Televizyon izlerken bir anda kör oldu! Binde bir ihtimal başına geldi...

İstanbul'da televizyon izlerken sağ gözünde ani görme kaybı yaşayan Gülşen Şenol, nadir görülen santral retinal arter tıkanıklığı teşhisiyle kaldırıldığı hastanede, 14 seanslık hiperbarik oksijen tedavisiyle yeniden görmeye başladı.

İstanbul’da yaşayan ev hanımı Gülşen Şenol (65), televizyon izlediği sırada sağ gözünde aniden gelişen görme kaybı nedeniyle hastaneye başvurdu. Şenol’un, 50 yaş üzerinde binde bir görülen ve "göz felci" olarak da bilinen santral retinal arter tıkanıklığı yaşadığı belirlendi.

"TELEVİZYON BİR ANDA SİMSİYAH OLDU"

27 Mart günü evinde dinlenirken bir anda sağ gözünün görmediğini fark eden Şenol, yaşadığı korku dolu anları şu sözlerle anlattı:

"Torun okula gitti, televizyon açtım. Bir anda bir karartı oldu, ayağa kalktım. Başımda dönme oldu; geri oturdum. Zaten yakın ve uzağı göremiyorum; gözlük kullanıyorum. Sağ gözümde bir siyahlık oldu. Gözlüğü sildim yine devam ediyor. Gören sol gözümü kapattığımda televizyon simsiyahtı, alttan bir çizgi vardı. Dışarı çıktım tansiyonumu ölçtürdüm, sol gözümle görüyorum. O an tansiyonla ilgili olduğunu düşündüm. Gözde böyle bir şey olacağını düşünemedim. Benim tansiyonumu ölçen eczacı, 'Abla senin hemen nörolojiye gitmen gerekiyor. Tansiyonun iyi, böyle bir şey olamaz' dedi. Eve geldiğimde çocuklar aradı, beni dişçiye götüreceklerdi. 'Anne giyin gel' dediğinde, 'Oğlum ben gelemem benim mide bulantım var, bir de gözüm görmüyor' dedim. Hemen geldiler, 16.00'da oldu; 18.00'de beni hastaneye götürdüler. Bir anda oluştu, ikisinde de geldi gitti 'Gözlüklerimde mi bir şey var' dedim. Çünkü birinde görmeye başladım ama sağ gözde bir çamur var"

ZAMANLA YARIŞ: HİPERBARİK OKSİJEN TEDAVİSİ

Sarıyer Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne götürülen Şenol, tetkiklerin ardından Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi. Görme kaybının üzerinden yaklaşık 10 saat geçmişken, acil olarak hiperbarik oksijen tedavisine (yüksek basınçlı ortamda %100 oksijen tedavisi) alındı.

Hiperbarik oksijen tedavisinin ardından göz anjiyosuna girdiğini de anlatan Şenol, "Bana göz anjiyosu yapıldı, her şey yapıldı. O yönden en son kontrole gittiğimde sağ gözümdeki görmenin yüzde 50'yi geçtiğini demişlerdi, daha sonra bir daha gitmedim. Buradan tedavim bitince göz doktoruna gideceğim. Eğer 'Devam etsin' derlerse geri geleceğim. 14 seanstan sonra çok güzel görmeye başladım. Görebiliyorum. Ben sadece aşağıda bir ışık görüyordum. Işık tamamen değil, komple açıldı. Tavanı da görebiliyorum, şu anda her yeri görebiliyorum. Benim gibi olanlar mutlaka doktorlarına bildirsinler, bu tedaviyi alsınlar. Gerçekten bana çok çok faydası oldu. Ben göremeyeceğim diye çok üzülmüştüm. Gerçekten çok faydasını gördüm. Belki ben ilk olabilirim ama gördüm. Başka bir tedavi almadım, bu tedaviyi burada aldım. Bu oksijen tedavisiyle görmeye başladım" diye konuştu.

14 SEANS SONRA YENİDEN GÖRMEYE BAŞLADI

Her biri iki saat süren seansların ardından, tedavinin 14. gününde Gülşen Şenol’un sağ gözü yeniden görmeye başladı. Tedavi sürecini yöneten Doç. Dr. Selin Gamze Sümen, hastalığın ciddiyetine dikkat çekerek; belirtilerin aniden gelişen ağrısız görme bozukluğu şeklinde ortaya çıktığını ve bölgenin çok kısa sürede oksijenlenmemesi durumunda görme kaybının kalıcı hale gelebileceğini belirtti.

Doç. Dr. Sümen bu ifadeleri kullandı:

"Hastanın görme kaybı şikayeti 27 Mart 2026'da başlamıştı. Öğleden sonra ilk yakınmaları başlamış. Hasta gözünde bir çapaklanma, gözlük kullandığı için orada bir lekelenme olduğunu önce düşünmüş; fakat sildikten sonra geçmediği için yakınlarıyla birlikte başka bir kamu hastanesinde acile götürülmüş. Acilde göz hekimleri değerlendirdikten sonra sağ gözünde santral retinal arter dediğimiz ana gözü besleyen atardamarın tıkanıklığını saptamışlar. Ona bağlı olarak da ani görme kaybıyla hastanın bir an önce hiperbarik oksijen tedavisi alması için nöbetçi merkezi aramışlar. Biz de o gece nöbetçiydik. Hasta bize yaklaşık olay olduktan 7-8 saat sonra başvurdu, gece yarısına doğru geldi. Biz gerekli muayenesini yaptıktan sonra bulguları da tanıyla örtüşüyordu. Acil hiperbarik oksijen tedavisini uyguladık. İlk seanstan çıktıktan sonra hastanın hem el hareketleri olsun, parmak saymayla ilgili olsun yaptığımız muayene bulgularında bir miktar iyileşme olduğunu fark ettik. Sonra da ertesi gün, bugüne kadar seanslarını düzenli alacak şekilde planlamasını yaptık. Şimdi bugüne kadar hastaya 14 seans hiperbarik oksijen tedavisi uyguladık. Bundan sonra da görmesindeki bahsettiği o karanlık alanın kaybolmasına kadar tedavi planlamayı düşünüyoruz. Bu da hastadan hastaya değişebiliyor. Bazen bazı hastada 20 seans sonrası, bazı hastada 10 seans sonrası kaybolabiliyor. Bundan sonra da hastanın muayene bulgularına göre belirleyeceğiz. 5 ya da 10 seans daha uyguladıktan sonra görmesinin tamamına yakınının açılacağını umut ediyoruz.

Hastanın beyanen ifadesine göre neredeyse yüzde 90 üzerinde bir görme kazanımı mevcut. Çok az bir leke tarzında hareket eden bir siyahlık olduğunu ifade ediyor. Biz genelde bu tür hastaları muayene ederken geldiğinde görme alanını dört kadrana bölüyoruz ve üst iki kadran, alt iki kadran; bu kadranlarda el hareketimizi görebiliyor mu, ışığı seçebiliyor mu, parmak sayabiliyor mu bunlara bakıyoruz. Bizim hastamızın ilk başta bazı sorunları vardı; ayırt edemiyordu, bir bulut ve sis gibi bir kapalı önünde bir alan olduğunu tarif ediyordu. Şimdi çok rahat parmaklarımızı sayabiliyor, el hareketlerimizi görebiliyor ve ışığı da seçebiliyor.

Hiperbarik oksijen tedavisi; kapalı bir ortamda, ki burası basınç odası dediğimiz ortam; 1 atmosferden daha yüksek basınç altında yüzde 100 oksijen solutularak uygulanan bir medikal tedavi yöntemidir. Bu tedavi aslında hem vücudumuzdaki dokularda oksijenin çözünmesini artırmakta ve eğer oksijeni düşük dokularda bir ihtiyaç varsa onu bir şekilde gidererek tedavide faydalı olmaktadır. Farklı hastalıkların tedavisinde uyguluyoruz. Örneğin bunların içerisinde hastamızda gördüğümüz gibi, damar tıkanıklığına bağlı olan ani görme kaybı, ani idiyopatik işitme kaybı, kemikte kronik iltihapla seyreden bazı hastalıklar, şeker hastalığına bağlı veya damar tıkanıklığına bağlı yara iyileşmesi problemi olan hastalarımızda uyguluyoruz. Biz bir seansı 1 gün için ifade ediyoruz. Her bir gün girdiği seans bir seans oluyor. Günler içerisinde bu arttıkça ona göre de seans sayısı artıyor.

Ana arter tıkanıklığına bağlı ani görme kaybı; hipertansiyonu, diyabeti, aterosklerotik damar hastalığı olan hastalarda karşımıza çıkıyor. Sigara içmek bir risk faktörü oluyor. Genelde tek bir gözü tutuyor. Çünkü damar içerisindeki bir pıhtılaşmadan kaynaklandığını biz zaten bunun öne sürüyoruz ve o pıhtının büyüklüğüne bağlı olarak hangi tarafa, sağ ya da sol göze o pıhtı hareket ediyorsa orada tıkanıklık oluşuyor ve o gözle ilgili yakınmalar başlıyor. Aslında bu tür olgularda en etkili ve tek tedavi hiperbarik oksijen tedavisi diyebilirim. Göz içine bir cerrahi işlem yapılamıyor veya herhangi bir ilaçla o pıhtıyı eritemiyorlar. Şu anda bulunmuş bir tamamen iyileştirici tedavi yöntemi yok. Bu tür santral retinal arter tıkanıklığına bağlı ani görme kayıplarında şu anda en iyi sonuçları ve en hızlı sonuçları hiperbarik oksijen tedavisiyle alıyoruz" (DHA)

Türkiye Haberleri