İSKİ duyurdu: Son 10 yılın en kötü ikinci tablosu

İstanbul'da nisan yağışları barajlardaki kritik tabloyu değiştirmeye yetmedi. İSKİ verilerine göre doluluk oranı yüzde 71,1 seviyesinde kalırken, megakent son 10 yılın en düşük ikinci rezerv seviyesini gördü. Uzmanlar, yıllık 1,5 milyar metreküplük ihtiyaç karşısında dış kaynak bağımlılığına dikkat çekti.

Megakent İstanbul nisan ayını serin ve yağışlı hava dalgasının etkisi altında geçirmesine rağmen baraj havzalarındaki doluluk oranları istenen seviyeye ulaşamadı. İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) tarafından paylaşılan veriler metrekareye düşen yoğun yağış miktarının barajlardaki kritik tabloyu değiştirmeye yetmediğini kanıtladı.

Uzmanlar kentin su ihtiyacının karşılanmasında dış kaynaklara olan bağımlılığın her geçen gün arttığı yönünde görüş bildiriyor.

YAĞIŞLAR HAVZALARI DOLDURMAYA YETMEDİ

İSKİ verilerine göre barajlardaki su miktarında yaşanan artış oldukça yavaş bir grafik çiziyor. 14 nisan tarihinde yüzde 70,33 olarak ölçülen doluluk oranı bugün itibarıyla yüzde 71,1 seviyesine ancak yükselebildi.

Yılın başından bu yana metrekare başına düşen 390 kilogramlık yağış miktarı bile havzalardaki durağan seyri kırmaya yetmezken su rezervlerinin durumu endişe yaratmaya devam ediyor.

İSTANBUL BARAJ DOLULUK ORANLARI (27 NİSAN 2026)

  • Ömerli Barajı: %94,09
  • Darlık Barajı: %87,92
  • Elmalı Barajı: %91,54
  • Terkos Barajı: %58,03
  • Alibey Barajı: %67
  • Büyükçekmece Barajı: %57,02
  • Sazlıdere Barajı: %46,05
  • Istrancalar Barajı: %36,16
  • Kazandere Barajı: %60,93
  • Pabuçdere Barajı: %60,99

SON 10 YILIN EN DÜŞÜK İKİNCİ SU SEVİYESİ KAYDEDİLDİ

İstanbul Teknik Üniversitesi İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Toros barajlardaki mevcut durumu son 10 yıllık verilerle kıyaslayarak önemli açıklamalarda bulundu.

Geçtiğimiz yıl yaşanan ekstrem kuraklık süreci haricinde tutulduğunda İstanbul’un son 10 yılın en düşük ikinci su seviyesini yaşadığını belirten Toros su sıkıntısının ciddi bir tehdit olarak gündemdeki yerini koruduğunu ifade etti.

MELEN VE YEŞİLÇAY HATTI HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR

Günlük su tüketiminin 3 milyon metreküp sınırını aştığı İstanbul’da yerel barajlar talebi karşılamakta yetersiz kalıyor. Şehrin büyük bir su kriziyle karşı karşıya kalmasını önleyen en temel faktör Melen ve Yeşilçay hatlarından yapılan su transferleri olarak görülüyor.

Bu dış kaynaklar üzerinden sağlanan 267 milyon metreküplük destek megakentin su arzını sürdürebilmesi adına kilit bir rol üstleniyor.

MEVCUT KAPASİTE YILLIK TALEBİN GERİSİNDE KALIYOR

Uzman raporlarına yansıyan veriler İstanbul’un yıllık su gereksiniminin yaklaşık 1,5 milyar metreküp civarında olduğunu ortaya koyuyor. Kentteki mevcut barajlar tam doluluğa ulaşsa dahi bu büyük talebin altında bir kapasiteye sahip bulunuyor. Hızlı kentleşmenin su havzalarını daraltması ve iklim krizinin derinleşen etkileri megakentin önümüzdeki yaz aylarını oldukça zorlu geçireceğine dair öngörüleri güçlendiriyor.

BARAJ DOLULUK ORANI NEDİR?

Baraj doluluk oranı, bir barajda bulunan su miktarının toplam kapasiteye göre ne seviyede olduğunu gösterir. Bu oran genellikle yüzde (%) olarak ifade edilir. Su kaynaklarının yeterliliğini anlamak için önemli bir göstergedir. İçme suyu, sulama ve enerji üretimi planlamalarında dikkate alınır. Düşük oranlar kuraklık riskine, yüksek oranlar ise taşkın ihtimaline işaret edebilir.

BARAJ DOLULUK ORANI NASIL HESAPLANIR?

Baraj doluluk oranı, mevcut su hacminin toplam depolama kapasitesine bölünmesiyle hesaplanır. Elde edilen sonuç yüzdeye çevrilerek ifade edilir. Örneğin barajın kapasitesi 100 milyon metreküp, mevcut su miktarı 50 milyon metreküpse doluluk oranı yüzde 50 olur. Bu hesaplama düzenli ölçümlerle güncellenir. Böylece su yönetimi ve planlama daha sağlıklı yapılır.

BARAJ DOLULUK ORANLARI NEDEN ÖNEMLİ?

  • İstanbul’da baraj doluluk oranları, kentteki milyonlarca kişinin günlük su ihtiyacını gösterir.

  • Kentin içme ve kullanma suyunun büyük bölümü barajlardan sağlanır.

  • Doluluk seviyelerindeki düşüş, kuraklık riskini ve olası su kesintilerini gündeme getirir.

  • Yaz aylarında artan tüketim ve azalan yağış, rezervlerin hızla azalmasına yol açar.

  • Doluluk oranları, yönetim planlaması için kritik öneme sahiptir.

KURAKLIK RİSKİ NASIL DEĞERLENDİRİLİR?

Kuraklık yalnızca baraj doluluk oranlarına bakılarak belirlenmez. Meteorolojik kuraklık (yağış azlığı), hidrolojik kuraklık (nehir ve göl seviyelerindeki azalma) ve tarımsal kuraklık (topraktaki nem kaybı) birlikte incelenir. Bu nedenle kısa süreli doluluk artışları olumlu bir gösterge olsa da, uzun vadeli yağış verileri ve mevsimsel trendler risk analizinde belirleyici olur. (AA)

Türkiye Haberleri