Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, kabine toplantısının ardından gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.
Suriye'de SDG ile Şam yönetimi arasında ateşkesin sağlanmasının memnuniyet verici olduğunu belirten Erdoğan, "Suriye, Suriyelilerindir" dedi.
17 yaşındaki Atlas Çağlayan'ın sokak ortasında öldürülmesine ilişkin de konuşan Erdoğan, "Üzerimize düşen görev neyse sonuna kadar yerine getirmenin ahdi ve kararlılığı içerisinde olduğumuzu da söylemek istiyorum. Minguzzi olayı neyse Atlas yavrumuzun olayı da en az onun kadar bizi acılara boğmuştur" dedi.
"SURİYE SURİYELİLERİNDİR"
"Suriye; Arap, Türkmen, Kürt, Nusayri, Sünni, Dürzi demeden herkesindir. Tüm kesimleriyle kardeş Suriye halkınındır. Şu bir gerçek ki yüz binlerce insanın hayatına mal olan 13,5 yıllık zulmün ardından Suriye, tarihi bir fırsat yakalamıştır" diyen Erdoğan; "Suriye halkının kardeşi, komşusu ve kara gün dostu bir ülke olarak, bunu sabote edecek hiçbir teşebbüse müsaade etmeyiz" şeklinde konuştu.
"Tek devlet, tek ordu ilkesi bir ülkede istikrarın olmazsa olmaz şartıdır. Bunu tesis ve tahkim edecek her türlü adıma Türkiye'nin de desteği tamdır" diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
- "Halep'in bazı mahallelerinin işgalden kurtarılması amacıyla geçen hafta başlatılan askeri harekât, dün ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasıyla sonuçlandı. Şunu memnuniyetle ifade etmek isterim ki; Suriye ordusunun bu hassas operasyonu her aşamasında büyük bir dikkatle yönetmesi ve operasyon sürecinde sivillerin zarar görmemesi için adeta bir cerrah titizliğiyle hareket etmesi her türlü takdire şayandır.
- Suriye'nin kuzeyini işgal altında tutan silahlı unsurların provokasyonuna rağmen, emir komuta zinciri içinde hareket eden Suriye ordusu başarılı bir sınav vermiş; haklıyken haksız duruma düşecek eylemlerden özenle kaçınmıştır. Suriye hükümeti süreci en az hasarla çözüme kavuşturmuştur."
Geçici Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile yaptığı telefon görüşmesine ilişkin de konuşan Erdoğan, "Tüm bunların çok kıymetli kazanımlar olduğuna inanıyoruz. Dün akşam Cumhurbaşkanı Ahmed Şara kardeşimle telefon görüşmesi gerçekleştirdik. Kendisini anlaşma ve operasyondan ötürü tebrik ettim. DEAŞ başta olmak üzere teröre karşı mücadelelerinde Türkiye'nin daima yanlarında olduğunu bir kez daha ifade ettim" dedi.
"Suriye halkını dün olduğu gibi inşallah yarın da yalnız bırakmayacağız. Devlet içinde devlet kurma peşinde koşan bir avuç taşeron dışında Suriye halkının dünkü anlaşmadan büyük sevinç duyduğu anlaşılıyor. Halep, Rakka, Deyrizor ve diğer şehirlerin sokaklarından yansıyan fotoğraflar barış özlemini gösteriyor. 13,5 yıl boyunca büyük acılar çeken halk umudu yeniden kuşanmakta, hayata yeniden sarılmakta, artık savaş istemediğini açıkça beyan etmektedir. Kimsenin bunu görmezden gelme, hele hele bu umut iklimini dinamitleme hakkı yoktur. Suriye'nin bereketli toprakları acıya, kana, gözyaşına doymuştur" diyen Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:
- "İpe un sermenin, ayak diremenin, çeşitli bahanelerin arkasına saklanarak zamana oynamanın kimseye faydası olmaz. Bölgemizde terörün devri tamamen kapanmıştır. Ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasının gerekleri süratle yerine getirilmelidir. Biz çıkar hesabıyla değil insani hassasiyetlerle yol yürüyen bir iktidarız. Bugüne kadar attığımız her adımda değerlerimizi kuşandık, ilkelerimizi gözettik. Tüm halklara kollarımızı ve kalbimizin kapılarını ardına kadar açtık. Irkçılık ve kavmiyetçilik bizim kadim kültürümüzün, bizim medeniyetimizin, inanç değerlerimizin reddettiği hastalıklardır.
- Bunların hiçbiri bizim kitabımızda yoktur. Kurduğumuz devletlerin tamamı ırkçılığın reddi üzerine bina edilmiştir. Selçuklu, Osmanlı, Türkiye Cumhuriyeti bu tasavvur ve tahayyül etrafında şekil kazanmıştır. Biz de Türk, Kürt, Arap derken bu anlayışla hareket ediyoruz. Türkiye hiçbir mezhebin, etnik kimliğin karşısında değildir. Çatışmalar üzerinden güç ve rant devşirmek gibi ucuz ve vicdansız bir hesabın içinde değildir. Biz artık kardeşlik zemininde, aklıselimle çözülmesini savunan bir ülkeyiz. Aralarında kimi siyasetçilerin, kimi yazarların, kimi milletvekillerinin de olduğu çevrelerin ırkçılık virüsünü kaptıklarını üzülerek görüyoruz."
"MINGUZZI OLAYI NEYSE ATLAS DA ODUR"
İstanbul Güngören'de katledilen 17 yaşındaki Atlas Çağlayan'a ilişkin de konuşan Erdoğan şunları söyledi:
- "Etnik köken, din, mezhebine bakmaksızın bölgede akan kanın durması, ölümlerin, katliamların son bulmasını istiyoruz. Özellikle de Atlas yavrumuzu katleden canilerin burada özellikle yargıda gereken dersi almasını istiyoruz. Ve bu konuda ilgili olarak da üzerimize düşen görev neyse sonuna kadar yerine getirmenin ahdi ve kararlılığı içerisinde olduğumuzu da söylemek istiyorum. Minguzzi olayı neyse Atlas yavrumuzun olayı da en az onun kadar bizi acılara boğmuştur."
- "Bunlar kabul edilebilir şeyler değil. Ne gerekiyorsa başta Adalet Bakanımız olmak üzere, yargının tüm kurumları, İçişleri Bakanlığı bütün bunların üzerine gitmek suretiyle gereğini yapmak bizim görevimizdir. O pırlanta gibi yavru, o kadar güzelimsi yavru nasıl acımasızca katledilir? Bunun hesabını sormak görevimizdir. Türk, Kürt, Arap, Sünni, Şii ayrımı yapmaksızın bir, iri, diri olmayı istiyor ve gayret gösteriyoruz. Terörsüz Türkiye sürecimizin gayesi, hedefi, menzili budur. Terörsüz bölge idealinin altını çizmemizin sebebi ayrıca budur. Menzile ulaşmak Cenab-ı Allah'ın takdirindedir. İktidar ve ittifak olarak bu gayeyle çalışmaya, sağduyulu yaklaşım içinde olmayı kararlılıkla devam ettireceğiz. Bizi bölmek, parçalamak, birbirimize düşman eylemeyi isteyenlere inat omuz omuza yüreyeceğiz."