Nisan ayı boyunca İstanbul'u etkisi altına alan serin ve yağışlı hava dalgası, baraj havzalarındaki doluluk oranlarını beklenen seviyelere taşımaya yetmedi. İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi'nin (İSKİ) açıkladığı verilere göre metrekareye düşen yoğun yağış miktarı, rezervuarlardaki kritik tabloyu köklü biçimde değiştiremedi.
YAVAŞ TOPARLANMA
İSKİ verilerine göre barajlardaki doluluk oranı 15 Nisan'da yüzde 70,34 olarak ölçülmüştü. Dün yüzde 71,1 seviyesine yükselen oran, bugün itibarıyla yüzde 71,7'ye ulaşabildi. Yılın başından bu yana metrekare başına düşen toplam yağış miktarı 390 kilogramı bulmasına karşın su rezervlerindeki durağan seyir kırılamadı.
İSTANBUL BARAJ DOLULUK ORANLARI (28 NİSAN 2026)
- Ömerli Barajı: %94,09
- Darlık Barajı: %87,92
- Elmalı Barajı: %91,54
- Terkos Barajı: %58,03
- Alibey Barajı: %67
- Büyükçekmece Barajı: %57,02
- Sazlıdere Barajı: %46,05
- Istrancalar Barajı: %36,16
- Kazandere Barajı: %60,93
- Pabuçdere Barajı: %60,99
SON 10 YILIN EN DÜŞÜK İKİNCİ SEVİYESİ
İstanbul Teknik Üniversitesi İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Hüseyin Toros, barajlardaki mevcut tabloyu son 10 yıllık verilerle karşılaştırarak değerlendirdi.
Toros, geçen yılki ekstrem kuraklık dönemi dışarıda bırakıldığında İstanbul'un son 10 yılın en düşük ikinci su seviyesiyle karşı karşıya olduğunu vurguladı. Uzman, su sıkıntısının kentte ciddi bir tehdit olmayı sürdürdüğüne dikkat çekti.
MELEN VE YEŞİLÇAY HATLARI DEVREDE
İstanbul'da günlük su tüketimi 3 milyon metreküp sınırını aşıyor. Yerel barajlar bu talebi tek başına karşılamaktan uzak kalırken kenti büyük bir su kriziyle burun buruna gelmekten alıkoyan temel etken, Melen ve Yeşilçay hatları üzerinden gerçekleştirilen su transferleri oluyor.
Söz konusu dış kaynaklar aracılığıyla sağlanan 267 milyon metreküplük destek, megakentin su arzını sürdürebilmesi açısından kilit bir rol üstleniyor.
BARAJLAR TAM DOLSA BİLE YETMİYOR
Uzman raporlarına yansıyan verilere göre İstanbul'un yıllık su gereksinimi yaklaşık 1,5 milyar metreküp düzeyinde. Kentteki mevcut barajlar kapasitelerini yüzde 100'e taşısa dahi bu büyük talebin gerisinde kalmaya devam ediyor.
Hızla genişleyen kentsel yapının su havzalarını daraltması ve iklim krizinin giderek derinleşen etkileri, megakentin önümüzdeki yaz aylarını zorlu geçireceğine ilişkin öngörüleri güçlendiriyor.
BARAJ DOLULUK ORANI NEDİR?
Baraj doluluk oranı, devasa su rezervuarlarında o an bulunan su miktarının havzanın toplam su tutma kapasitesine olan oranını temsil eder. Teknik literatürde yüzde üzerinden ifade edilen bu veri, bir kentin su güvenliğini ölçen en temel birim olarak kabul edilir.
Sadece içme suyu değil, aynı zamanda tarımsal sulama ve hidroelektrik enerji üretimi gibi stratejik alanların planlanması da doğrudan bu verinin takibiyle yürütülür. Oranların kritik sınırların altına inmesi su kıtlığı riskini, aşırı yükselmesi ise baraj güvenliğini ve taşkın riskini gündeme getirir.
BARAJ DOLULUK ORANI NASIL HESAPLANIR?
Havzalardaki doluluk seviyesi, mevcut su hacminin barajın maksimum depolama sınırına bölünmesiyle ortaya çıkar. Ortaya çıkan katsayının 100 ile çarpılması sonucunda doluluk yüzdesi saptanır. Örneğin, 500 milyon metreküp su kapasitesine sahip bir barajda 100 milyon metreküp su bulunması, doluluk oranının yüzde 20 olduğunu gösterir.
BARAJ DOLULUK ORANLARI NEDEN ÖNEMLİ
İstanbul gibi günlük su tüketiminin milyonlarca metreküpe ulaştığı megakentlerde baraj doluluk oranları, toplumsal yaşamın sürdürülebilirliği için hayati önem taşır.
- Kentsel yaşamın devamlılığı için gereken içme ve kullanma suyunun ana kaynağını bu havzalar oluşturur.
- Rezervlerdeki her düşüş, kuraklık tehlikesini ve buna bağlı olarak gelişebilecek su kısıtlamalarını tetikler.
- Buharlaşmanın arttığı ve yağışın azaldığı yaz aylarında, barajlardaki mevcut suyun ne kadar süre yeteceği bu oranlar üzerinden hesaplanır.
- Yüksek doluluk oranları, yönetim birimlerinin acil durum senaryoları yerine uzun vadeli su politikalarına odaklanmasına olanak tanır.
KURAKLIK RİSKİ NASIL DEĞERLENDİRİLİR?
Su yönetiminde kuraklık analizi, sadece barajlardaki mevcut su miktarıyla sınırlı tutulmaz. Meteorolojik veriler, nehir debileri ve yeraltı su seviyeleri bir bütün olarak ele alınır. Dönemsel yağışlarla barajlarda görülen kısa süreli yükselişler her zaman kalıcı bir çözüm anlamına gelmez.
Uzun vadeli iklim modelleri, topraktaki nem oranı ve mevsimsel yağış projeksiyonları birleştirilerek kapsamlı bir risk haritası oluşturulur. Bu analizler, kentin sadece bugünkü değil, gelecekteki su arzını da güvence altına almayı hedefler. (AA)