Halk TV Canlı Yayın
Sezai Temelli'den '23 Haziran' yorumu
HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, 23 Haziran seçimleriyle ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Temelli, "23 Haziran bir demokrasi referandumudur" ifadelerini kullandı.

HDP, İstanbul seçimlerine ilişkin değerlendirme toplantısı yaptı. HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, “Demokrasi ittifakı açısından bu süreci çok iyi değerlendirmek zorundayız. Ya faşizm ya demokrasi. O yüzden bu 23 Haziran seçimleri bizim açımızdan bir demokrasi referandumudur” diye konuştu.

HDP Milletvekili Leyla Güven’in 193 gündür açlık grevinde olduğunu hatırlatan Temelli’nin açıklamalarının satır başları şu şekilde:

'Tüm ülke tecrit altındadır'

193 gündür hainin, adaletsizin üzerine yürüyoruz ve yürümeye devam edeceğiz. Büyük bir adaletsizlik ve hukuksuzluk var. Hukuksuzluğa, adaletsizliğe yeni halkalar ekleniyor. Tam dört yıldır bunu söylüyoruz. Dört yıldır, 5 Nisan 2015’ten beri bunu söylüyoruz. “Eğer siz İmralı’ya Sayın Öcalan’a tecrit uygularsanız bu hukuksuzluğa, bu adaletsizliğe her gün yeni bir halka eklenir” diyoruz. Öyle de oldu. Her gün adaletsizliğe adaletsizlik, hukuksuzluğa hukuksuzluk eklendi. İnsan haklarına dair ne varsa, basın özgürlüğüne dair ne varsa tükendi. Bir tükeniş öyküsü izledik. Bir ülkenin felakete sürüklenişini izledik. Ülke bugün artık kriz ortamında değil, artık bir felakete sürükleniyor. Tüm ülke tecrit altındadır. Şimdi bu tecridi kırma zamanıdır. Kararlı mücadelemizle, vazgeçmeyen irademizle tecride son vereceğiz.

HDP toplantısına çocukları cezaevinde açlık grevinde olan anneler de katıldı.

'Demirtaş'a, Yüksekdağ'a sözümüz var'

Bu iktidar AKP iktidarı, AKP-MHP bloku, bir otoriter rejimi bu ülkeye dayatmaktadır. Ne zamandan beri, tecridin başladığı günden bu güne… Dört yıldır örmeye çalıştıkları mesele budur. Faşizmi kurumsallaştırmaya çalışıyorlar. Bunun karşısında güçlü bir direniş var, halklar var, Kürt halkı ve HDP var. Buna izin vermeyeceğiz. Buna izin vermemek için de bedel ödüyoruz. Çocuklarımız, arkadaşlarımız bedel ödüyor. Bugün hak etmedikleri halde cezaevinde bulunan arkadaşlarımız bedel ödüyor. Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Selma Irmak ve bütün yoldaşlarımız bedel ödüyor, biliyoruz. Onlara sözümüz var, borcumuz var. Bugün cezaevlerinde 3 bin tutsak bu adaletsizlik ve hukuksuzluğa karşı bedenleriyle bir itirazı, bir isyanı dile getiriyorlar. Bizim bir sorumluluğumuz var, vazgeçmeyeceğimiz bir mücadele hattımız var. Bugün yine o hatta yan yana geldik, yine buluştuk, kararlılığımızı bir kez daha hep birlikte ifade ediyoruz.

'En güzel cevabı verdik'

Savaş politikalarını halklara dayatıyorlar. Kürt düşmanlığı üzerinden kendi iktidarını var etmeye çalışıyor. 31 Mart seçimleri sürecinde tüm kampanyalarını Kürt düşmanlığı üzerine kurdular. Bize “defolup gidin” dediler, bize “terörist dediler”. Biz de onlara en güzel cevabı sandıklarda verdik. “Buradayız ve hiçbir yere gitmiyoruz, siz gideceksiniz” dedik. Savaş istemiyoruz, barış istiyoruz, toplumsal barışı var etmek istiyoruz. Sınıra asker yığıyorlar, tank yığıyorlar, yok insansız hava araçları yok S-400’leri yığıyorlar. Bu halkın ekmeğinden çaldıkları ile bu halka savaşı dayatıyorlar. Bütçe hakkımızı istiyoruz, kentlerimizi yönetmek istiyoruz. Tüm kesimler olarak, kadınlar, emekçiler ve Kürt halkı olarak, kentlerimizi biz yönetmek istiyoruz. Onların nasıl kentleri yönettiklerini biliyoruz. Gidin Van’a bakın, Amed’e, Mardin’e, Şırnak’a bakın.

'Bu kenti yağma peşindeler'

Şu kayyım döneminde kentlerde yaptıkları yıkımlara, hırsızlığa, talana, şiddete ve zulme bakın. Aynı şeyi bu kente de yaptılar. İstanbul’a da yaptılar, tam 25 yıl boyunca bu zihniyetin bu kente neler yaptığını utanç abidelerine bakınca görebilirsiniz. Kentin silüeti bozuluyormuş, ortada kent kalmadı ne silüeti. Bu kentin ormanlarını kestiler, İstanbul’u, Kuzey Ormanları’ndan mahrum etiler. Yaptıkları havalimanına uçaklar inemiyor, şimdi peşinde oldukları şey Kanal İstanbul Projesi’dir. Bu proje yağma projesidir, şirketlerini zengin ederek bu kenti yağma etme peşindeler. İşte buna izin vermedik, yine izin vermeyeceğiz. Düşmanlaştırarak, kutuplaştırarak, Kürt düşmanlığı üzerinde bu talan düzenini sürdürmeye çalışanlara karşı HDP 23 Haziran’da en güçlü cevabı yine verecektir.

'Mazbataları gasp ettiler'

Bu tekçi anlayış ülkeyi içinden çıkılmaz bir yere sürükledi. Bu OHAL’ci anlayışa, OHAL’ci düzene son vermek için, kayyım zihniyetini yok etmek için buluşmalıyız. Bu zihniyet kayyımcıdır, KHK ile bu ülkeyi yönetme peşindedir. KHK ile ihraç edildi diye seçilmiş belediye başkanlarımızın mazbatalarını gasp ettiler. Bu kayyım zihniyeti neler yaptığını kayyım coğrafyasında çok net gördük.

'23 Haziran'da bir kez daha yeneceğiz'

Aynı zihniyeti devam ettirmeye çalışıyorlar. O denli çalıp çırptılar ki, biliyorsunuz bunlar halıyı da götürdüler. Yetmemiş, bugün Kars Belediyesi’ne haciz gelmiş, şimdi de koltukları götürüyorlar. Doymuyorlar, çalmaya çırpmaya doymuyorlar. Öyle bir iştah var ki bunu da tatmin etmek mümkün değil. O yüzden bunlardan kurtulma zamanıdır. Tıpkı 31 Mart’ta yaptığımız gibi şimdi stratejimizi daha kararlı bir şekilde hayata geçirmeliyiz. Demokrasi ittifakında buluşmalıyız. Demokrasi ittifakı herkese çağrımızdır. Yenilen pehlivan güreşe doymaz biliyorsunuz. Bunlar buna da doymuyorlar, o yüzden 23 Haziran’da bir kez daha yeneceğiz.

'Ya faşizm ya demokrasi'

İstanbul seçimleri önemlidir, İstanbul seçimleri kritiktir, böyle demiştik ve yine tekrar ediyoruz. Demokrasi ittifakı açısından bu süreci çok iyi değerlendirmek zorundayız. Ya faşizm ya demokrasi. O yüzden bu 23 Haziran seçimleri bizim açımızdan bir demokrasi referandumudur. Bu anlayışla örgütlenmeliyiz. Bu anlayışla çalışmalıyız. Demokrasiden yana olan tercihimizi bir kez daha yükseltmeliyiz.

'Kürtlerin 40 yıldır yaptıklarına bak'

Demokrasi ittifakında buluşarak Türkiye’nin önünü bir kez daha açacağız. Bugün demokrasi ittifakı buluşması ile bir itirazı, bir seçeneği örgütlemek için yan yana geldik. Önümüzde 23 Haziran İstanbul seçimleri var. Ne zaman seçim gündeme gelse, değişmez bir gündem de seçim gündemine eşlik ediyor. O da Kürtler ne yapacak meselesi. Kürtlerin ne yapacağını çok merak eder hale geliyorlar. TV programlarında, meydanlarda “Bu Kürtler ne yapacak?” deniyor. Kürtlerin ne yapacağını merak ediyorsan sadece seçimlere bakma, dön bak 40 yıldır ne yaptıklarına bak. Onca çıkartılacak ders varken bu dersleri çıkartamıyorsan sürükleneceğin yer acz çukurudur. Acze sürüklendiniz. Siyaset yapamaz hale geldiniz, tükendiniz.

'23 Haziran'da süpürüp atacağız'

Nasıl 31 Mart’ta kayyımlarınızı süpürüp attıysak, 23 Haziran’da da bu zihniyetinizi İstanbul’dan süpürüp atacağız. Sandıklarımıza sahip çıkacağız, sandıklarımızın etrafında bu zihniyetimizi, gücümüzü ve örgütsel irademizi hayata geçireceğiz, örgütleneceğiz. 23 Haziran seçimleri büyük bir buluşmadır. Demokrasi ittifakı için atılabilecek en önemli adımdır. Gelin herkes için adalet diyelim Orta Doğu ve ülkemiz için barış diyelim, toplumsal barış için mücadele edelim.

'İmamoğlu hepimiz adına temsilci'

İstanbul’da seçimlere giderken bize soruyorlar HDP ne yapacak diye. Söyledik ne yapacağımız çok nettir. Bugün artık herkes kendi kendine şu soruyu sormalı: HDP ne yapacak değil ben ne yapacağım? Bu tecridin sonlanması, bu otoriter rejimin son bulması için ben ne yapacağım? Bu adımı birlikte attığımızda o dayanışma ağlarını var ettiğimizde, gücümüzün ne denli büyük olduğuna tanıklık edeceğiz. Demokratik çözüm için toplumsal barış için bu adımı hep birlikte atacağız. YSK’nin yapmış olduğu şaibe ile hukuksuzluk ile YSK kendi meşruiyet zeminini yok etmiştir. Bu ülkeye yapılacak en büyük kötülüklerden birisi yapılmıştır. Bu mağduriyete karşı da yan yana geleceğiz. Bugün Sayın İmamoğlu bu mağduriyetin hepimiz adına temsilcisidir. Bu mağduriyeti ortadan kaldırmak için bu duygudaşlıkla hareket edeceğiz. Bizim derdimiz sadece oy ve sandık değildir. O yüzden bir kez daha söylüyorum, bizim oyumuzu merak edenler 23 Haziran günü sandığa iyi baksınlar, o sandıktan barış çıkacak, demokrasi çıkacak, yine HDP çıkacak. 31 Mart’ta söylediğimizi bir kez daha söylüyoruz. İstanbul Ya Me Ye.”