Gülistan Doku soruşturmasında savcılığın, dönemin Tunceli İl Sağlık Müdürü ve Tunceli Devlet Hastanesi başhekimi hakkında tutuklama talebinde hakimlikçe kabul edildi.
Sevk yazısında, Doku’nun 31 Aralık 2019’da hastaneye giriş kaydının bulunduğu, ancak bu başvuruya ilişkin tedavi evraklarının dosyaya gönderilmediği belirtildi. Tutuklama talebinde, Doku'nun kayıtlarının profesyonelce silindiğinin tespiti aktarıldı.
Savcılık yazısında, Tunceli İl Emniyet Müdürlüğü’nün 7 Ocak 2020 tarihli POLNET araştırmasında Gülistan Doku’nun 31 Aralık 2019 günü saat 09.09’da Tunceli Devlet Hastanesi’ne giriş yaptığının tespit edildiği aktarıldı. Buna karşılık, aynı tarihe ait tedavi belgelerinin bulunamadığı kaydedildi.
Dosyadaki bilirkişi ve teknik raporlara göre, 31 Aralık 2019 tarihine ait LOG ve VIZIT kayıtlarına ulaşılamadığı belirtildi.
TÜM HASTALARINKİNİ SİLMİŞLER
Savcılık, sadece Gülistan Doku’ya ait değil, o gün hastaneye başvuran tüm hastalara ilişkin LOG ve VIZIT verilerinin silindiğini ifade etti.
Yazıda, 31 Aralık 2019’dan önceki ve sonraki günlere ait genel LOG kayıtlarının sistemde yer aldığı, ancak yalnızca 31 Aralık 2019 tarihli tüm LOG kayıtlarının bulunmadığı vurgulandı. Bu durumun, savcılığa göre, “kasten ve yetkisiz teknik bir müdahale” ile gerçekleştiği değerlendirmesine dayanak yapıldı.
DOKTORUN HABERİM YOK SAVUNMASINI İTİRAZINI SAVCI KABUL ETMEDİ
Savcılık, dönemin Başhekimi Çağdaş Özdemir'in ifadesinde işlemlerden haberi olmadığını söylediğini, ancak olay tarihinde hem başhekim hem de il sağlık müdürü olması nedeniyle bu savunmanın hayatın olağan akışına uygun olmadığını ileri sürdü. Tutuklama talebinde, en üst yetkili kişi sıfatıyla hastanedeki işlemlerden sorumlu tutulduğu belirtildi.
Savcılık ayrıca, Gülistan Doku’nun hastane başvurusunun Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniği’ne yapıldığı yönünde yoğun şüphe bulunduğunu, başhekimin de bu poliklinikte uzman hekim olarak görev yaptığını kaydetti. Bu nedenle, olaylardan habersiz olduğu yönündeki savunmanın maddi gerçekle uyuşmadığı savunuldu.
DELİLLERİ GİZLEDİN SUÇLAMASI
Sevk yazısında, şüphelinin hastanedeki tedavi evrakı ve işlem kayıtlarının silinmesine iştirak ettiği yönünde kuvvetli suç şüphesi bulunduğu belirtildi. Savcılık, bu nedenle şüphelinin “kamu görevlisinin suç delillerini gizlemesi” suçunu işlediği kanaatine varıldığını aktardı.
TALİMATI KİM VERDİ?
Doku'nun kayıtları profesyonelce silinse de talimatın kim tarafından verildiği tespiti henüz yapılmadı. Özdemir sorgusunda talimat ile iligili soruya şöyle yanıt verdi:
"Yetki olmadığı gibi bilgi ve becerisi de yoktu. Benim de bu konu ile ilgili yetkim olmadığı gibi becerim de yoktur. Yetkisi veya becerisi olan birine talimat da vermedim."
SAVCILIK İFADESİNDE BAŞKA NE DEDİ? İMZA SAVUNMASI
Özdemir, Gülistan Doku’nun 31 Aralık 2019’daki hastane başvurusuna ilişkin kayıtların silindiğini gözaltına alınmadan önce sosyal medyadan öğrendiğini savundu. Dosyadaki POLNET içeriğinde bu kayıtlar varsa onların da silinmiş olabileceğini söyledi ancak bunun nasıl yapıldığını bilmediğini öne sürdü. O dönemde hasta kabulü yapmadığını, sadece gerekli olduğunda ameliyatlara destek verdiğini belirten Özdemir, kayıtların silinmesi, düzeltilmesi ve eklenmesi konusunda yetkinin bilgi işlem personeli ile SISOFT adlı yazılım şirketinde olduğunu, kendisinin bu konuda ne yetkisi ne de teknik bilgisi bulunduğunu ileri sürdü. Ayrıca vali ya da başka bir bürokrattan kayıtların silinmesine yönelik herhangi bir talimat almadığını söyledi.
İfadede en dikkat çeken başlıklardan biri de imza tartışması oldu. Özdemir, dosyada bulunan 8 Ocak 2020 tarihli emniyet yazısına cevaben hazırlanan üst yazının ekindeki imzanın kendisine ait olmadığını savundu. Bu imzanın başhekim yardımcılarından Muhammed S. ya da Sema Ö. tarafından atılmış olabileceğini öne süren Özdemir, gerçeğin imza sirküsüyle karşılaştırma yapılarak ortaya çıkarılabileceğini söyledi. Son bölümde ise Gülistan Doku’ya ait hiçbir kaydı silmediğini, işlemin profesyonelce yapılmış olabileceğini belirterek bütün suçlamaları reddetti.