CHP'nin 86. eylem adresi Çorum! Millet alana akın etti
CHP'nin “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” buluşmalarının Türkiye ayağının bu haftaki durağı Çorum oldu. Çorum Abide Kavşağı’nı dolduran yurttaşlar, CHP'nin tutuklu Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu ve diğer tutuklu belediye başkanları lehine sloganlar atarak, iktidarı istifaya davet etti.
İMAMOĞLU'NDAN MEKTUP
İmamoğlu’nun Yalova’ya yolladığı mektubu, CHP Çorum İl Başkanı Dinçer Solmaz kamuoyu ile paylaştı.
İmamoğlu, Solmaz tarafından okunan mektubunda şunları söyledi:
“Ülkesini yürekten seven Çorum’un mert insanları… Değerli hanımefendiler, kıymetli beyefendiler, güzel yüzlü çocuklar, canım gençler… Her birinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum. Tek tek kucaklıyorum. Sizleri çok özledim. Çorum, binlerce yıllık kadim tarihi, zengin kültürü ve toprağının bereketiyle çok özel bir şehirdir. Ama Çorum’un en büyük, en kıymetli zenginliği insanıdır. Çalışkanlığıyla, özverisiyle, sağduyusuyla, memleketinin geleceğine her koşulda sahip çıkan siz kıymetli Çorumlularla gurur duyuyorum. Sizleri çok seviyorum. Sağ olun, var olun. Bu vesileyle, bir arada olmamızı sağlayan ve örgütümüzün güçlü iradesini temsil eden İl Başkanımız Dinçer Solmaz’a teşekkür ediyorum.
19 Mart’tan bu yana, karşı karşıya olduğumuz siyasi operasyonun temel amacı yargı eliyle milletin iradesini gasp etmektir. Bu nedenle, milletimizin hür iradesiyle seçip görev verdiği belediye başkanları, yöneticileri ve çalışanları, iftiralarla, kumpaslarla hapsediliyor. Bir avuç insan, ayrıcalıklı bir zümre, sırf koltuklarını kaybetmemek için, önümüzdeki seçimleri bugünden baskıyla, tehditle ve şantajla şekillendirmeye çalışıyor. Zorbalık yapıyor. Hepimizin çok iyi bildiği gibi, ülkemiz uzun zamandır pek çok alanda büyük krizler yaşıyor. Adalette kriz yaşıyor. Ekonomide kriz yaşıyor. Sağlıkta kriz yaşıyor. Eğitimde ve güvenlikte kriz yaşıyor. İktidarın yol açtığı bu ekonomik, siyasi ve idari krizler birbirini besliyor ve büyütüyor.
Ortaya çıkardığı krizler için çözüm üretmeye çalışmadan, krizlerin ağır faturasını millete ödeten iktidar, attığı hukuk dışı adımlarla ülkemizi bir uçurumun eşiğine getirmiştir. Yargıyı siyasete alet ederek, milli iradeye darbe vuranların, Cumhuriyet Halk Partili belediyelere operasyonlar düzenleyenlerin amacı adaleti sağlamak değildir. Olamaz. Çünkü onlar, vicdanlarını, merhametlerini ve adalet duygularını çoktan kaybettiler. Sokaktan, çarşıdan, pazardan, vatandaştan koptular. Milletle yüz yüze gelmeye utanır oldular. Utandıkça zalimleştiler. Hukuktan ve demokrasiden uzaklaşan bu iktidarla, vatandaşın refaha ve berekete ulaşması mümkün değildir. Hak ve özgürlükleri yok sayan bu iktidarla, toplumsal birliğimiz zedelenmekte ülkemizin huzuru kaybolmaktadır.
Çare çok açıktır. Çare, daha fazla vakit kaybetmeden millete gitmek ve milletimizin özgür iradesiyle yeniden hukuk ve demokrasi rotasına dönmektir. Milletimiz tam olarak bunu istemektedir. O sandık gelecek ve Türkiye yeni, umut dolu bir yola girecek. Milletçe, yaşadığımız badirelerin hepsini atlatacağız ve hep birlikte, yöneticilerin vatandaş karşısında haddini bildiği, makam sahiplerinin ülkenin sorunlarını çözmek için canla başla çalıştığı insanca, hakça bir düzen kuracağız. Türkiye’yi bereketin, bolluğun, birliğin ve kardeşliğin ülkesi yapacağız. Bu amaca ancak, herkesi kendisiyle bir ve eşit gören bir anlayışla varabiliriz. Bunun için parolamız birdir ve tektir: Herkes için. Her yerde. Önce adalet. Önce hürriyet. Mücadelemiz bitmeyecek. Milletin iktidarında, milletin hakkı milleti olacak. Kendilerini milletten büyük görenler kaybedecek, 86 milyon kazanacak. Bolluk ve bereket, adalet ve hürriyet ülkemizin her köşesine yayılacak ve her şey çok güzel olacak. Her şey çok güzel olacak."
Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na özgürlük ve erken seçim talebiyle Mart 2025’ten bu yana her hafta gerçekleştirilen “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinglerinin 86’ncısı olan Çorum buluşmasında Özgür Özel on binlere seslendi.

Özel'in konuşmasından öne çıkanlar:
Kara kıştır dediler. 1 Şubat'ta miting mi olur dediler. Dediler ki: "Çorum'da bu miting olmaz."
Dedik ki; miting dersen olmaz. Ama tarihin en büyük adaletsizliklerine karşı, mahkemedeki adaletsizliğe karşı, vergideki, gelirdeki adaletsizliğe karşı, mutfaktaki yangına, pazardaki yangına karşı, hak arayanların, dayanışanların eylemine koşa koşa gelir Çorum dedik. Hoş geldiniz!
Grup başkanvekili iken gelip de doldurduğumuz meydan vardı. Sonra o meydanı artık siyasiler dolduramaz oldu. Tayyip Bey son geldiğinde Kadeş meydanında üçte bir insan vardı.
Bu miting için o meydanı istedik. Biz başvuru yapmadan bir gün önce o meydanı miting meydanı olmaktan çıkardılar.
"ÇORUM TARİHİNİN EN BÜYÜK MİTİNGİNDE BURADAYIZ"
Dedik ki; verin bu meydanı tıka basa dolduralım, Çorum görsün, Türkiye Çorum'u duysun. Ama sıcak salonların, sıcak salonların lideri olan, kendisini kendi atadıklarına alkışlatan, insan içine çıkamayan, emeklinin yüzüne bakamayan, asgari ücretlinin yüzünü güldürmeyen ve Çorum'da o meydanın yarısını bile dolduramayan Erdoğan'dan korkularına, orayı veremeyiz dediler.
"Ya nereyi verirsin?"
"Abide meydanını veririm."
Biz dedik ki; Çorumlular, Çorumlular... O meydanı, o meydanı dolduramayanlara nasıl bir kalabalık göstereceklerini bilirler. İşte şimdi, Erdoğan'ın toplayamadığı kalabalığın üç katını toplayarak, Çorum tarihinin en büyük mitinginde buradayız!
"ÇORUM'A SIRTIMIZI DÖNMEDİK"
Değerli Çorumlular, 35 yıldır biz bu şehirde, kalabalığın ucunun görünmediği bu meydanın şehri Çorum'da, 35 yıldır belediyeyi kazanamadık. Çorum'a küsmedik. Hatayı kendimizde aradık. Çorum'a sırtımızı dönmedik. O gün bugündür çalışıyoruz. Son seçimde 3 ilçede belediyeyi kazandık . Merkez ilçeyi de çok istedik, çok yaklaştık ama bir sonraki seçime kaldı. Ben buradan Kargı'ya, Mecitözü'ne ve Oğuzlar'a yürekten teşekkür ediyorum.
Hem orada, hem diğer 10 ilçemizde partimizin bayrağını dalgalandıran, baba ocağının kapısını açık tutan, çayını demleyen, bacasını tüttüren örgütümün her bir neferini, ilçe başkanlarımızın ve İl başkanımızın şahsında saygıyla selamlıyorum. İyi ki varsınız.
Kargı, Mecitözü ve Oğuzlar'da vazifeyi alan, bütün zorluklara rağmen çalışan, çırpınan, baskılardan yılmayan, ahlaksız tekliflere gözünü bile kırpmayan ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin, Gazi'nin partisinde siyaset yapmanın erdemini gösteren 3 değerli başkanımı saygıyla selamlıyorum, yürekten alkışlıyorum.
"ÇÖZMEK İÇİN GAYRET GÖSTERİRLERSE DESTEKLERİZ"
Biz demokrasi fikrine inanmış insanlarız. Kazanırsak gelir yönetiriz. Kaybedersek çekiliriz. Millet kimi istiyorsa ona saygı duyarız. Çorum'un merkez belediye başkanına da, diğer ilçelerdeki AK Parti'den, MHP'den seçilmiş belediye başkanlarına, yönetimlerine de başarılar diledik, dileriz. Çorum'un çok sorunları var. Çözmek için gayret gösterirlerse destekleriz.
"ÖNEMLİ OLAN KAYBETTİĞİNDE NE YAPTIĞIN"
Siyaset; kazanana saygı duyma, millete saygı duyma, milletin tercihine saygı duyma işidir. Milletin seçtiğine direnmek, milletin seçtiğine bakıp da 'Sen buraya nereden geldin' demek, 'Sen yönetme, yerine benim atadığım yönetsin' demek demokratlık değildir.
Bir siyasinin, bir siyasi partinin, bir siyasi yapının ya da bir siyasetçinin demokrat olduğu, seçimi kazandığı akşam belli olmaz. O akşam demokrasi nutukları atmak, milleti takdir etmek, milli iradenin önünde saygıyla eğilmek; o kolay. Önemli olan kaybettiğinde ne yaptığın.
İşte Türkiye'ye Cumhuriyeti getiren, sonra çok partili rejimi getiren, sandığı getiren, milletin verdiği göreve razı olan, icabında 47 yıl ikinci parti kalan ama millete saygısını kaybetmeyen siyasetin adı Cumhuriyet Halk Partisi'dir.
Kendi seçilince millete methiyeler düzen, 'milli irade milli irade' diyen ama bir kez ikinci parti olunca darbeye kalkışan, kayyum atayan, iftira eden ve rakibini, rakibini hapse attıran siyasetin adı da tükenmiş Adalet ve Kalkınma Partisi siyasetidir, tükenmiş Erdoğan'ın siyasetidir.
"AK PARTİLİLERE, MHP'LİLERE SESLENİYORUM"
Buradan Çorum'daki AK Partililere, MHP'lilere sesleniyorum. Yıllardır seçimlere girdik. Yarıştık; siz kazandınız, siz yönettiniz. Şimdi bu kez, bu seçimlerde 47 yıl sonra biz birinci olduk diye ve partiniz kurulduğundan beri ilk kez ikinci oldunuz diye yapılan bu haksızlığa katılmadığınızı, bu yapılanın hazımsızlık olduğunu bildiğinizi, bunlardan utanıp çekindiğinizi biliyoruz.
Ve buradan sesleniyoruz: Biz demokrasi fikrinin insanlarıyız. Bugün Türkiye'de mücadele sandığa inananlar, sandığa güvenenlerle sandıktan kaçanlar arasındadır. Bugün Türkiye'de mücadele otokrasiyle demokrasi arasındadır. Bugün mücadele millete, emekliye, emekçiye kulak tıkayanlar, sırt dönenlerle onlar için mücadele edenler arasındadır.
Daha önce AK Parti'ye, MHP'ye oy vermiş olsa da Çorum'un güzel insanlarına sesleniyorum: Artık yürüyüş, yüz yıl önce olduğu gibi bir kez daha birlikte yürüyüş zamanıdır. Artık renklerini ay yıldızlı al bayraktan alan Türkiye İttifakı'nda birleşme zamanıdır. Çorum'da Alevisiyle Sünnisiyle, Türküyle Kürdüyle, göçmeniyle, Boşnağıyla, Lazıyla, Çerkesiyle, Müslüman demokratlarla, muhafazakar demokratlarla, sosyal demokratların, milliyetçi demokratların, liberal demokratların, Çorum'un tüm demokratlarının bir araya gelme ve hakkını alma zamanıdır. Sizleri davet ediyorum.
"380 BİN KİŞİ 22 YILDA GÖÇ ETMİŞ"
Buna tüm Türkiye'de ihtiyaç var ama en çok, en çok da Çorum'da ihtiyaç var. Çorum'un derdi boyunu aşmış durumda. Ben, ben Çorum'a yıllardır gelip gidiyorum. Üzülüyorum, içim parçalanıyor. Çorum eriyor, Çorum küçülüyor. Bakın, Adalet ve Kalkınma Partisi geldiğinde Çorum'un nüfusu 590 bin. Şu anda Çorum'un nüfusu 520 bin. Çorumlular hesap ortada. Adalet Partisi 23 yıldır iktidarda. Türkiye 86 milyon olmuş. Türkiye 25 milyon büyümüş ama Çorum 70 bin küçülmüş. Çorum'dan 380 bin kişi 22 yılda göç etmiş. Yani Çorum, kimse gitmese 1 milyonluk bir şehir olmaya yaklaşacakken, bir büyükşehir olacakken, hakkını alacakken şu anda 500 binlik bir şehir olmaya sıkıştırılmış bir noktada.
Sabahleyin Mecitözü'ndeydim. 26 binlik Mecitözü düşmüş 13 bine. Niye dedim? 5 banka kapanmış, vergi dairesi kapanmış, adliye kapanmış, askerlik şubesi kapanmış, pancar alımı yapan yerler kapanmış. Ne varsa kapanmış ve Mecitözü içine kapanmış, yarı yarıya küçülmüş. Baktım Dodurga'da, Boğazkale'de, İskilip'te, Alaca'da kayıp %30-40 arasında. Bayat'ın nüfusu yarı yarıya azalmış. Çorum'u küçülten, Çorum'da belli sermayedarları, belli iş adamlarını büyüten ama Çorum'u küçülten bir anlayış burada. Buradan Çorumlulara sesleniyorum: Birlikte olmanın, birlikte tepki göstermenin, kol kola girmenin, yan yana durmanın, Çorum'un hakkını almanın zamanıdır.
"HAKLI TALEPLERİNİN SONUNA KADAR ARKASINDAYIM"
Havalimanının temeli 97'de atıldı. Bu iktidar geldiğinde dörtte biri bitmişti, o gün bugün duruyor. Sordum, havalimanında şu anda hayvanlar otluyor. Tren; söz verdiler, 22 yıldır tren hızlı tren. Hatırlıyorsunuz son geldiğimde bir basın toplantısı yaptım. Ve dedim ki basın toplantısında; 'Gelirken Çorum'a hızlı trenle geldim' dedim. Çorum'un yerel gazeteci kardeşleri gülmeye başladı. Dedim ki; 'Bir yanımda AK Parti milletvekili oturuyordu, bir yanımda MHP'nin eski il başkanı yeni AK Partili yönetici. Kavgaya tutuştular' dedim. Biliyorum geçmişte çok kavga ettiler o konuda. Şimdi Çorum'a kaybettirmekte buluştular. Dedim ki; 'Hızlı tren kalabalıktı. Trende acemi birliğinin yemin törenine gelen, yemine gelen aileler vardı.' Yine güldü gazeteciler. Dedim ki; 'Yav zaten tren hep kalabalık. Polis Moral Eğitim Merkezi var, ona gelen giden çok.' Ona da güldü gazeteciler. Çorum'da haftalarca, aylarca konuşuldu. Çünkü ne tren vardı, ne söz verilen Polis Eğitim Merkezi, ne acemi birliği.
Sonra o bahsettiğim siyasetçiler dediler ki; 'Bu nasıl bir şey oldu? Çorum hem buna güldü hem bizi sıkıştırdı. Sizin de katkınızla başlıyor bu işler' dediler. Döndüm baktım, hızlı tren nihayet ihale yapmışlar ama maalesef onu da yandaşa iki kat parayla yapıştırmışlar. Polis Moral Eğitim Merkezi yarı yarıya bitmiş, yarıyı geçmiş ama halen daha acemi birliğinden haber yok.
Ben Manisalıyım. Çorum'un bu haklı taleplerinin, Çorum'u güçlendirecek, büyütecek bu haklı taleplerinin sonuna kadar arkasındayım. Ve buradan söylüyorum: Hızlı trene 22 yıldır 'ha bugün ha yarın' diyenler, şimdi '5 yıla hizmete girer' diyorlar. Bu ne demek? Evet, hızlı tren hizmete girecek. Açılışını Allah'ın izniyle o gün iktidardayken Özgür kardeşiniz gelip yapacak.
O gün o trene, ana muhalefetin bu sorunları söyleyen lideri olarak değil, o günkü iktidar partisinin genel başkanı olarak geleceğim! Beni karşılamaya hazır mısınız?
(Kalabalık: Evet!)
O trenden, o trenden Ekrem Başkan’la birlikte ineceğim. Onu karşılamaya hazır mısınız?
(Kalabalık: Evet!)
Mansur Başkanımızla birlikte, Zeydan Başkanımızla birlikte, Cumhuriyet Halk Partililerin başkanları, mağdur başkanları, Muhittin Böcek başkanımızla birlikte bu kara günleri geride bırakacağız. Çorum’a geleceğiz. İktidarımızda Çorum’la kucaklaşacağız, Çorum’u ayağa kaldıracağız!
"BU KADAR BOŞ VERMİŞ BİR YÖNETİMLE KARŞI KARŞIYAYIZ"
Diğer yandan, Çorum’un sürekli kazalar oluyor. Çevre yolu şehir içinde kaldı. Yeni çevre yolunu istiyoruz, bunu bir türlü duymazdan geliyorlar. İskilip-Tosya yoluna söz verip verip yerine getirmiyorlar. Sekiz yıldır buranın devlet hastanesi kapalı. Üniversite hastanesinde branşlarda uzmanlar yetersiz, sıra çok, aylarca sıra bekleniyor. Bazı uzmanlıklar için ta ilaç yazdırmaya Ankara’ya gidiliyor. Bu sorunların tamamını, bu sorunların tamamını görüyoruz. Hititlerin başkenti bu kentte, turizmin canlanması için basit adımlar atılacak ama bunlar Boğazkale’ye, yani biri kalkıp Hattuşa’ya gidecek olsa Çorum’dan otobüs yok. Bu kadar aciz, bu kadar utanmaz, bu kadar iş bilmez, bu kadar boş vermiş bir yönetimle karşı karşıyayız.
Ama buradan müjdeler olsun ki; şunu söylüyorum, gün gelecek, hem de öyle çok uzun zaman değil, bu kardeşiniz tekrar burada olacak. Seçim için olacak! Erken seçim için olacak! Çorum sandığın ucundan tutacak, bunların yakasını bırakmayacak. Size söz veriyorum; bir devri kapatıp bir devri açacağız.
Bakan evlatlarının devri bitecek, bu vatan evlatlarının devri başlayacak! Vatan evlatlarının!
"SEN KURTARACAKSIN ÜLKEYİ"
Bugün burada, bugün burada... Evde oturup da tasalananlar yok. Bugün burada çağrımıza uyanlar, pijamayı çıkaranlar, kumandayı atanlar, en önde de olsa en arkada da olsa, bugün Türkiye’ye Çorum’dan bu fotoğrafı çektirip dosta güven, olmayana kaygı vermeye gelenler var. Bu meydanın tüm her bir metrekaresini selamlıyorum. Bilhassa o en arkada, sesimi duymasa da bu görevi yapmaya gelmiş o kahramana sesleniyorum: Sen kurtaracaksın ülkeyi! Sen kurtaracaksın!
Meydanın önünden ta orada, artık bu iki otobüsün sesinin varamadığı yerde elinde bayrağıyla selam duranlara selam olsun, kuvvetli bir alkış yolluyoruz meydanın en ucuna! En ucuna!
"AK PARTİ’NİN KARA DÜZENİ GİDECEK YERİNE HALKIN İKTİDARI GELECEK"
Buradan söylüyorum; pijamayı çıkarıp, kumandayı bırakıp buralara gelirsen, önde arkada demeden nereden yol verildiyse oradan gidersen, bu fotoğrafı gösterirsen; senden bir başka evde oturan cesaret alacak. Senden umudu kalmamış birisi umut bulacak. Ne zaman ki herkes sokakta olacak, ne zaman ki herkes meydanda olacak; işte o gün seni sömüren, hakkını yiyen, maaşına zam, ürününe fiyat vermeyenler iktidarı kaybedecekler. AK Parti’nin kara düzeni gidecek, yerine halkın iktidarı gelecek!
"İŞTE BÖYLE BÜYÜK BİR HAKSIZLIKLA KARŞI KARŞIYAYIZ"
Emeklinin 20 bin lira, asgari ücretlinin 28 bin lira almasının utancı içindeyiz. Türkiye’de çiftçilerin ortalama geliri 19 bin 700 lira olmuş. Bundan birileri utanmıyor ama biz bunun utancı içindeyiz.
Bugün açlık sınırı 31 bin lira olarak açıklandı. Bugün yoksulluk sınırı ilk kez 3 haneli rakamlara çıktı; 102 bin lira olarak açıklandı. Bugün maalesef 5 emekli, 5 emekli bir araya gelse, 5’i maaşını birine verse, o kişiyi yoksulluktan çıkaramıyorlar. Meydandaki emeklileri bir göreyim ellerini.
Bu emekliler, bu emekliler; 5’i bir araya gelse bir zengin etmiyorlar. Yine emekliye verilen maaş; 3 emekli birleşse, 2 emekliyi açlıktan kurtaramıyor. İşte böyle büyük bir haksızlıkla karşı karşıyayız.
Buradan emeklilere sesleniyorum. Bu iktidar, özellikle de buradan geçmişte AK Parti’ye oy vermiş emeklilere sesleniyorum: Bu iktidar geldiğinde en düşük emekli maaşı 8 çeyrek altın alıyordu. Bugün gelinen noktada 1,5 çeyrek altın alıyor. 8 çeyrek altından, 1,5 çeyrek altına...
Buradan asgari ücretlilere hatırlatıyorum: AK Parti geldiğinde asgari ücret 7 çeyrek altın alıyordu. Bugün sadece 2 çeyrek altın alabiliyor. Hal böyle olunca; bu büyük sömürü, bu büyük haksızlık... Ama bir yandan da anlaşalım; bugün bir tane çeyrek altın alsan, cebine koysan, evine varsan, baksan ki düşmüş... İnsan deli çıkmaz mı?
ÖZGÜR ÖZEL'E ANLAMLI HEDİYE
Altan Öymen’i, genel başkanımızı kaybettik. Allah gani gani rahmet eylesin.
Sonrasında kızı Aslı Öymen bana bir mektup yazmış. Demiş ki; “Genel Başkanım, babam sizi evladı gibi severdi. Mitinglerde de biliyorsunuz hem Altan Bey hem şimdi tedavi gören Genel Başkanımız Hikmet Çetin -ona da bir sağlık sıhhat dileyen kuvvetli alkış otobüsün üstünden işitilsin- Sayın Karayalçın… Saraçhane’de hep otobüsün üstündelerdi. Dedi ki; babamın ömrü boyunca çıkarmadığı şapkası var. Düşündüm ki dedi bu şapka evde durmasın, Genel Başkanımızın başında miting meydanlarını dolaşsın.”
Bu rahmetli Altan Öymen’in efsane şapkası. Bir tane de kravatını yollamış Aslı Hanım. Buradan hem Aslı Hanım’a, hem Cumhuriyet Halk Partisi, Halk Fırkası kurulduğu günden bugüne, Genel Başkan'dan en yeni üyeye kadar kim emek verdiyse, hepsine, aramızda olmayanlara Allah’tan rahmet diliyoruz. Bütün Cumhuriyet Halk Partilileri yürekten alkışlıyoruz. Aslan sosyal demokratlar!

"TÜRK BAYRAĞIYLA SORUNU OLANIN CUMHURİYET HALK PARTİSİ’NDEN ALACAĞI SELAMI OLMAZ"
Bunun yanında dediğim gibi; muhafazakar demokratları, milliyetçi demokratları, Kürt demokratları, sosyalist demokratları… Bütün demokratları, liberal demokratları hep birlikte kucaklıyoruz.
Cumhuriyet Halk Partisi nerede durur biliyor musunuz? Vatanla, bayrakla, Atatürk’le sorunu olmayan herkesle yan yana durur. Herkesle!
Dün bir toplantı yaptık. O toplantımızda Türkiye’nin Kürt meselesini konuştuk. Ama meclisteki komisyonla, vatana, vatanın birliğine bütünlüğüne saygıyla… Başlangıçta İstiklal Marşı’yla, ay yıldızlı al bayrak ekranda dalgalanırken hep birlikte okuduk.
Birkaç tanesi çıkmış, “Efendim salonda bayrak yoktu.” 30 metrekare ekranda şanlı Türk bayrağı dalgalanmış, onu görmemiş “Salonda bayrak yoktu.”
Onu yazana söylüyorum: Türk bayrağıyla sorunu olanın Cumhuriyet Halk Partisi’nden alacağı selamı olmaz! Selamı!
"SİZ TARİHİN GÖRDÜĞÜ EN BÜYÜK SİYASİ DOLANDIRICILARSINIZ"
Şimdi öyle bir noktadayız ki, çok önemli bir uyarı var. Erdoğan’ın Maliye Bakanı Mehmet Şimşek çok kıymetli bir tweet atmış. Hakikaten önemli, ben de destekliyorum. Diyor ki; “Lütfen dijital dolandırıcılık paylaşımlarına dikkatli olun.”
Hakikaten buna dikkat edin. Telefonla arayanlara asla, onlar diyor diye sakın ha sakın telefonu kapatma, bankaya git bu işler… Duyunca yüzüne kapayın. Bir link geldi şunun için tıkla; tıklamayın. Bunlar doğru.
Ve Sayın Şimşek’in uyarısı doğru da… Şimdi Sayın Şimşek’e bir şey söyleyeceğim. Sırf dijital dolandırıcılık olsa neyse… Emeklinin hakkını yiyen sizsiniz! İşçileri enflasyona ezdiren sizsiniz! Çiftçileri kanundaki desteklemesini vermeyen sizsiniz! Milletin cebinden alıp faiz lobilerine veren sizsiniz! Ekonomi iyi olacak diye oy toplayıp, kemer sıkacaksınız diye seçimden sonra konuşan sizsiniz!
Dijital dolandırıcılara dikkat de, siyasi dolandırıcılara ne yapacağız? Siz tarihin gördüğü en büyük siyasi dolandırıcılarsınız!
Bu milletten, bu milletten “İyi olacak, yüzün gülecek” diye oy alıp daha sonra bu millete sırtını dönenlere… Bu milletten oy Cumhuriyet Halk Partisi’ne gelip aday olup, seçilen belediye başkanını zorla, rüşvetle, baskıyla partisine çekmeye çalışan siyasi dolandırıcılara… Aydın’ın oyunu alıp AK Parti’ye topuklayan siyasi kapkaççılara karşı milletimizi uyarıyorum!
Memlekette adı AK Parti olan ama memlekete kara düzen dayatan, oyları alıp sırtını dönen, hizmet yapmayan, milleti açlıkla burun buruna, yoksullukla baş başa bırakan siyasi dolandırıcılara karşı milletimizi uyarıyorum! Bunlarla mücadele için sandığa davet ediyorum.
Cumhuriyet Halk Partisi olsa; bugün asgari ücret 30 bin lira olacak. Emekli maaşı önce bir, sonra bir buçuk asgari ücret olacak. Çiftçinin kullandığı mazotta ÖTV, KDV olmayacak. Yani mazot 58 lira değil, 33 lira olacak. Emeklilere her bayram bir asgari ücret ikramiye verilecek. Kimse yoksulluğa terk edilmeyip, temel vatandaşlık geliriyle yoksul ailelerin tamamına geçinecekleri bir maaş verilecek.
"ADİL VERGİ DÜZENİ KURULACAK"
Vergi, bunların dönemindeki gibi yüzde 65 dolaylı, yani fabrikatörle çalışanından aynı vergi alınarak değil; çok kazanandan çok, az kazanandan az, kazanmayandan vergi alınmayan bir adil vergi düzeni kurulacak.
Bugün dolaylı vergi yüzde 65, sizlerin maaşlarından kesilen gelir vergisi yüzde 24. Yüzde 88… Kur Korumalı Mevduat'a parayı yatıranlar, yani parasına para katanlar, “Vergisini verelim” diyor, “Senden vergi almayacağız” diyor.
Çorum’da bu rahatsızlıkların yanında bir de çiftçilerin sıkıntıları var ki, herkesin sıkıntısı zor ama çiftçinin de hali gerçekten perişan.
Çorumlu çiftçinin sıkıntısı çok ama çözen yok. Çorum çeltiğin merkezi, Osmancık pirince adını vermiş ama iktidar çeltik ve pirinçte geçen sene Cumhuriyet tarihinin ithalat rekorunu kırmış. Mazot, gübre, ilaç; altı ayda yüzde 34 zam aldı. Pirinç 30 kuruş prim aldı, 30 kuruş. Yüzde 34 zam, 30 kuruş destekleme yapıyorlar.
Çorum'un leblebisi var ama bu şartlarda üretebilen yok. Arjantin'den, Hindistan'dan nohut geliyor ki Çorum'da leblebiciler kullansın. Patates, soğanda büyük kriz var. Doğru mu?
Konuşmacı: Patateste, soğanda... Bakın bütün Türkiye'ye Çorum'dan ilan ediyorum. 2022, daha bundan 3 yıl önce. 26'ya yeni girdik, 25 yeni bitti. 3 yıl önce mazot 30 lira, bugün mazot 58 lira, 60 lira.
Bakın mazot 30'dan 60'a çıkmış, patates 9 liradan 6 liraya düşmüş. Soğan 10 liradan 5 liraya düşmüş. Doğru mu?
İşte patateste soğanda bile, mazot iki katına çıkarken yarısı fiyata satmaya zorlanınca bu Çorum'daki çiftçinin de canı çıkmış. Bir de diğer taraftan borcu ödeyemeyen kredi alması lazım. Kredi almak için bankaya gidiyor; "Bağ-Kur ve vergi borcunu öde yoksa kredi vermeyiz" diyor. Kardeşim adam Bağ-Kur borcunu ödeyebilmiş olsa, SSK primini ödeyebilmiş olsa, vergi borcunu ödeyebilmiş olsa zaten ne işi var bankanın kapısında? Öyle değil mi?
Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında, Tarım Kredilerinin bütün faizleri bir kere silinecek. Tarımda kredi kullananların ana borçları 5 yıla bölünecek. Çiftçi bir kereye mahsus faizden de kurtulacak, ana parayı da böldürecek ve çiftçinin yüzü gülecek. Önce karnı doyacak, sonra bu milletin karnını doyuracak. Bu kadar basit.
"KALE SİYASETİ BİTMİŞTİR"
Değerli arkadaşlar, bu yaşadıklarımızın hiçbiri durduk yere olmuyor. Diyorum ya, bugün Türkiye'de 86. eyleme geldik, 86. İlki; ilk gün Saraçhane'deydi. "Yarın ne olacak?" dediler, "Yarın da buradayız" dedik. İkinci gün bitti, "Sonuna kadar buradayız, kayyum gidene, İBB kendi içinden başkan vekilini seçene kadar buradayız" dedik. 7. gün bitti, Maltepe'ye geçtik. "Bu nedir?" dediler. Arife günü 2.4 milyon toplandık. Adımı Anadolu'ya attık, her hafta sonu başka bir ildeyiz dedik.
O gün bugündür; Mersin'den Van'a, Tekirdağ'dan Çorum'a kadar. Yozgat'tan Konya'ya, Kayseri'ye kadar... Ama CHP'nin, ama AK Parti'nin, ama MHP'nin güçlü olduğu yerlere gittik. "Gitme, orası AK Parti'nin kalesi" dediler. Dedim ki; artık kale siyaseti bitmiştir. Bugün de buradan, Çorum'dan haykırıyorum: Kale siyaseti bitmiştir! Çorum ne AK Parti'nin ne başkasının kalesi değildir. Çorum bundan sonra milletin kalesidir! Milletin kalesidir!
"İDDİANAMELER ÇIKTI BUNLAR SÖZLERİNDEN CAYDI"
319 gündür burada resmini gördüğünüz Ekrem Başkanımız ve 16 belediye başkanımız, belediye meclis üyelerimiz, belediyenin emekçileri, çalışanları... Türkiye'de başta Silivri, İzmir, Afyon, Düzce, Antalya cezaevlerinde maalesef, Gebze cezaevlerinde maalesef büyük bir zulüm görüyorlar.
Biz ilk günden beri arkadaşlarımıza güvendik. Dedik ki; gelin yargılamaları televizyondan yayınlayın. Millet atılan iftirayı da duysun, bunun karşılığında cevapları da duysun. Devlet Bey destekledi, Tayyip Bey "Devlet Bey öyle diyorsa elbette olur" dedi. Ama iddianameler çıktı, bunlar sözlerinden caydı.
"AK PARTİ'NİN KARA DÜZENİNİN YARGIYA YANSIMASIDIR"
Çünkü buradan açıklıkla söylüyorum; Erdoğan seçimleri kazanamayacağını anladığı için, gençlik kollarından, kadın kollarından ümidi kestiği için, ana kademesine güvenmediği için bir "Yargı Kolları Başkanı" bulmuştur. Bir siyasetçiyi İstanbul'a başsavcı atamıştır. O başsavcının kurduğu düzen, AK Parti'nin kara düzeninin yargıya yansımasıdır. Ve o "Ak Toroslar Çetesi" bugün adalet dağıtmak değil, iktidara yürüyen Cumhuriyet Halk Partisi'nin kolunu kanadını kırmanın peşindedir.
Ama aldandıkları şudur; biz bir siyasi yürüyüşün, bir makam mevki beklentisinin değil, yüz yıl sonra bir daha bitap düşmüş bu memlekette hakkı yenmişlerin hakkını almak için, mağdurların mağduriyetini gidermek için, ezenlere karşı ezilenleri savunmak için, açlara, yoksullara gelecek için ümit olabilmek için bir yola çıktık.
"BU YOL KENDİMİZ İÇİN YÜRÜDÜĞÜMÜZ BİR YOL DEĞİLDİR"
Bu yol bir iktidar yoludur ama bu yol kendimiz için yürüdüğümüz bir yol değildir. Ben bir bahçıvanın torunuyum, emekli öğretmenlerin çocuğuyum. Benim amacım bu ülkede yoksulların evlatlarının hayata farkı kapatamayacakları kadar geriden başlamamasıdır. Eğitimde fırsat eşitliğidir. Çocuğun yatağa aç girmemesi, okula aç gitmemesidir. Okulda çocuğun birinin beslenme çantasından muz, mandalina çıkarken öbürünün kuru ekmeğe bakmamasıdır. Zenginin çocuğu kana kana su içerken yoksulun çocuğunun tuvalet çeşmesine ağzını dayamamasıdır.
İşte bu yüzden bizim yürüyüşümüz sarayda oturmanın değil, milleti refaha kavuşturmanın yürüyüşüdür. Ekrem İmamoğlu o kolları kendi zengin olsun diye değil, yoksulun çocuğu da huzur bulsun diye sıvamaktadır.
"BİZİM SİYASETİMİZDE YAŞLA DALGA GEÇMEK YOK"
Bunun için Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir an önce erken seçim talebi vardır. Karşımızda kendisine yaşına bir şey demem ama şunu hatırlatırım; Sayın Erdoğan ben yaştaydı, o gün de Necmettin Erbakan 70 yaşındaydı. Ona diyordu ki -kendi sesi var- "Yaş 70, iş bitmiş" diyordu Erbakan için. O gün Ecevit 74 yaşındaydı, Ecevit hastalandığında ona şifa dilemek yerine diyordu ki; "Bırak be adam, ne zaman bırakacaksın? Ölünce mi bırakacaksın?"
Bizim siyasetimizde yaşla dalga geçmek yok. Bizim siyasetimizde başbakan yürüyemiyorsa, ayağı sürtüyorsa onunla alay etmek yok. Bizim siyasetimizde yaşa da makama da saygı var. Ama bu ülkede de bu iktidardan yılmış on milyonlar var. Yoksullar, işçiler, emekçiler ve emekliler var. Bunun için Erdoğan'a söylüyorum; iktidarınız tükenmiştir. Enerjiniz kalmamıştır. Bu ülkeye umut olamıyorsunuz. Bunun için daha fazla kaçmadan seçim sandığını getirin.
"ERDOĞAN’DAN İSTENEN ŞEY ARTIK ZAM DEĞİL, SANDIKTIR"
Çorum’dan, Çorum’dan yükselen bu ses... Kimse, Erdoğan’dan da, onun iktidarından da ne zam, ne de kendisinin sesini duymasını bekliyor. Erdoğan’dan istenen şey artık zam değil, sandıktır!
"2 MİLYON EURO DEDİLER 2 EURO BİLE ÇIKMADI"
Bakın, bu sandığı kaybedeceklerini bildikleri için sandıktan kaçıyorlar. Yaz boyunca attığın bir tekine bile teslim olmadık. Ne dedim? Demişti ki: “Bir aya kalamaz, insan içine çıkamayacaklar.” Bakın, 10. ayı 10 gün geçti... Tam 10. ayı 20 gün geçti. 319. gündeyim. “İnsan içine çıkamaz” diyordun Erdoğan; Çorum’da milletin içindeyim!
Dünya yalan atıyordunuz. Sıra sıra arabalar, lüks arabalar İmamoğlu’nun dediler; AKP’li milletvekilinin çıktı. 1200 cep telefonu dediler; tamamı yalan çıktı. Parkenin arkasından para çıktı, 2 milyon Euro dediler; 2 Euro bile çıkmadı. Para dolu valizler dediler; içinden sandviç ve kemer çıktı. Gaziosmanpaşa Belediyesi’nde dolar bulduk dediler; masadan mühür çıktı, görüntüler yalan çıktı. Gittik Ordu’da, yaylada kasanın içinde Euro bulduk dediler; Ekrem Başkan’ın korumasının, beylik silahının mermileri çıktı. O gün, yazın bu yalanları atanların, bugün tekrarladığını duyan var mı? Sıkışınca bazen de yalan atılır diyorlar.
"CESARETİN VARSA GEL İSTANBUL’DA SEÇİMLERİ YENİLEYELİM"
Erdoğan o gün, “İddianame çıksın, yüzünüze bakamayacaklar” diyordu. İddianame çıktı; Çorum’da on binlerin, yüz binlerin yüzüne bakıyorum, gözüne bakıyorum! Ve buradan ilan ediyorum: Cesaretin varsa çık karşımıza! Duruşmada canlı yayın, yargılamada tutuksuz yargılama ve siyasette erken seçim istiyorum! Erken seçim için cesareti varsa getirsin. Yoksa İstanbul diyor ya, “İstanbullular seçti ama Ekrem kötü yönetti, biz içeriye attık.” Diyorum ki; kararı İstanbullular versin. Cesaretin varsa gel, adayını belirle. 29 Mart Pazar günü İstanbul’da seçimleri yenileyelim.
Daha önce Başbakan getirdin, yendik. Meclis Başkanı getirdin, yendik. Bakan getirdin, yendik. Kimi getiriyorsan... Ama oğlan, ama damat, ama bakan... Kimi bulursan! Adayını çıkar, benim adayım belli. Ekrem Başkan için İstanbul’da seçimi yenileyelim!
Tek şartım var. Eğer senin adayın kazanırsa, Ekrem Başkan da yok, o gün ben siyaseti bırakıyorum. O gün bırakıyorum! Ama İstanbullu bir kez daha bu haksızlığa dur derse, evladını bir kez daha seçerse; yakamızdan düşeceksin, erken seçim sandığını getireceksin! Hodri meydan!
"SANDIKTAN KAÇANI MİLLET KOVALAR"
Ben elimdeki belediyeyi boşaltmaya, kazandığım belediyede seçimleri yenilemeye, millet ne diyorsa ona şapka çıkarmaya hazırım. Bu elimdeki şapkayla Erdoğan’a sesleniyorum: Bu vakitten sonra asla ve asla kaçamazsın. Sandıktan kaçanı millet kovalar. Ve millet o sandığı bulduğu gün, bu yaptığının hesabını sorar.