Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Plan ve Bütçe Komisyonu’nda milletvekillerine yönelik bilgilendirme sunumuna başladı.
Karahan; küresel ekonomik dengelerden Türkiye ekonomisine, enflasyon verilerinden para politikası araçlarına kadar geniş bir yelpazede güncel durumu paylaştı.
"ABD-İSRAİL-İRAN SAVAŞI ENERJİ FİYATLARINI PATLATTI"
Jeopolitik gerilimlerin ekonomik programlar üzerindeki belirleyici etkisine dikkat çeken Karahan, küresel belirsizliklerin savaş nedeniyle zirveye çıktığını belirtti. Karahan, "Şubat ayı sonunda başlayan ABD-İsrail-İran Savaşı ile enerji fiyatları keskin bir şekilde arttı. Hürmüz Boğazı’nın kapatılması küresel enerji arzı açısından risk oluşturmakta. Öncü göstergeler küresel iktisadi faaliyette yavaşlama, girdi maliyetlerinde artış ve tedarik zincirlerinde aksamalara işaret ediyor. Mevcut durumda enerji fiyatları yüksek düzeyini koruyor. Gerek ham petrol gerekse doğal gaz fiyatları savaş öncesi düzeylerin oldukça üzerinde seyrediyor" dedi.
2026 İÇİN KÜRESEL YAVAŞLAMA VE DIŞ TALEP RİSKİ
Küresel ekonominin negatif bir arz şokuyla karşı karşıya olduğunu kaydeden Karahan, 2026 yılına dair karamsar bir tablo çizdi: "Daha da yükselen küresel belirsizlik tüketici ve üretici güvenini olumsuz etkiliyor. Birçok ekonomide büyüme öngörülerinin aşağı yönde güncellendiğini görüyoruz. 2026 yılında küresel büyümenin belirgin şekilde ivme kaybetmesi bekleniyor. Buna bağlı olarak Türkiye’nin dış talebinin de zayıflayacağını öngörüyoruz."
"DAHA GÜÇLÜ PARA POLİTİKASI TEPKİSİ GEREKEBİLİR"
Dünya genelinde manşet enflasyonun enerji fiyatları nedeniyle tırmandığını belirten Karahan, gelişmiş ülkelerin faiz indirimlerini ertelediğini hatırlattı. Karahan, "Fiyat artışlarının ikincil etkilerini kontrol altına almak ve beklentileri çıpalamak için küresel ölçekte daha güçlü bir para politikası tepkisi gerekebilir" uyarısında bulundu.
HİZMET ÜRETİMİNDE VE İŞGÜCÜNDE ÇELİŞKİLİ TABLO
Yurt içi gelişmelere değinen Karahan, 2025 yılında tüketimin büyümeye katkısının gerilediğini, ancak yatırımların sürdüğünü ifade etti. Şubat ayı itibarıyla hizmet üretiminde artış yaşanmasına rağmen; ulaştırma ve konaklama gibi hanehalkı (milyonların) talebiyle ilişkili kalemlerde üretimin azalması dikkat çekti. İşgücü piyasasında ise manşet işsizlik oranı düşük görünse de, geniş tanımlı işsizlik göstergelerinin yüksek seviyesini koruduğu bildirildi.
CARİ AÇIKTA ENERJİ DELİĞİ BÜYÜYOR
Karahan, cari açığın milli gelire oranının tarihsel ortalamaların altında kalacağını öngörse de enerji faturasındaki artışa dikkat çekti: "Savaşın enerji fiyatlarında tetiklediği hızlı yükseliş, mart ayında enerji ithalatında belirgin artışa neden oldu. Jeopolitik riskler ve enerji fiyatlarındaki artışın faaliyeti sınırlayıcı ikincil etkileri kaynaklı riskler, yılın geri kalanında dış ticaret açığı üzerinde yukarı yönlü baskıyı artırıyor."
ENFLASYONUN ANA EĞİLİMİ YÜKSELİŞTE
Yılın ilk çeyreğindeki enflasyon görünümünü değerlendiren Karahan, ana eğilim göstergelerinin son üç aylık ortalamada yükselişe işaret ettiğini belirtti. Karahan, "Geçen yıla kıyasla enflasyonun temel mal ve hizmet gibi çekirdek gruplarda yavaşladığını, ancak gıda ve enerjide yükseldiğini görüyoruz. Olumsuza dönen hava koşulları ocak ve şubat aylarında gıda fiyatlarını yükseltti. Mart ve nisan aylarında ise jeopolitik gelişmelerle yurt içi enerji fiyatlarında kayda değer artışlar görüldü" dedi.
AKARYAKITTA EŞEL MOBİL VE TARİFE GÜNCELLEMELERİ
Enerji yıllık enflasyonunun son iki ayda 19 puan arttığını bildiren Karahan, bu maliyet artışları nedeniyle elektrik ve doğal gaz tarifelerinde "güncelleme" (zam) yapıldığını söyledi. Akaryakıtta uygulanan Eşel Mobil Sistemi (petrol fiyat artışlarının vergi düzenlemesiyle pompaya yansıtılmaması) hakkında ise şu örneği verdi: "Brent petrolün 85 dolara çıktığı bir senaryoda, sistem olmasaydı yıllık enflasyon 4,5 puan yükselirdi. Eşel mobille bu etki 1,3 puana geriliyor."
KİRALARDA DÜŞÜŞ İDDİASI VE BEKLENTİLERDEKİ BOZULMA
Hizmet enflasyonundaki ataletin (direncin) kırılmaya başladığını savunan Karahan, kira verilerinin aşağı yönlü bir eğilime işaret ettiğini iddia etti. Ancak Karahan, enflasyon beklentilerinin arzu edilen ölçüde gerilemediğini ve tahminlerin üzerinde seyrettiğini de kabul etti.
POLİTİKA FAİZİ VE LİKİDİTE ADIMLARI
Ocak ayında politika faizinin yüzde 37 seviyesine çekildiğini hatırlatan Karahan, piyasa oynaklığını sınırlamak için aldıkları tedbirleri şöyle sıraladı:
2 Mart itibarıyla repo ihalelerine ara verilerek fonlama maliyeti yüzde 40’a çekildi.
Türk lirası (TL) uzlaşmalı vadeli döviz satım işlemlerine başlandı.
31 Mart’tan itibaren geleneksel yöntemli swap ihaleleri ile fonlama yapıldı.
Mart ve nisan aylarında politika faizi sabit tutuldu.