Bakanlığın Cemevleri kararına Alevilerden sert tepki: İktidarı Aleviliği tanımıyor, inanç olarak görmüyor
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından "mekansal planlar yapım yönetmeliğinde" yapılan değişiklik tartışma konusu oldu. Yeni yönetmelikte Cemevleri ibadethane değil, kültürel tesis sayıldı.
Cemevlerinin, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın talebi ya da izni doğrultusunda yapılabilmesine ilişkin hükümlerin bulunması tepki çekti. Yönetmeliğin, geçmişte Alevi yurttaşların kendi imkanlarıyla kurdukları Cemevleriyle ilgili uygulamaları sınırlandırdığı ifade ediliyor.

İSMAİL PEHLİVAN'DAN KARARA TEPKİ
Halk TV’de Remziye Demirkol'un sunduğu "Haber Masası" programına değerlendirmelerde bulunan halktv.com.tr yazarı İsmail Pehlivan, bakanlığın kararını eleştirdi.
Düzenlemenin Anayasa’nın 90. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Cemevlerinin ibadethane statüsüne ilişkin kararlarıyla çeliştiğini belirten Pehlivan, "AİHM 2016 yılında bir karar verdi ve Türkiye'de Danıştay, 'Cemevleri ibadethanedir' şeklinde bunu kanunlaştırdı. Şimdi dün yayınlanan yönetmeliğe bakıyoruz 'Bir kültürel alanlarda ancak cemevi yaptırılır ve bu cemevleri de Kültür Bakanlığı'na bağlı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı'nın iznine ya da talebi doğrultusunda ancak yapılabilir' diyor. Alevi yurttaşlar gidip 'Biz de burada bir cemevi, kendi paramızla cemevi yaptırmak istiyoruz' diyemeyecekler. Bunu da kısıtlamış oldular. Çünkü bugüne kadar cemevleri Alevi yurttaşların kendi olanaklarıyla kurdukları mabetlerdi. Dolayısıyla şimdi tamamen Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı'na bağlayarak, hatta tapusunu da onlara çıkararak, o kuruluşun, başkanlığın uhdesinde olacak. Onun dışında kimse cemevi yapamayacak" dedi.
Cemevleri tapuları için muhtarlara baskı iddiası

Pehlivan, "Bu Aleviler açısından durumu zorlaştıran bir mesele mi?" sorusuna şu yanıtı verdi:
"Toplum aldatılmaya çalışılıyor. Zaten bugüne kadar belediyeler kendileri cemevleri yapıyorlardı. Yer ayırıyorlardı, hatta tapu tahsis belgesi vererek oraları ibadethane olarak açıyorlardı. Ki bir süre önce yerel seçimlerde 'Alevilere de bir sıcak bakıyoruz' diye Bahçelievler'de bir cemevi yapıldı ve AK Parti'nin İBB Başkan adayı Murat Kurum tarafından açılışı yaptırıldı. Şimdi böyle bir tezatlık var. Cemevleri ibadethanedir. Çünkü cemevlerinin ibadethane olması Alevilerin kendilerine özgü ritüelleri, kendilerine özgü ibadet biçimleri var ve hiçbir zaman caminin alternatifi de değildir. Tıpkı sinagog, havra, kilise gibi. Oradaki bütün ritüeller ve uygulamalar Alevi toplumunun kendi inanç değerlerine uygun olarak gerçekleşiyor. Dolayısıyla camideki uygulamalara kesinlikle benzemez."
"İKTİDAR BUGÜN ALEVİLİĞİ TANIMIYOR, İNANÇ OLARAK GÖRMÜYOR"
Danıştay'ın kararı ve Anayasanın 90. maddesi ortadayken AKP'nin hala Cemevlerini ibadethane olarak kabul etmemesinin bir nedeni olduğunu belirten Pehlivan, "Çünkü AK Parti iktidarı bugün Aleviliği tanımıyor, Aleviliği bir inanç olarak görmüyor. Dolayısıyla cemevlerini de bir inanç, bir mabet olarak görmüyor" dedi.
Pehlivan, "Şimdi Aleviler de buna karşı elbette ki tepkili. Yani Aleviler diyorlar ki 'Biz burası bizim ibadethanemizdir, Alevilik bize özgüdür. Biz kendi inancımızı en doğru bir şekilde demokratik hak ve özgürlükler çerçevesinde, insan hakları çerçevesinde yaşamak istiyoruz'. Bu masumane bir talep fakat bu talep ne acıdır ki 103 yıllık cumhuriyet tarihinde hala karşılanmış değil. Oysa bakıyoruz Aleviler vergi veriyor değil mi? Bunlar vergilerini verirken niye bu vergilerden nasiplenmiyorlar? Ama bakıyoruz bütün bu devasa Diyanet'in devasa bütçesi tamamen camilere aktarılıyor ve sadece bir inancın bir mezhebine aktarılıyor" diye konuştu.

Pehlivan, konuşmasının devamında şunları söyledi:
"Yani bu yönetmelik, özellikle AK Parti ve MHP iktidarının ayrıştırıcı bir ayıbıdır aslında. Anadolu topraklarında 25 milyon 20 milyon nüfusa sahip bir toplumsal yapı var ve bunlar farklı inancını farklı yaşıyorlar. Dolayısıyla bunlara yapılan çok büyük bir haksızlık var. Bu haksızlığı devletin bir an önce gidermesi gerekiyor. Siyasi iktidar elbette ki kendi anlayışına uygun olarak tanımlamalar yapıyor ve Aleviliği dışlıyor ve kabul etmiyor. Ama burada devletin devreye girmesi gerekiyor. Aleviler bunu istiyor. Aleviler iktidardan istemiyor, devletten istiyor bu hakkını.
Eğer inanca yönelik paylaşılacak bir pasta dağılımı varsa, bu pastadan pay almak isterler. Ama ayırıp bir kültür merkezi olarak lanse edip, işte orası hatırlarsanız daha önce kendi bakanları şey derdi, 'Burası cümbüş evidir'. Yani cümbüş evi tanımı vardı cemevleri konusunda. Yani bu kadar aşağılayıcı bir dil kullandılar. Oysa yani ben de bir Alevi yazar olarak, halktv.com.tr'nin yazarı olarak kesinlikle biz ibadetimizi Alevice yapıyoruz. Sünnice yapmıyoruz. Bu en doğal hakkımız değil mi? Yani bunu niye özellikle kültürel bir hak gibi değerlendirip bizi oraya mahkum etmeye çalışıyorlar? Bu Alevi toplumunun çok büyük tepkisini çekecek.
"ALEVİLER BİZ HAREM'E GÖRKEMLİ BİR CEMEVİ YAPTIRMAK İSTİYORUZ DESELER, SİYASİ İKTİDAR NE DİYECEK?"
Bugünkü AK Parti-MHP iktidarı selefi bir anlayışa sahiptir, bakın. Özellikle Alevileri kullanarak Tekke ve Zaviye Kanunları'nın, kanunun kaldırılmasını istiyor. Bakın Tekke ve Zaviye Kanunu'nun hiç Alevilere bir zararı yok. Bu tamamen irticacı, gerici, cihatçı cemaat ve tarikatlara yönelik bir Mustafa Kemal Atatürk'ün öngörüsüyle çıkarılan bir kanun. Dolayısıyla Alevilerin ezici çoğunluğu bu kanunun kaldırılmamasından yana. Bunu da özellikle vurgulamak istiyorum.
Cemevleri için yer ayrılıyor ama tahsis edilmiyor
Çamlıca gibi yerde, işte Haydarpaşa'da büyük camiler, devasa camiler yapılıyor. Ya açılsın, onda hiçbir sorunumuz yok. Bugün Aleviler dese ki; ya tamam bunu yapıyorsunuz arkadaş, o zaman biz Harem'i yıkın, biz Harem'e görkemli bir cemevi yaptırmak istiyoruz. Acaba bu siyasi iktidar, devlet ne diyecek? Böyle bir hakkı yok mu Alevilerin? Ama bugünkü yönetmelikle yok.