Beklenen İstanbul depremi için korkulan fay aslında yok mu? Çok konuşulacak açıklama
Marmara'da 7'nin üzerinde deprem bekleyen senaryolara itiraz eden Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, Adalar Fayı hakkında ezber bozan bir çıkış yaptı. Üşümezsoy, fayın ölü olduğunu belirterek sarsıntıların perde arkasındaki mekanizmayı açıkladı.
Marmara Denizi'nin jeolojik geçmişine ve fay mekanizmasına ilişkin teknik analizlerini aktaran Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, Adalar Fayı olarak adlandırılan yapının geçmişteki normal fay evresinde oluştuğunu ancak güncel tektonik rejimde devre dışı kaldığını belirtti. Üşümezsoy konuya ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:
"Detaylı baktığımız zaman bu yaşlı, ölü fay escarpment'ı (fay dikliği), bu makaslama zonlarıyla, fay düzlemi paramparça edilmiştir. Normal bir fay olarak tek bir düzlem halinde kayarak Adalar platformu yükselirken önde Çınarcık Çukuru çöktüğü jeolojik zaman sonrası, Kuzey Anadolu Fayı'nın rejimi bölgede egemen olması sürecinde, bu süreçte bölgede etkin olan kuzeybatı-güneydoğu, güneybatı-kuzeydoğu kuvvet çiftiyle bu alan bütünüyle escarpment parçalanmıştır. Ama bu escarpment'ı Kuzey Anadolu Fayı alarak kabul edildiğinde ise bu escarpment'ın uzanımı Sigma 1 (kuzeybatı-güneydoğu) Sigma 1'le paralel olduğu için onun üzerinde hiçbir aktivite söz konusu olamaz bu yeni tektonik rejim döneminde."
BÜYÜKADA VE TUZLA HATTI: "P, RIEDEL VE T GERİLME SİSTEMLERİ"
Marmara Denizi altındaki kırık hatlarının mekanizmasını 'P-shear', 'Riedel (R)' ve 'T-shear' gerilme dinamikleriyle açıklayan Üşümezsoy, artçı sarsıntıların da bu ikincil hatlarda gerçekleştiğini kaydetti:
Tuzla Kuşağı: Doğu-batı gidişli güneydeki Yalova-Çınarcık fayından bağlantılı gelişen Tuzla fayı bir 'P-shear' yapısı göstermektedir. 17 Ağustos 1999 sonrasındaki artçılar bu bölgede sürekli olarak çalışmıştır.
Büyükada Doğusu: Büyükada'nın doğusundan geçerek kıyıya doğru ilerleyen sistem, 'Riedel (R)' veya 'T' makaslama kuşağına denk gelmekte olup normal bileşenli bir açılma/gerilme fayı özelliği taşımaktadır. Son depremlerdeki hareketlilikler ve yırtılmalar bu hat üzerindedir.
Kınalıada Doğrultusu ve Bakırköy Hattı: Kınalıada batısında fay dikliğinin tamamen parçalandığı 'T-shear' niteliğindeki tansiyonel yapılar yer alırken, daha batıda Bakırköy'e doğru uzanan hat 'Riedel 2' (R2) fayı olarak haritalandırılmaktadır.
Üşümezsoy, bu yapıların ana faydaki stres boşalımı sonrasında çevre faylara stres aktarımı ile aktifleştiğini, ancak bunun Adalar ana fayının diri olduğu anlamına gelmediğini kaydetti.
"30 YILDIR SAKIZ GİBİ ÇİĞNENEN TEZLER"
1999 Marmara Depremi'nden sonra ortaya atılan felaket senaryolarının gerçeği yansıtmadığını savunan Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, Adalar Fayı ve Orta Marmara hattı için öne sürülen varsayımlara tepki gösterdi:
"17 Ağustos'tan sonra günlerce bu bölgede depremler olmuş ve herkes Adalar Fayı'nı aktif olarak yorumlamıştır. Ve 'Adalar Fayı'nda deprem olacak' dendiği zaman, bu analizi yapan ben, fayın kırılacak fayın Düzce'de olduğunu ve Adalar Fayı'nda böyle bir depremin olmayacağını vurguladım. Ve 1999'dan bu yana 30 yıl geçtiği halde herkes Adalar Fayı üzerinde deprem beklerken, ilk depremler Silivri Çukuru'nda olduğunda bunu 17 Ağustos depremine bağlama gibi bir yanlışa yönelinmiştir. Diğer ikinci deprem ise 23 Nisan depremi, Silivri-Kumburgaz depremidir."
Üşümezsoy, 1912 Şarköy-Mürefte depremi sonrası stresin bölgedeki faylara yüklendiğini, kırılmayan hatların Silivri ve Kumburgaz çukurlarındaki kesimler olduğunu belirtti. Kuzey Marmara'da kırılmamış fay kalmadığı tezini savunan Üşümezsoy; başlangıçta ortaya atılan "30 yıl içinde 3 tane 7'nin üzerinde deprem ya da 2 tane 7.4 büyüklüğünde deprem olacak" öngörülerinin, 60 kilometrelik Adalar Fayı ve Tekirdağ Fayı kurgularına dayandırıldığını hatırlattı.
"BİR GÜNDE HARİTALAR DEĞİŞMEK ZORUNDA KALDI"
Büyükçekmece-Yeşilköy arasındaki hattın 6.2 büyüklüğünde deprem üretebileceği iddialarına da değinen Üşümezsoy, dönemin yabancı ve yerli araştırmacılarının (Aral Okay, Xavier Le Pichon, Rolando Armijo, Namık Çağatay) çalışmalarındaki çelişkilere dikkat çekti:
Adalar Fayı tartışması: Başlangıçta Aral Okay ve Le Pichon modellerinde Adalar Fayı'nın aktif olmadığı savunulurken, Armijo'nun da Adalar Fayı'nı normal bir fay olarak niteleyip asıl Kuzey Anadolu Fayı'nın Yalova-Çınarcık kıyısındaki hat olduğunu ve 1894'te kırıldığını belirtmesine rağmen, sonradan bu kabullerin terk edilerek eski hesaplara dönüldüğünü ifade etti.
Doğu Anadolu ve Adana örneği: Benzer bir akademik ve kurumsal hatanın Doğu Anadolu Fayı konusunda da yaşandığını belirten Üşümezsoy; Adana, Düziçi, Osmaniye ve Yumurtalık fay hattını Doğu Anadolu Fayı'nın devamı sayarak Adana'yı tehdit altında gösteren resmi haritaların, 6 Şubat 2023 depremleri sonrasında MTA ve AFAD tarafından değiştirilmek zorunda kalındığını hatırlattı.
Prof. Dr. Üşümezsoy, yayımladığı 5 ayrı kitapta yer alan haritaların Silivri ve Kumburgaz depremleriyle doğrulandığını belirterek, Marmara'da "ölü fayları canlı gibi gösterme çabalarının" jeoloji bilimi açısından geçersiz olduğunu vurguladı.