Ahlatçı Erdoğan ve Maduro arasındaki altın diyaloğunu ifşa etti
Ahlatcı Holding’in sahibi Ahmet Ahlatcı, 2018'de Türkiye-Venezuela ilişkilerini görüşmek üzere Venezuela Lideri Nicolás Maduro'yu ziyaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yanındaydı.
Ahlatçı'nın Erdoğan ve Maduro görüşmesindekin bir kare de Türkiye'nin gündemine oturmuştu.
Ahlatçı'nın bir omuzuna Erdoğan diğer omzuna da Maduro elini koymuştu.
Maduro'nun ABD tarafından kaçırılmasının ardından Ahlatçı, bu kare için yıllar sonra sessizliğini bozdu.
Sözcü yazarı Saygı Öztürk, Ahlatcı’ya o anları ve sonrasını sordu. Ahlatcı, Maduro'nun Venezuela'daki altınlar için Erdoğan'a teklifini şöyle anlattı:
"G-7 zirvesi için Cumhurbaşkanımız beni de Arjantin'e götürdü. Ben her siyasi parti liderine ekonomi konularında destek veriyorum, bildiğimi anlatıyorum. Nasıl Tayyip Bey'le ilişkim varsa, o zaman CHP Genel Başkanı olan Kemal Kılıçdaroğlu Bey'le de ilişkim vardı. Arjantin dönüşü de Venezuela'ya uğradık.
Sarayı geziyorduk. Maduro, Cumhurbaşkanımıza, 'Ülkemizde yılda 270 ton altınımız çıkıyor. Bu 270 ton altını ben rafine etmek üzere Amerika'ya, İsviçre'ye, İngiltere'ye gönderiyorum. Rafine ediyorlar ama benim paramı vermiyorlar. Buraya güzel bir rafineri kursanız da ben burada külçe altın yapsam, onu da satsam, yerine sizden bakliyat ve yapı malzemesi alsam' dedi"
Ahlatçı, Erdoğan'ın da Maduro'nun altın teklifine verdiği yanıtı şu sözlerle aktardı:
"Cumhurbaşkanım benim omzuma elini atınca Maduro da elini omzuma koyması gerektiğini sandı. Yoksa Maduro'yu ben zaten ilk kez görüyorum. Cumhurbaşkanımız, '10 Nisan 2017'de biz Ahmet Beyin son teknolojiye göre yaptırdığı modern altın rafinerisini açtık. Senin burada yapsak bile dünyada altının geçerli olmaz. Siz altınları gönderin, biz Çorum'da Ahlatcı'nın rafinerisinde bunu rafinasyonunu yapalım. Ondan sonra Merkez Bankamıza peşin ihracat bedeli olarak yatıralım. Sana da bakliyat, yapı malzemesi gönderince ondan düşelim' dedi. "
Altın planı alt üst oldu: Ahlatcı’nın 9 madeni hakkında karar çıktı
Maduro'nun Erdoğan'ın önerisine olumlu yaklaştığını belirten Ahlatçı şunları ifade etti:
"Maduro da bu öneriye olumlu yaklaştı. Bu görüşmeden yaklaşık 45 gün sonra Maduro, Devlet Başkan Yardımcısı Tarık Sami'yi (Tareck El Aissami) rafineriyi görmesi ve yerinde incelemesi için Çorum'a gönderdi. Merzifon Havaalanında Dışişleri Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı yetkililerinin de bulunduğu heyet tarafından karşıladık. Tarık Sami, rafineriyi dolaşırken, 'Ben hiç böylesini görmedim. Bu çok güzel bir tesis. Daha önce İstanbul altın rafinerisine 35 ton gönderdik, yüzde 5'le yaptılar' deyince, ben 'Biz öyle yüzde 5 ile yapmıyoruz, binde birle yapıyoruz. Çünkü tesisimiz çok modern' dedim. Tarık Sami de, bundan sonrasının ne olacağına iki devletin Cumhurbaşkanının karar vereceğini belirti ve ülkemizden ayrıldı. Tarık Sami'nin ülkemizden ayrılışından 5 gün sonra Venezuela'da muhalefet partisinin lideri 'Devlet başkanlığına adayım' deyip Maduro'nun karşısına çıktı. Ülke karıştı. Sonra Maduro, birinci Trump döneminde, Trump ve Putin'le anlaştı. Doğru, yanlış biz şöyle duyduk: 3 yıllığına çok ucuz bir fiyata petrolü, yüzde 15-20 ucuzuna da altını Putin'e vermiş. anlaştılar. O da yerinde, koltuğunda oturdu"
Ahlatçı, Türkiye'ye Venezuela'dan bir gram altın gelmediğini dile getirdi. Ahlatçı şunları ifade etti:
- "Rafinerimize Venezuela'dan ne bir gram altın geldi, ne bir gram altın gitti. Çünkü ben bütün işlerimde devletten daha bir tane iş almamışım. Ben alın terimle bu yerlere geldim. Şu anda 7 bin çalışanım var. Çalışıyorum, onlara hizmet veriyorum. Holdingimin merkezi Çorum. Bütün işlerimde önce helal ararım. Sonra dünyada Amerika'nın yasak ettiği hiçbir işi yapmam. Çünkü yaptırıma girerim. Ondan sonra benim ülkemin yasaları neyse, o yasalara uyarak çalışırım. Ben böyle biriyim. İşte, iki cumhurbaşkanının ellerini omzuma koyduğu o fotoğraf üzerine, Venezuela'nın altınının Çorum'a geleceği söylendi. Ama dediğim gibi ne altın geldi, ne altın gitti."
Ahlatçı, ABD'nin yasak koyması nedeniyle bu işlere girmeyeceğini söyledi:
"ABD bir yasak koyduysa benim o işlerle işim olmaz. O yüzden ne Venezuela ile bir işim olmuştur, ne İran'la, ne de Sudan'la. İşte, 5 Aralık 2018'de çekilen, iki cumhurbaşkanının omzuma el koymasın gösteren resimden dolayı, altının Çorum'a geleceği yorumlar yapıldı. Doğru neyse onu söylerim. Ben işinde gücünde çalışan, sabah saat 6'da kalkıp, gece 23'te yatan samimi bir insanım. Bir kez daha sorunuz üzerine söylüyorum: Bir gram altin Venezuela'dan, İran'dan gelemez. Çünkü bende 7 bin kişi çalışıyor. Onların istikbalini ve sorumluluğunu taşıyorum. İnsanlar 'Ben Ahlatcı'da çalışıyorum' diyor." "
İş hayatına ilişkin bilgiler de veren Ahlatçı, Çorumlu olduğunu vurgulayıp şunları söyledi:
"Altın bilmediğimiz işler. İhracattan yüzde 3 verildiğinde Ahlatcı bu duruma karşı çıktığını, "Yapmayın arkadaşlar bu devleti soymadır" dediğini belirtti ve bir soygun düzenini şöyle anlattı: "Bazıları gelip altın şampuanı yapacaklarını söyledi. Altın şampuanı diye bir şey olur mu? Yaptılar. Bugün de devlet, yapanları tek tek topluyor. Bana soruyorlar 'Kapalı çarşıda ne oluyor?' diye. Ben diyorum ki 'Allah devletimize zeval vermesin.' Yanlış işler yapanlar temizleniyor. Bu ülkede yanlış yapan, haksız yere devletten bu iadeleri alanlar cezasını çekecek. Başka yolu yok. Böyle bir şey olur mu? Sen bidonlara doldur. 'Kral suyu' dediğimiz asitli kimyasal karışımın içine altını koy eriyip sıvı hale gelsin. Sonra bunu kendi firmanla Dubai'ye katı hale gitsin. Ben bunlara karşıyım.
Ben sessiz büyüdüm. İstanbul'a geldim. Şu anda ayaklı borsaya bile fatura getiriyorum. Faturasız hiçbir işim olmaz. Sabah 8'de İstanbul'da fiyat açıyorum. Herkes faturalı işlem yapacak. Ben bunun için çalışıyorum Bunun için ben bütün siyasi partilere eşit noktadayım. Hiç kendi işim için gitmiyorum. Gittiğim zaman görüşlerimi aktarıyorum. Projeler sunuyorum. Ben ülkemi çok seviyorum. Örneğin Cumhurbaşkanım bir sürü insana 'Barut fabrikası yap' dedi. Kimse yapmadı. Ben ülkem için bir milyar dolara barut fabrikası yaptım. Yani öyle ki şimdi şu anda barut ihtiyacının önemli bölümünü karşılıyoruz. Bundan da gurur duyuyorum. Allah korusun bir savaşa girmiş olsak yarın bize kimse barut vermez. Bu ülkem için yaptığım bir şey. Yoksa ben bir finans kuruluşuyum.
Bazı çevreler, 'Sen barut fabrikası yaparsan sana kredi de vermeyiz. Var olan kredileri de keseriz' dediler. Ben de bu sözler üzerine, Bakin bizim Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 'Yurtta sulh, cihanda sulh' demiş. Cumhuriyet kurulduğundan beri biz hiç kimseye saldırmadık. Ama sizin desteklediğiniz ülke (İsim veriyor) her yere saldırdı. Biz bu fabrikayı savunma amaçlı olarak kuruyoruz, isterseniz kredi vermeyin dediğimizde 'Doğru söylüyor' dediler ve kredi sorunu yaşamadık. Ben böyle bir insanım." Hani Çorum için bir deyim vardır, "Senin yaptığını Çorumlu yapmaz" diye. Çorumlular bunu "Çorumlunun yaptığını kimse yapamaz" olarak açıklıyor. Doğru, Çorumlu'nun yaptığını kolay kolay kimse yapamıyor."