2017 yılında gittiği bir tarikatın yöneticisi olan Ayhan Ş. tarafından istismara uğrayan D.Ş., ailesi tarafından failiyle evlenmeye zorlandı. Söz konusu evlilikten bir kızı olan D.Ş., kızının 3 yaşındayken, babasının kendisini istismar ettiğini söylemesi üzerine 20 Şubat 2023 tarihinde Çekmeköy İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne giderek Ayhan Ş.’den şikâyetçi oldu.
TUTUKLAMA TALEBİ REDDEDİLDİ!
Şikayet üzerine, çocuğun beyanı ve raporlar dikkate alan savcı, sanık Ayhan Ş.’nin tutuklanmasını talep etti fakat İstanbul Anadolu 2. Sulh Ceza Mahkemesi, 22 Şubat 2023 tarihinde sadece bir ay adli kontrol ve yurt dışı çıkış yasağı uygulayarak Ayhan Ş.’yi serbest bıraktı. Bir ay sonra adli kontrol tedbiri de kaldırıldı.
Aynı savcılık dosyayı, delil yetersizliği gerekçesiyle “kovuşturmaya yer yok” diyerek dosyayı kapattı.
ANNE “ADALET NÖBETİNE” DEVAM EDİYOR!
Ayhan Ş.’nin tutuksuz yargılanması nedeniyle adliye önünde kızı için adalet nöbetine başlayan anne D.Ş., adalet arayışını sürdürüyor. CHP PM Üyesi Aylin Nazlıaka, adalet arayan D.Ş.’nin adalet nöbetine destek verdi.
“FAİLİ KİM KORUYOR”
Anne D.Ş., adliye önünde yaptığı açıklamada ”Elimizde rapor mevcut çocuğun istismara uğradığına ilişkin. Soruyorum ben Türk devletine, kamuoyuna bu faili kim koruyor? Neden hala dışarıda? Biz öldükten sonra ben adaletin sağlanmasını istemiyorum. Çünkü ben 5 Mayıs’a kadar hayatta kalabileceğimi düşünmüyorum. Güvenliğimden endişe ediyorum” ifadelerine yer verdi.
“BAŞIMA BİR ŞEY GELİRSE BU KARANLIK YAPI SORUMLUDUR”
“Başıma bir şey gelirse, bu karanlık yapı ve beni koruyamayanlar, sesimi duyup da susan herkes sorumludur. Geçmişte de buna benzer davaları sahiplendikleri gibi bizim davamızı da sahiplensinler. Aksi takdirde ben ve kızım bir şekilde hayattan koparılacağız” sözlerini sarf eden D.Ş., “Ben kendim için hiçbir şey istemiyorum. Sadece çocuğum için mücadele ediyorum” dedi.
Anne, sözlerinin devamında “Bu konuşmalarım başka yerlere çekilmesin. Acımdan siyasi bir algı oluşturulmasın istiyorum, acının siyaseti olmaz” ifadelerini kullanarak “Bu karanlık yapı böyle, iftiralarla kadınları, çocukları hayattan koparıyorlar. Amaçları şu an, benim kendi intiharımı sağlamak çünkü bu aşamada bana bir zarar verirlerse kendileri yargılanacak. Ki bana zarar da verebilirler, üzeri intiharla da örtülebilir” sözlerini sarf etti.
“TEK BAŞIMA MÜCADELE EDİYORUM”
“Kamuoyuna sesleniyorum, benim intiharım asla söz konusu değildir. Zaten öyle olsaydı, bugün burada adalet arayışı içinde olmazdım. Başıma bir şey gelirse, üzerinin intihar süsüyle örtülmemesini, bunun peşine düşülmesini istiyorum.” diyen D.Ş., “Ben soruyorum, bu kadar doktor görüşü varken, ben anne olarak bu kadar mücadele ediyorken neden evladımın elimden alınmasıyla tehdit ediliyorum? Neden yanımda olması gereken kişiler benim karşımda duruyor?” sorularını yöneltti.
D.Ş., “Benim karşımda olmamanız gerekiyor, size karşı olan bu yapıya karşı olmanız gerekiyor. Ama biz fakir olduğumuz için, kimsesiz olduğumuz için bizi kurban etmek daha kolay. Benim kimsem yok bugün yanımda, annem babam hiç kimse yok. Tek başıma mücadele ediyorum.” ifadelerini kullandı.
Anne, sözlerinin devamında "Aylardır bağırıyorum; bu çocuğun hastaneye yatması gerekiyor ama maalesef 3 yıllık doktorlarımız bile bu süreçte bizi yalnız bıraktı. Sebebini de ben çok iyi biliyorum ama maalesef ki konuşamıyorum. Kızım olmasaydı bugün burada çok daha açık isim bile verebilirdim, belge bile gösterebilirdim ama o küçücük çocuğa yatıp kalkıp dua etsinler. Beni anneliğimle sınamasınlar. Çocuğum üzerinden beni sınamasınlar. Unutulmasın ki bu vakıf beni tehdit ettiği anda benim sesim çıkmaya başlamıştı. Benimle ancak insani bir dilde konuşursanız sizinle aynı tarafta durabilirim. Tehdit ettiğiniz anda benim sesim daha gür çıkacak.” ifadelerini kullandı.
"YEMEK YİYEMİYOR, ŞIRINGAYLA BESLEMEK ZORUNDA KALIYORUM"
“Yıllardır Sosyal Hizmetler himayesinde ben bu çocuğu büyütüyorum, tek başıma değil. Her adımımızdan, her hareketimizden haberleri var. Sonra çıkıp da ‘Anne ihmali var, biz çocuğu aldık’ diye söylemesinler. Ben çocuğumu sokakta bulmadım. Kimsenin de eline bırakmayacağım.” açıklamasını yapan anne, “Hele ki bu aşamada, bu hâldeyken benim çocuğum bugün okulda olması gerekirken yürüyemiyor. Dış dünyaya kapalı. Annesiyle bile iletişim kurmaya korkuyor. Doktorlar dedi ki ‘Bu çocuğun umudu bu hayata karşı kalmamış’. Bu çocuk yedi yaşında bir çocuk ve okuma yazma biliyor, henüz birinci sınıfa sadece iki ay gidebilmesine rağmen. Doktorların ‘üstün zekalı’ dediği bir çocuk, kızımın çizdiği resimler de zaten çektiğimiz acıyı anlatıyor.” sözlerini sarf etti.
Anne, “Kızımın resim sergisine biz hazırlanıyorken bugün kızım yürüyemiyor, yemek yiyemiyor, ben şırıngayla beslemek zorunda kalıyorum. Gündüz burada adalet nöbeti tutuyorum. Akşam da kızımın başında annelik mücadelesi veriyorum. Gece gözümü kırpmadan uyuyamıyorum, nefes almazsa ben ne yaparım diye. Şimdi soruyorum, neden bu çocuk tedavi altında değil; madem ihmaller yok, bu kadar herkes yanımızda gibi görünüyor.” ifadelerini kullandı.
Tehditlerden korkmadığını belirten anne, “Ben ölmekten korkmuyorum. Ben sadece çocuğumun annesiz kalıp onların eline kalmasından korkuyorum ki şu anda amaç bu. Anneyi ihmalkar gösterip -çalışamıyorum ben çocuğum hasta olduğu için- bunu kullanabilirler. Çocuğumun elimden almalarını istemiyorum. Şu an ben çocuğumla tehdit ediliyorum ve yoruldum. Beni sınamasınlar. Korkmuyorum kimseden de. Konuşmaktan korkuyorum çünkü çocuğum alınacak diye ama mücadelemi yapmaktan vazgeçmeyeceğim.” dedi.
ADALET VE İÇİŞLERİ BAKANLARINA ÇAĞRI!
Aylin Nazlıaka, anneye “Biz varız, yalnız değilsiniz” diyerek sarılırken Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a seslendi ve “Geç gelen adalet, adalet değildir.” dedi. Ardından da İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya seslenen Nazlıaka, “Bir kadın tehdit görüyorum diyor ya. Eğer öldürülürsem, intihar etti derlerse inanmayın diyor. Daha ne yapmak gerekiyor, bu kadını korumak için niçin kılınızı bile kıpırdatmıyorsunuz?” sözlerini sarf etti.
SERA KADIGİL'DEN DE ANNEYE DESTEK!
Türkiye İşçi Partisi (TİP) Sözcüsü Sera Kadıgil de, annenin adalet nöbetine destek verdi. Adliyede yaptığı açıklamada "3 yaşında bir çocuk... Kendi çocuğu, kendi kızı. 3 yaşında bir çocuk tecavüze uğradı diye annesi tarafından dava açılmış. Kaç sene geçmiş, biliyor musunuz, 3 sene. Peki soruyorum. Bu şerefsiz bir tek gün gözaltına alınmış mı? Hani seçilmiş bütün belediye başkanları şu an hapiste ya. Hani ağzını açanı hapse atıyorlar ya. Hani bir tvit atanı hapse atıyorlar ya. Hani şurada biraz daha kalabalık bir basın açıklaması yapsak polisi diziyorlar ya arkamıza. Çocuk tecavüzüyle suçlanan bu erkek şu an hayatına devam ediyor. Bir tek gün gözaltına alınmamış, bir tek gün tutuklanmamış. Hâlâ davası devam ediyor ve bu konuyla ilgili bir önerge verdik, cevap alamadık. Süreç devam ediyor” dedi.
“Bugün benim bu konuda isimsiz cisimsiz yaptığım son açıklamadır. Açık açık buradan basın eliyle, polisin tuttuğu kameralardan İçişleri Bakanlığı eliyle bütün bakanlara sesleniyorum. Birincisi Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, belediye başkanlarını tutuklamaktan vakit bulup çocuk tecavüzcüleriyle, arkasında bu sözde dinci vakıfların bulduğu tecavüzcülerle ilgilenmeye zamanın olacak mı? Bu dosyayı takip ediyor musun?” ifadelerini kullanan Kadıgil, Aile Bakanı Mahinur Göktaş’a da seslendi.
Kadıgil, “İkinci sorum, Aile Bakanı Mahinur Göktaş, şarkıcıların şarkılarına salça olmayı biliyorsun. Bu ihbarla ilgili ne yapıyorsun? Bu çocukla ilgili ne yapıyorsun? Bu Kur'an’a Hizmet Vakfı, bunun tek örnek olmadığını söylüyorlar. Gelen ihbar mailleri var. Kur’an’a Hizmet Vakfı’ndaki çocukların devlet okullarına gönderilmediği, bunun günah kabul edildiği, IŞİD vari yapılarla bağlantılı iddiaları var. Bunları araştırıyor musun? Bunlarla ilgili ne yapıyorsun?” ifadelerine yer verdi.