Halk TV Canlı Yayın
"PYD'nin Bu Sürece Katılmaması İçin Ağırlımızı Koyduk, Gerekirse..."
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Cenevre'de yapılacak Suriye görüşmelerine ilişkin, "Suriyeli Kürtler mutlaka masanın parçası olmalıdır. Araplar olmalıdır, Türkmenler, Sünniler, Nusayriler, Hristiyanlar olmalıdır. Bunların hepsi...

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Cenevre'de yapılacak Suriye görüşmelerine ilişkin, "Suriyeli Kürtler mutlaka masanın parçası olmalıdır. Araplar olmalıdır, Türkmenler, Sünniler, Nusayriler, Hristiyanlar olmalıdır. Bunların hepsi masa etrafında olmadan nihai netice alınmaz. Ama terör unsurları olmamalıdır. Bu anlamda da PYD'nin bu sürece katılmaması için ağırlığımızı koyduk, gerekirse bir daha koyarız" dedi.

Davutoğlu, Ülke TV ve Kanal 7 televizyonlarının ortak canlı yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Cenevre'de gerçekleşecek Suriye toplantısı hatırlatılarak, "Türkiye başlangıcı ve katılım noktasında istediğini elde etti mi" diye sorulması üzerine Davutoğlu, sürecin zorlu olduğunun altını çizdi. Geride yüz binlerce ölüm, milyonlarca mültecinin olduğunu ve derinleşmiş bir krizden bahsedildiğini belirten Davutoğlu, Türkiye'nin başından beri ilkeli bir tavır sergilediğini kaydetti.

Başbakan Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Önce sistem çökmesin, devlet yapısı dağılmasın diye Suriye rejimini ikna etmeye çalıştık, halkına karşı savaş yapmaması için. Daha sonra rejim kendi halkına zulmetmeye başladığında ve mülteciler Türkiye'ye doğru akın etmeye başladığında bu kez, 'Ilımlı bir muhalefetin varlığıyla belli bir aşamada barış sürecinin önünü açabilir miyiz' diye bu muhalefetin ılımlı bir çizgide kalması ve iyi organize olması için çaba sarfettik. Baskı ve zulüm arttıkça, ortaya çıkan terör tehditlerine karşı Türkiye'nin güvenliğini temin edecek adımlar atmakta da tereddüt etmedik. Bugüne kadar gelindi, çok derinden fay hatlarıyla kırılmış bir toplumdan bahsediyoruz. Bunun en büyük vebali Esad rejimindedir; sonra bu zulme sessiz kalan uluslararası toplumun ve bu boşlukla ortaya çıkan Esad rejimi kadar barbar cinayetler işleyen DEAŞ gibi terör örgütlerinin ve YPG gibi kendi bulunduğu bölgelerde etnik kıyım yapacak şekilde Suriyelilere de baskı yapan organize grupların."

"Bir masada kimler olmalı?" sorusunu soran Davutoğlu, Cenevre-1 görüşmesinin Haziran 2012'de yapıldığını anımsattı. O zaman Dışişleri Bakanı olarak Türkiye'yi görüşmelerde temsil ettiğini hatırlatan Davutoğlu, "Zorlu bir süreçte bir çerçeve oluşmuştu. Bu çerçeve, 'Bir geçiş süreci olsun, bu geçiş süreci esnasında iki tarafın da kabul edebileceği isimlerden bir geçiş hükümeti kurulsun ve bütün otorite geçiş hükümetine devredilsin' esasına dayanıyordu. Tabii bu Esad'ın da gücünü geçiş hükümetine devredeceği bir model öngörüyordu. Ancak 3,5 yıl geçti, 2014 Şubat'ında yine Cenevre'de bir araya gelindi orada da netice alınmadı" diye konuştu.

Rejimin bütün bu süreci kendi hükümranlığının devamı için bir araç olarak kullandığını ve gerçek bir müzakereye girmediğini ifade eden Davutoğlu, şimdi de değişik kanallardan gelen bilgilere baktıklarında, rejimin Cenevre Mutabakatı çerçevesinde adım atacağına dair kesin bir yaklaşımının olmadığını söyledi.

"TÜRKİYE'NİN TUTUMU KESİNLİKLE KÜRT KARDEŞLERİMİZE KARŞI DEĞİLDİR"

Başbakan Davutoğlu, şu değerlendirmeleri yaptı:

"Bu arada ortaya çıkan bazı grupların burada nasıl yer alacağı... YPG, PYD bunlardan biri. DEAŞ bizim için bir terör örgütü zaten masanın dışında, herkes öyle görüyor. Fakat biz YPG ve PYD'yi de terör örgütü olarak gördüğümüz için onun da masada olmaması için ilkesel tutumuzu sergiledik ve önemli bir netice elde ettik. Şu an onlara davet gitmedi.

Şöyle bir yanlış anlaşılma olmamalı, Türkiye'nin tutumu kesinlikle Kürt kardeşlerimize karşı değildir. Nitekim Irak'taki Kürt kardeşlerimizi temsil ettiğine inandığımız Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin yöneticileriyle, Sayın Barzani ile çok yakın işbirliği içindeyiz. Dolayısıyla bizim herhangi bir etnik gruba karşı hele hele ülkesinde en fazla Kürt nüfus barındıran bir ülke olarak Türkiye Cumhuriyeti'nin, Kürtlerin menfaatine karşı, Irak'ta, Suriye'de, İran'da herhangi bir yerde tavır alması söz konusu değildir. Aksine, Kuzey Irak'ta bir problem olduğunda hem Kürt kardeşlerimiz Türkiye'ye sığınmış bugün de bütün imkanlarımızla onlara destek oluyoruz. Karşı çıktığımız husus, PKK ile doğrudan organik bağa sahip olan YPG ve PYD."

"Burada da karşı çıkmamız, mutlak karşı bir çıkış değildi başta" ifadesini kullanan Davutoğlu, "Türkiye'deki Çözüm Süreci bağlamında bütün silahlı unsurlar Türkiye'den çıkacak taahhüdü yapıldığında", görüşmelerin sürdüğünü anlattı.

O zaman, PKK'nın bütün silahlı unsurlarını Türkiye'den çıkarıp, Türkiye'de bir daha silahlı mücadeleye girmeyeceği taahhüdü olduğunu tekrarlayan Başbakan Davutoğlu, "Dolayısıyla PYD'ye de o anlamda yaklaşımımız aynı değildi. Ama zamanla 2014 baharından itibaren PYD'nin, YPG'nin tutumunda bir değişim gözlendi. O da Suriye'deki konjonktür, DEAŞ'a karşı mücadele için YPG'yi elverişli bir unsur olarak görmeye mütemayil bir ortam doğurduğu için bazı ülkeler nezdinde, başta ABD, açıkçası PKK ve PYD ile YPG bu durumu fırsata çevirip netice almaya, Türkiye'yi de hedef almaya başladılar" diye konuştu.

"PYD'YE 3 ŞART İLERİ SÜRMÜŞTÜK..."

Davutoğlu, 2013 yazında, PYD'ye karşı üç şart ileri sürdüklerini belirterek, şartları şöyle sıraladı:

"Türkiye'ye karşı hiçbir zarar verici eylemde bulunmayacaksınız. Suriye rejimi ile işbirliği yapıp, Suriye halkına zulmetmeyeceksiniz. Rejime karşı net tavır koyacaksınız. Defakto bir yapı oluşturmaya kalkmayacaksınız. Sonuçta bir masa oluştuğunda o masaya diğer muhaliflerle birlikte oturup birlikte Suriye'yi inşa edeceksiniz, diğerlerini bağlayıcı bir adım atmayacaksınız."

Bunların yapılmadığını bildiren Başbakan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye'ye dönük olarak açık bir tehdit halinde önce Kobani eylemleri bahane edilerek, arkasından da 7 Haziran'dan itibaren silahlanma çağrıları, ayaklanma çağrıları ile Suriye'deki mücadeleyi Türkiye'ye taşımaya kalkıştılar. Bugün dahi Cizre'de, Silopi'de yapmak istedikleri bu. Suriye'de kullandıkları yöntemleri Türkiye'ye taşımaya kalktılar. Suriye'den silah aktarma, ki artık Suriye-Irak sınırı işlevselliğini kaybettiği için Irak'taki PKK ile Suriye'deki PYD arasında bir fark kalmadı. Bu militanlar oradan oraya geçiyor. Silahlar geçiyor, oradan Türkiye'ye sokmaya çalışıyorlar."

ABD'nin PKK ile PYD'yi ayrı gördüğünün sorulması üzerine Davutoğlu, ABD Başkan Yardımcı Joe Biden ile bu konuyu çok açık görüştüklerini söyledi.

"Kendisine elimizdeki bütün belgelerle hangi yollardan, nasıl PYD ve PKK'nın Türkiye'deki terör faaliyetlerini kanalize ettiklerini gösterdik" diyen Davutoğlu, "Bu konuda kimse hayal aleminde yaşamamalı. Bu konuda Türkiye'nin kaygılarını anladıklarını ifade ettiler. Zaten anlamamış olsalar herhalde PYD'nin masaya davet edilmesi için ABD farklı bir tavır alırdı. Aslında burada Sayın Biden'in ziyaretinde getirdiğimiz argümanların gücü etkili oldu" değerlendirmesini yaptı.

Katıldığı her toplantıda "Suriyeli Kürtler olmadan masa kurulmaz" dediğini aktaran Davutoğlu, "Suriyeli Kürtler mutlaka masanın parçası olmalıdır. Araplar olmalıdır, Türkmenler, Sünniler, Nusayriler, Hristiyanlar olmalıdır. Bunların hepsi masa etrafında olmadan nihai netice alınmaz. Ama terör unsurları olmamalıdır. Bu anlamda da PYD'nin bu sürece katılmaması için evet ağırlığımızı koyduk, gerekirse bir daha koyarız" diye konuştu.

Başbakan Davutoğlu, Suriye Ulusal Koalisyonu ve Suriye Muhalefet Cephesi'nin de Türkiye'nin tavrını benimseyerek, sadakatlarını gösterdiklerini kaydetti.

AA