: Tarkan Tufan)

(GazeteDuvaR)

Etiketler :