Çocuklar bu silahlara nasıl erişti? Okul saldırıları sordurdu: Uzmanlar yanıt verdi

Türkiye, okullarda yaşanan silahlı saldırıların ardından çocukların durumunu sorgulamaya başladı. Çocukların saldırıları gerçekleştirdiği silahlara nasıl eriştiği, saldırıları yapacak ruh haline nasıl geldiği ve olaylar yaşanmadan fark edilebilir miydi sorularına uzmanlar yanıt verdi.

Pompalı tüfekli saldırıda Kübra Nur Çelik öğretmenin hayatını kaybetmesinin üzerinden haftalar geçmiş ve okullardaki güvenlik sorunları tartışmaya açılmışken iki günde yaşanan iki saldırı Türkiye'yi sarstı. Önce Şanlıurfa Siverek'teki 16 kişinin yaralandığı sonra Kahramanmaraş'ta 9 kişinin hayatını kaybettiği 13 kişinin yaralandığı okul saldırıları meydana geldi.

Son olayın faili İsa Aras Mersinli'nin babasının emniyet müdürü olması ve Kahramanmaraş Valisi Mükerrem Ünlüer'in failin, babasının silahlarıyla saldırıyı gerçekleştirdiği üzerinde durduklarını açıklaması çocukların silahlara erişimini ve saldırıyı yapacak psikolojiye nasıl geldiğini sorgulattı. En önemli soru ise olaylar yaşanmadan engellenebilir miydi oldu.

Uzmanlar dehşet veren olayların ardından o sorulara yanıt verdi.

ÇOCUKLAR BU SİLAHLARA NASIL ERİŞTİ?

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Murat Kırık, çocukların ateşli silahlara erişiminde Telegram gibi denetimi zor dijital platformların büyük risk oluşturduğunu ifade etti. Kırık, “Bu gruplarda sadece zararlı içerikler değil, aynı zamanda yasa dışı faaliyetlere dair yönlendirmeler de yapılabiliyor” diyerek, çocukların farkında olmadan bu yapıların içine çekildiğini belirtti.

Platformların silah satışı için kontrolsüz bir alan haline geldiğine dikkat çeken Kırık, “Çocuklar, neyin suç neyin risk olduğunu fark etmeden bu yapıların içine çekilebiliyor. Bazı durumlarda ise bu platformlar üzerinden silah ve benzeri tehlikeli araçlara erişim sağlanması, işin boyutunu çok daha vahim hale getiriyor. Özellikle silah satışı için Telegram adeta bulunmaz bir nimet oldu” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’deki ruhsatsız silahlanmanın boyutuna dair veriler paylaşan Kırık, her 10 silahtan yaklaşık 9’unun ruhsatsız olduğunu ve 2025 yılı verilerine göre bir yılda 110 binden fazla yasa dışı silahın ele geçirildiğini aktardı. Şiddet olaylarının halk sağlığı ve milli güvenlik sorununa dönüştüğünü vurgulayan Kırık, bireysel silahlanma yaşının dijital mecralar üzerinden düştüğünü kaydetti.

‘ÖNCEDEN SİNYAL VERİYOR’

Çocuk ve ergen terapisti uzman psikolog Aynur Sayım, bu tür saldırıları gerçekleştiren çocuklarda psikiyatrik sorunların bulunduğunu ve eylem öncesinde çeşitli sinyaller verildiğini ifade etti. Siverek saldırganı Ömer Ket'in sosyal medya paylaşımlarını örnek gösteren Sayım, bu çocukların planlarını önceden dile getirebildiğini belirtti:

“'Dünya bana karşı' gibi hissedebiliyorlar. Negatif düşünceleri oluyor ve bu düşünceleri eyleme geçirme planları yapıyorlar. Bu planları söyleme de dökebiliyorlar; en azından arkadaşlarına anlatabiliyorlar. Bu söylemlere karşı duyarlı olmak lazım. Öğretmenler, aile ve arkadaşlar iş birliği halinde olmalı. Öğrenci kurulları bu konudaki eğitimlerle daha duyarlı hale getirilmeli.”

Sayım, davranış farklılıklarının erken dönemde fark edilip yardıma yönlendirilmesinin ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinin güçlendirilmesinin kritik önemde olduğunu vurguladı.

SALDIRILAR BİRBİRİNİ Mİ TETİKLEDİ?

Uzman psikolog Aynur Sayım, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki olayların benzerliğine dikkat çekerek, bir olayın diğerini tetiklemiş olabileceğini ifade etti.

Şiddet olaylarının ayrıntılı ve görsel olarak paylaşılmasının risk altındaki çocuklar için model oluşturabildiğini söyleyen Sayım şu uyarıda bulundu:

“Bizler uzmanlar olarak, madde kullanımı, intihar ve şiddet konularını özendirici olabileceği gerekçesiyle gençlerle çok ayrıntılı işlemeyiz. Son yaşanan da bu olaylardan biri olabilir. Çünkü çocukta bu tarz duygular varsa modelleyebiliyor ve söz konusu tabloyla bağlantı kurabiliyor. Böyle olaylarda çok ayrıntılı bilgi verilmesi ve olayın görsellerinin paylaşılması, risk altındaki çocuklarımızda model oluşturabiliyor. Sadece olayın yaşanması bile tetikleyici unsur olabilir. Bu olaylar ülkemizde çok yaşanan olaylar değil, o nedenle bir modelleme ve cesaretlenme söz konusu olabilir.”

Sayım ayrıca, Kahramanmaraş’taki saldırganın babasının silahlarına erişebilmesine değinerek, ailelerin silah ve kesici aletlerin muhafazası konusunda alması gereken tedbirlerin hayati olduğunu, “O yaştaki bir çocuğun bu silahlara erişmesi meselesinde ailenin alması gereken tedbirler önemli” sözleriyle dile getirdi.

YAŞANANLAR EĞİTİM SİSTEMİNDEKİ EKSİKLİĞİ GÖSTERDİ

Eğitim psikoloğu Prof. Dr. Abbas Türnüklü, okullarda artan şiddet olaylarını eğitim sistemindeki uzlaşı ve diyalog eksikliğine bağladı.

Akademik başarıya odaklanılırken toplumsal yaşam becerilerinin ihmal edildiğini savunan Türnüklü, mevcut tabloyu şu sözlerle analiz etti:

“Okullarımızda çocukları şiddetten arındırmak ve şiddetin yerini başka bir şeyle ikame etmek için yeteri kadar çaba sarf etmiyoruz. Matematik, fizik, kimya öğretiyoruz ama toplumsal yaşamda farklılıklarımızı nasıl yöneteceğimizi anlatmıyoruz. Bu çocuklar arkadaşlarını öldürüyor, öğretmenlerini öldürüyor. Bir insanın bu kadar uç bir duygu ve düşünceye ulaşabilmesi, yatırımın yeteri kadar sevgi, uzlaşı, diyalog ve sorun çözme ekseninde yapılmadığının bir göstergesi; ben mesajı öyle algılıyorum.”

Türnüklü, okullarda barış ve uzlaşı kültürünü aşılayacak önleyici çalışmaların artırılmasına acil ihtiyaç olduğunu vurguladı.

Türkiye Haberleri