Yalova'daki cinsel istismara tepkiler yükseliyor

Yalova'daki dini bir vakfın yurdunda meydana gelen çocuğa cinsel istismar olayına tepkiler yükseliyor. Siyasi partiler, sendikalar ve yurttaşlar da bir basın açıklaması yaparak konunun takipçisi olacaklarını söyledi. Ayrıca açıklamada "Mevcut cemaat, tarikat ve vakıf yurtları derhal kamulaştırılmalıdır" denildi.

Yayınlanma:
Güncelleme: 02 Temmuz 2022 12:40
Yalova'daki cinsel istismara tepkiler yükseliyor

Yalova'da bir dini grup tarafından kurulan Kamiller İlim, Kültür ve Çevre Vakfı geçen yıl eylül ayında bünyesinde Halil Bağlı Talebe Yurdu'nu açtı. Ruhsatsız yurtta 20'yi aşkın ortaokul öğrencisi kabul edildi. Öğrenci başına da en az 20 bin TL alındı.

Bu yurtta kalan bir çocuğun ise Kuran ve Türkçe dersi veren 26 yaşındaki M.Z. tarafından cinsel istismara maruz bırakıldığını İsmail Saymaz haberiyle Türkiye'ye duyurdu.

Olaya tüm ülkeden tepkiler yükselirken Eğitim-Sen, SES, Eğitim-İş, BES, CHP, HDP ve yurttaşlar da olayın yaşandığı yurdun önünde basın açıklaması yaparak "Çocuklara yönelik her türlü istismarın önüne geçilmesinin bir devlet politikası olarak benimsenmesi ve toplumsal nedenler ile istismara zemin sunan tüm aktörlerin ortadan kaldırılması için toplumsal seferberlik ilan edilmesi gerekmektedir" dedi.

Açıklamayı topluluk adına okuyan Kadın Meclisleri'nden Sinem Akyürek, "İstanbul Sözleşmesi’ni bir gecede fesheden iktidar, kadını ve çocuğu korumakta sınıfta kalmıştır. Sözleşme uygulanmadığı için kadına ve çocuğa yönelik şiddet her geçen gün daha da artmıştır" ifadelerini kullandı.

whatsapp-image-2022-07-02-at-11-25-33-001.jpeg

Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

Çocuklarımıza yönelik her tür istismar vakasını büyük bir üzüntü ve endişe ile izlemekteyiz. Son olarak ilimizde Yalova’da bir dini grup tarafından kurulan Kamiller İlim, Kültür ve Çevre Vakfı’nın geçen yıl eylül ayında Halil Bağlı Talebe Yurdu’nu açtığını ve yurdun ruhsatı bulunmamasına rağmen 20’yi aşkın ortaokul öğrencisinin olduğunu ve 12 yaşında bir çocuğa cinsel saldırıda bulunulduğunu öğrendik.

Çocukların yoğun bir şekilde cinsel ve fiziksel şiddete maruz kalıyor oluşu maalesef ki, son yıllarda ülkemiz açısından aşina olduğumuz bir konuya dönüştü.

'Cinsel istismarlar son 10 yılda yüzde 700 arttı'

Çocukların cinsel ve fiziksel istismarı sadece kınama açıklamaları ile geçiştirilemeyecek kadar önemli olduğu gibi münferit kabul edilerek ya da nedenlerini yok sayarak sadece sonuca odaklanan çağ dışı ceza teklifleri ile önlemeyecek toplumsal bir soruna dönüşmüştür. Zira ülkemizde çocuklara yönelik istismar vakaları son 10 yılda yüzde 700 artmıştır. Ülkemizin dört bir yanındaki adliyelerde her yıl on binlerce çocuğa yönelik cinsel istismar davaları açılmaktadır.

Çocuk Bakanlığı talebi

Çocuklara yönelik her türlü istismarın önüne geçilmesinin bir devlet politikası olarak benimsenmesi ve toplumsal nedenler ile istismara zemin sunan tüm aktörlerin ortadan kaldırılması için toplumsal seferberlik ilan edilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda öncelikle Mecliste Çocuk Bakanlığının kurulması, çocukların üstün yararının temel alındığı kanuni düzenlemelerin yapılması, yetişkin ve çocuk eğitiminin gözden geçirilmesi, farkındalık yaratılması için projeler geliştirilmesi, çocuklara ve kadınlara yönelik her türlü cinsiyetçi söylemin terk edilmesi, bu konudaki her söylem ilgilisinin cezalandırılması, istismar davalarında istismarcı ile birlikte istismara zemin hazırlayan ve istismarı gizleyen kişilerin yargılanması, yargılamanın çocuğun beyanın esas alınarak ve verilecek cezalarda indirimler yapılmadan ve yine cezasızlık halinin ortaya çıkmasına engel olarak yargılamanın kısa sürede sonuçlanması gerekmektedir.

'Kadına ve çocuğa yönelik şiddet politiktir'

Kadını ve çocuğu koruyamayan devlet, cezasızlık politikaları ile olayın faillerine koruyucu zırh olmakta, failleri cesaretlendirmekte ve her geçen gün çocuğa ve kadına yönelik cinsel, fiziksel ve ruhsal saldırıların olmasına zemin hazırlamaktadır. Oysa bizler bir kere daha hatırlatmakta fayda görüyoruz: ÇOCUKLARA YÖNELİK CİNSEL İSTİSMARIN AFFI OLMAZ! Kadına ve çocuğa yönelik şiddet politiktir ve biz bunların faillerini tanıyoruz.

İstanbul Sözleşmesi vurgusu

İstanbul Sözleşmesi’ni bir gecede fesheden iktidar, kadını ve çocuğu korumakta sınıfta kalmıştır. Sözleşme uygulanmadığı için kadına ve çocuğa yönelik şiddet her geçen gün daha da artmıştır.

'Asla susmayacağız'

Değerli basın mensupları ve kamuoyu, bilinmelidir ki bu şiddet ve saldırılar karşısında asla susmayacağız. İlimizde ve ülkemizde yaşanan hiçbir şiddet ve istismar olayına sessiz kalmayacağız.

'Çocukları bu kirli anlayışa asla terk etmeyeceğiz'

Unutulmamalıdır ki istismar sadece cinsel istismardan ibaret değildir; bir çocuğa şiddet uygulamak istismardır, bir çocuğu haklarından mahrum etmek; eğitimden alıkoymak istismardır, bir çocuğu çalıştırmak suretiyle ekonomik çıkar elde etmek istismardır, bir çocuğu kültüründen ve anadilinden uzaklaştırmak istismardır. Çocukları tüm bu şiddet, ihmal ve istismara karşı koruyan uluslararası tüm sözleşmelerin etkin bir biçimde uygulanması için mücadele edeceğiz. Çocukları bu kirli anlayışa asla terk etmeyeceğiz.

'Takipçisi olacağız'

Şimdi ve bundan sonraki süreçte çocuğa karşı işlenecek her türlü ihmal, istismar suçuna ve hak ihlaline karşı tüm demokratik ve hukuki süreçlerin işletilmesi noktasında müdahil ve takipçi olacağımızı kamuoyuna duyururuz.

'Tahammülümüz kalmadı'

Dört bir yanı kaçak, izinsiz ve denetimsiz cemaat ve tarikat yurtlarıyla dolu ülkemizde; Yalova Eğitim-Sen'li öğretmenler ve kadınlar olarak söyleyeceklerimiz var. Bir çocuğumuzun, bir gencimizin daha intihar etmesine, tacize uğramasına, öldürülmesine tahammülümüz kalmadı!

'Tüm çocuklar devletin denetimindedir'

Laik, sosyal hukuk devletinde tüm çocuklar devletin –Kamunun- himayesinde ve denetimindedir. Devlet gerekli önlemleri alarak bütün yoksul halk çocuklarının barınma ihtiyacını gidermelidir.

Okul öncesinden yüksek öğretime kadar her aşamada eğitim ücretsiz, nitelikli ve laik bir kamusal hizmet olarak sunulmalıdır.

Öğrencilerin eğitim, öğretim ve barınma ihtiyaçları kamusal kaynaklar tarafından karşılanmalıdır.,

Cemaat ve tarikatların eğitimin herhangi bir aşamasına, herhangi bir biçimde dahil olması engellenmelidir

Mevcut cemaat, tarikat ve vakıf yurtları derhal kamulaştırılmalıdır.

Okullardaki dinselleştirme politikalarına son verilmeli, müfredattaki tüm dinci-gerici unsurlar kaldırılarak, eğitim-öğretim bilimsel ve laik temelde şekillendirilmelidir.

Bir kereden bir şey olmaz zihniyeti

Daha önce birçok tarikat yurdunda yaşanan, ölümler, cinsel istismarlar konusunda sesiz kalan, “bir kereden bir şey olmaz” diyen zihniyetin çocuklarımızın hayatını yok eden gerici politik uygulamalarına artık yeter. Bu ölüm ve istismarları kanıksamayacağız, susmayacağız. Kamusal, laik, demokratik, eşit, bilimsel, anadilinde yürütülen ve cins ayrımcı olmayan bir eğitimin inşa edilmesi için mücadeleye devam edeceğiz."