Covid-19 salgınının ardından dünya, her yeni virüste diken üstünde. Hindistan’da yayılan Nipah virüsü, dünyayı tedirgin ederken söz konusu virüsün, ilk olarak 1999 yılında Malezya ve Singapur’daki salgının ardından keşfedildiğ biliniyor. Virüsün Hindistan’a sıçraması korku uyandırırken Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), virüsü ‘salgın riski taşıyan’ patojenler arasında sınıflandırarak acil araştırma çağrısı yaptı.
YENİ BİR SALGINA YOL AÇAR MI?
Nipah virüsünün yeni bir salgına yol açıp açmayacağı endişeleri büyürken uzmanlar, konuya ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.
Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bülent Ertuğrul, Hindistan’da yayılan Nipah virüsüne ilişkin “Yeni bir virüs değil. Fakat Hindistan’a sıçraması endişe kaynağı oldu. Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) göre bulaş yakın temasta ve genellikle hasta kişiye bakan kişilerde oluyor. Bulaş hızı da COVID-19 kadar yüksek değil” ifadelerine yer verdi.
Virüsün bilinen net bir tedavisinin olmadığına dikkat çeken Ertuğrul, “Grip gibi belirtilerle başlıyor, vücut salgıları ile yayılıyor. Eğer akciğerlere yerleşirse zatürre, beyne yerleşir ise beyin iltihabı olarak bilinen ensefalit yapıyor. Ensefalit bilinç değişikliği, nöbetler gibi semptomlar yapabiliyor. İnsandan insana yakın temas ile bulaş oluyor. Yanınızda hasta kişi hapşırır veya öksürürse size bulaşabilir. Ancak virüs daha kolay bulaşır hale gelirse o zaman büyük risk.” sözlerini sarf etti.
“ÇIKIŞ NOKTASI MEYVE YARASALARI”
Hürriyet'ten Buse Özel'in haberine göre, Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Hüsrev Diktaş ise, “Nipah’ın çıkış noktası meyve yarasaları. Yarasanın tükürüğü, idrar ya da dışkısıyla kirlenmiş gıdalar üzerinden bulaşıyor. İlk salgında yarasalardan domuzlara, oradan insanlara bulaşmıştı. Bazı bölgelerde çiğ hurma palmiyesi özsuyu gibi içecekler de yarasa salgılarıyla kirlendi.” dedi.
“Ülkemiz bu yarasaların doğal yaşam alanı içerisinde yer almamaktadır. Ancak Güney ve Güneydoğu Asya ülkelerine seyahat eden vatandaşlarımızın dikkatli olması büyük önem taşımaktadır” ifadelerini kullanan Diktaş, “Bu ülkelere seyahat eden kişilerin açıkta satılan yiyeceklerden, meyve sularından ve hijyeninden emin olunmayan gıdalardan kesinlikle kaçınması gerekir. Ayrıca meyve yarasalarının bulunduğu alanlarda temas riskine karşı son derece dikkatli olunmalıdır.” uyarısında bulundu.
“HER YIL ASYA’NIN BELİRLİ BİR KISMINDA GÖZLENİYOR”
Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Süveyda Gözüküçük de, Nipah virüsüne ilişkin “Dünya Sağlık Örgütü, Nipah virüsünü Ebola, Zika ve COVID-19 ile birlikte küresel salgına neden olma potansiyeli nedeniyle öncelikli araştırılması gerektiren hastalıklar arasında listeledi. Nipah salgını neredeyse her yıl Asya’nın belirli bir kısmında, sıklıkla Bangladeş ve Hindistan’da gözleniyor.” açıklamasında bulundu.
“Erken tanı, hastalığın semptomlarının spesifik olmaması sebebiyle oldukça zor olabilir.” diyen Gözüküçük, “Ancak erken tanı hayatta kalma şansını artırmak, yayılımı engellemek, salgını kontrol altına almak için önemlidir. Boğaz ve burun sürüntülerinde, idrarda, kanda ve beyin-omurilik sıvısında RT-PCR ile virüs gösterilebilir.” dedi.
NİPAH VİRÜSÜ NASIL BULAŞIYOR?
Dünya Sağlık Örgütü’ne göre Nipah virüsü, Malezya ve Singapur’da da görülen ilk salgında, insan enfeksiyonlarının çoğu hasta domuzlarla veya onların kontamine olmuş dokularıyla doğrudan temas sonucu oluştu.
Bangladeş ve Hindistan’da daha sonra yaşanan salgınlarda ise, enfekte meyve yarasalarının idrarı veya tükürüğüyle kirlenmiş meyvelerin veya meyve ürünlerinin (örneğin çiğ hurma suyu) tüketimi enfeksiyona neden oldu.
GRİP BELİRTİLERİYLE BAŞLIYOR, SONRA AĞIRLAŞIYOR!
Nipah virüsünün insandan insana bulaşmasının, enfekte hastaların aile üyeleri ve bakıcıları arasında da bildirildiği açıklanırken hasta kişilerde ilk olarak ateş, baş ağrısı, kas ağrısı, kusma ve boğaz ağrısı gibi belirtiler gözlemleniyor. Bu belirtileri de baş dönmesi, uyuşukluk, bilinç değişikliği ve akut ensefaliti gösteren nörolojik belirtiler takip edebiliyor.
Bazı kişilerde atipik zatürre ve akut solunum yetmezliği de dahil olmak üzere ciddi solunum problemleri de görülebilirken şiddetli vakalarda ensefalit ve nöbetler meydana geliyor ve 24 ile 48 saat içinde komaya sebep oluyor.
Virüsün kuluçka süresinin (enfeksiyondan semptomların başlangıcına kadar geçen süre) 4 ila 14 gün arasında değiştiği değerlendirilirken 45 güne kadar uzanan bir kuluçka süresi de bildirildi.
HİNDİSTAN’DA 2 VAKA TESPİT EDİLDİ!
Hindistan’ın Barasat kentinde 13 Ocak günü, Nipah virüsü şüphesiyle hastaneye kaldırılan 2 kişinin virüsü taşıdığı Sağlık Bakanlığı tarafından doğrulandı. Yetkililer, hastaların durumunun ağır olduğunu ve solunum cihazına bağlı olarak tedavi gördüklerini duyurdu.
2 vakayla temas eden 196 kişinin ise tespit edilerek izlemeyte alındığı ve testlerinin negatif çıktığı ifade edildi.
ÖLÜM ORANI YÜZDE 75!
DSÖ’ye göre ölüm oranı yüzde 40 ile 75 arasında değişirken şimdiye kadar Hindistan dışında bir vaka bildirilmedi fakat virüsün yayılma ihtimaline karşı Endonezya, Tayland, Myanmar, Çin ve Vietnam başta olmak üzere birçok ülkede sınır ve havalimanı önlemleri uygulandı.
Endonezya ve Tayland’da henüz vaka tespit edilmemesine rağmen, büyük havalimanlarında sağlık beyanları, sıcaklık ölçümleri ve görsel izleme uygulamaları artırıldı ve başkent Bangkok’ta bulunan Suvarnabhumi Uluslararası Havalimanı’nda, Hindistan’ın Batı Bengal eyaletinden gelen direkt uçuşların varış noktalarına termal tarayıcılar yerleştirildi.
ÖNLEMLER DEVREYE ALINDI!
Myanmar Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada ise, Batı Bengal eyaletine zorunlu olmayan seyahatlerden kaçınılması önerisinde bulunuldu. Açıklamanın devamında, seyahat sonrası 14 gün içinde belirtilerin ortaya çıkması halinde yolcuların derhal tıbbi yardım alması gerektiğine dikkat çekildi.
Vietnam’da da Nipah virüsüne ilişkin önlemler artırılırken yerel yetkililere sınır geçişleri, sağlık tesisleri ve toplu alanlarda izleme faaliyetlerinin sıkılaştırılması talimatı verildi.
Çin Halk Cumhuriyeti'nde ise, Nipah virüsüne karşı sınır bölgelerinde hastalık önleme ve izleme faaliyetlerinin güçlendirildiği aktarıldı ve sağlık personeline yönelik eğitimlerin artırıldığı, risk değerlendirme çalışmalarının başlatıldığı ifade edildi.