2020'de kaybolan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku hakkındaki dosya yeniden raftan indikten sonra dönemin valisi ve oğlu da tutuklandı. Doku'nun öldürüldüğüne yönelik tanık ifadelerinin ardından Tunceli'de yaşananlar mercek altına alındı. Tanık ifadesine göre Doku'yu öldürdüğü öne sürülen eski valinin oğlu Mustafa Türkay Sonel'in kentte bir villada 'partiler' düzenlediği iddia edildi. Doku'nun cansız bedeni 2020'de aranırken baraj gölünde bulunan Esma Kılıçaslan'ın kahreden hikayesi de "Tuncelli neler yaşandı?" sorusunu gündeme getirdi.
O VİLLADA NELER YAŞANDI?
Kent merkezindeki bir ev de bu başlıklardan biri. T24'ten Gökçer Tahincioğlu'nun yazısına göre; bir kamu görevlisinin kiraladığı bu evde, büyük kentlerdeki villa eğlencelerini andıran partiler düzenlendiği öne sürülüyor.
Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in olay Mustafa Türkay Sonel ve arkadaşlarının da bu eve sık sık gidip geldiği iddialar arasında yer aldı.
Ziyaretçi trafiğinin yoğun olduğu belirtilen bu evle ilgili bugüne kadar herhangi bir inceleme yapılıp yapılmadığı bilinmiyor.
Aynı şekilde, Tunceli’de kadın öğrenciler ve bazı kadın kamu görevlilerine yönelik taciz iddialarının da araştırılmadığı yönünde eleştiriler var.
Bu başlıkların Gülistan Doku dosyasıyla doğrudan bağlantısının ne olduğu sorulsa da kentten aktarılan değerlendirmeler, yaşananların aynı baskı ortamı içinde birbirine paralel geliştiği yönünde.
Doku’nun kaybolması ve diğer kadınlara yönelik baskı ile taciz iddialarının birbirinden bağımsız ele alınamayacağı savunuluyor.
O ARAÇLA NEREYE GÖTÜRÜLDÜ?
Tahincioğlu, Doku'nun Türkay Sonel'in aracı ile kent dışına çıkartılması hakkında da yanıtsız kalan sorular olduğunu şöyle yazdı:
"Gülistan Doku dosyasında eski Vali Sonel’in tutuklanmasıyla, kentteki atmosfer de gündeme geldi
Cinayet gerekçesiyle tutuklanan oğlu, ifadesinde bol bol hamasette bulundu. Kentte baskı altında olduklarını, silahla, belirtilen tarzda bir hayatla ilgisinin bulunmadığını söyledi.
Oysa kentte, Sonel görevdeyken Mustafa Türkay Sonel’in daha o yaşlarda belinde silahla, beyaz BMW’siyle nasıl dolaştığı konuşuluyordu. Kimsenin kendisine yanaşmaya, uyarmaya cesaret edemediği de…
Peşine düşülen ve Gülistan Doku’nun kaybolmasının soruşturulmaya başlandığı gün kent dışına çıkartılıp, bir hafta sonra geri getirilen BMW ile ilgili sorular yanıt bekliyor."
ÜNİVERSİTE İLE NE BAĞLANTILARI VAR?
Dosyada dikkat çekilen bir başka başlık ise tutuklanan Vali Sonel ile oğlunun üniversiteyle kurduğu ilişkiler.
Kentteki tek üniversitenin rektör atamasında dahi etkili olduğu ileri sürülen Sonel’in üniversiteyle yakın bağ kurduğu iddia ediliyor.
Yerel haber sitelerinin gündeme taşıdığı üniversitedeki taciz iddiaları ile rektör odasında yaşandığı öne sürülen baskı ve taciz olayları hakkında da bugüne kadar kamuoyuna açık bir açıklama yapılmadığı belirtiliyor.
Tahincioğlu, yazısında şunları kaydetti:
"Ve bir de tutuklanan Vali Sonel’in ve oğlunun üniversite ile bağlarına, ilişkilerine bakmakta fayda var.
Kentteki tek üniversitenin rektör atamasında bile etkili olduğu söylenen Sonel, üniversite ile nedense yakından ilgili…
Yerel haber sitelerinin gündeme getirdiği üniversitedeki taciz iddialarına, rektör odasında yaşandığı öne sürülen baskı ve tacizlere yönelik bugüne kadar açıklama yapılmış değil.
Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’nun kaybedilmesi, üniversitedeki kadın öğrencilerden gelen taciz şikayetleri, üniversite çalışanı kadınlara yönelik mobbing ve taciz iddiaları da bugüne kadar araştırılmadı. Bütün bu bağlar yok sayılmaya, görünmez kılınmaya çalışıldı.
Kentin dokusuna, kültürüne yabancı olmayan bir rektörün atanması yönündeki talepler hep sonuçsuz kaldı. Tunceli, “burası küçük yer, istediğimiz biçimde davranırız, kimse karışamaz” anlayışının bir göstergesi haline geldi.
* * *
Kentte dillendirilen iddialardan biri de “yolsuzluk.”
Yetkili makamlardaki isimlerin ihaleler, kadrolar konusunda büyük bir rahatlık içinde hareket ettiği sürekli konuşuluyor.
Örnek olarak Sonel’in valiliği döneminde hızla büyüyen bir turizm şirketinin, kamu kurumlarının düzenlediği neredeyse bütün gezilerin organizasyon işlerini alması gösteriliyor. Bu şirketin etkinliğinin bugün de sürdüğü söyleniyor."
ESMA KILIÇDARASLAN'A NE OLDU? DOKU ARANIRKEN BULUNMUŞTU
Gülistan Doku'nun cansız bedeni 2020'de aranırken Esma Kılıçdaraslan'ın cansız bedeni Uzunçayır Baraj Gölü'nde bulunmuştu. DEM Partili Ayten Kordu, Kılıçarslan'ın bedeninde birden fazla erkeğe ait DNA izi olduğunu söyledi.
Kılıçdarslan'ın dosyası 'intihar' iddiası ile kapatılırken Doku'nun soruşturmasının yeniden açılması ile bu ölüm tekrar gündeme geldi.
Tahincioğlu, yazısın da Kılıçarslan'ın ailesi ile ilgili kahreden bir bilgiyi aktardı.
Tahincioğlu, şunları yazdı:
"Tunceli Hozat, 2010 yılı…Hozat Başsavcılığı’nın hazırladığı iddianameye göre; A.A. adlı kişi, 2010’da 11 yaşında olan kız çocuğuyla bıçak zoruyla ters ilişkiye girdi. O sırada cezaevinde olan kızın babası, olayı, tahliye olduğunda öğrendi. Pompalı tüfekle A.A.’nın evinin önüne giden baba, havaya bir el ateş etti. Babanın şikâyeti üzerine A.A., gözaltına alınarak tutuklandı ancak yaklaşık 10 gün tutuklu kaldıktan sonra tahliye edildi. Baba hakkında ise tehdit ve hakaretten dava açıldı. Yargılamalar sonunda, çocuğun beden ve ruh sağlığının bozulduğuna yönelik Elazığ Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nin raporuna karşılık, Fırat Üniversitesi’nin “fiili livata bulgusu yok” raporuna itibar edildi. Mahkeme, başka kanıt olmadığı gerekçesiyle A.A.’nın beraatine, babanın ise 11 ay 20 gün hapsine karar verdi. Aldığı ceza nedeniyle, babanın daha önceki şartla salıverme kararıyla tahliye olduğu davadaki 17 aylık infazı da yandı. Her iki karar da temyiz edildi. Bu süreçte, küçük kızın bir başka istismara daha maruz kaldığı ve o davanın sürdüğü de ortaya çıktı.
* * *
Baba, bu süreçte yaşadıklarını, dönemin Adalet Bakanı Sadullah Ergin’e gönderdiği mektupta anlattı. Mektubunda, 2006’da esrar sattığı gerekçesiyle hakkında dava açıldığını, 2008’de tutuklandığını anlatan baba, şunları aktardı:
“O zaman 11 yaşında olan kızım, okulundan gelip giderken, aynı mahallede oturan A.A., yol güzergahında olan ahırın önünde bekleyerek çağırıyor. ‘Gel sana para vereyim, bizim eve ekmek al’ diyor. Çocuk yaklaştığında ahıra alıp kapıyı kapatıyor. Çıkardığı bıçağı kızımın boğazına bastırıyor. ‘Elbiselerini çıkart, sesini çıkartırsan, boğazını keserim’ diyor. Çocuğumla ters ilişkide bulunuyor. 35 yaşlarında bu şahıs, evli, bir çocuğu var. Bütün bunlar olurken ben cezaevindeydim. Çocuğum korkusundan bu durumu söyleyemiyor. Ama ikinci kez kızımı ahıra çağırdığında, mahalleden biri, ‘ne yapıyorsun’ diye müdahale ediyor. Ben geçen yıl cezaevinden çıktım. Kızım, geceleri uykusunda ‘kimseye söylemeyeceğim’ diye bağırıyor, kalkıyordu. Bir gün kahvede otururken arkadaşım H. geldi. Bana bir şey söylemeye çalışıyordu. ‘Benden bu lafı duymadığına yemin et, yoksa beni öldürürler’ dedi. Bana cezaevindeyken olan bitenleri anlattı…. A.A.’yı ekip arabasıyla götürdüler. Polis, çelişkili ifadeleri nedeniyle nezarete aldı. Oradan bağırıyordu. ‘Beni kimse tutuklayamaz. Ben askeriyenin ve JİTEM’in adamıyım. Yüzbaşını arayın’ diye bağırıyordu. Kızım da gelip ifade verdi. Ertesi gün A.A., tutuklanarak Elazığ’daki cezaevine gönderildi. Elazığ’a Adli Tıpa götürdüler kızımı da. Sonra Hozat Adliyesi’nde ilk duruşma yapıldı. A.A.’nın askerin, akrabalarının devreye girmesiyle mahkemeye bile çıkmadan 10 günde serbest bırakıldığını o zaman öğrendik.”
* * *
Küçük kızın yaşadıklarından tam 10 yıl sonra, Gülistan Doku için arama çalışmaları yürütülürken, baraj gölünde bir ceset bulundu.
Uzunçayır Barajı Gölü’nde yapılan arama çalışmalarında bulunan cesedin Esma Kılıçarslan’a ait olduğu anlaşıldı.
10 yıl önce istismar edilen küçük kızın ablası…
Gülistan Doku dosyasının raftan indirilmesinin ardından, DEM Parti Tunceli Milletvekili Ayten Kordu, Esma Kılıçarslan’la ilgili iddiaları da Meclis gündemine taşıdı. Soru önergesinde, Kılıçarslan’ın 11 Mart 2020’de Hozat’taki evinden ayrıldığı, 15 Mart’a kadar ailesiyle iletişimde olduğu, sonra ortadan kaybolduğu, bu süreçte aileye “olayın fazla dillendirilmemesi” telkinlerinde bulunulduğu iddiaları yer aldı.
Pandemi döneminde cesedin bulunduğu, otopsinin geç ve eksik yapıldığının iddia edildiği, Kılıçarslan’ın cesedinde birden fazla erkeğe ait DNA izlerine rastlandığı iddialarının bulunduğu anımsatıldı.
Dosya “intihar” gerekçesi gösterilerek kapatıldı.
İddiaların odağında Tunceli var ama Tunceli sadece ülkeden bir kesit."