19 yaşındaki İmamoğlu Silivri’de yargılanıyor! Diploma davasını canlı takipteyiz

Ekrem İmamoğlu'nun diplomasının iptal edilmesine karşı açtığı davanın ilk duruşması bugün görülüyor. Duruşma öncesinde arbede çıktı. İmamoğlu yaklaşık 1 saatlik bir savunma yaptı. İmamoğlu savunmasını beyan ederken dışarıdan atılan 'Cumhurbaşkanı İmamoğlu' sloganları içeriden duyuldu. İmamoğlu savunmasında Arınç'ın 'erken öten horoz' nitelemesine de atıfta bulundu.

Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun diploması 18 Mart 2025'te tartışmalı bir şekilde iptal edildi. İmamoğlu, 31 yıllık diplomasının iptal edilmesinden bir gün sonra gözaltına alınıp 23 Mart 2025'te tutuklandı.

Ekrem İmamoğlu, diplomasının iptaline karşı idare mahkemesine dava açtı.

Diplomasının iptaline karşı açtığı davanın ilk duruşması, bugün (15 Ocak 2026) saat 11.00’de İstanbul 5. İdare Mahkemesi tarafından görülüyor.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İmamoğlu'nun ailesi ve birçok CHP'li yönetici duruşmayı takip ediyor.

CANLI TAKİPTEYİZ

İmamoğlu'nun Silivri'de görülecek olan diploma duruşması gelişmeleri anbean Halktv.com.tr olarak aktarıyoruz.

CUMHURBAŞKANI İMAMOĞLU SLOGANLARI SALONA KADAR GELDİ

Tutuklu cumhurbaşkanı adayı İmamoğlu savunmasını yaparken dışarıdan atılan 'Cumhurbaşkanı İmamoğlu' sloganları salondan da duyuldu.

12.50 | REKTÖRLÜK AVUKATLARI KONUŞUYOR

İmamoğlu'nun ve avukatlarının savunmalarını tamamlamasının ardından bu defa diplomayı iptal eden rektörlüğün avukatları davalı sıfatıyla söz aldı.

12.20 | İMAMOĞLU'NUN SAVUNMASI SONA ERDİ

İmamoğlu'nun diploma iptal davasındaki savunması yaklaşık 1 saatlik sürenin ardından sona erdi. İmamoğlu'nun ardından avukatları söz aldı.

11.40 | DURUŞMA BAŞLADI! İMAMOĞLU'NDAN İLK SÖZLER

İmamoğlu'nun duruşması beklenenden 40 dakika kadar geç başladı. Gamze Altunay'ın aktardığı bilgilere göre İmamoğlu savunmasına şu şekilde başladı: Diplomamı savunmaya gelmedim. Bir gencin devletine güvenerek kurduğu hayatın geriye doğru sökülmek istendiğini anlatmaya geldim.

"SAVCILIĞIN YAPTIĞI DÜZENLEMELERİ HAYRETLE TAKİP EDİYORUM"

T24'ten Can Öztürk'ün aktardığı bilgilere göre İmamoğlu'nun hakim karşısında kullandığı ilk ifadeler şu şekilde:

“İdare mahkemesi olarak duruşma ortamını sağlamak üzerine gayretinizi önemli buluyorum. Kolaylaştırmak ve zorlaştırmak kavramları açısından, madem Silivri’deyim; buradan beri savcılığın yaptığı düzenlemeleri de hayretle takip ettiğimi söylemeliyim.

Hem yeni yıla girdik; huzurunuzda tüm ülkemizin yeni yılını kutluyorum. Hem dünya hem de ülkemiz bir sınav veriyor.

Miraç Kandili’nin olduğu bir gün bu duruşma yapılıyor. Dinimizin esasında da iyi insan olmak vardır. Ben de kendim iyi insan olma gayretinde olan bir vatandaşım.

Birazdan 18 yaşımı konuşacağız. Orada ne yaptığımı, iyi insan olmak üzerine neler yaptığımı anlatacağım. Bugün ahlak dışı uygulamaların yapıldığı bir ülkedeyiz. Bir yılı aşkın süredir uğradığımız yargı tacizinin ayrı bir boyutta olduğunu görüyoruz.

Çok kötü bir sınav veriyoruz. Bu sınav umarım milletimiz adına iyi yönde sonuçlanır. Bugün burada sadece bir davanın duruşması yapılmıyor; bir ülkenin hukuk devleti olma iddiası sınanıyor.

Bu ülkede “Tapum, diplomam, emeğim, alın terim güvende mi?” sorusu herkesin aklındadır. Bunları 86 milyon adına söylüyorum. Bu cennet vatanda hukuka duyulan güvenin savunusudur. Ben bu duruma asla bireysel olarak bakmıyorum.

Bu mücadelede, Kıbrıs’a gidip yatay geçiş başvurusunda bulunan ve eksiksiz bir şekilde diplomasını alan bir gencin hikâyesini anlatacağım. Ben tam da bu yüzden buradayım; Ben hâlâ aynı mücadelede bulunuyorum. Ben tüm belgeleri eksiksiz sundum. Bazen bir kâğıdın bir parçasını yırtıp sunsam ne olurdu, onu düşünüyorum.”

"HUKUKEN SONUNA KADAR MÜCADELE EDECEĞİME YEMİN EDİYORUM!

Bu dosyada İstanbul Üniversitesi’nin kendi hazırladığı bilgi notu, bugün aradığınız şartların o gün olmadığını söylüyor. Bu, kişiye özel bir işlem de değil; yüzlerce insan yıllar boyunca aynı şekilde başvurmuş. Normal idari işlemin yürütüldüğü bir ortamda, bunu bir balyoz gibi bir gencin başına indiremezsiniz. Bugüne geldiğimizde ise üniversitenin, kendi belgesiyle bir gerçeği yok saydığını görüyoruz. İnanın, insan sormadan edemiyor: Üniversitenin kendi belgesi yeterli değilse, ne yeterli olacak?

Çok değil, tam bir ay sonra bu sürece bir el değiyor. Böyle bir belge beklenmiyor çünkü. Ne oluyorsa, o bilgi notu nasıl oluyor da yön değiştiriyor? Bunu gören, siyasi talimatı almış bir avuç kişi YÖK’e yazı yazıyor; diplomamın araştırılması isteniyor. Üniversite de bir yazı gönderiyor. Süreç, savcılık yazısından sonra başka bir yere evriliyor.

Onlar kimse, onlarla hukuken sonuna kadar mücadele edeceğime ben de yemin ediyorum.

18 Mart, yani 19 Mart operasyonundan bir gün önce, diplomam iptal ediliyor. Ne büyük tesadüf.

Gerçek şudur; ortadaki tek gerçek şudur: Ne benim için özel oluşturulmuş bir durum vardır ne de başka bir durum. Başvuru belgemde ne gizleme var ne de başka bir şey. Hatta fazla bilgi var. Dilekçemde üniversitenin tanıtım broşürlerini bile eklemiştim. Her şeyi en açık hâliyle dosyaya koymuşum."

SAVUNMASINDA BÜLENT ARINÇ'IN SÖZLERİNE ATIF YAPTI: ERKEN ÖTEN HOROZ

Halk TV muhabiri Gamze Altunay'ın aktardığı bilgilere göre, İmamoğlu savunmasında geçtiğimiz günlerde kendisi hakkında 'Erken öten horoz' nitelemesini yapan Bülent Arınç'ın sözlerine atıf yaparak devam etti:

Bu bir denetim değildir; ağır bir siyasi talimatın alarm durumudur, kula kulluk ederek yerlerde sürünmenin acizliğidir. Bu, siyaseten yargı eliyle koca İstanbul Üniversitesi’ni tehdit etmektir. Bu yazıyı yazan anlayış, bir de bunu hukuk adına yaptığını söylüyor. Ben nasıl bir yargı meselesi olabilirim; be korkulacak adam mıyım? Siyasetçiyim, İstanbul’da milyonların oyunu almış bir belediye başkanıyım. Erken öten horozun başını kesme anlayışıyla hareket ediliyor; bu, bir cumhurbaşkanı adayını devre dışı bırakma işlemidir ve tarih bunu yazacaktır. Ben bu ülkenin evladıyım; emeğimi, hayatımı bu ülkenin belirlediği belgelere göre kurdum.

"ARTIK DURUŞMA SALONUNA SANDIK MI KURALIM?"

Bu dava kişisel bir dava değildir, bir ilke davasıdır; bu davada verilecek karar yalnızca benimle ilgili olmayacaktır. Sayın Başkan, sayın heyet, Silivri’de görülen ilk idare davasını da yaşıyoruz; bu da bana nasip oldu. Avrupa’nın en büyük duruşma salonunu yapmakla övünenlere acıyorum, zavallılar. Artık duruşma salonuna sandık mı kuralım, üzerine cumhurbaşkanlığı seçimi mi yazalım? Ben yargılamadan hiç kaçmadım; ancak kim eğip büküyorsa onlarla mücadeleye devam edeceğim.

"“ÜNİVERSİTE GERİ ALACAKMIŞ.” HADİ ORADAN, HADİ ORADAN!"

35 yıl boyunca susan idare, neden Cumhurbaşkanı adayı olduğumu ilân ettikten sonra harekete geçmiştir?"

Yıllar sonra bu sürecin sorgulanması, hukukun değil; hukuki güvenliğin tartışma konusu hâline getirildiğini göstermektedir.

Şimdi, anlatımın ötesinde dosyanın en somut gerçeğini göstermek istiyorum.
Biliyor musunuz, nedir bu?

Anamın ak sütü kadar helal bir diplomam.
Bu benim diplomam.

Ve bugün deniyor ki: “Üniversite geri alacakmış.” Hadi oradan, hadi oradan!

Bu diploma, İstanbul Üniversitesi’nin inceleyerek, araştırarak, ölçerek ve kabul ederek kendi iradesiyle verdiği resmî bir devlet belgesidir. Yıllarca geçerli sayılmıştır. Yıllarca devletin tüm kurumlarında kabul edilmiştir. Bugün üzerinde yazan tarih, imza ve mühür neyse odur.

Ben, bütün bu süreçlerden geçmiş bir belgenin yok sayılmasını kabul etmiyorum. Cumhurbaşkanı adayı olduğumu ilân ettikten sonra, 35 yıldır geçerli olan diplomam iptal edilmiştir. Bu bir varsayım değildir. Bu bir yorum değildir. Bu, takvimle sabit bir olgudur.

Sormak zorundayım: 35 yıl boyunca susan idare, neden tam da bu açıklamadan sonra harekete geçmiştir?

Şimdi zurnanın zırt dediği yer geliyor.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İstanbul Üniversitesi’ne 24 Şubat 2025 tarihinde bir resmî yazı gönderiyor.

Bu yazı bir uyarı değildir.
Bu yazı bir denetim değildir.
Bu yazı açıkça tehdittir.

Yazıda aynen şu ifade yer alıyor:
“Bahse konu diplomanın kullanılmaya devam edildiği (Yüksek Seçim Kurulu ve benzeri) bu kapsamda diplomanın dayanak gösterilerek kurulacak iş ve işlemlerin hukuka aykırı olmaması adına gerekli işlemlerin bir an önce yapılması…”

Şimdi bu cümleleri yavaş yavaş, kelime kelime okuyalım.

“Diplomanın kullanılmaya devam edildiği” deniyor.
Nerede?
Parantez açılıyor: Yüksek Seçim Kurulu.
Parantez kapanıyor.

Bu ne demektir, biliyor musunuz?
Açıkça şunu söylüyorlar:
“Bu kişi, bu diplomasıyla her an Cumhurbaşkanı adayı olabilir. Acele edin.”

Soruyorum:
O tarihte bir seçim var mı?
Yok.

Peki lisans diploması neden gerekir?
Sadece ve sadece Cumhurbaşkanı adayı olmak için gerekir.
Anayasa’nın 101. maddesi bunu söyler.
4271 sayılı Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu’nun 6. maddesi bunu söyler.

Türk siyasetinde üniversite diplomasının siyasi olarak tek belirleyici olduğu makam vardır:
Cumhurbaşkanlığı.

"Bu, ağır bir siyasi talimatın alarm hâlidir"

Başka hiçbir görev için bu şart yoktur. O yüzden bu yazıda özellikle “kullanılmaya devam edilen diploma” deniyor ve özellikle parantez içinde YSK yazılıyor.

Bu bir hukuki refleks değildir.
Bu bir denetim değildir.
Bu, ağır bir siyasi talimatın alarm hâlidir.

Kanunla, hukukla, idari usulle ilgisi yoktur. Bu, siyasi talimatın yargı eliyle uygulanma çabasıdır. Birbirine bakarak, kulak kabartarak, sürünerek o talimatın peşinden gitmenin acziyetidir. Utanç verici bir durumdur.

“Bir an önce gerekli işlemleri yapın” deniyor. Acele edin deniyor. Neden? Çünkü korkuyorlar. Ayıptır. Gerçekten ayıptır.

Cesaretiniz yok. Mücadele etmeye cesaretiniz yok. Sandıkta yarışmaya cesaretiniz yok. Bu yüzden hukuka ihtiyaç duyuyorsunuz.

Bu hukuk değildir. Bu, hukukun araçsallaştırılmasının zirvesidir.

Bir savcı, bir üniversiteye yazı yazarak, “Bu kişi aday olabilir, diplomasını iptal edin” diyebilir mi? Böyle bir yetki olabilir mi?

Bu, yargı eliyle koca İstanbul Üniversitesi’ni tehdit etmektir. Ve bunu yapan anlayış, bir de çıkıp “hukuk adına yaptım” diyecek.

Soruyorum: Ben korkulacak bir adam mıyım? Silah mıyım? Tehdit miyim?

Hayır.

Ben sadece milletin karşısına çıkıp milletten oy isteyen bir siyasetçiyim. İstanbul’da milyonların oyunu almış, İstanbul’u yöneten bir Büyükşehir Belediye Başkanıyım.

Bu yapılan şey şudur: Milletin önüne çıkabilecek bir ihtimali, hukuk yoluyla daha doğmadan boğma çabasıdır.

Böyle bir anlayış olabilir mi? Bir vatandaşın, bir kurumun, bir üniversitenin bu şekilde hizaya sokulmaya çalışılması kabul edilebilir mi?

Bu bir hukuk devleti pratiği değildir. Bu, korkunun ve acziyetin belgesidir."

11.23 | İMAMOĞLU ALKIŞLARLA DURUŞMA SALONUNDA!

Fatoş Erdoğan'ın aktardıklarına göre Ekrem İmamoğlu, Özgür Özel'in ardından alkışlar ile duruşma salonuna giriş yaptı. Duruşmanın başlaması bekleniyor.

11.20 | ÖZGÜR ÖZEL DURUŞMA SALONUNDA

11.20 itibariyle CHP Lideri Özgür Özel de duruşma salonuna giriş yaptı. Duruşmayı takip eden gazetecilerden Fatoş Erdoğan, Özgür Özel'in kurulan barikatları aşarak 4 nolu duruşma salonuna girdiği anları sosyal medya hesabından videolu bir şekilde paylaştı.

11.05 | DURUŞMA HENÜZ BAŞLAMADI

11.00'da başlaması planlanan duruşma 11.05 itibarı ile henüz başlamadı. Gamze Altunay'ın aktardığı son bilgilere göre 11.05 itibarı ile CHP il ve ilçe örgütlerinden gelenler duruşma salonlarının yakınlarına alınmıyor. Salonun küçük olduğu için yerleşmenin de zor olduğu, salonda izdiham olduğu aktarılan bilgiler arasında.

JANDARMA COPLARLA MÜDAHALE ETTİ

Silivri'den aktarılan bilgilere göre duruşmayı takip etmek isteyenler ile jandarma ekipleri arasında çıkan arbede de jandarma coplarla müdahale etti.

10.45 | DURUŞMA ÖNCESİ ARBEDE ÇIKTI!

Duruşma salonuna alımların kapatılmasının ardından duruşmayı takip etmek isteyenler ile jandarma ekipleri arasında arbede çıktı. Halk TV muhabiri Gamze Altunay'ın aktardığı son bilgilere göre CHP'li vekiller Sibel Suiçmez ile Ali Gökçek tepki gösterdi.

Öte yandan Muratcan Altuntoprak'ın aktardığı bilgiye göre TOMA tarafından yapılan anonsta duruşma salonunun kapasitesinin yetersiz olduğu ve girişlerin boşaltılması istendi. TOMA'nın anonsunda, "Salon kapatesitesi yetersiz olduğu için salona belli kapasite kişi alınıyor. Lütfen burayı boşaltın, girişi kapatmayın" ifadeleri kullanıldı.

DURUŞMA SON ANDA SİLİVRİ'YE ALINDI

İlk olarak Bağcılar’daki İstanbul Bölge İdare Mahkemesi’nde yapılması planlanan duruşma, son anda alınan kararla Silivri’deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salona taşındı.

Mahkeme, ilk olarak İmamoğlu’nun cezaevinden getirilmesi için müzekkere yazdı. Ancak ardından gönderilen ikinci müzekkerede duruşmanın cezaevi kampüsünde yapılmasına karar verildi. Gerekçede şu ifadelere yer verildi:

“Binamızda bulunan duruşma salonu kapasitelerinin yetersiz olması, mikrofon sisteminin duruşma icrasına uygun şekilde kurulamaması, tutuklu bulunan davacının bekleyebileceği uygun yerin olmaması...”

Uygun salonun mahkemeye bildirilmesi ve gerekli güvenlik önlemlerinin alınması da cezaevine iletildi.

İMAMOĞLU'NUN DAVA GEREKÇESİ

İstanbul Üniversitesi, 18 Mart 2025’te İmamoğlu’nun 31 yıl önce aldığı İngilizce İşletme diplomasını, yatay geçişteki usulsüzlük iddiasıyla iptal etti. Aynı gün diploması iptal edilen İmamoğlu, ertesi gün “mali soruşturma” gerekçesiyle tutuklandı. Ekrem İmamoğlu, bu işleme karşı “yokluk” ve “açık hata” gerekçesiyle dava açtı.

MAHKEME HEYETİ DEĞİŞTİ

Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun (HSK) atamalarıyla birlikte davaya bakan mahkeme heyeti değiştirildi. İstanbul 5. İdare Mahkemesi Başkanı R.Ş., İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Üyeliği’ne atandı. Diğer üye G.Y. de aynı mahkemeye geçerken, üye N.T.D. yerini korudu.

"19 YAŞINDAKİ GENÇ DEVLETE GÜVENMEYECEK Mİ?"

Ekrem İmamoğlu, davayla ilgili daha önce yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Diploma davası, hukuk tarihimizin gördüğü en büyük kara lekelerden biridir. Devlet kontenjan açıyor; belgelerimi eksiksiz ibraz ediyor ve yatay geçiş hakkı kazanıyorum. Bırakın lisansı, aynı üniversitede yüksek lisans bile yapıyorum. Bütün bunları yaparken devletin kurumlarına ve adaletine güvendim ben. 19 yaşında bir genç olarak, devletin ilanına, evraklarına ve onayına güvenmeyip kime güvenelim Allah aşkına? Biz devleti hep güvenilir bildik; vatandaşını, gencini, yaşlısını korur kollar diye öğrendik. Fakat maalesef ki bugün bir avuç muhteris, devletimizin yargısını, kurumlarını istismar ederek 35 yıllık diplomamı almaya çalışıyor. Anlaşılan o ki Cumhurbaşkanı adayı olduğunuzda, helal olan haram edilmek isteniyor. Bu kumpas, net bir kara lekedir. Yalnız benim haklarım değil, devletin yargısının ve kurumlarının şeref ve namusu, güvenilirliği de söz konusudur. Biz inşallah siyasi tarihimize ve hukukî değerlerimize bu kara lekenin sürülmesine izin vermeyeceğiz.”

Adaylık sürecine ilişkin de konuşan İmamoğlu, şu ifadeleri kullanmıştı:

“Ben kendi irademle değil, 15,5 milyon vatandaşımızın iradesiyle Cumhurbaşkanı adayı oldum. Yetkiyi millet verir, millet alır. Diploma davası henüz sonuçlanmamıştır. Adaylığım kesin bir biçimde devam etmektedir. Ancak sonuç ne olursa olsun Cumhuriyet Halk Partisi, milletin iktidarını kurmak için milletimize karşı üzerine düşen vazifeyi yapacaktır. Onlarla yol arkadaşlığı yapmaktan onur duyduğum Sayın Genel Başkanım Özgür Özel ve Sayın Başkan’ım Mansur Yavaş, Türkiye’nin önemli değerleri. Cumhuriyet Halk Partisi, birçok Cumhurbaşkanı adayı çıkarabilecek kalitede ve kalibrede bir partidir. İnanın bizim kim aday olacak gibi bir endişemiz yok! Fakat iktidardakilerin Anayasa'mızdaki dönem şartını nasıl aşacağını çok merak ediyorum. Eğer adaylıkta ısrar ediyorsa; 15,5 milyon insanımızın iradesine halel getirmeyecekti, sandıkta karşıma çıkmaktan korkmayacaktı.”

İPTALDEKİ BÜYÜK EKSİKLİK

Dava dosyasına giren belgeler, 18 Mart 2025’te yapılan İstanbul Üniversitesi Yönetim Kurulu toplantısına dair tutanaklarda ciddi eksiklikler olduğunu ortaya koydu. “Diplomanın iptali” kararının alındığı 3’üncü gündem maddesi sırasında bazı akademisyenlerin toplantıda olmadığı kaydedildi.

Prof. Dr. Muharrem Hafız, Prof. Dr. Selçuk Daşdemir ve Prof. Dr. Sema Sırma Ekmekçi’nin, diploma iptali görüşülürken salonda bulunmadığı tutanaklara geçti. Ayrıca Prof. Dr. Şadi Evren Şeker ve Prof. Dr. Cem Gazioğlu’nun toplantıya hiç katılmadığı tespit edildi.

Öte yandan, söz konusu tutanakların karar tarihinden yaklaşık bir ay sonra, 8 Nisan 2025’te düzenlendiği ve ıslak imza taşımadığı belirlendi. Mahkemeye gönderilen iki farklı tutanak da aynı eksiklikleri taşıyor. Tutanakta ayrıca, üçüncü madde sırasında toplantıdan çıkan üyelerin, dördüncü maddede yeniden katıldığı bilgisi yer aldı.

Siyaset Haberleri