İBB Davası'nda 21. gün! Murat Ongun ilk defa konuştu, Ali Kurt'un KİPTAŞ savunmasını herkes pür dikkat dinledi

İBB davasında dün akşam tamamlanan 20’nci duruşmanın ardından yargılama bugün 21’inci celsede sürüyor.

İBB davasında 20’nci duruşma dün akşam sona erdi. Savunmaların ardından mahkeme ara verdi. Yargılama bugün 21’inci celsede devam edecek.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik davada gözler bugün görülecek 21’inci celseye çevrildi. Dün yapılan 20’nci duruşmada hem salon içindeki tartışmalar hem de savunmalarda öne çıkan çıkışlar dikkat çekti. Mahkeme heyeti, avukatların savunmalarının tamamlanmasının ardından duruşmayı bugüne bıraktı.

Dava, Beyoğlu Belediyesi dosyasının ana dosyayla birleştirilmesinin ardından daha da genişledi. Bu birleşmeyle birlikte sanık sayısı 400’ün üzerine çıktı. Son tahliyeler sonrası tutuklu sayısı ise 89’a geriledi.

Halk TV Muhabiri Gamze Altunay, bugün de Silivri'den tüm gelişmeleri anbean aktarıyor.

DURUŞMA YARIND EVAM EDECEK |19.50

Mahkeme, soru ve cevapların ardından duruşmaya yarın devam etmek üzere ara verdi. İmamoğlu, duruşma salonundan çıkarken, salonda bulunanlara seslenerek, "Hepinizi çok seviyorum. Mert olun, dik durun yeter. Namertlik beş para etmez" dedi.

AVUKATIN "SİZDEN GELEN MAİL VAR" SÖZÜNE ALİ KURT'TAN "DOSYAYA SUNUN GÖRELİM" YANITI | 19.10

İtirafçı Adem Soytekin'in sevgilisi olarak bilinen, kendisi de itirafçı olan Nezahat Kurt, KİPTAŞ Yönetim Kurulu Başkanı'na, "Satıştan birkaç gün önce ben fiyatları nasıl öğrendim?" diye sordu.

Ali Kurt, Nezahat Kurt'u yalanladı.

Bunun üzerine Nezahat Kurt, "Sizden gelen mail var" dedi. Ali Kurt ise, "Dosyaya sunun görelim. Belgeyle konuşalım" ifadelerini kullandı.

İMAMOĞLU'NDAN ALİ KURT'A SORULAR | 18.20

Verilen aranın ardından duruşma yeniden başladı. Mahkeme başkanı, İBB dosyasında "örgüt üyeliği" iddiasıyla tutuklu olmamalarına rağmen örgüt üyesi gibi telefon hakkı kısıtlanan sanıklarla ilgili müzekkere yazarak cezaevlerine gönderdi.

Duruşma savcısının sorusunun ardından Kurt'a İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, birtakım sorular yöneltti.

İşte İmamoğlu ile Kurt arasında geçen soru-cevap diyaloğu:

Ekrem İmamoğlu: Sayın Başkan, değerli heyet. Ali Bey’e birkaç soru soracağım. Açıkçası bir soru da şimdi ekledim, onu da sormak istiyorum. Hatta o soruyla başlamak istiyorum. Savcı Bey'in de sorduğu soruya da belki dolaylı bir cevap olabilir mi diye. 6 yıl boyunca -yani buraya gireli 1 yıl kabul edersek işte 6 yıl boyunca- herhangi bir kişi için, herhangi bir projede "Şuna özel bir indirim yapın, bir daire alsın veya bir yer alsın" vesaire diye bir kişi dahi sana sevk ettim mi Ali Bey?

Ali Kurt: Kesinlikle etmediniz. Bir anekdot anlatmak istiyorum, önemli. Bize o kadar çok -bu arada parti gözetmeksizin söylüyorum- talep geldi ki... Bakın, ilk göreve geldim, eski Sağlık Bakanlığı'ndan biri aradı. Bize Sayıştay ile ilgili hep şunu dedi Sayın Başkan, Sayın Savcı: "Allah'tan bize Sayıştay’ı gönderdiler." Şimdi insanları kırmak da zor oluyor ya; her imtiyaz isteyene, şunu dedik biz, Başkan Bey'e de dedim ya; her siyasi arıyor, herkes arıyor, kampanya vesaire için arıyor. "Biz de Sayıştay var, denetimdeyiz kardeşim, hiçbir ayrıcalık yapamayız" diye kibarca herkesi reddettik. Ki Ekrem Başkan, bu konuda benden daha hassas; çok sert uyarıları da olmuştur, "Kimseye bu konuda alan açmayın" diye. Çünkü onu aşıp da gelmek isteyenler de olur ama biz öyle bir şey yapmadık, olmadı yani.

Ekrem İmamoğlu: Şimdi bir yorum gibi olacak ama Sayın Başkan. Yani bu yorum değil aslında; biraz kapsayıcı bir yorum. Soru-cevabın niteliğini artırsın diye değerli olduğunu düşünüyorum. Hiç kimse için ne bir projeden bir indirim, ne "burs verilsin" diye özel bir not, ne birine "yardım verilsin" diye özel bir not, ne de "şu kişiyi işe alın" diye özel bir notu 6 yıl boyunca hayatımın hiçbir evresine sokmadım. Hiçbir arkadaşımdan da böyle bir talepte bulunmadım. Ama personel ya da çalışan arkadaşlarımızla ilgili hep arayışımız oldu. Öyle değil mi Ali Bey?

"Sosyal konut yapabilir miyiz? Hatta Anadolu'nun bir yerinde yazlık site bile çalışabilir miyiz? Böyle nitelikli yöneticilerin yazın gidip oraya da katkı sunabileceği bir proje çalışabilir miyiz?" diye böyle çok yönlü bazı fikirlerimi sizinle paylaşmıştım. Her ne kadar geliştirememiş olsak da çalışanlarımızla ilgili böyle bir şey yapabilir miyiz, kamu zararı olmadan, onlara özel kimden talep toplarsınız vesaire dedik ama pandemi şu bu derken geliştiremedik. Bunu da teyit eder misiniz; bu sorumu ya da bu önerimi?

Ali Kurt: Kesinlikle. Hatta yerler üzerinde de çalıştık ama hayata geçirmeye vaktimiz yetmedi.

Ekrem İmamoğlu: Evet. Şimdi buradan şu konuya geçmeden şunu söylemek isterim; Ali Bey'i pürdikkat dinledim, her arkadaşımı dinlediğim gibi Sayın Başkan, sayın heyet. Özellikle sürekli şunu dile getirdi Ali Bey: "Meclis’te kabul edilmedi, Meclis’te onay çıkmadı ya da Meclis’te statüsü yeşil alana dönüştürüldü" gibi birtakım eylemleri ifade etti. Orada ıskaladığı bir şey var, en başta belirtmediği için yanlış anlaşılabilir. Aslında orada dikkat çekmek istediği husus sanırım Ali Bey'in ilk 5 yıl mecliste Cumhuriyet Halk Partisi grubunun azınlık olmasıydı. Dolayısıyla, örneğin "yeşil alana dönüştürdü" dediği proje aslında önceki yönetim döneminde alınmış, imarı değiştirilmiş ve bir konut projesi haline getirilmiş bir yeri, sırf KİPTAŞ —hatta maketi de vardı satış alanında— orada bir proje yapılacaktı; sırf KİPTAŞ buradan zarar etsin diye, öyle ifade edeyim, burayı yeşil alana dönüştürdü. Biz göreve geldiğimizin böyle 4-5. ayı falandı yani hemen hızlıca. Ama sonra bu tekrar davayla vesaireyle düzeldi, yeni kararlar alındı gibi gibi diye...

Ali Kurt: Aynen öyle. Hatta aynı Maltepe'deki gibi Sayın Heyet. Oranın da borcunun yaklaşık 66-70 milyon TL’sini de gene biz ödedik. Çin işkencesi gibi; yani hem yeşile çevirdiler hem borcunu bize ödettiler. Çekleri öyle bir vadeli kesmişler ki bizim dönemimize denk geldi yani. O 1.2 milyarın içinde o da vardı.

Ekrem İmamoğlu: Bir de tabii suç duyurularımızın içinde olan da bir yer burası. Çünkü burada böyle bir hafta 10 gün içinde alım satım üzerinden 60 milyon dolara yakın fazla para ödenerek; yani statüsü daha belli değilken vatandaş bir fiyata alıyor ve onun 60 milyon dolara yakın üzerinde bir fiyata kuruma satıyor burayı. Belgeleriyle bilgileriyle var, onu ben kendi ifademde sizinle paylaşacağım böyle bir alan. Dolayısıyla buradaki "Meclis değiştirdi, yaptı" diye söylediği şey, hani orada AK Parti çoğunluğunun olmasına işaret olarak ifade edilmiştir, yanlış bir anlama olmasın. Çünkü o siyasi kısmını Ali Bey biraz ıskaladı orada.

Şimdi şunu da söylemek istiyorum; tabii bahsetmediniz ama Sayın Başkan’ın huzurunda bu diyaloğumuzun önemli olduğunu düşünüyorum. Sonuçta hem söz konusu “örgüt liderinin” nasıl bir örgüte sahip olduğunu, nasıl bir İstanbul Büyükşehir Belediyesi örgütü kurduğunun hem heyeti tarafından hem de milletimiz tarafından daha iyi anlaşılması için önemli. Ali Bey, siz işe nasıl başladınız? Nasıl bir işe alım süreci gelişti? Bunu birazcık kısa da olsa detaylandırırsanız belki... Sanki çok hızlı geldiniz ve yarın işe başladınız gibi anlaşıldı ifadenizden, belki bilgilenirse sayın başkan ve heyet iyi olur.

Ali Kurt: Şöyle oldu; Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, benim çok eski arkadaşımdır. 2007 civarıydı, TOKİ’de biz onun işvereniydik. Kayabaşı toplu konut planlarında müellifidir kendisi, iyi arkadaşımdır. Seçimi kazandıktan sonra bir "hayırlı olsun" ziyaretine gittiğimde orada denk geldi Ekrem Başkan’la. Kendisi üçü böyle bir sohbet ortamı oldu. İşte İBB'de bence yapması gerekenleri, işte dikkat etmesi gerekenleri falan sohbet ederken Başkan da dedi ki: "Çalışır, ekibimde olur musun?" dedi. Ben de zaten TOKİ’den ayrılmayı bu arada referandum döneminden beri düşündüğüm, ilgili başkanlar bilir, bir süreçti. "Tabii ki olur başkanım, ben de zaten pek memnun değilim" dedim. Sonra ilgili arkadaşların beni arayacağını söyledi. Önce İK'daki ekiple görüştüm; Yiğit Bey'lerle, sonra şirketlerden sorumlu danışmanıyla görüştüm; Ertan Bey'le, Zeynep Hanım da vardı. Ondan sonra da KİPTAŞ'ta genel müdür olma teklifi verildi. Hatta ben dedim ki: "O zaman istifa edip gelmem lazım." Bana dediler ki -bazı başkanlığı bilmiyordu- "Niye istifa ediyorsun?" Hani, "Ben devlet memuruyum" dedim, "Burası özel şirket, o yüzden." Öyle bir süreç yaşadık. Öyle gelişti Başkanım. Yani biraz spontane gelişti tanıştık ama sonra yine kurullarınıza geçtik.

"KENDİ ADIMA BİR TALEBİM YA DA BİR ŞAHSİ DAYATMAM OLDU MU?"

Ekrem İmamoğlu: Evet. Tabii her genel müdürlük olduğu gibi, aslında KİPTAŞ da çok ilgi duyulan ve talebi fazla olan bir makam olduğunu da ifade edelim. Hem siyasi yol arkadaşlarımızdan olsun, farklı kurum kuruluşlardan olsun... Ali Bey’le öyle başladık. Ali Bey işe başladıktan sonra sizin ekibinize dair hangi aşamada; başlangıçta veya sonrasında "şunu çalıştıracaksınız, şunu işten atacaksınız" veya "şu yönetici mutlaka yanınızda olacak" diye, yani insan kaynakları prensipleri dışında kendi adıma bir talebim ya da bir şahsi dayatmam oldu mu? Böyle bir şey yaşadınız mı?

Ali Kurt: Kesinlikle olmadı Sayın Başkanım. Bir kere KİPTAŞ’a geldiğimizde zaten kafa ekip, çoğu gitmişti. Ben, mevcut yöneticilerle bir ay devam ettim. Sonra önce boşlukları doldurdum ve tamamen az önce de bahsettim; biraz TOKİ’den, biraz özel sektörden tanıdık, biraz da referans tanıdıklarım... Önce yapılanmayı tabii Başkan Bey’e de arz ettik ama hemen "Koş" dedi, "Mantıklı" dedi, "Hızlı hızlı yapılanmanı yap kendine göre" dedi. İnanın şu KHK çıktı ya, çıkana kadar biz çoğu mevcut eski yöneticiyle çalıştık. Şu an İK müdürümüzden tutun da... Yani ismini vermek istemiyorum yani ama şimdi mesela eski genel müdür... Yani aramızda bir sorun yok ama sonuçta hani o siyaseten beni dert ediyor olabilir... yine bizle çalışıyor. Biz hiçbir zaman kimseyi çıkartmadık, hiç öyle bir talep gelmedi. Mümkün mertebe mevcutla devam ettik ama tabii ki disiplinle ilgili sıkıntısı olan, beni yanıltmaya çalışan arkadaşlarla —kendi getirdiklerim de dahil— gereğini yaptım. Zaten o alanı biz yönetemiyor olsaydık çalışamazdık muhtemelen. Siz de profesyonel hayattan geliyorsunuz, o alanı hep açtınız bize. Allah var yani.

Ekrem İmamoğlu: Ali Bey, bir de tabii malum – hem savcılığın sorduğu sorular hem Sayın Hâkimin, Sayın Başkan'ın sorduğu sorular çerçevesinde – burada bazı yüklenici firmalar üzerinden de konu oldukça genişledi ve eylemlerinin ana omurgasını bu hat oluşturdu. Bir sürü firma ismi saydınız, 10, 15, 20 tane. Herhangi birisi için bir dayatmam – "şununla anlaşacaksınız, şununla çalışacaksınız" – yani yöntem olarak, bu sizin sonuca erişmeden önce alternatifler ve niçin tercih ettiğinizin dışında, öncesinde böyle bir ortam, atmosfer size yarattı mı? Böyle bir dayatma yaşadınız mı bir tek projede bile?

Ali Kurt: Kesinlikle olmadı Başkanım. Zaten hatta gene sizin tavsiyenizle oldu. Yüklenici portföyümüzü genişletmek için – bu "İstanbul Yenileniyor" üzerinde biraz hızlı geçtiniz ama çok önemli bir noktadır – biz yüklenici portalı açtık. Yani bizi tanımanıza, herhangi bir siyasi tanımanıza gerek yok. KİPTAŞ'la iş yapmak isteyenler o portal üzerinden bize başvurabilme imkanı sundu. O da aslında sizin önerinizdi – portföyü genişletmeye çabanızdandı. Zaten ağırlıklı eski firmalarla çalıştık çünkü para onlarda, para harcatıyorduk. Yani yeni firma sayımız da çok azdır. Genelde hep geçmişte kalanlarla mecbur devam ettik açıkçası. Davet listelerimizde zaten belli.

"LEKELENEN İKİ TARAF VAR"

Ekrem İmamoğlu: Bu tabii marka olarak da çok lekelenen bir süreç. Sayın Başkan, yani bu önemli. Çünkü sadece biz burada yargılanmıyoruz. İki lekelenen tarafın var, biri daha önemli – onu biraz daha ifade etmek istiyorum ama bu kısmı önemli.

KİPTAŞ, sonuçta bu belediyenin geçmişte kurmuş olduğu bir kuruluş ve kuruluşları yaşatmak, kurumları yaşatmak esasen kamunun en büyük sorumluluğu. Ama gerçekten çok örselendi, çok darbelendi ve bu darbelenmenin altyapısında da işte bu Ali Bey'in yargılandığı hususların – sansasyonel, biraz magazin haline dönüştürülen biçimiyle – mesele bir KİPTAŞ operasyonu gibi yönetildi.

Tabii kişisel hayatlara yönelik örselenme de işin ayrı bir boyutu fakat bu kısmına öncelikle değinerek şunun için bunu açtım: Gerçekten çok ciddi zarar verilmeye gayret edildi. Halbuki İstanbul kentsel dönüşümle ilgili, depremle ilgili çok büyük bir sınavın zirvesinde ve ne yazık ki hala doğru bir sınav vermeme konusunda gayret içerisinde olan bir siyasal süreç yaşanıyor.

Detaylarına elbette girmeyeceğim ama böyle bir örselenmeyi bile bile siyasi hatta yapan insanlara gerçekten büyük üzüntüyle bakıyorum – ismi gazeteci olsun, ismi yargı mensubu olsun, ismi siyasetçi olsun veya iktidar mensubu olsun.

Bir başka boyutu da aile – ki Ali Bey'le ilgili kısmı önemli. Diğer arkadaşlarımın her birinin çocuğu, evladı, kızı, oğlu, eşi, ailesi, annesi, babası var, yaşamı var. Ve bu insanların da yine ailenin yaşamlarına yönelik ne denli büyük bir saldırının olduğunu yaşıyoruz.

Size bunu özellikle anlatmak istedim Sayın Başkan. Çünkü rahatsızlığım şu – bunu tabii en iyi siz biliyorsunuz, çünkü böyle bir makamdasınız. Masumiyetin, yargıdaki çıkacak son karara kadar kesin ve kati olduğunu en iyi siz biliyorsunuz. Eminim ki beni teyit edersiniz yani. Masumiyet, son ana kadar – o kararın çıkacağı ana kadar – ne olursa olsun korunmalıdır.

Öyle değil mi? Ama ne yazık ki büyük saldırılara maruz kalıyoruz. Bazen bunu sizin huzurunuzda açıyorum. Az önce arkadaşımın da üzüntüsünü dinledikten sonra hala koca koca insanlar ne yazık ki "rüşvet, irtikap, şu bu" gibi sıfatları dizerek konuşmalarına, yazışmalarına malzeme yapıyorlar.

Kademesi, mevkisi ne olursa olsun, gerçekten bu üzücü ve gerçekten can yakıcı. Bu bağlamda elbette ki bu davranışları kınıyorum. Sözün sahibine ait olduğunu da burada ifade ediyorum. Kesinlikle kendine yakışanı söylüyordur, bize yakışanı değil.

Son olarak şunu söylemek isterim: Arkadaşımın bürokrasiden gelen bir geçmişi var. Dolayısıyla bu sorun da önemli. Bürokrasiden gelen bir arkadaş olarak bizimle tabii bir hizmet dönemi oldu. Ama ben bazen – somut olmamakla birlikte – bazı arkadaşlarıma önerilerim nadiren de olsa olmuştur, olacaktır da bundan sonra inşallah. Size herhangi bir siyasi görev alma konusunda teklifim ve fikrinizi alma konusunda bir önerim oldu mu?

"BÜROKRASİDEN DEVAM ETMEK İSTEDİM"

Ali Kurt: Oldu. 2024 – yani en son yerel seçimlerden önce – siz benim gibi bürokratların siyasette olması gerektiğini vurguladınız. İlçe ismi belirtmeyeceğim. Bir öneride bulundunuz, değerlendirmemi istediniz, partinin yetkili organlarına sunmak için. Ben de ilk başta düşündüm – yalan yok. Ama sonra dedim ki size şöyle söylemiştim, aynen söyleyeceğim: İnsan haddini bilmeli. Benden siyasi olmaz dedim. Ben özel hayatımda pazara gitmeyen adam – belediye başkanıyken bunu hiç beceremem – diye bir espri de yapmıştım. Ben beceremeyeceğim, ilçe belediye başkanlığı farklı bir şey, istemeden yapılabilecek bir şey değil. Bürokraside devam etmek istediğimi söylemiştim. Sizin de bunu çok olgunlukla karşıladınız. Aynı şekilde yola devam ettik yani ondan sonra.

"DEMOKRATİK SUÇ ÖRGÜTÜ"

Ekrem İmamoğlu: Yani, bunu da sormamın sebebi, aslında bizim iddianamede ismi geçen “suç örgütünün” ne kadar demokratik bir suç örgütü olduğunun da altını çizmek adına önemli bir soru olduğunu düşünüyorum. Bir de bu insanların yaşadığı evleri, mekanları da afişe edip ve onun gerçekten o bölümü okuduğum için söylüyorum; iddianamede neredeyse keşif bedelini ve emlak değerini yazacak kadar çok piyasa araştırması yaptığını düşünen savcılar, umut ederim ki aynı araştırmayı bu boyutuyla, bu kadar fahiş fiyatla aynı araştırmayı başka gayrimenkuller için de yaparlar diyerek, teşekkür ederim Sayın Başkan.

ALİ KURT'UN ÇARPICI SAVUNMASI BİTTİ, DURUŞMAYA ARA VERİLDİ | 17.00

KİPTAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kurt'un savunması saatlerce devam etti. Ali Kurt, savunmasının salonda büyük bir ilgi ile dinlendiği aktarıldı. Kurt'un parmak bastığı noktalar, iddianame üzerine yönelik çarpıcı eleştiriler yarattı. Kurt, sunumda lazer bile kullandı. MASAK raporlarını anlatırken kendini ifade etmek için lazer ile gerekli yerleri gösterdi.

Kurt, KİPTAŞ'takii usulsüz satılma işlemlerini reddetti. Kurt,SPK'nın belirlediği fiyatın altında Cumhurbaşkanı gelse bile satamayacağını belirterek iddialara çok sert tepki gösterdi.

Devletin malını da koruduğunu belirten Kurt, itirafçı Adem Soytekin ve Ertan Yıldız'ın çelişkilerine dikkat çekti. Kurt, "Adem'e çok kızgınım. Çocuklarımın gözyaşlarının sebebidir. Ama öyle bir iddianame yazmışsınız ki, Adem'i savunmak zorunda kalıyorum" diyen Kurt, Ertan Yıldız hakkında yakalama kararı gelmezse mahkemeye gelip kendini savunmayacağını iddia etti.

"Devletin malını koruduğum için yargılanıyorum" diyen Kurt şunları da ifade etti:

"Ben 15 yıldır devletin memuru oldum, hakkımda tek olumsuz rapor yok hesaplarıma el koydunuz ya. Ben orta üst segmentte geliri olan, birikimi olan biriydim…
Ben bunu niye yaşıyorum?
İşgalciyi yerinden çıkardım diye mi, şarlatanlara fırsat vermediğim için mi… böyleyse kimse kamu adına çalışmasın… Bunlar kötü niyetli insanlar, beni hangi iddiayla tutukladınız bilmiyorum. Bu gerekçelerle beni tutuklamadınız çünkü bu iddialarla tutuklanmam lazım çünkü… 11 aydır tutsağım… devlet bana çok mahrem projeler teslim etti.”

“Ben tüm gelirlerimi belgeliyorum, kuruşu kuruşuna… Resmi mal beyanımı sundum size, 13 yıl üst düzey yöneticilik yapmamışım gibi gelirlerimiz üzerinden manipüle edilmeye çalışıyoruz. Mal varlıklarım üzerindeki tedbirin kaldırılmasını talep ediyorum. Bir yıla yakındır hesaplarım, maaş hesabım bloke…”

“8 yaşında kızım, 12 yaşında oğlum var. Bu sene sınava girecek ve ben çocuğumun bu yaz yanında olmalıyım. Devlet malına sahip çıktığım için yargılanıyorum. Böyle manşet atabilirler… devlet malına sahip çıktığım için beni yargılıyorsunuz”

Ali Kurt’un savunması bitti. Ali Kurt’un eşi Aslı Kurt “Seninle gurur duyuyorum” diye bağırdı izleyici sıralarından.

Duruşmaya ara verildi.

ALİ KURT'TAN ÇOK ÇARPICI KANAL İSTANBUL SAVUNMASI | 14.30

Duruşmaya verilen ara bitti. KİPTAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kurt'un savunması başladı.

Kurt çarpıcı bir Kanal İstanbul bilgilendirmesi yaptı:

"Hakkımdaki iddialar maalesef teknik kavramların yanlış yorumlanması ve etkin pişmanlıktan faydalananların çelişkili yorumları üzerine inşa edilmiştir.

İstanbul başta olmak üzere büyük şehirleri kapsayan 24 ilden sorumluydum. Kamunun mahrem derece projelerinde çalıştım.

Görevim gereği devletin üst makamlarıyla mahrem toplantıya katıldım. bu detayı, Kanal İstanbul’un yapıldığı şu anki rezerv alan 372 milyon metre karelik bir alandı. bunu bilen 4-5 kişi vardı bunlardan biri bendim. incelendiğinde ne benim ne de yakınlarımın 1 metrekare aldığını göremezsiniz.
Zaten bu yüzden tokide bana görev verdiler. hiçbir zaman böyle bir şeye tenezzül etmedim.
Dört toki başkanıyla çalıştım.

Memurluktan istifa ettiğimde sicilimde en ufak pürüz yoktu. şu anda da yok ama o zaman da yoktu bunu teyit edebilirsiniz.
2019 yılında KİPTAŞ’a genel müdür olarak atandım.
KİPTAŞ’ı devraldığımızda ciddi sıkıntılar yaşadık. 1.2 milyar piyasaya borç vardı. bugün 9 buçuk milyar TL'ye denk geliyor. 40 milyon doları kamu bankalarına olan borçlardı. vergi dairesine olan borçlardan dolayı genel müdürlük binasını ipotek ettirmek zorunda kaldık.
Bir yılda yürür hale getirdin, 1 buçuk yıl sonra da tüm borçlarımızı sıfırladık.

Proje kararlarımızı anketlerle belirlemeye başladık. kiptaş tarihinde birçok ilke imza attık. gayrimenkul satışlarını ilk kez müzayedede satmaya başladık. 9 müzayede yaptık.
Biz müteahhitlerimize iddianamede yazdığı gibi belli gruplara ayrıcalık tanıyarak belirlemedik. Bunu da türkiyede yapan ilkiz.
Bizden önce kiptaş hiç kentsel dönüşüm yapmamıştı. 2 bölgede döndüm adı altında yıkım yapıyor biri 5 levent bölgesinde, 1632 konut yıktı kiptaş. biz 13 ilçeden 2519 konut diktik.
Yurtlar yaptık, deprem bölgesinde ilk betonarme okulu biz inşa ettik.

İBB Davası'nda savunma yapan tutuklu KİPTAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kurt, çalıştığı yerlerde mülk edinmediğini belirtti. Kurt, "Genel müdür olduğum dönemde İBB Meclisi’nden bir tane karar geçiremedik. Müzayedeye çıktık olay oldu. Genel müdürlüğümden önce Başakşehir’de arsa alınmış, borcunu da biz ödedik. Yeşil alana çevirdi İBB Meclisi" dedi.

İBB Davası'nda savunma yapan KİPTAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kurt, genel müdürün tek başına imza yetkisi olmadığını söyledi. Göreve geldiğinden bu yana Sayıştay denetimlerine başlandığını belirten Kurt, "İddianamedekilerin hiçbiri bana sorulmadı. Çünkü belgeleri hemen sunardım ve kimse tutuklayamazdı" dedi.

İBB Davası'nda savunma yapan KİPTAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kurt, hakkında bir tane olumsuz MASAK raporu bulunmadığını söyledi. Dijital bilgilerini verdiğini belirten Kurt, suç unsuru bulunmadığını vurguladı. Kurt, "Ciddi hataları olan bilirkişi raporları var. Benimle ilgili olumsuz bir tane rapor yok. Olumlu rapor var, dosyaya konulmamış. Olumsuz bir tane delil yok" dedi.


KİPTAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kurt, kolluktaki ifadesinin 13 saat sürdüğünü söyledi. Kolluktakilerin 'Ali Kurt’u piyon yapalım. Ali’ye bastıralım, bu işi çözdürürüz' dediklerini anlatan Kurt, "Bana diyor ki kolluktaki arkadaş: 'Bundan ne anlıyorsun?' Bana kumpas kuruyorlar, bunu anlıyorum" dediğini belirtti.

İBB Davası'nda savunma yapan KİPTAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kurt, iddianamedeki çelişkiye dikkati çekti. İBB personeline daire satılmasına ilişkin SPK’nın belirlediği fiyata bedeli çıkarttıklarını belirten Kurt, İddia makamının 'SPK’nın belirlediği bedelin altında' diye kayıtlara geçirdiğini belirtti.

Kurt, itirafçı Adem Soytekin'in tahliye olabilmek için bir şey söylemesi gerektiğini ifade etti ve "Adem'e çok kızgınım. Çocuklarımın gözyaşlarının sebebidir. Ama öyle bir iddianame yazmışsınız ki, Adem'i savunmak zorunda kalıyorum" dedi.

Kurt ayrıca, Adem Soytekin'in hem kendi ismini hem de tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun ismini kullanarak, kendi çapında işler yapmaya çalıştığını da ifade etti.

İBB Davası'nda savunma yapan KİPTAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kurt, CHP’lilere daire satıldığı iddialarının troller tarafından yayıldığını söyledi. İtirafçı Adem Soytekin'in serbest bırakıldıktan sonra bu iddianın ortaya çıktığını belirten Kurt, satış yetkisinin Soytekin'de olduğunu belirtti. Kurt, "CHP’lilere daire satmak suç değildir, öyle bir organizasyon da olmadı" dedi.

Adem Soytekin'in gerçekte ne olduğunu bildiği konuları çarpıtarak anlattığını da ifade eden Kurt, ayrıca Eylem - 29'dan suçlanmasına ilişkin, "Avukatlar senin bu eylemde adın geçmiyor diyorlar. Devletin yıllarca işgal edilmiş bir yerini geri almışım, hukuksuz bir eyleme son vermişim. Mahkeme kararıyla tahliye ettiğim yer nedeniyle yargılanıyorum" ifadelerini kullandı.

ARA BİTTİ | 14.00

İBB Davası'nda ara sona erdi. Duruşma, tutuklu KİPTAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kurt'un savunmasıyla devam ediyor.

ARA VERİLDİ | 13.01

İBB Davası'nda tutuklu dijital reklamcı Esma Bayrak'ın avukatı Mert Er Karagülle, müvekkilinin 8 ihaleye katıldığını ve 7 tanesini kazanamadığı belirtti.

Kazandığı tek ihalenin dava konusu olduğunu belirten Karagülle, "39.700'ü Esma veriyor, Ponte veriyor. 6.700'ü yine bir belediye iştiraki olan Kültür A.Ş.'de kalıyor, 33'ü İBB'ye gidiyor. Nerede kamu zararı? Niye 6.700'ü kamu zararı olarak değerlendiriyor" dedi.

Karagülle'nin savunması devam ederken mahkeme başkanı duruşmaya ara verdi.

Duruşmaya 13.00'de ara verildi. Öğleden sonra devam edecek.

BAYRAK'IN AVUKATINDAN DELİL ÇIKIŞI | 12.08

İBB Davası'nda tutuklu dijital reklamcı Esma Bayrak'ın avukatı Mert Er Karagülle, müvekkilinin savunmasına başladı. Karagülle, iddianamedeki maillerin itirafçı Naim Özgüner tarafından forwardlandığını belirtti. Maiilerin Özgüner tarafından bozulmuş olduğunu söyleyen Karagülle, delil olmadığını vurguladı. Karagülle, "Maillerde Esma Bayrak var 'gmail' değil 'qmail' var. Mail gösteriyor ekranda" dedi.

MURAT ONGUN İLK DEFA SÖZ ALDI | 11.20

Murat Ongun ilk defa söz aldı! Kim bu X kişisi? İBB davasında Murat Ongun, Eylem 13 kapsamındaki savunmaların ardından ilk kez söz aldı. Ongun, daha önce dinlenen tutuklu sanıkların beyanlarına rağmen bazı iddiaların duruşmada hiç açılmadığını söyleyerek mahkeme heyetine tepki gösterdi.

Ongun, 14 tutuklu sanığın İstanbul Senin ve İBB Hânem başlığında suç olmadığını anlattığını belirterek şöyle dedi: “Buradaki 14 insan da ‘Burada suç yok, biz suçsuz yere yatıyoruz,’ dedi.”

Hakkındaki suçlamaların sorgu sırasında sanıklara yöneltilmediğini söyleyen Ongun, “Ve ben bazı insanlarla bazı suçlar işlemekle suçlanıyorum. Lakin bu iddialara dair iddianamede yatan bu iddialara dair ne zatıaliniz sizler tarafından ne de Savcı Bey tarafından ifadesi alınan sanıklara sorulmadı” ifadelerini kullandı.

Ongun, bu başlıkların daha sonra yalnızca kendi savunmasına bırakılmasından kaygı duyduğunu belirterek, “Yani 2 ay sonra bu konular gündeme geldiğinde hani ben bunları tek başıma mı kucağımda bulacağım, merak ediyorum” dedi.

Ses kaydı çözümleme tutanağına da değinen Ongun, konuşmanın büyük bölümünü yaptığı söylenen kişinin dosyada yer almamasına dikkat çekti. Ongun bu bölümde, “Ama X yok! Sayın Başkanım; konuşmanın yüzde 94’ünü yapmış X yok” dedi.

ESMA BAYRAK'IN SAVUNMASINI YAPTI| 10.35

Tutuklu sanıkları, avukatları, gazeteciler ve izleyiciler salondaki yerini aldı. Mahkeme heyetinin gelmesiyle duruşma başladı. Ağustos ayından bu yanan tutuklu olan Esma Bayrak, itirafçı olan eski İBB Bilgi İşlem Daire Başkanı Naim Erol Özgüner'in verdiği ve diğer sanıkların iftira dediği ifadeye atıf yaptı. Bayrak, "Eylem - 13'e Erol Bey'in bir sözü üzerine dahil edilmişim. İstanbul Senin uygulamasının hiçbir teknik aşamasında yer almadım" dedi.

İBB tutuklusu İş İnsanı Esma Bayrak'ın savunması başladı:

"Ponte Dijital Rekamcılık sahibiyim, dijital reklamcıyım. 12 yıldır bu alanda hizmet veriyorum.

Eylem 13'e etkin pişmanlıktan faydalanan Erol beyin bir sözü üzerine dahil edildim. İstanbul Hanem'i hiç duymadım. İstanbul Senin'e ise dahil değilim.

Mailler ise suç değil. Google Tech Manager yoktu. 15 sene önce tek tek sitelere eklem yüklenirdi. Google basit bir kod çıkardı. Websitelerinin çalışma hızı arttı, operasyon hızı arttı.

Kodlar websitesinin ön yüzüne, tasarım kısmına eklenir. Veri tabanına, arka tarafa eklemek e verilere erişmesi imkansızdır. Kamu kurumlarından da bu kodlar kullanılır. Anonim bilgileri kullanır. Demografik yapı ile ilgili bilgileri görürsünüz.

Google,META, Twitter, adform reklam yada raporlama olsun, bunlar birbirlerinin rakipleri. Bunlar birbirlerine günahlarını vermez.
Veri indirebileceğiniz bir araç da yok, teknik olarak mümkün değil.

TUTUKLULAR SALONA GELDİ 10.25

İBB tutukluları salona geldi. Tutuklular, izleyici tarafından alkışlarla karşılandı.

DÜN NELER YAŞANDI?

Duruşma, tutuklu sanık Necati Özkan’ın savunmasıyla öne çıktı. Özkan, etkin pişmanlık kapsamında verilen bazı ifadelerin çelişkili olduğunu savundu. Hakkındaki suçlamalara dayanak gösterilen beyanlara ve taşınmaz işlemlerine ilişkin ayrıntılı açıklamalar yaptı. Savunmasının sonunda mahkeme heyetine “Tarihin doğru tarafında yer alın” ifadelerini kullandı.

Necati Özkan da savunmasında şu noktaya da dikkat çekti:

“Rüşvet verme suçundan tutukluyum. Eylem 4 kapsamında bana 7.5 ay boyunca tek soru sorulmadı. Sonra soruşturmaya Adem Kameroğlu isimli bir işadamı dahil ediliyor. İlk ifadesinde aleyhime verdiği tek bir ifade bile yok, tek bir suçlama yok. Ama sonra iş değişiyor sonra Adem Kameroğlu bir yalan makinesine, bir iftira makinesine dönüşüyor”

İBB Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu da duruşmanın başında söz aldı. Dosyaya sonradan eklenen isimler ve uzun tutukluluk süreleri üzerinden eleştiriler yöneltti. Geçen celsede savcı tarafından kendisine yöneltilen sözleri “tehdit” olarak niteledi ve bu konuda tedbir alınıp alınmayacağını sordu. Mahkeme başkanı ise bu konuda bir tedbir olmadığını söyledi.

Dün duruşmaya Necati Özkan’ın çapraz sorgusu damga vurdu. Mahkeme başkanı, savcı ve Ekrem İmamoğlu’nun sorularını yanıtlayan Özkan, Beylikdüzü ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde hiçbir idari görevi ya da karar yetkisi bulunmadığını söyledi. Belediye ihalelerine girmediğini, kamu kurumlarıyla çalışmayı da yıllar önce bıraktığını anlattı.
Öğleden sonraki oturumda ise Özkan’ın avukatları söz aldı. Savunmalarda iddianameye, gizli tanık beyanlarına ve dosyadaki delillere yönelik sert eleştiriler yapıldı. Avukatlar, müvekkillerinin tahliyesini ve beraatini istedi.

Siyaset Haberleri