Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK), hâkim ve savcıların sosyal medya kullanımıyla ilgili tüm adliyelere resmî bir yazı gönderdi. Yazıda, yargı mensuplarının hem fiziksel hem dijital alanda tarafsızlık görüntüsünü koruması gerektiği belirtildi. HSK, hâkim ve savcıların ifade özgürlüğünün anayasal güvence altında olduğunu hatırlattı ancak bu hakkın üslup ve siyasi mesafe çerçevesinde kullanılması gerektiğini vurguladı.
Paylaşımlarda “terbiye, incelik ve sağduyu” çağrısı yapılırken, kutuplaştırıcı veya siyasi mesaj içeren içeriklerden uzak durulması istendi. Yargısal saygınlık açısından, çalışma ortamlarında siyasi ya da ideolojik sembollerin bulundurulmaması gerektiği belirtildi.
SOSYAL MEDYADA ARKADAŞLIK YAPMAYIN UYARISI
HSK, hâkim ve savcılardan, görülen davalar veya ileride karşılarına çıkabilecek dosyalar hakkında kişisel kanaat bildirmemelerini istedi. Taraflar, vekiller ya da bilirkişilerle sosyal medya üzerinden “bağımsızlığı zedeleyebilecek” ilişkiler kurmamaları gerektiği ifade edildi.
Yapılan paylaşımların silinse bile dijital izinin kalabileceği belirtilerek içerik seçimine özel hassasiyet gösterilmesi çağrısı yapıldı.
Kurul, hâkim ve savcıların birinci dereceden aile üyelerinin paylaşımlarının da yargının saygınlığına zarar verebileceğini belirtti. Bu nedenle aile bireylerinin de bilgilendirilmesi gerektiği bildirildi.
Hâkimler ve Savcılar Derneği Başkanı Mustafa Polat, HSK’nın adliyelere gönderdiği bu metni sosyal medya hesabından yayımladı. Yazıda şu ifadeler yer aldı:
"Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK), yargı mensuplarının hem dijital mecralardaki tutumlarının hem de kamusal kimliklerinin yargıya duyulan güven üzerindeki etkisini hatırlatan bir genelge yayımlamıştır. Bir yargı mensubu olarak, Bangalor Yargı Etiği İlkeleri, 2022 tarihli Türk Yargı Etiği Bildirgesi ve bu yeni Sosyal Medya Kullanım Rehberi ışığında öne çıkan temel esaslar şunlardır:
1. Fiziksel ve Dijital Alanda Tarafsızlık Görünümü: Yargı mensubu, her durumda tarafsızlık ve bağımsızlık görünümünü korumakla yükümlüdür. Bu yükümlülük sadece internet ortamıyla sınırlı değildir:
Çalışma Alanları: Hâkim ve savcı odalarında, duruşma salonlarında ve adliye binalarında; makul bir gözlemci nezdinde yargı yetkisinin taraflı kullanıldığı izlenimi verebilecek siyasi item, simge, amblem veya ideolojik işaretler bulundurulmamalıdır.
Sembollerin Kullanımı: Yargısal sıfatı temsil eden cübbe ve kürsü gibi makamların, siyasi veya toplumsal tartışmalara konu edilecek içeriklerle yan yana getirilmemesine azami dikkat gösterilmelidir.
2. İfade Özgürlüğü ve Mesleki Vakarın Dengesi: Hâkim ve savcıların ifade özgürlüğü anayasal güvence altındadır; ancak bu özgürlük mesleki sınırlamalar ve etik ilkeler çerçevesinde kullanılmalıdır.
Üslup: Paylaşımlarda yıkıcı, saldırgan veya kutuplaştırıcı bir dil yerine; terbiye, incelik ve sağduyu sınırları içinde kalan bir üslup benimsenmelidir.
Siyasi Mesafe: İfade özgürlüğü, siyasi mesaj içerebilecek veya bu şekilde algılanabilecek bir içerikle kullanılmamalıdır.
3. Sosyal Medya ve Dijital Etik: Dijital dünyadaki her adımın kalıcı olduğu ve yargının itibarını doğrudan etkilediği unutulmamalıdır.
İhsas-ı Rey: Görülmekte olan davalar veya ileride önlerine gelebilecek uyuşmazlıklar hakkında kişisel kanaat paylaşılmamalıdır.
Sanal Arkadaşlıklar: Dava tarafları, vekiller veya bilirkişilerle bağımsızlığı zedeleyecek bir algı oluşturacak dijital arkadaşlıklar kurulmamalıdır.
Kalıcılık Riski: Paylaşımlar silinse dahi varlığını sürdürebileceği için içerik seçiminde ihtiyatlı davranılmalıdır.
4. Teknik Güvenlik ve Aile Sorumluluğu: Gizlilik: Kurumsal e-posta adresleri sosyal medya kaydı için kullanılmamalı, güvenlik ayarları düzenli kontrol edilmelidir.
Aile: Birinci dereceden aile bireylerinin paylaşımlarının da yargısal saygınlığa zarar vermemesi için gerekli bilgilendirmeler yapılmalıdır.
Sonuç Olarak: Adaletin sadece tecelli etmesi yetmez; aynı zamanda tarafsız bir şekilde tecelli ettiğinin hem fiziksel çalışma odalarımızdaki duruşumuzla hem de dijital dünyadaki her kelimemizle topluma hissettirilmesi gerekir."